9 Haziran 2014 Pazartesi

Güneşi Beklerken'den Beklenmeyen Haksızlık


Yayın hayatına başladığında, belki de hiçbirisinin aklından geçmiyordu bu kadar büyük bir fan kitlesine sahip olacakları... Reytingler oldukça sıradanken, yoğun fan kitlesiyle sosyal medya aracılığıyla oldukça geniş bir yankı uyandırmakta Güneşi Beklerken ama isteneni veriyor mu derseniz?.. Hayır...

Dizi klasik Türk dizisi kıvamında; acılar, kavuşamayan aşıklar ve kötülerin kazanması üzerine kurulu ve insan gerçekten bir yerden sonra kim için, ne için olursa olsun ister istemez yapımdan uzaklaşıyor... 

Atılan Yanlış Adımlar

Emre KınayKerem BürsinHande Doğandemirİsmail Ege Şaşmaz ve Yağmur Tanrısevsin'in başrolleri paylaştığı dizide, kavuşamayan aşıkları; Kerem Bürsin (Kerem) ve Hande Doğandemir (Zeynep) oynamaktalar. Pek tabi fanların en büyük hayranlığa sahip olduğu isimler de onlar... Buna karşılık senaryoda çok yer bulamayan ve sürekli sürümcemede bırakılan bir aşk yaşıyorlar. Bir bölüm mutlularsa, geri kalan on bölüm tahmin ettiğiniz gibi; ağlama, sızlanma, kavuşamama, hasret çekme ama karşı karşıya gelince de pas vermemeler üzerine kurulu...

Dizinin kötü karakterlerinin başında ise Yağmur Tanrısevsin'in hayat verdiği Melis karakteri gelmekte. Senaryoda oldukça sık yer bulan Melis karakterinin şahsen en dayanamadığım noktası ise ağlaması. Ne yazık ki rolün bu konuda hakkını veremiyor Tanrısevsin... Eğitim alması mı gerekir, yoksa senaryoda artık ağlatılmaması mı bilemiyorum ama bir şey yapılması gerektiği çok açık. Bir dizi inandırıcılık üzerine kurulmaya çalışılıyorsa, inandırıcılıktan oldukça uzak ağlama sahnelerine bu kadar sık yer verilmesi çok amaçsız. Ağlayamıyor işte, ne kasıyorsun yani?.. Bununla birlikte annesi Tülin (Gökçe Yanardağ) ile Melis'in sahneleri neredeyse dizinin diğer başrollerinden daha çok ve daha detaylı bir anlatıma konu olmakta. Şahsen Tülin karakterinin de çok fazla şişirildiği kanaatindeyim ve bu karakteri izlerken oldukça sıkılanlardanım... Gökçe Yanardağ'ın oyunculuğuna lafım yok ama bu karaktere gerçekten yersiz fazla sahne yazılıyor...

Elbette bir dizinin yapı taşlarındandır kötü karakterler. Konuyu onlar sürüklerler ve yine konuların aydınlatılması ve çözüme kavuşturulması noktasında onlara ihtiyaç vardır. Ama bu, bölüm boyunca diğer başrollerden ve oyunculardan daha çok sahnede bulunmalarını gerektirir mi derseniz?.. Hayır.. 

Ortada büyük bir aşk var... Zeynep ve Kerem ikilisinin ve bu aşka gölge düşüren Yağmur karakteri var. Birde ilk bölümlerde senaryoda oldukça yer bulan ama son zamanlarda, dizinin içinde başka bir dizide oynuyormuşcasına takılan Barış karakterimiz var... İsmail Ege Şaşmaz ilginç bir keşif hikayesiyle dizide oynamaya başlamış ama üzgünüm, oldukça tekdüze bir oyunculuğa sahip. Ya senaryonun azizliği ya da onun yetersizliği bilemiyorum, izlerken oldukça atraksiyonlu sahnelere konu olsada heyecan veremiyor. "Vauvv ne olacak acaba şimdi?" denmiyor onun sahnelerinde... 

Dizinin Fanları Ne İstiyor?

Kerem ve Zeynep'in aşkının yaşanması için fanların dökmediği dil, atmadığı tweet yok ama çare olmuyor isteklerine bütün bu çabaları... Bir dizinin en önemli etkenlerinden birisi de izleyenleridir, yani fanları. Eğer siz reytinglerde istediğinizi elde edemiyor ama sosyal medya aracılığıyla devleşiyorsanız,  fanlara daha fazla kulak vermeniz gerekir... Onlarla inatlaşmak, isteklerine kulak asmamak ve istenmeyen, sevilmeyen karakterlerin üzerine yoğunlaşmış bir senaryo kaleme almak nedendir?.. Tamam kavuşurlarsa dizi biter, sürükleyiciliği de kalmaz hikayenin ama bu demek değil ki, hep kötülere çalışılması gerekir... 

Dizi ile alakasız ama doğrudan diziyi etkileyen bir olay da, oyuncuların gerçek yaşamları... Kerem Bürsin ve Yağmur Tanrısevsin'in aşk yaşadıkları haberi görsellerle bütünleşince fanlar ayaklandı tabi... Dizide katlanamadıkları Melis karakteriyle, nedense ona hayat veren Yağmur Tanrısevsin'i aynı kişilermişcesine hedef tahtasına oturttular. Burada ise fanlar kusura bakmasınlar ama oldukça haksızlar... Dizi içerisinde olması gereken aşk; onlara hayat veren oyunculara değil, karakterlere ait aşklar... Gerçek hayatta elbette herkes istediğiyle aşk yaşayabilir. Tabi şu var, bu kadar tepki çekeceğini bile bile göze sokulması gerekir miydi?.. Yine hayır... Tabi tüm bunlar Yağmur Tanrısevsin'in üzerine bu kadar fazla gidilmesini asla gerektirmez... Oynadığı karakter itici diye, ona hayat veren Tanrısevsin'i fişlemenin ne alemi var?.. Burada da Kerem Bürsin faktörü devreye giriyor hemen... Türk televizyon ekranlarında çok sık göremediğimiz bir tipe sahip olarak Bürsin, ilk bölümden kızlarımızın gönlünü fethetti. Amerikanvari duruşu, yine Amerikanvari diksiyonu ve iri kasları onu Türk kızlarının aşık olunacak erkekler listesinde birden ilk sıraya taşıdı... Amerika'da da birçok yapımda yer almış Bürsin'in oyunculuğuna laf yok bu arada... Gerçekten oldukça iyi performans sergiliyor. Özellikle dizinin ilk bölümlerindeki o alışılmış "kötü zengin çocuğu" imajını çok iyi yansıttığını düşünüyorum...

Hande Doğandemir'e de biraz değinelim... Liseye giden biri için oldukça büyük durduğu bir gerçek. Özellikle giyinip süslendiği sahnelerde, "Bu mu liseye gidiyor?" dedirtiyor ama oyunculuktaki başarısı, bu durumu hemen örtüyor... Oldukça başarılı bir oyuncu ve karakterinin hakkını veriyor. Birde son zamanlarda şizofren gibi sürekli hayaller üzerine kurulu bir rol ağı olmasa, daha iyi olacak tabi...

Ve Karşılığında Olanlar...

Güneşi Beklerken, genel olarak güzel bir dizi diyebiliriz ama sürekli dram dram dram da bir yere kadar... Geçtiğimiz günlerde yukarıda bahsettiğim Kerem Bürsin ve Yağmur Tanrısevsin aşkının ayyuka çıkması sonrası ayaklanan fanları susturmak adına, dizinin bitirileceği dedikoduları dizi ekibi tarafından yayılsada, dizinin Eylül ayında yeniden ekranlarda olacağı kesinleşti kısa süre önce... 

Sırf fanları susturmak adına "dizi, fanların tepkileri yüzünden bitecek" haberleri yaymak yerine, senaryoyu biraz da fanların isteğine göre şekillendirmek daha akılcı ve mantıklı olurdu ama Güneşi Beklerken senaryo grubu ve yapımcısının, 17. yüzyıl Fransa'sında ortaya çıkan Klasisizm akımının, "Sanat sanat içindir" anlayışına benzer bir yaklaşımla; izleyicisine ve isteklerine uzak kalmaları, onları bir daha ki sezon için büyük bir riske sokmakta... Eğer böyle sürerse; arkasında seyirci desteği kalmayacak bir yapım olarak, bugün sırf fanları susturmak için; "dizi bitecek" haberleri yayan ekibin, o zaman dizi bitmesin diye taklalar atacağı ise acı bir gerçek...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral
BeklenenKral@gmail.com

5 yorum :

  1. Mükemmel bi yazı olmuş :)

    YanıtlaSil
  2. Çok doğru bi yazı ancak bir yerine katilmiyorum biz yağmur tanrısevsini melis karakteri yüzünden değil kişiliğinden dolayi sevmiyoruz tam tersi bazi bölümlerden kalma melise bir sempatim var ama bunu yağmur tanrisevsin ortuyo yağmur tanrisevsin gitar onun yerine melisi başka bir karakter canlandirsa çok çok daha iyi olur sadece ben değil tüm fanlar boyle dusumuyo ama bi turlu anlatamiyoruz birde bidhaki sefere hankere deginirseniz memnun oluruz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Sizler zaten çok fenasınız... Bir daha ki Güneşi Beklerken yazımda Hande ve Kerem ikilisine daha çok değinirim söz... Sevgiler.. :)

      Sil