2 Temmuz 2014 Çarşamba

Küçük Ağa: Hastalığın parayla imtihanı


Küçük Ağa şüphesiz ki bu sezonun en büyük sürprizlerinden birisiydi televizyon ekranları için. Aldığı reytinglerle birçok rakibini ezip geçen diziyle ilgili bir önceki yazımda, birçok övgüde bulunmuştum. Ama bugünkü yazımda övgüler havada uçuşmayacaklar...

Malum, Mehmet Can lösemi oldu ve son birkaç bölümdür konu bunun üzerinden yürüyordu. Onun hastalığı, atakları, tedavisi ve moralini yüksek tutmak için çok zengin olan ailesinin herkesi ve her şeyi seferber etmesi... Bunların hepsi izleme keyfi sunuyor ama hayatın gerçeklerine gönderdikleri mesajlar, hiç ama hiç uymuyor... Mehmet Can'ın hastalığı ve gördüğü kemoterapi sebebiyle aşırı yorgun olması gerekmekte; diğer lösemili çocuklarda öyle olduğu üzere. Ama sadece anlık birkaç sahnede çok yorgun ve bitkin gördüğümüz Mehmet Can, devam sahnesinde hınzırlık peşinde koşarken hiç bir halsizlik yok üzerinde... Evet, bir çocuktan bu kadar gerçekçi bir hastalık yansıtmasını bekleyemeyiz ama senarist, hasta olan bir karakterin üzerine bu kadar haytalık yazmak zorunda mı?.. Soruyorum size, lösemi hastalığının en zor sürecini yaşayan bir çocuğun aklına; annesiyle başka şehre taşınacak diye, alıp kız arkadaşını otobüsle kaçırmak gelir mi?. Gelse bile, bunu yapabilecek halet-i ruhiyeye sahip olabilir mi?. Sezonun son bölümünde buna dikkat edildi ama yeterli miydi? Hayır...

Mehmet Can bunalımda, haliyle moralinin düzelmesi gerek ve ailesi ağzından çıkan her isteği, tüm imkanlarını seferber ederek yerine getirmek için çabalıyor. Mehmet Can lunaparka gitmek istemesin mi?.. Ne olacak aile zengin, löp gecenin bir yarısı açtırıyorlar lunaparkı, Mehmet Can mutlu oluyor...


Bitmedi... Mehmet Can'ın, geçirdiği hassas dönem nedeniyle hiç bir mikropla temas etmemesi gerekiyor ve bu sebeple de maske takması şart. Çocuk haklı olarak maske takmak istemiyor ve ailesi tarafından çözüm hemen üretiliyor; üzerinde maske takan tüm çizgi film karakterlerinin olduğu, bir poşet dolusu maske!.. Tabi Mehmet Can çok mutlu oluyor bu duruma ve maske takmaya başlıyor hemen... Kemoterapinin yan etkisiyle saçları dökülüyor yine Mehmet Can'ın ve yine haklı olarak üzülüyor çocuk. Saçlarını çok ama çok seviyor, diğer bu hastalığı yaşayan çocuklar gibi... Ailesi de hemen çözümü üretiyor ve onlarca birbirinden farklı, rengarenk şapkalar alıyorlar... Mehmet Can çok mutlu oluyor şapkaları gördüğünde ve saçları için üzülmeyi bir kenara bırakıp artık, şapka takmaya başlıyor... Mehmet Can hastalığının ilerlemesi sebebiyle okula da gidemeyecektir. Evde de sıkılır haklı olarak. Ne yapmalı, ne yapmalı?.. Immm.. Hah!.. O zaman bir DVD'ciye gidilerek yüzlerce film alınmalı tabi ki!.. Evde zaman geçirirken sıkılmasın çocuk. Biri bitsin, öbürünü taksın izlesin(!).. 


Pardon da, bu sahneleri yazarken; ilaç dahi almaya güçleri yetmeyecek ailelere sahip, diğer lösemili çocukların bu diziyi izleme ihtimalini hiç mi düşünmediniz?.. Ya da malum uzun yıllardır dizilerimizi Avrupa'ya, Orta Doğu'ya, Amerika'ya ihraç ediyoruz; acaba Küçük Ağa'da, Türkiye'ye ve Türkiye şartlarına göre değil de Amerika, Avrupa'ya ve şartlarına göre mi çekildi son dört bölümde?.. Oradaki çocuklar ve ailelerinin imkanları mı kıstas alındı senaryo kaleme alınırken?.. Ailesinden bu maskelerden, şapkalardan özenip de isteyecek hasta çocukları hiç mi düşünmediniz?.. Peki isteklerini yerine getiremeyecek ve getiremeyecek olduğu için üzüntüleri katlanacak binlerce yoksul, lösemi hastası yakını aileyi?..

Dün akşam sezon finali vardı dizinin. Bölüm boyunca birçok zaman atlaması ve farklı farklı yerlerden dram yüklenince, Mehmet Can ve isteklerine vakit ayrılamadı tabi senaryo gereği. Ayrılsaydı da, olurdu zaten kuşkusuz her istediği... Eleştirmek için eleştiriyor olduğum zannedilsin istemem ama empati yapmak gerekiyor bazı bazı... Düşünebiliyor musunuz, hiç bir şeye ulaşamayan o çocukların izledikleri sonrası hissettiklerini?.. Elleri izlemeden önce de boştu, izledikten sonrada aslında. Ama tek bir farkla, izlemeden önce özenecekleri şeyler gözlerine sokulmamıştı hiç yoktan...

Geçen ki yazımın başlığı, "Küçük Ağa'dan Büyük Dersler"di ve içeriğinde; "Mehmet Can'ın iyileşme serüveninde, diğer hasta çocuklarımıza ve ailelerine nasıl moral verilecek büyük bir merak konusu..." diye kurduğum bir cümle vardı. Zira, gerçekten güzel dersler verilmekteydi. İyi örnek olunmaktaydı birçok konuda. Hastalık sürecinde de, güzel dersler ve konular işleneceğini düşünmüştüm, izlenimlerim dolayısıyla... Son dört bölümde ne oldu da, senaryo böyle kaleme alınmaya başlandı bilemiyorum ama şahsen benim için hayal kırıklığıydı bu olanlar... Sezon finalinde Mehmet Can, yeni doğan kardeşinin sayesinde kurtuldu lösemiden ve bu konuda böylece kapandı. Umarım açtığı yaraların ardından kapanmamıştır bu konu. Ve yine umarım, gelecek sezon işlenen konularda daha fazla hassasiyet gösterir hem senaryo hem de yapım grubu...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

BeklenenKral@gmail.com

1 yorum :