18 Haziran 2014 Çarşamba

Survivor'da Büyük Finale 2 Kala


Survivor'ın bitimine 2 gün kaldı... Dünkü yazımda, bu Survivor'ın diğer Survivor'lara nazaran daha sönük geçtiğinden bahsetmiştim... Bugün de bitime 2 gün kala, dün akşamki mücadeleler ve yarışmacıların tutumlarından bahsedeceğim...

Sahra'nın Vedası
Pazartesi günkü konseyde, hepimizin elendiğini duyduğunda büyük bir "oh" çektiği; Sahra'ydı ayrılan yarışmadan. Açıkçası hiç beklemiyordum elenmesini. Yiğit'in üzerinde SMS almış olabileceğini tahmin etmiştim ama beklediğim gibi olmadı. Hakettiği şekilde, yarışmadan ayrıldı... Ayrılırken, Akın gibi bir de günah çıkartmayı ihmal etmedi tabi... İş işten çoktaaaan geçti be Sahra; arkasından el salla!.. Son dönemlerde düzeltmeye çalıştığı imajı ve elendiğini duyunca günah çıkartmak gayretine girmesi bir yere kadar normal tabi ama nasıl bir Survivor geçmişiydi bu... Takışmadığı insan kalmadı adada, birçok ismin elenmesine ön ayak oldu... Hatta bir yarışmacıyı (Berna) kışkırttı, diskalifiye ettirdi... Oldukça karanlık olan bu Survivor geçmişini; kırk rekat namaz kılsan, kiliseye gitsen üç gün üç gece rehin alıp Papaza günah çıkartsan, olmadı bir Budist tapınağına kapanıp yedi gün yedi gece meditasyon yapsan aklayamazsın be Sahra!.. 

Son Ödül Oyunu
Dünkü ilk yarış da, yine bir sponsorun armağanı olan(!) Brezilya Dünya Kupası Açılış Töreni'ne seyahati vadediliyordu ödül olarak... Yiğit ve Turabi'li Gönüllüler, Merve, Ahmet ve Gökhan'lı Ünlüler hemen depreştiler tabi ödülü duyunca... Ahmet eski bir futbolcu olarak daha da arzulayan taraftı haklı olarak ama ayağındaki problem nedeniyle(ki aynı ayağım geçenlerde benim de aynı yerden burkuldu acısını çok iyi biliyorum) oynayamıyordu... Sonunda yarışı 10'a 1 gibi, ezici bir üstünlükle kazanan Yiğit ve Turabi olmuştu. Bu kez dünkü ödül oyununda olduğu gibi tüm yük Turabi'nin omuzlarında değildi. Yiğit'de oldukça etkili performanslar ortaya koydu açıkçası... Ünlüler ise, kaybettiklerine mi üzülsünler, bu kadar büyük bir farkla kaybedip rezil olduklarına mı karar veremediler tabi bir süre(!). Bu sene moda olan, onca zor parkuru bitirdikten sonra, yarışın kaderinin; ya topla küp devirmek, ya kancayı halkaya geçirmek ya da hulolop'u tahta çubuğa sokmak gibi enstantanelere kalması sürprizli kılıyordu aslında yarışları ama yine de dünkü oyun verilen ödüle nazaran çok kolay geldi bana... Bu arada o Gökhan'ın hiç mi el terazisi yoktur yahu!.. Arkadaş, elin tartmıyor mu o hulolopu, nasıl her seferinde ilk kez atıyormuş gibi savurabilirsin sağa sola anlayamıyorum... 

Gönüllüler kazandıkları yarışın ardından, şıp diye Brezilya'da bitiverdiler görüntülerde... Bu sene ki ödüllerde olduğu gibi, ödüllerin gösterimlerinde de yapılan tenzilat nedeniyle(!); tam olarak Brezilya sokaklarının havasını hissedemedik ne yazık ki... Stattan görüntüler noktasında bir şey demiyorum, zira yalnızca yayıncı kuruluşta yayınlanabileceği uyarısı belirmişti stat girişine geldiklerinde ekranda... Tamam stadın içinden görüntü veremiyorsun da, o açığı neden daha fazla Brezilya sokaklarından görüntüyle doldurmuyorsun?.. Aaa tabi, değil mi; bu sene Survivor apar topar bitiriliyor, bir anda aklımdan çıkmış bu durum...

Adadaki Son Dokunulmazlık Oyunu

Neyse, Brezilya'dan adaya dönüldüğünde de, hemen dokunulmazlık yarışı için yola çıkıldı ve Pazar günkü dokunulmazlık yarışına benzer bir oyun oynayacaklardı... Diğer oyundan tek farkı; bu oyunda iki yana zincirlerle bağlanmış esnek bir tahta yerine, oyunun silindir ve haliyle dönen bir zeminde geçiyor oluşuydu... Turabi'nin üstesinden gelebileceği izlenimini almıştım en başta. Yanılmıştım tabi, Turabi daha sonraki karşılaşmalarda havuzla huşuu içinde buluştu durdu... El terazisi sıfır olan Gökhan'ın ise en azından ayak terazisinin yerinde olduğunu(!) kanıtlarcasına puanlar alması; son ikiye kalan ilk isim olmasını sağlamıştı. Daha sonra da yanına Yiğit geldi... İkisinin mücadelesinde ise bu sefer, bir o bir o düşüyor derken; son iki seferde Yiğit'i havuza düşürmeyi başaran ve 5 puanı alan Gökhan hem dokunulmaz oldu hem de, onun seçeceği bir isim elenme potasına gireceğinden, zaten üç kişi oldukları için üstünlükleri de olan Ünlüler takımı da diğer kişiyi belirleyecek olduğundan, toptan Kıbrıs finaline kalmışlardı. Zira, Yiğit ve Turabi'nin Ahmet'i yazmalarına karşılık; Merve, Ahmet ve Gökhan'ın Turabi'yi yazması ilk elenme adayını belirlemiş, Gökhan'ında daha sonra Yiğit'in adını söylemesi, bahsettiğim tabloyu şekillendirmişti... 

Ada Konseyi
Bu arada Ahmet ve Turabi ikilisinin, birbirlerini yazmayacaklarına dair erkek sözü verip, finalde birbirlerinin isimlerini yazmaları çok manidardı... Ayrıca yine Turabi'nin isim yazma sırasında sergilediği tutum, tam bir kenar mahalle delikanlısı modundaydı... Sırf show yapmak için(!) unutmuş gibi önce Gökhan'ın adını yazdı ve kağıdı gösterip, bir sürü şey zırvalayıp; "Dün poptun, bugün koptun" demesi-ki siz gerçekte ne kastettiğini anladınız- çok ama çok seviyesizceydi... Bu çocuk o kadar anne kuzusu da, hiç mi anne terbiyesinden nasibini almadı bilemiyorum! Acun Ilıcalı'nın onun bu ağır söylemlerine karşılık, hiç bir yaptırım uygulamaması da ayrıca manidar!.. 

Ve Gitti Gider...
Elenme potasındaki iki isim Turabi ve Yiğit, Kıbrıs öncesi Avrupa turuna çıktılar ve 3 günlük seyahati 10 dakikada izledik(!). Ünlüler'de doğrudan Kıbrıs'a uçtular ve canlı yayınlanan ada konseyinde de, tahminim şaşmadığı üzere yarışmaya Yiğit veda etti... 

Bu akşam yarı finali, yarın da finali yayınlanacak ve birincisinin kesinlikle Turabi olacağı bu yarışın, ne kadar adaletli sonlacağını varın siz düşünün... 

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder