30 Mayıs 2014 Cuma

Yalan Dünya TOP 10 - 5. Nurhayat


Evet, Yalan Dünya TOP 10 listemin son beş sırasına geldik... Listemin beşinci sırasında ise, her eve lazım müstesna gelin adayı(!), evlenme meraklısı, kumpaslar kraliçesi, ağza alınmayacak lafların üstadı(!); Nurhayat var...


Bazı insanlar için; "Evlerden ırak!" derler ya, işte tam da öyle bir karakter Nurhayat. Dizide özellikle başlarındaki hali, tavrı ve söylemleriyle resmen insanı intihara sürükleyecek cinstendi. Hele ilk bölüm, Rıza (Beyazıt Öztürk) ile yemek sahneleri yok mu, böyle sevgili cidden düşman başına... 


Seyredince; bir insan nasıl böyle konuşabilir, nefesini kaç saat tutabilir ya da neden hiç yutkunmaz diye sizde geçirmediniz mi içinizden?. İnanın Nurhayat gibi biri olsun Birleşmiş Milletler'de; o çeneyle ne açlık, ne savaş ne de sefalet kalır dünyada. Artık pes eder ülkeler, ne istiyorsa yapmaya girişir yahu... Aslında bir yerde iyi gibi mi ne?. Bilemedim bak şimdi...

Nurhayat, çocukluğundan beri istediği her şeyi elde etmiş biri olunca, onun "Rıza'mm Rıza'mm" diye tutturmasını bir yerde anlayışla karşılayabiliyorduk. Bu kız büyüyene kadar hiçbir şeyden geri kalmamış ki, şimdi nasıl "Cısss" diyebilirsin ona. Bir de Servet (Füsun Demirel) ve Gülistan (Hasibe Eren) bir gayret; "Gelinimiz de gelinimiz" diye pohpohlayınca, işlem tamam; paket edin verin Rıza'yı.. Hele şimdi bir de rakibi (Deniz) çıkmış. Açık bir savaş tehdididir bu. O şimdi nasıl onunla savaşmasın ki?..

                                           

Gördüğünüz gibi, Rıza'yı elde edebilmek için, yapmayacağı rezillik olmayan birisi "gelinlerin Myke Tyson"ı. Verin eline Deniz'i (Gülse Birsel) parçalasın, atsın aslanların önüne; "Deniz motoruu, Deniz motoruu" nidaları eşliğinde... Nurhayat için büyüyünce böyle olmuştur diyebilirsiniz. Ama değil, "bir insan yedisinde neyse, yetmişinde de odur" sözünün tam karşılığı olan Nurhayat; o zaman da yine fettan, yine can yakan, yine kalp kıran...
               
                                          

Bir yerde sevimli de mi ne? Yok yahu, ne sevimlisi.. Bildiğin eve sokulmayacak çocuk profili bu. Ama olsun, en azından kendi içerisinde tutarsızlık yaşamayan birisi Nurhayat. Eğrisi, doğrusu bir. Patavatsızlıkları hat safhada olsa bile, en azından dürüst diye kendimizi avutabiliriz.. Tamam, tamam kandırabiliriz demek daha sağlıklı kabul... 

Nurhayat sadece, Rıza konusunda ısrarcı değil tahmin edersiniz ki, yazımın başında da söyledim ya ne isterse almaya, başarmaya alışık (!). Moda dünyasının, ses getirecek ikonu olmak istemesini de bu yüzden yadırgamadık ama peki jüri onunla aynı fikirde miydi dersiniz?..

                                         

Ne yazık ki değillerdi... Belki de ömrü hayatında, hiç almadığı kadar fazla olumsuz yorum alan Nurhayat'ın nasıl üstlerinden geldiğini de gördünüz. O her halukarda yıkar geçer, acımaz; kanırtır... Bu konuda mâlum üstüne yok... 

Evlilik meselesine tekrardan dönelim.. Mâlum yarım bırakılacak bir mesele değil bu. Rıza, Deniz'e deliler gibi aşıktır, pek tabi Nurhayat'da bunun farkındadır. Onları her durumda ve fırsatta yakalayıp dünyayı zehir etmeden rahat edemez. Rıza onundur çünkü ve EVLENECEKLERDİR! kaçarı yok...

Nurhayat'la, Rıza nihayet(!) nişanlanacaklardır. Ama Rıza'nın nişanın yapıldığı kafeden kaçıp Deniz'e gittiğini öğrenen Nurhayat, büyük bir şoka girmiştir. Beş saniye susmayan Nurhayat'ın bu şok üzerine dili tutulmuş ve artık konuşamıyordur. Herkes dili yeniden açılsın diye uğraşırken nereden bilsinler, yeniden şakıması için Deniz'le yüz yüze gelmesinin yeterli olacağını ve o konuşamayan kadının "Deniz motoru" nidaları eşliğinde, eski formuna döneceğini?..

                                         

Kimse bilmezdi ama biz izleyenler olarak tahmin ettik tabi bunu. Dilinin tutulmasına sebep olan kişiden başkası çare olamazdı Nurhayat'a... 

Servet ve Gülistan'la çevirdiği bin bir dolap amacına ulaşan Nurhayat için bunca yaşanan sonrası düğün de çok yakındır... Ve nice sonra Nurhayat niyetine ulaşmış, sonunda düğün tarihi belirlenmiş ve düğün salonundan içeri girilmiştir. Nurhayat için "haşin", Rıza için "hazin" son başlamak üzeredir. Ama tam her şey oldu bittiye gelmişken, Rıza düğünü terketmesin mi? Vay başıma gelenler!..

Nurhayat çılgınlara dönmüştür ama yapabilecek bir şeyi yok. Tek suçlu vardır o da Deniz! ayartmıştır kahrolasıca, Rıza'yı sonunda.. 

                                       

Rıza'nın düğünden kaçmak için yarattığı çeşitli bahaneler Nurhayat tarafından makul karşılansa da, kaçtığı asıl gerçeklerle yüzleşmesi çok da uzun sürmeyecektir. Karşısına geçen herkese ecel terleri döktüren, ağlamaktan içini çıkartan Vasfiye (Gonca Vuslateri) yine iş başındadır zira. Nurhayat'ın ilk defa 'gık' demeden, hüzünlü ve alttan alan tavırla birini dinlediğini gördüğümüz bu sahnenin sonunda, Nurhayat da Vasfiye'nin diğer kurbanları(!) gibi dayanamayacak ve 'kara bahtına' ağlayacaktır...

                                       

Nurhayat, Rıza'dan asla vazgeçmez derken değişen bir şeyler oluyordu kalp dünyasında, onun bile anlayamadığı. Artık Rıza'dan değil, Emir'den (Sarp Apak) hoşlanıyordu... Hatta direkt Nurhayat, Emir'e aşıktı ve bu sefer yine zorla ikna edilmiş Rıza'yı, düğün salonunda terketme sırası ona gelmişti. Tabi bu duruma üzülenlerse sadece, Servet ve Gülistan ikilisi olmuştu. Rıza ve Deniz mutluluktan uçuyorlardı bölümün sonunda.. 

Artık tek emeli Emir'le evlenmek olan Nurhayat, evlenme alt yapısına da başlamıştı ama Emir belki de evlenmeyi isteyecek dünyadaki en son erkeklerden birisiydi.. Babasının tehditleri, Emir'in kaçışları arasında bir süre cebelleşse de, sonunda o da evlenmek istemediğine karar vermiş, birinci ve ikinci sezondakinden tamamen farklı bir Nurhayat karşımıza çıkagelmişti.. Atarlandığında yine yeri göğü inletse de, her an olay çıkartma potansiyeli artık bitmişti...

Nurhayat'a belki de başka birisi hayat veremezdi, o olmasa... Gülse Birsel daha en başında karakteri belirlerken yırtar atardı muhtemelen kağıdı, o'ndan emin olmasa.. Evet, evet Gupse Özay'dan bahsediyorum. Anne tarafından Çerkes olmamın verdiği bir bağlılık mı bilinmez, onu ayrı bir beğeniyorum(Not: Gupse Özay'da Çerkes'dir)... Nurhayat'ın bu kadar çok sevilmesinde, diziden taşıp reklamlara sürüklenen bir fenomenliğe ulaşmasında şüphesiz Gülse Birsel'in kalemi kadar, Gupse Özay'ın oyunculuğunun da payı var...

Fettan, can yakan ve kanırtan Nurhayat'ın geri dönmesi dileklerimle yazımı sonlandırıyor ve soruyorum; siz de çenesi düşük, asabi, atarlı ve patavatsız Nurhayat'ı özlemediniz mi?..

---

Listemin dördüncü sırasında yer alan, Deniz yarınki yazımda.

Bekleyin..

Sevgilerimle...
Beklenen Kral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder