6 Temmuz 2014 Pazar

Alabora mı Esir Kampı mı?


Cuma akşamı Kanal D ekranlarında başladı Alabora. Uzun zamandır programla, bir süredir de yarışmacıları ile ilgili tanıtımlar dönüyordu ekranlarda. Şahane ötesi bir gemi ve bu gemide yarışacak yedisi kız, yedisi erkek; on dört yarışmacı... Böyle anlatınca çok etkileyici duruyor değil mi?.. Böyle etkileyici bir format görmedim inanın ben de!..

İlk izlenimler
En başta; kıyının hemen dibinde olunacaksa, bir gemide yarış çekmek nedir allasen?.. Sırf; "Survivor'ın aynısı olmuş" denmesin diye uydurulduğu çok açık bu gemi olayının. Gemide de yeterli kamara yok; ne yapsınlar, ne yapsınlar... HAH!.. Ceza diye bir saçmalık uydursunlar ve birinci olamayan grubun kamaralara inmesini yasaklasınlar!. Güvertede, güneşin alnında kavrulsun onlar!.. Vay be... Böyle bir şeyin de resmen kamarasızlıktan uydurulduğu çok açık... Yanına da ceza olarak birinci olamayan gruba, gemideki tüm ayak işlerini ve yemekleri yapma görevi... Ah, birde güneşlenmeleri ve denize girmeleri yasak!..

Anlayacağınız; Alabora değil, Esir Kampı olmalıymış programın adı. Çünkü bu formata en uygun isim o gibi görünüyor... Birbirinden yakışıklı/kaslı/değişik tipte erkekleri ve güzel/farklı/değişik kızları sırf bu özelliklerine bakarak yarışmacı diye seçmişler ve birbirinden dengesiz olan bu iki grubu birbirine rakip yaparak yarıştırmaktalar... Sonuç?.. Daha ilk yarışlarında kızlar kaybetti ve bir hafta boyunca, geminin güvertesinde uyumak zorundalar. Üstüne bir de bir hafta boyunca gemideki bütün ayak işlerini yapacaklar. Bitmedi, yemekler de onlara ait ve güneşlenmeleri de yasak. Denize de giremeyeceklerinden bahsetmiş miydim?.. Bu nasıl dengesiz bir terazinin cezasıdır? Yarışta ancak erkeklerin yaptıkları kritik hatalar nedeniyle birkaç puan alabildiler kızlar. Onun dışında, bizim iri yarı erkeklerimiz yıktı geçti kızları... Sanki kendi cüsselerinde birini yenmişler gibi sevinmeleri de yok muydu? Aman yarabbi!..

Yarışmacılar

Anıl İlter'in sunduğu yarışta, erkek yarışmacılar; Savaş Kıran, Umut Güvercin, Ufuk Değer, Orkun Pek, Umur Yiğit Vanlı, Behçet Demir ve Celal Çicek'ten, kız yarışmacılar ise; Nihal Öztürk, Ezgi Ünal, Melis Aksoy, Buket Aras, Ceren Yılmaz, Sara Levi ve Seda Canbolat'dan oluşmaktalar.. İlk haftada dikkat çeken erkekler, Savaş, Celal, Umur ve Behçet oldu... Sosyal medyada; Savaş'ın yakışıklılığı, Celal'in diksiyonu ve hareketleriyle Turabi'nin kopyası oluşu, Umur'un genç yaşında iki evlilik yapmış olması ve bir çocuğunun oluşu, Behçet'inse dengesiz hareketleri en çok konuşulan konulardandı. Kızlardan ise hakkında tek konuşulan gördüğüm kadarıyla Nihal'di. Miley Cyrus'a olan benzerliğini birde saçlarını onun gibi kestirerek vurgulamak isteyişi; onu hakkında en çok konuşulan kız yapmıştı. 

Ödül ve Ceza yarışları
Yarışmacılar ilk olarak, karşı taraftan ilk yarışmasını istediği kişilerin isimlerini yazdı ve sonucunda; erkekler, kızlardan Sara'yı, kızlar da erkeklerden Savaş'ı en çok yazarak; ilk yarışacak çifti belirlemişlerdi. Yapacakları yarışın sonunda da kazanan yirmi bini hemen olmak üzere kırk bin lira kazanacaktı. Oynadıkları çocuk oyununa göreyse oldukça yüksek bir paraydı bu. Oyun neden mi çocuk oyunu?. Bulanık minik bir havuz içerisine atılmış; ALABORA kelimesini tamamlayacak harfleri, sırasıyla dipten seçerek havuzdan çıkıp biraz ilerideki fiş duvarına(!) asmaları gerekmektedir de ondan. İşte şanlı bir açılış yapması gereken Alabora'nın ilk oyunu buydu; ilkokulda öğrendiğimiz harflerden kelime tamamlama... Sadece, harfleri görmüyorlar da bulanık bir suyun içerisinden bulmaya çalışıyorlar, o kadar... Yarışın sonunda kelimeyi ilk tamamlayan Savaş oldu ve paranın sahibi olduğu gibi kızlardan format gereği Seda'ya, manen on bin lira değeri olan bir madalya taktı. 

Ertesi gün yapılan ceza yarışında da, kızlar ve erkekler ellerinde birer meşale; ateşi söndürmeden ipli birçok engeli aşarak final noktasına varmaya çalıştılar. Yukarıda bir yerlerde belirttiğim gibi, kritik hatalar yapan erkekler karşısında ancak puan alabilen kızlar, erkeklere yenildiler ve bir haftalık ağır bir ceza paketinin(!) sahibi oldular... 

Elbette bu cezanın ilk gününden olaylarda patlak verdi. Kızlar haklı olarak hizmetçilik yapmaya gelmediklerinden isyan moduna girdiler. Ama eşsiz formatımız bunu yapmalarını istiyordu ve çaresizdiler. İşin aslı, yarış hakkında "Survivor'ın çakması" denmesin diye bu cezayı çekmek zorundaydılar. Ama üzgünüm, özellikle uydurulan bu saçma kurallar sebebiyle dahi; "Survivor'ın çakmasıyımmmmm!" diye bağırıyordu yarışma... Açık söylüyorum ekranın karşısına geçmeden önce çok iyi duygulara sahiptim yarışma hakkında ama daha ilk kırk dakikasında, hakkındaki eleştirilerle dolmuştu not defterim. Unutmayayım, aklımdan çıkmasın diye...

Koruma/Korunma oyunu ve Eleme gecesi
Pazar günü yapılan koruma ve korunma oyununda ise takımlar birbirleriyle yarıştılar. Yarışın sonunda erkekler takımının birincisi Savaş, kızlar takımının birincisi Nihan oldu. Hem o hafta için korunmuş oldular, hem de seçtikleri bir isim takımı tarafından ismi en çok yazılan olsa bile korunma altına alınmış olacaktı. Ertesi gece yapılan açık eleme oylamasında da, sanki aylardır oradalarmış gibi bir tartışma içine girdiler. Erkeklerle bir grup kız, birbirleriyle kızlar takımından Melis'in yazılması için anlaşmışlar ama umdukları isim söylenmeyince erkeklerin şoka girmeleri ve sanki çok normal bir durummuş gibi; "biz kızlarla konuştuk, şu ismi yazacaklardı" demeleri çok ama çok saçmaydı. Tabi saçma olan birçok şey içerisinde bu pek sırıtmamıştı... Neticede, erkekler takımı Orkun'u, kızlar takımı da Seda'yı eleme potasına koydular. Savaş'ın koruma altına aldığı isim, kurdukları plan dolayısıyla Ceren olmuştu. Nihan ise Umur'u koruma altına almıştı. Bir güzel birbirlerinin yüzlerine kusan yarışmacılarımıza asıl sürprizi ise oylamanın sonrasında Anıl İlter yaptı. Bu hafta eleme olmayacağını belirten bir mesaj kağıdı tüm yarışmacılara gösterildiğinde, yüzlerinin girdiği şekli görmeniz gerekirdi.

Sonuç olarak...
Bu dengesiz yarış düzeni düzeltilmediği sürece, özellikle güç ve cüsse gerektiren ceza oyunlarda kızların birinci olmaları imkansız gibi görünüyor. Bire bir oyunlarda belki kazanırlarsa bir şeyler kazanabilirler, o kadar.  -Sadece bu da değil, yarışmacılara gerçekten ayar çekilmesi şart. Hepsine birden... Alabora'yı zevkle izleyecekmişim gibi bir algı yok üzerimde anlayacağınız, bundan sonrası için. İzlersem de hakkında yazabilmek adına izlerim zaten. Anıl İlter'i kişilik olarak çok seviyorum ama Alabora'ya karşı oluşan bu ön yargımın üzerine yarışı, Adriana Lima sunsa bile zorla izlerim yani... Bakalım zaman ne gösterecek...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

BeklenenKral@gmail.com

2 yorum :

  1. Öncelikli olarak on yargılı davranmayın bu arada orada onlarca insan ekmek yiyor ve oradaki gencler ise eğleniyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette, orada onlarca insanın ekmek yediğini biliyorum ama daha özgün olunabileceğini ve daha iyi yarışçılar seçilebileceğini de biliyorum. Oradaki gençler eğleniyor dediğiniz gibi ancak, bizi onların eğlencesi değil, programın seyir keyfi ilgilendiriyor. Tahmin edeceğiniz gibi. :)

      Görüş belirttiğiniz için teşekkürler, sevgiler..

      Sil