29 Temmuz 2014 Salı

Güneşi Beklerken: Hayali bir veda...


Normalde dün yazacağım ancak, bayram vesilesiyle bir gün sarkıtmak zorunda kaldığım Güneşi Beklerken'in hayali vedasını analiz edeceğim bugün de... Hiç beklemiyordum aslında final yapacağını dizinin; hatta dizi hakkındaki  9 Haziran tarihli yazımda gayet kendimden de emindim, sezon finali yapacağından. Zira, bu bitirme dedikodularının sırf fanların senaryoya itirazlarına karşı gelmek için çıkartıldığını düşünmüştüm. Ama öyle olmadı... Daha sonra; senaristin tıkandığı bahane gösterilerek, dizinin bitirileceği haberlerine kesinlik kazandırıldı.

Doğru bir karar
Aslında verilmesi en doğru karar verilmişti. Dizi bir dahaki sezon devam etseydi, bundan çok farklı işleyen bir senaryosu olmayacaktı. Sadece mutlulukların yağmur olup yağdığı bir senaryo da bir süre sonra sarpa saracağından; yine aynı dram, kavuşamama ve hasret dolu bölümler yazılacaktı. Yani her iki türlü de dizinin devam etmesi imkansızdı. Senaristin tıkandığı gerekçesiyle bitirildiğine pek inanmıyorum ama senaryonun böyle devam etme ihtimali yüksek olduğundan iyi ki bitirildi düşüncesindeyim. Elbette dizinin ağır fanları çok üzüldü. "Bitemez, bitirilemez" nidalarıyla yeri göğü inlettiler ancak, devam etseydi her hafta yeniden çıldıracak olan da yine kendileriydi...

Ne olursa olsun, bir milat sona erdi. İlk bölümünden itibaren kalabalıkların peşinden koştuğu bir dizi olmayı başardı Güneşi Beklerken. Kalabalıkları arkasına almayı başardı ama onları kontrol altında tutmayı başaramadı. Bunda senaristlerin yanında, yapımcının da suçu var. Sadece birisini öne atarak, diğerleri masum gibi davranmak yersiz olacaktır...

Tabi, Güneşi Beklerken bitti ama anlaşılan o ki oyunculara veda etmiyoruz. Zira, Hande Doğandemir dışında; neredeyse dizinin tüm kadrosunun yeni bir dizide buluşacağı, genç kızların hasta olduğu Kerem Bürsin'e ise partner olarak belirlenen ismin Yasemin Allen olduğu söylentileri dolanmakta ortalıklarda. Dizi bir proje olarak kalır mı, yoksa bir dahaki sezon yayın hayatına başlar mı bilinmez ama başlarsa arkasından büyük bir kalabalığın ona eşlik edeceği kesin... Bakalım, bunu zaman gösterecek...

Final bölümünden
Dizi, geçen bölümünde okulda çıkan yangında kalmıştı. Kerem'i bir odaya kilitleyen Aksel, onun bulunduğu katı ateşe vermişti ve bir süre sonra dumanlar tüm okulu kaplamaya başlamıştı. Bu sırada, onuru ayaklar altına alınan Melis ise ağlamakla meşguldü yere diz çökmüş. Zeynep onu salondan dışarı çıkartmıştı ama Kerem ortalıklarda yoktu bu sefer... Kerem'i kurtarmak için içeri dalan Zeynep ise dumandan etkilenmiş ve olduğu yere yığılıp kalmıştı. Kerem'in ise bu sırada aklına odadaki camları kırmak gelmişti(!). Afferim Kerem'cim, bir an pisi pisine kendini öldüreceğini düşünmedim değil bilesin... Kerem kurtuldu mu kurtulmadı mı muallakta bırakılmıştı ve Zeynep okulun koridorunda baygın halde yatıyordu. Onu kurtaran ise Kerem'in ikizi, diziye adını veren ama hiç bir etki gösteremeden dizi biten Güneş'ti.

Bu sırada Melis, Aksel'in tuttuğu eve gitmiş; intihar etmenin planları içerisindeydi. Aksel eve geldiğinde onu sürüye sürüye arabasına bindirdi ve ormanlık bir alana geldiler... Arkasında da FBI misali polislerimiz hemen belirmişti... Aksel'e tüm gerçekleri anlattığı halde, kendine inandıramayan Melis ise Aksel'in arabayla uçurumdan atlama fikrini kabullenmişti ve tam son sürat uçuruma doğru giderlerken, diğer sahneye geçildi...

Çıkan yangında dumandan zehirlenen Zeynep, hastane odasında uyandığında oldukça telaşlıydı. Kerem'e ulaşmanın yollarını arıyordu ama telefonu kapalıydı ve kimse ona ne olduğunu bilmiyordu. Zeynep'in aklında da ona kötü bir şey olduğu düşüncesi vardı. Odadan içeri Güneş girdiğinde, kurduğu -anlamsız- kararsız cümleler onu daha da korkutmuştu. Güneş'e, Kerem'e ne oldu diye tekrar sorduğundaysa bir zaman atlaması söz konusu oldu...

Melis ve Aksel sahnesinde, Aksel'in son anda frene basıp, polislere teslim olmaya karar verdiğini; Güneş'in anlamsız korku unsurunun içerisinde ise Kerem'in Zeynep'e evlilik teklifi sürprizinin gizli olduğunu zaman atlaması sonrasında gösterilen flashbacklerle aydınlığa kavuşturulduğunu not düşeyim...

Artık yıllar yıllar sonrasıydı izlediğimiz. Kerem'in mezarının başında salya sümük ağlayan Zeynep'in hayali olarak görmeyi şahsen çok isterdim, ancak bu başarısız final gerçek yaşamlarının devamıydı karakterlerimizin...

Önce bir ters köşe yapıldı. Kerem ölmüş, Zeynep de Güneş'le evlenmiş gibi bir sahne çekmişler. Zeynep'in yatağından kalkması, bebeği alması ve mutfağa geldiğinde yüzünde yara olmayan Güneş'i göstermeleri, böyle bir intiba uyandırmaktan başka bir arzuyla çekilemezdi. Şahsen senaryonun böylesi de beklenebilirdi ama değildi. Güneş'in, baba değilde amca olduğunu öğrenmemiz eve Kerem'in gelişiyle ortaya çıktı. Anlamsız bir ters köşenin ardından, tüm karakterlerimizin aradan geçen zamanda nasıl bir yola girdiğini görmeye başlamıştık...

Kerem ve Zeynep ikilisi evlenmiş, bir kız çocukları olmuştu. Güneş onlarla birlikte yaşamaktaydı ve yüzündeki yara izinden eser kalmamıştı. Kerem'den farklı olarak, onu ayırt edebileceğimiz özelliği; utangaç tavırlarıydı.

Melis, annesi gibi oyuncu olmuştu ve bir dizide oynamaktaydı. Bir hastane çekimi sırasında, senaryonun saçmalığı ve senaristin ne kadar başarısız olduğunun vurgulanması sanki bir gönderme gibiydi. Tabi bu sahneleri yazan senarist mi, yoksa senaryoya bu sahneleri ekleyen yönetmen mi bilemiyorum ama bu ağır söylemlerin, bir ucunun senariste çok pis dokundurulduğunu düşünüyorum... Bu arada, Aksel hapisten çıktıktan sonra, babasının işlerini devralmıştır ve Melis'in platonik takıntılı aşkını oynamaktadır. Karakter iyileştirilmiş amma velakin sayko tavırları yumuşatılmamıştı...

Yağmur ve Can ise evlenmiş, iki yaramazdan da öte çocukları olmuştur. Hatta üçüncü de yoldadır ve Yağmur tam bir cadıya bağlamıştır... Hamileliğin verdiği hormon değişimlerinin etkisinde olan Yağmur'un sürekli uğraştığı Can ise çileden çıkmış bir halde, onun her dediğini yapmaya çalışmaktadır. Can ve Yağmur ikilisi kesinlikle biraz olgunlaştırılabilirdi. Kerem ve Zeynep ikilisine nazaran, daha çok liseliye benzeyen çiftin aradan bunca zaman geçmiş olmasına karşın, halen liseli gibi görünmeleri göz tırmalamaktaydı...

Barış, Sayer Holding'in başına geçmiştir ve artık şirketin tüm işleyişi ondan sorulmaktadır. Yine dönüşüme uğramamış ve liseli bir patron gibi gözüken Barış'da biraz olgunlaştırılabilirdi. O ağır takım elbiseyi giyince insan on yaş atmıyor haliyle... Barış son bölümlerdeki silik rolüne karşılık, voleyi vuran tarafta gözükmekteydi ve Begüm'le zaman içinde araları açılan ikili, yeniden karşılaşıp aşk tazelemeye başlamışlardı...

Sedat ve Merve ikilisi ise hippi yaşam tarzını benimsemiş, seyyah misali dünyayı dolaşmaktadırlar. Zeynep ve Kerem'in kızları Masal'ın doğum günü için Türkiye'ye dönmüşlerdir ve her zamanki gibi didişmedikleri bir an bile yoktur. Sedat'ın sokulduğu kılığın çok yapay gözüktüğünü ve ona bu evrim geçirmiş karakterin hiç uymadığını not düşmek zorundayım. Merve'nin farklı karakterine kendini adapte etmesi tamam da, o peruktan daha gerçekçi gözükecek bir peruk bulamadınız mı, nedir?.. Bu arada, Can'a çocuk yapmak istemeyecek biriyle çıktığı ve çok akıllı olduğu havasını attıktan birkaç dakika sonra Merve'nin hamile olduğunu öğrenmesiyle girdiği şok görülmeye değerdi. Şahsen, beni dizide en çok güldüren karakter Sedat'tı ve tipi haricinde son bölümde de oldukça komikti...

Demet ise zor günler geçirmiş butiğin kurtulması noktasında yaptığı yardım sonrası, Jale'yle ortak olmuşlardır. Tabi butik oldukça büyümüş ve artık işi fabrikasyona dökmenin zamanı gelmiştir. "Gölyazı" markası altında, artık ticari bir şirket olmanın arifesindedirler...

Cihan idealist beden öğretmeni formundan hiçbir şey kaybetmemiş, yine mesleğini sürdürmektedir. Yeni okulundaki basket takımına verdiği ayarla da döktürmüştür... Bu ayar sonrası, liselerarası basket turnuvasını kazanan takımın kupası ise Masal'a dedesinin hediyesi olmuştur...

Ve, Zeyneplerin evindeki doğum günü gayet neşeli ve eğlenceli bir şekilde geçmektedir. Herkes mutlu, barış içerisindedir. Müzik eşliğinde dans etmeye başlayan; Kerem-Zeynep, Melis-Aksel, Yağmur-Can, Barış-Begüm çiftlerimiz dizinin son sahnesinde, büyük aşkın başladığı yer olan havuza atlamış ve dizi finalini gerçekleştirmiştir...

Dizinin finalinde tek sevdiğim sahne, Zeynep'in Kerem'i kandırdığı sözde doğumun başladığı sahneydi ve açıkçası beni en güldüren sahne de oydu...

Zeynep'in Kerem'i kandırdığı "sözde" doğumun da içinde olduğu,
dizinin son sahnesi

Son kritik
Elli üç bölüm süründürüp, böyle bir final yazmak için çok düşünüldü mü bilemiyorum ama olmamış. Dedim ya tüm bunlar, okulda çıkan yangından kurtulamamış Kerem'in mezarının başında salya sümük ağlayan Zeynep'in, gerçekleşemeyecek mutlu hayali olarak yazılmalıydı. Bu kadar hayali bir gerçek, bunca dram dolu bölüm sonrası ise komikten de öte "yazdım-oldu" düşüncesinin dizinin sevenlerine son golünden başka bir şey değildi...

O zaman ne diyelim; bu son yenilgi de, dizinin tüm sevenlerine kutlu olsun!..

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder