5 Temmuz 2014 Cumartesi

Galip Derviş: Engin Günaydın'ın yeniden doğuşu



Avrupa Yakası'nda Burhan Altıntop fenomeninden sonra; Engin Günaydın'ın, Burhan Altıntop karakterine hapsolduğu için başka hiçbir dizide tutunamayacağını düşünen birçok insan olmuştu. Ama onu ekranlarda ne olursa olsun görmek isteyenlerin sayısı da kesinlikle azımsanmayacak kadar çoktu... 

Burhan Altıntop karakterinin içine sıkışmadığını düşünmekle birlikte, Engin Günaydın'ın iyi bir iş gelmesi halinde bu imajdan kurtulabileceğine hep inanmıştım. Bunun ilk örneği, Muhteşem Yüzyıl'da Gül Ağa rolüyle karşımıza çıktığında verilmişti. Karakter dizide baki olmadı ama Engin Günaydın'ın hep aynı karakteri oynayabileceği izlenimini edinenler oldukça yanıldıklarını anlamışlardı. Ve daha sonra yeni bir projeden bahsediliyordu. ABD yapımı ve izlemesi keyiflinin de ötesi olan; Monk dizisinin yerli bir uyarlaması çekilecekti ve başrolde yer alacak isim; Engin Günaydın'dan başkası değildi. 

Dizinin tutmayacağından, Engin Günaydın'ın Adrian Monk karakterini iyi bir şekilde yansıtamayacağını düşünenlere kadar, geniş bir yelpazeden daha izlemeden diziyi ve dolayısıyla Engin Günaydın'ı eleştirenler olmuştu. Ben şahsen Engin Günaydın'ın Monk karakterine nasıl hayat vereceğini düşünmekle meşguldüm bu sıralarda. Tamam, Burhan Altıntop'un içinde sıkışmadığını düşünüyordum ama gözümü kapatıp, Engin GünaydınMonk olarak hayal ettiğimde; badem bıyıklı, rengarenk kravatlarından yine birini takmış, bir eli belinde diğer elinin bileğinde de çantasıyla gözümün önünde Burhan Altıntop belirmekteydi!.Anlaşılan o ki Engin Günaydın, Burhan Altıntop karakterine sıkışmamıştı ama Burhan Altıntop karakteri bizim belleklerimize felaket derecede kazınmıştı. Aslında, bu karaktere hapsolan Engin Günaydın değil; yıllardır severek, hatta hasta olarak seyrettiğimiz Burhan'ı belleklerimize hapseden bizlerdik...

                                              

Dizi başlamadan önce tanıtımları dönmeye başlamıştı haliyle, zaten ilk olarak da o zaman Engin Günaydın'ı; daha doğrusu, Galip Derviş'i analiz etmeye başlamıştık. Yakasına kadar iliklenmiş gömleği ve yine tüm düğmeleri iliklenmiş ceketiyle karşımızda yerli Adrian MonkGalip Derviş durmaktaydı!. Dizinin en dikkat çeken tanıtımlarından birisi, Hürriyet'in üçüncü sayfasında yer alan tam sayfa ilanda; üçüncü sayfa haberlerine gönderme yapılarak, tüm sır dolu cinayetleri Galip Derviş'in çözdüğünün anlatılmasıydı***... Farklı bir tanıtımdı ve dizinin ses getireceği sadece bu tanıtımdan bile anlaşılmaktaydı. Nitekim dizinin birinci bölümü yayınlandığında, ortaya harika ötesi bir iş çıktığı herkesin ortak paydasıydı....

Dizinin kadrosu, karakterleri ve konusu

Dizinin kemik kadrosu; Engin Günaydın (Galip Derviş), Algı Eke (Hülya Uçar), Orhan Güner (Başkomiser İzzet Merdan), Ersin Korkut (Komiser Ahmet), Deniz Türkali (Pervin Uçar), Barış Başar (Ali), Levent Öktem (Psik. Dr. Fırat) ve Ege Gürel'den (Yusuf) oluşmakta... Her bölümde de birbirinden popüler isimler konuk oyuncu olarak diziye dahil olmaktalar. Dizinin ana sürükleyici mekanizmalarından birisi de bu zaten bana göre. Dizinin seyir keyfini katlayan başka bir sebepte, ana karakterlerin birbiriyle uyumu...

Algı Eke'yi Muğla'da geçen köy dizileriyle tanımıştık. Hep yan rollere hayat veriyordu ama diğer yan rollerin arasından sıyrılmasını çok güzel bir şekilde başarıyordu. Modern bir role çok yakışacağını düşündüğüm bir isimdi ve şimdi, Galip Derviş'in hemşiresi Hülya olarak karşımızdaydı...

Galip, karısı Belgin'in bir bombalı saldırıya uğraması sonrası girdiği bunalımdan bir türlü çıkamamıştır ve birçok psikolojik destek görmek durumunda kalmıştır. Yaşadığı psikolojik bunalımın ardından da polislik mesleğinden uzaklaştırılmıştır. Çok iyi iz sürme yetisi olan Galip'e duyulan ihtiyaçsa hiç bir zaman sonlanmamıştı... 

Galip aradan geçen birkaç yıldan sonra, daha iyi gibiydi ama takıntılarının şiddeti daha da çoğalmış ve karakteri korkularıyla yüzleşmekten daha da çekinir bir hal almıştı. Bu yüzden yanında dolaşması gereken bir isim vardı. Hemşiresi Hülya, artık onun hem eli, hem kolu, hem ayağı hem de asistanıydı. Polislikten alınan Galip, polise danışmanlık yapan bir dedektifti artık. En küçük bir ayrıntıyı bile kaçırmayan ve her küçük sahneyi birleştirip tam bir resim yapan Galip'in, çözemeyeceği bir cinayet ve sır yoktu. İlk bölümlerde, bu duruma uyuz olan ve onu davalarında istemeyen bir isimdi Başkomiser İzzet Merdan. Kendisinin bunca yıllık deneyimine karşılık, Galip'in birkaç küçük inceleme sonrasında dahi; kendisinin akıl edemediği şeyleri akıl etmesi, tahmin edemeyeceği şeyleri tahmin etmesi ve her olayın sonunda çözüme ulaşması onu deli ediyordu ama çözülemeyen davalarda kesinlikle ona başvurulması gerektiğini de biliyordu. Çünkü çoğunlukla bu olaylarda görevlendirilmesi için Vali tarafından emniyete talimat veriliyordu...

Galip'in Takıntıları
Galip; simetri takıntısı olan, kendi özel suyundan başka su içmeyen, başkalarıyla kesinlikle tokalaşmaktan kaçınan, tokalaştıysa da hemen ellerini temizlemek mecburiyetinde hisseden ve sürekli temizlik yapma güdüsüne sahip bir karakter. Hatta, aldığı doğranmış domates kabının bir tarafı hafif içine göçük diye çöpe atabilecek kadar şiddetli yaşamakta takıntılarını... Psikoloğu Fırat sayesinde birçok sorununu aşan Galip'in, aşması gereken daha bir sürü sorunu vardı ama özellikle aşması gereken takıntısı, Belgin'di. Belgin hayattaymış gibi yaşayan ve kendini hayata o şekilde adapte eden Galip'in, bu yanını değiştirmekte en zor olanıydı tüm sorunlarının içerisinde...

Hülya'nın paradoksu ve annesi Pervin'in oyunları
Dedektiflik yapan Galip'in alması gereken ücretlerin yeterli düzeyde olmayışı ve Galip'in aslında çekilecek kahrının olmadığını bilen Hülya içinse bu durum tam bir paradokstur. Ne Galip'i bu şekilde bırakabiliyordur ne de olduğu durumdan memnundur. Galip'in asistanıdır ama aynı zamanda da sıkıştığı her anda cüzdanıdır da Hülya. Maaşının dahi zamanında yatmadığını düşünürsek, büyük bir özveri sergilediğini söylemek hiç de zor olmaz Hülya'nın. Tabi işler bununla da bitmemektedir. Hülya eşinden boşanmıştır, oğlu Yusuf ve annesi Pervin'le yaşamaktadır. Hali vakti oldukça yerinde olan Pervin'in ise pek hoşlanmadığı bir isimdir Galip. Sadece aşırı titiz oluşunu çok iyi kullanmasını bilmektedir. Temizliğe aşırı düşkün olan Galip'i, evin karışık olduğu zamanlarda yemeğe diye davet eden Pervin'in asıl niyeti ise tahmin ettiğiniz üzere evi temizlemesini istemesidir... 

Sezon finali'nin ardından...
Her hafta farklı bir maceraya sürüklendiğimiz Galip Derviş, 46. bölümüyle ikinci sezon finalini yaptı geçenlerde. Üçüncü sezonda da yayın hayatına devam edecek olan dizinin, günleri ve saatleriyle çok oynansa bile, kemik izleyicisini hiç kaybetmeyişi onu Kanal D'nin gözdelerinden yapmakta. Özellikle, İntikam'ın öncesine hiç reklamı yapılmadan koyulduğu bir dönem vardı ki; sanki dizi bitirilmek isteniyor algısı yaratmıştı ama öyle olmadı. Bir süre sonra günü ve saati rayına oturtuldu.. Oldukça iyi izlenme oranları yakalayan dizinin, tekrarları dahi yüksek reytingler almakta. Üçüncü sezon yayınlanıp yayınlanmayacağı, ikinci sezonun başlarında muallak olsada ortalarına doğru yine yakaladığı ivmeyle kesinleşmişti...

Engin Günaydın'ın, üstüne yapışmasından oldukça rahatsız olduğu Burhan Altıntop karakterinden kurtuluşu da olan Galip Derviş, onun deyim yerindeyse yeniden doğmasını sağladı. Bu güzel doğumla birlikte, ekranın fenomenleşmiş işlerinden birisi de yayın hayatına başlamış oldu. Gelecek sezon bizi yine izlemesi oldukça keyifli bir Galip Derviş'in beklediği kesin. Bakalım Galip'in hayatında bir dahaki sezon ne gibi gelişmeler yaşanacak...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

BeklenenKral@gmail.com
_____________________________________________
***Hürriyet'te çıkan ilanla ilgili haber için; tıklayınız.

1 yorum :

  1. Avrupa Yakası hayatımın dizilerinden biridir ve arada sırada Burhanı izlemeyi özlerim :) Belki de ondan dolayı, bana Muhtesem Yüzyıldaki gül ağa azıcık da olsa burhanı andırmadı değil bazı mimiklerle, hareketlerle. Severiz kendisini, takipteyiz :)

    YanıtlaSil