23 Temmuz 2014 Çarşamba

Ruhumun Aynası: Hem komedi hem de dram


Yayın hayatına daha çok yeni başlamış bir yapım Ruhumun Aynası... Dün akşam üçüncü bölümüyle ekrana gelen dizinin hikayesi aslında biraz karışık. Terzinin kendi söküğünü dikememesi gibi, kendi ailesi ve ilişkisi her zaman sallantıda olan bir psikiyatrist, evlenecek başka adam kalmamış gibi yıllardır bir dalaverecinin peşinde koşan dedikodu gurmesi yardımcısı ve onların çevresindekilerin başından geçenler anlatılmakta kısaca...

Oldukça keyifli bir senaryosu olan dizinin ilk üç bölümünde çok iyi reytingler elde edebildiğini söylemek yanlış olacaktır ancak, henüz üç bölümden kader yazmak için de çok erken. Yapımın zamanla reytinginin oturacağına inanıyorum. Hele şu karakterler bir açılsın, dizinin ana dinamikleri ve komedi tarafı ağır bassın; yükselmemesi için hiç bir sebep yok reytinglerinin...

Dizinin kemik kadrosu; Tuba Ünsal (Elçin), Filiz Ahmet (Gülpare), Özgürcan Çevik (Kemal), Barış Yalçın (Bora), Engin Alkan (Muhittin), Suzan Aksoy (Fikriye), Bora Akkaş (Çetin), Aliye Uzunatağan (İnci), Alpay Şayhan (Erkan), Murat Akkoyunlu (Cengiz), Ayşen Gruda (Nezaket), Rıza Akın (Cevdet) ve Mihrace Yekenkülüğ'den (Deniz) oluşmakta. Gördüğünüz üzere kadroda hiç bir sorun yok. Oldukça başarılı oyuncuların hayat verdiği karakterlerin, içinde komedi ve dram barındıran hikayelerine kulak vermek şart yani...


Elçin, oldukça başarılı bir psikiyatrist ama ne kendisine ne de ailesine bir faydası dokunabilmekte. Terzinin kendi söküğünü dikememesi tespitinin tam karşılığı aslında kendisi. Anne ve babasının sorunlu bir evlilikleri vardır ve onun çözmeye çalıştığı her an, bu sorun katlanarak artmaktadır. Elçin'in annesi İnci, oldukça pimpirikli ve felaket tellalı olmakla meşhur bir kadın ve aslında kocasının kendinden kaçmasının yegane sebebi de bu. Ama onun aradığı ve sandığı sebepler bambaşkadır. Genç kızlarla birlikte olabilmek için, kendisinden ayrıldığını düşündüğü kocası üzerindense, her zaman başını şişirmeye hazır olduğu kızı Elçin vardır. Elçin'in de durumu aslında, annesinden çok farklı değildir. Uzun yıllardır süren bir birlikteliği vardır ve sevgilisi Bora, savaş fotoğrafçısıdır. Neredeyse yılın büyük bölümünü, savaşları fotoğraflamakla geçiren, daha doğrusu savaşları bahane eden Bora'yla neredeyse geçirdiği tek özel bir günü bile yoktur. Her zaman pozitif olmayı mesleği gereği görev edinmiş olsa da, bu durumun vehametinin kendisi de farkındadır.

Azılı bir çocuk hastasının yaktığı muayenehanesini, yardımcısı Gülpare'nin yaşadığı mahalleye gitmesiyle; taşıma kararını vermiş ve bu mahallede bir muayenehane açmıştır ama işler, umulduğu gibi kesattır. Bu da yetmezmiş gibi, Nezaket'in başını çektiği mahalleli; "Biz deli değiliz"(!) savıyla onu mahallede istememektedir. Yaşadığı şoklar bir bir üzerine gelirken, bitmemektedir bu şokların devamlılığı harbiden!. Yakın arkadaşı, Deniz'le iş birliği yapan Bora; yeni muayenehanesinde bir sürpriz hazırlamak istemiştir kendisine ama mahallenin ağır abisi onu hırsız sanınca, işler yine çığırından çıkıvermişti. Her durumda, yaşanılan olaylara pozitif bakmaya çalışmaktadır ama yeni muayenehane açtığı bu mahallede, hayata pozitif bakabilmek için, yalnızca bakış açısı yetmemekte... Bora'nın varlığından hoşlanmayan ve Kemal'in varlığına kendisini kaptıran Elçin'in bu ikili arasında yapacağı seçim ve yaşanacak olaylar merak uyandırmakta...


Gülpare, annesiyle babası arasında kalmış ve her daim bu çıkmazın parçası olan bir dedikodu gurmesidir. Neden mi dedikodu gurmesi?.. Doktor-hasta gizliliği diye bir şey bırakmayan Gülpare, gelen her danışanın tüm sorunlarını bilmekte. Bu bilgi geçmişini de, onlar Elçin'le görüşürken ki kapı dinlemelerinden edinmekte!.. Hatta bazen, kendisini kaptırıp odaya dalarak olaylara müdahale bile etmekten geri durmamaktadır. İşini bu kadar sahiplenen bir psikiyatrist yardımcısı göremeyiz anlayacağınız.(!) O da, yine Elçin gibi hayırsız bir aşkı beklemektedir, uzun zamandır. Sevgilisi Cengiz ise dalaverecilerin üstadı bir karakterdir. Evlenmelerinin önüne hep bir şekilde set çeken Cengiz'in kahrını daha ne kadar çeker Gülpare bilemiyorum ama Cengiz'in uçlarda gezen karakterinin sevimliliği kesinlikle seyir kalitesini katlamakta...

Mahallelerine taşınan işinin, içinden çıkılmayacak bir bataklığa sürüklendiğini çok iyi bilen Gülpare'nin, bu durum için yapabileceği hiçbir şey de yoktur. Zira, bu mahallede yaşayan insanlara bir faydasının dokunacağına körü körüne inanan patronunu ikna etmek gerçekten oldukça zordur...


Kemal... Elçin'in muayenehanesini taşıdığı mahallenin ağır abisidir kendisi. Ağır abisi dediysem, öyle mafyavari ya da serseri olan cinsinden bahsetmiyorum; gayet delikanlı bir ağır abidir. Mahallesine ve içerisinde olup biten her şeye sahip çıkmaktan geri durmamaktadır. Sevdiği kadının yıllar önce onu terk edip, zengin bir adama varmasını bir türlü sindiremeyen Kemal, aslında kadınlara oldukça mesafelidir. Ama mahallelerine yeni taşınmış, iyi niyetli bir psikiyatrist olan Elçin'in; buraya tutunması için elinden gelen çabayı göstermektedir. Bu çabaların bir ucu aşka doğru ilerlemekteyken, bu aşkı hiç hoş karşılamayacak bir isim vardır ortada. Aslında, Gülpare'nin annesi Fikriye'nin dolduruşlarıyla olsa da, Kemal'in annesi Nezaket bu birlikteliğe onay vermekte direnecektir muhtemelen...


Muhittin ve Fikriye... Birbirleriyle hiç bir zaman anlaşamamış ve  karı-koca olan ikilimizin, her buldukları fırsatta birbirlerine girmesi ve ortada bir kaosun belirmesi kaçınılmaz. Gülpare ve Çetin babasının yanında yaşarken; Erkan annesiyle birlikte yaşamaktadır ve bu durum da her zaman hem kendileriyle hem de çocuklarıyla çatışmak için bahane olur. Her ikisi de birbirinden inatçı ikilimizin maceraları ise kesinlikle görülmeye değer...


Çetin ve Erkan... Anne ve babalarının kavgalarıyla büyümüş ve halen aynı işkenceyi çekmeye mahrum olan kardeşlerdir. Ablaları, Gülpare olmasa herhalde bu çocukluk şokunu atlatmaları mümkün olamazdı. Çetin, ailenin; "gelen vurdu-giden vurdu"su. Herkesin kendisiyle uğraşmak için bir bahane aradığını, sadece kendisi düşünmüyor; ekran karşısında aynı hisleri ben de yaşıyorum. Karakterin üzerine, hem annesi hem de babasının bu kadar yoğun gitmesi bir komedi unsuru doğuruyor ama evlatları arasında bir ayrım gözettiklerini düşündürdüğünden hiç hoş bir manzara değil ne yazık ki. Erkan ise tam bir haşarı. Hem okulu hem de mahalleyi birbirine katmakta üstüne yok. Anne ve babanın ayrılığı, onun şımarık olarak büyümesine sebep olmuş ve o da bu şımarıklığın hakkını çok güzel bir şekilde veriyor. Babası tarafından zorla Kemal'in yanına çıraklığa verilmiştir ama kendisi, bu sürece staj eğitimi demektedir... Elinden tabletini düşürmeden, stajını çok güzel bir şekilde yapmaktadır(!)...

Her bir karakterin, ayrı bir dinamiğinin olduğu ve o dinamiklerin de farklı şekillerde beslendiğini gördüğümüz dizinin ana teması komedi üzerine yoğunlaşmakta ama aslında komedi unsurunun içerisinde büyük de bir dram saklanmakta. Elçin'in anne babasının çatışmaları ve Bora konusundaki çaresizlikleri, Çetin, Erkan ve Gülpare'nin; anne ve babasının arasında kalmaları ve her daim bu negatif güdüyle yaşamaları, izlerken bizlere komik geliyor ama aslında bir dram da barındırıyor içerisinde. Bizlerin yaşadığı hayatlar da bir yönüyle böyle değil mi zaten?..

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

2 yorum :

  1. Yazının 5. paragrafında "Nezahat" demişsiniz Nezaket'e. Bu arada Muhittin ile Fikriye de boşanmadılar. Ayrı yaşasalar bile hala evliler. Zaten Elçin de bunun sebebini merak ediyor. Ayrıca Deniz'in canlandıran oyuncunun tam adı Mihrace Yekenkülüğ.
    Neyse. Dizi hakkındaki düşüncelerime gelirsek... Bence de çok güzel bir dizi. Ama reytinglerde görmezden geliniyor. Bu hafta AB'de 12, ABC1'de 13, Total'de ise 16. olmuş. Zamanla toparlanacağını düşünüyorum, ama dizilerin 4 bölümü kaderlerini belirliyor. Ruhumun Aynası sonraki bölümlerde de düzelmezse işi çok zorlaşacak.
    Ben de Gülpare gibi bir kadının Cengiz ile olmasını anlayamayanları anlayamıyorum. Tabii ki de Gülpare daha iyilerine layık, ama ben bu çifti izlemekten zevk alıyorum. Filiz Ahmet ve Murat Akkoyunlu, bu sahnelerde harikalar yaratıyor bence...
    Bu arada Gülpare'nin Kemal'e "abi" demesi de biraz göze batıyor. Özgürcan Çevik, Filiz Ahmet'ten iki yaş küçük. Hem yaşlı da göstermediği için ilginç oluyor, ne yalan söyleyeyim.
    Ayrıca Tuba Ünsal'ın ilk bölümdeki yapmacıklığını artık geride bıraktığını düşünüyorum. Kariyerinin en iyi işi olabilir.
    Bir de ilk bölümde Muhittin ve Fikriye'nin kavgaları izleyiciye gına getirmişti, biliyorsunuz. Üçüncü bölümün sonundaki kavga sahneleri de komik olsa da, bu kadar gürültü çok geliyor diziye...
    Ayrıca bütün çocuklar da Elçin'e aşık oluyor maşallah. O psikopat çocuğun yanı sıra, Erkan'dan da ilan-ı aşk geldi. Gerçi aşık olunmayacak bir kadın değil tabii. Bu durum niye gözüme battı, benim de fikrim yok... :)
    Gülpare karakterine ben de hayranım. Dizinin en iyi yazılmış karakteri olabilir. Filiz Ahmet'in olağanüstü oyunculuğu da cabası.
    Dizinin kış sezonuna çıkabileeği söyleniyor reytinglere rağmen. Kocamın Ailesi ve Kiraz Mevsimi'nin reytingleri daha yüksek olmasına rağmen, kışa gelemeyeceğini belirtiyor çevremdekiler. Gerçi çıksın tabii, ama kanal kaldırmaz güzelim diziyi umarım. Geçen sene 1. olan SBSV ve Babam Sınıfta Kaldı bile kaldırıldı gerçi, ama bakalım ne olacak? Acaba bu konuda sizin görüşleriniz neler?
    Ayrıca konuyla çok da ilgisi olmayan bir soru daha soracağım. Acaba ilerleyen günlerde hangi dizileri yazacağınız belli mi? Belliyse söyleyebilir misiniz? Bu arada Kardeş Payı'nı da bekliyoruz... :)
    Uzun bir yazı oldu biliyorum, ama aklımdakileri yazmasam çatlayacaktım. :)
    Bu arada yazılarınızı zevkle okuyorum. Nice yazılara diyelim... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar,

      Teşekkür ederim ilginize öncelikle...

      Fikriye ve Muhittin'in boşanmadığını biliyordum ama orada vurgulamak istediğim, ayrı olduklarıydı. "eski" terimi, boşanmışa delalet ediyor haklısınız.. Mihrace hanımın her yerde soyadı farklı yazıyor ama size güveniyorum ve onu da değiştirdim. :)

      Dizinin kaderinin ilerleyen bölümleri göreceği noktasında, aslında pek şüphem yok. Sizin de dediğiniz gibi, Fox'un daha önce iyi reyting alan işlerini bitirip, çok da iyi veriler elde edemeyen işlerini ekranda tuttuğunu az görmedik. Reyting alamadığı halde uzunca bir süre ekranda kalan Umutsuz Ev Kadınları, buna en iyi örnek.

      Neden birlikte oldukları değil de, Gülpare gibi zeki birinin nasıl Cengiz gibi biriyle olduğunu sorgulamak gerekiyor özellikle. Burada gözüken bir aşkta olabilir, ikilinin sevgili olarak çekişmelerinin ekranda komik göründüğü de düşünülmeli. Senaristin hangi tarafa ağırlık verdiğini zaman gösterecek bize. :)

      Tuba Ünsal'ı açıkçası ben beğeniyorum. Dediğiniz gibi aşık olunmayacak bir kadın da değil ve karakterlerin başka kimse yokmuş gibi hep ona ilgi duymasını anlamak normal. :) Ama çocukların, özellikle Erkan'ın o dram/komedi karışık sahnede verdiği bu tepki yersizdi bana göre. Anne ve babası kavga ederken, hangi çocuk başkasına ilan-ı aşk eder. O duruma üzülmeli daha çok ya da tepki göstermeli. Bu da yine senaristin ters köşesiydi bence.

      Muhittin ve Fikriye kavgalarının aşırıya kaçtığı savına katılıyorum ama içlerinde o kadar büyük kin taşıyorlar ki birbirlerine karşı, patlaması da bu kadar şiddetli yaşanıyor işte. :) İki oyuncunun bağrış çağrış içinde birbirlerine girmesi ve özellikle dünkü bölümde Gülpare'nin aralarında kalıp, nasibini alması çok komikti. :)

      Hangi dizileri yazacağımı, haftalık olarak belirliyorum aslında. Pazar gününden oturup bir liste hazırlıyorum. Bu hafta için; pzt. Ev Kuşu, salı Kaçak Gelinler, çarşamba Ruhumun Aynası, cuma Kocamın Ailesi ve cumartesi de Kiraz Mevsimi'ni aldım listeye. Fox'un üç dizisini geçtiğimiz haftalarda üstünkörü anlatmıştım, şimdi derinlerine inip analiz edeceğim. Ruhumun Aynası'yla bugün başladım ona da. Bu arada yarın da, Kim Milyoner Olmak İster'i yazacağım. Haftaya salı Ulan İstanbul ve perşembe de Güzel Köylü şimdiden belli. Aslında, Kardeş Payı'nı ben de yazmak istiyorum ama onu dinç kafayla daha hiç baştan sona izleyemedim. Oturup, iyice izlemem gerekiyor ki; sırf yazmak için yazmayayim. Ama o da yazılacaklar listemde kesinlikle...

      Yazılarımı keyifle okumanıza çok sevindim, her zaman beklerim. Bu arada sizinle aynı şeyi yapıyoruz aslında :) ve sizin yazılarınızı okumak da oldukça keyifli. Nezaketinize çok teşekkürler...

      Sevgiler...

      Sil