30 Temmuz 2014 Çarşamba

Ulan İstanbul: İçinden çıkılmaz olaylar


Her hafta başka bir maceranın içine dalan ve başı dertten bir türlü kurtulamayan ekibimizin son iki haftadaki maceraları da görülmeye değerdi. Tek uğraşlarının hapisteki Ali Rıza'yı kurtarmak olması gerekirken; hem Ceyhun, hem Hayati, hem Şehriban hem de azgınlar kraliçesi Maşuka ile uğraşmak zorunda kalmaktalar...

Özellikle Kandemir'in uğraşması gereken kişi ise bıyıklarına ve ses tonuna kör kütük aşık olan Maşuka'dır. Maşuka'nın bu azgın halleri gerçekten gülme garantili. Nasıl bir insan bu kadar azmış olabilir, anlamak oldukça güç. Günlükleri dahi, çıplak erkek fotoğraflarıyla dolu olan Maşuka'nın sonunu şahsen hiç iyi görmüyorum... Onun bu ateşini değil İstanbul İtfaiyesi, Birleşmiş Milletler birlik olsa söndüremezler kesinlikle. Kadın yanıyor da yanıyor.. Tabi bu durumda olan da onu dizginlemekte oldukça güçlenen Şehriban'a oluyor...

Beşinci bölüm
Sabah yine anormal bir güne uyandıklarını bilmeden kahvaltıya hazırlanan ekibimiz, kahvaltıya dahil olan Ceyhun'un ağzından dökülenlerle şoka girmişlerdi. Hatta, Bahadır avazı çıktığı kadar bağırıp; uzaklaşmıştı bile masadan. Durumu kotarmak için yumurta sarısının onu cırcır yaptığını söylediler de Ceyhun ve sonradan kahvaltıya dahil olan yardımcısı Esra daha fazla şüphelenmediler. Tabi konu burada bitemezdi, Ceyhun'un ağzından her türlü bilgileri almaları gerekiyordu ama acilen Ceyhun ve Esra kahvaltıdan ayrılmak zorunda kaldılar... İçlerine felaket büyük bir kurt düşen Nevizadeler'in durumu aydınlatması yani, Ceyhun'u konuşturmaları gerekmektedir ve bunun için de oltaya yem yapılabilecek yegane kişi Derya'dır. Derya, bu işe olur vermiştir ancak Ferdi'nin yine kıskançlığı tutmuştur. Ceyhun'dan deliler gibi kıskandığı Derya'nın bir sebeple sürekli onun yanına gitmesinin gerekliliği haklı olarak canını çok sıkmakta Ferdi'nin...

Karakola giden Derya, akşam için Ceyhun'u evde maç izlemeye davet etmiştir. Tahmin edeceğiniz gibi bu teklifi kabul ettirmede hiç zorlanmamıştır. Malum, en az Ferdi kadar Ceyhun'da kör kütük aşık Derya'ya ve biri hırsız diğeri polis olan bu ikili arasında kalan Derya'nın durumu iyice içinden çıkılmaz bir denkleme doğru gitmekte. Bu sırada azgınlar kraliçesi Maşuka ise Şehriban'ı kafalamakla meşguldür. Oğluna gelin olsun istediği Derya'nın ideal bir gelin adayı olup olmadığını görmenin en iyi yolunun hamamdan geçtiği noktasında ikna ettiği Şehriban'la bizimkilerin Çin lokantasına gidip; Yaren ve Derya'yı hamama davet etmişlerdir. Tabi, normal şartlar altında Yaren bu teklifi reddederdi ancak, söz konusu kişiler Ceyhun'un bir numaralı yakınları olunca ve Ceyhun'a iyi gözükmek istediklerinden istemeye istemeye kabul etmek zorunda kaldı bu amacı kendinden beter teklifi...

Bizimkiler ise parayı denkleştirmek için yine bir kumpas planlamaktadırlar... Kandemir'in yine eskilerden bir tanıdığı olan Meltem'in, İstanbul'da olduğu ve bir kumarhane işlettiğini öğrenmesi sonrası plan yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştır. Bahadır'ın telefona yüklediği bir yazılım sayesinde doğru tahmin edebildiği rulet rakamlarıyla, geçen bölümde saadet zinciri sahibinden aşırdıkları yüzükten kazandıkları parayı katlayacaklardır. Şimdilik her şey kusursuz ilerlemektedir...

Şehriban ve Maşuka'nın peşinden hamama giden Derya ve Yaren ise tam kurtlarını dökeceklerken, Yaren pavyondan şarkıcı bir kadını orada görmesin mi?.. Hemen oradan sıvışmak için elinden gelen tüm çabayı sergilemiştir ama kadına yakalanmaktan kurtulamamıştır. Kızı evlenecek olan kadın, bir gecelik onun yerine sahne almasını rica etmektedir. Yine normal şartlarda, Yaren bu teklifi reddederdi ama tam bu konuşma sırasında o ortamda Maşuka belirince; durumu anlamasın ve mevzu iyice uzamasın diye teklifi kabul edivermişti. Teklifini kırmadığı için çok sevinen kadının, teşekkür mahiyetinde kelle ısmarlamak istemesi ise oldukça garipti...

Ve beklenen an gelmişti... Mesut Yar'ın Burada Laf Çok programında dizinin senaristi Uğraş Güneş'in ağzından kaçırdığı ama ekibin hemen susturduğu; Karlos ve Yaren düeti başlamak üzereydi. Ne yalan söyleyeyim geçen bölüm, bu sahne için daha bir şevkle oturdum ekran karşısına... Yanarım isimli arabesk şarkıyı, klip tadında söyleyen ikilimizin performansı göz doldurur cinstendi. Keza, bu klip YouTube üzerinde de milyonlarca kişi tarafından daha sonra defalarca kez izlenmişti... Bu arada Malatyalı ile kavgaya tutuşan Karlos ve Bahadır'ın gecenin sonunda girdikleri şekil inanılmaz komikti. Birinin ağzı burnu bir yerde, diğerinin de kafasına geçirilmiş bir tefle gezmesine başka ne denilebilir ki?.. Hele hele alkol tavan Bahadır'ın çok içtiği için kendini azarlayan Kandemir'e; "Hşşt Kandemir akıllı ol" diyişleri var ya, yıkıp geçmişti resmen...

Yaren ve Karlos'un Yanarım düeti

Akşam eve davet ettikleri Ceyhun'un ağzından Derya ve Ferdi istedikleri hiç bir bilgiyi alamadılar. Tam, Estaban ile ilgili konu konuşulacakken arayan Esra, ona bir muhbirlerinin kumarhane işletildiğine dair ihbarını aldıklarını söyledikten sonra Ceyhun istemeye istemeye evden ayrılmıştır. Daha sonra yine ayarttıkları Ceyhun'u bir meyhaneye götüren bizimkiler, Ceyhun'un ağzından dökülen kelimelerle; bölümün başında döktükleri ecel terlerinden artık kurtulmuşlardır. Zira, yine kızlarla alem yapan Estaban'a kızan kulüp başkanı onu takımdan atmış ve ülkesine göndermiştir. Bu durumda da dava kapanıvermiştir...

Ve her zamanki gibi bölümün sonuna serpiştirilen aksiyon sahneleri başlamıştır. Kumarhanede yirmi bin lirayı, Bahadır'ın yaptığı yazılım sayesinde iki yüz binden fazla bir rakama çıkartmışlardır ancak, tam o sırada masadaki Meltem'in Ferdi ile olan sıcak temaslarını görünce, sinirden eli boşalan Derya'nın elinden telefon içki kadehine düşmüştür. Her şey bitmiştir ve Karlos, Yaren ikilisi diğer telefonu götürüp, tam onlara verecekken salonda Malatyalının da olduğunu görünce koşar adım kaçmışlardır oradan. Pek tabi bu sırada telefonu düşürmüşlerdir de... Hiç bir hile kalmayınca ortada paraları su gibi eriyen Kandemir, Derya ve Ferdi üçlüsünün bir anda şansı açılmış ve yirmi bin dolar para kazanabilmişlerdir. Tabi arabaya geldiklerinde, bir telefonun içerde olduğunu öğrenmeleri ve telefonu almaya Ferdi ile geri giden Derya'nın telefonuna Ceyhun'un bir kumarhaneyi basmaya hazırlandıklarına dair mesaj atmasıyla, işler içinden çıkılmaz bir hal almıştır... Kumarhane basılmış ve bizimkiler zor bela, bodrum kata inmişlerdir. Peşlerinde olan Ceyhun ise tam onları köşeye kıstırdı derken bölüm sona ermişti...

Altıncı bölüm
Gelelim pazartesi günkü bölüme... Malum heyecan tavan bir yerde bölüm bitmişti ve yeni bölüm başladığında, Ceyhun'un köşeye kıstırdığı; Derya ve Ferdi ikilisine istemeden Esra'nın bir yardımı dokunmuştu. Oraya inen Esra, bir haber verip Ceyhun'un yukarı çıkmasına sebep olmuştur ve bunun sonucunda da Derya ve Ferdi oradan hemen kaçmışlardır.

Tabi bu seferde başka bir dert baş göstermiştir. Kumarhanenin basılması ardından, Ceyhunlar Meltem'in peşine düşmüşlerdir ve Meltem'in yakalanması halinde; Kandemir hakkında da öteceğinden şüphelenen çetemizin başka planları devreye sokması kaçınılmazdır... Tabi bu durumda iş yine, Derya'ya düşmüştür. Ve tabi bu duruma oldukça sinirlenen Ferdi ise sinirden ne yapacağını şaşırmıştır. Derya'nın yeni görevi ise aniden sürpriz yapacağı Ceyhun'un masasının altına bir dinleyici yerleştirmektir.

Malum dertler bitmez... Yaren'in nerede çalıştığını, onu takip edip bulduran Malatyalı ise onun peşindedir. Çin restorantına gönderdiği bir adamıyla, Yaren'e mesaj ileten Malatyalı; her zamanki gibi korkusuz Yaren'den nasibini almıştır ama Karlos'a zarar vermekle tehdit etmesi sonrasında, el mahkum bir gece sırf ona özel pavyonda çıkmayı kabul etmiştir. Sırf ona zarar verecek diye bu teklifi kabul ettiğinden habersiz Yaren'e çıkışan Karlos ise kendisine karışmaması noktasında yediği azar sonrasında, hem üzgün hem de mahsun moduna geçiş yapmıştır.

Bu arada Ceyhun, kumarhanede yakaladıkları Meltem'in adamını konuşturmak için elinden gelen tüm taktikleri sahnelemektedir. Adam hiçbir şey bilmediği ve uzun süredir Meltem'i görmediği yalanlarını savurmaktadır ama elbette, Ceyhun'u bu duruma inandıramamaktadır. Tam ofisine çıkmış, odasına gidecekken içeride bir misafirinin olduğunu öğrenmesi ve içeriye girdiğinde Derya'yı görmesi onu elbette çok mutlu etmiş ve yine saf aşık moduna geçmiştir. Eline bilerek döktüğü çaydan nasiplenip, dinleyiciyi yerleştiremeyen Derya içinse ikinci taktik; kalktığında Ceyhun'un yanına gidip onu öpmektir. Onu öpme taktiğiyle de, dinleyiciyi masanın altına bir güzel iliştirmiştir... Şimdi sırayla Ceyhun'u dinleyecektir herkes, Meltem hakkında bir bilgi alana kadar. İlk sıra, Bahadır'dadır ve her şeyden korkan Bahadır istemeye istemeye bu sırayı kabul etmiştir.

Şehriban'da muhtarla birlik olmuş, Maşuka'yı Almanya'ya göndermenin derdindedir. Bu konuda yardımına başvuracakları, her şeyden habersiz kurbanları ise bizimkilerin Çinli ortağıdır. Adamın boynunun tutulduğunu gören Şehriban için bu durum bir koz olmuş ve akşam için onu evlerinde yatıya davet etmiştir. Bu teklifi hemen kabul eden Shan Li, son müşterileri Ceyhun ve yardımcısı Esra'yı uğurlayıp; Şehriban'lara gitmiştir. Eve geldiğinde direkt Maşuka'nın yatağına yatırdığı Shan Li ile, banyodan yeni çıkmış ve yatmaya giden Maşuka'nın karşılaşmasını ve bağrışlarını fırsat bilen Şehriban, "komşular, yetişin" nidaları eşliğinde tüm mahalleye bizimkileri bastırtmış ve Maşuka'yı yolcu etmenin hazırlıklarına başlamıştır. Ama tabi o iş o kadar kolay olmayacak. Maşuka, Kandemir'i bırakıp da Almanya'ya dönmez bence kesinlikle...

Ceyhun'u dinleme sırası Ferdi ve Derya'ya geldiğinde ise Ceyhun'un konuştukları üzerinden yine atışmaya başlamışlardı. Ferdi'ye kızıp Derya arabadan inmiş, Ferdi ise Esra'nın odaya gelip Meltem hakkında söylediklerinin sadece ilk bölümünü dinlemiş ve asıl olayı kaçırmıştır. Konuşmanın başında, sorgudaki adamın Meltem'in başka bir ülkeye kaçtığını söylediğini söylemesi sonrası Ferdi için bu konuşma bitmiştir. Ama asıl bomba konuşmanın devamındadır. Esra adamı korkutup konuşturmuş ve Meltem'in akşam sahilden bir gemiyle kaçacağını söylemiştir...

Yani bizimkiler her şey istedikleri gibi gitti sanarken, bir dahaki bölümde başka maceraların içerisine sürüklenmek zorunda kalacaklar... Muhtemelen bu sefer de işleri çok zor olacak ama Uğraş Güneş sağolsun, onları düştükleri her bataklıktan çıkartmaktan zevk alıyor. Tahmin edeceğiniz gibi, bu işten de son saniyede dahi olsa sıyrılacaklardır...

Ve son olarak...
Önceki yazılarımdan birinde, Ulan İstanbul için; "bir fenomen mi doğuyor?" diye sormuştum... Aradan geçen dört bölüm sonrasındaysa, kesinlikle Ulan İstanbul'un bir fenomen haline geldiğini söylemek hiç de yanlış olmaz... Aldığı reytinglerle yine kendisi gibi oldukça komik ve başarılı olan Kaçak Gelinler'i bir üst sıradan takip eden dizinin, bir dahaki sezona geçiş yapacağı şimdiden belli. İlerleyen bölümlerde, yaşanacak maceralar ve bunların ortaya çıkartacağı seyir keyfini kaçırmak büyük bir kayıp olacaktır. Sakın siz de bu kaybı yaşamayın...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral 

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

3 yorum :

  1. Ulan İstanbul dizisi mükemmel

    YanıtlaSil
  2. Aklıma takılan birkaç şey var. Kısa kısa anlatacağım...
    1- Şehriban'ın davranışı çok da hoşuma gitmedi. Shan Li'nin bir ilişkisinin olup olmadığını bile sormadan, Maşuka ile baş göz etmeye çalışması pek hoşuma gitmedi. Tabii, Zeynep Kankonde'nin performansı yerindeydi her zamanki gibi. Maşallah...
    2- Malatyalı da kumarhanedeydi. Ceyhunlar da koca bir ekiple geldi, bastı orayı. Buraya kadar her şey normal. Ama niye tutuklanmadı? Oradaki herkes yaka paça götürülürken, Malatyalı bir sonraki bölümde Yaren ve Karlos'un kabusu olmaya devam etti. Ya adam o kilolarına rağmen iyi koşuyor, ya o kadar polisin gözü iyi görmüyor, ya da arkası çok sağlam. Yoksa başka bir açıklaması olamaz bunun...
    3- Bahadır'ın hikayesini hızlandırmak lazım bence. Son iki bölümdür ipucular veriliyor, ama artık onun öyküsünü de öğrenme zamanı geldi diye düşünüyorum.
    4- "Yanarım" düetine hiçbir şey söylemiyorum zaten. Erhan Kolçak Köstendil yazmış bu arada sözlerini. Tek kelimeyle HARİKA!
    5- Maşuka karakteri diziye renk getirdi gerçekten de. Hatta annem bile diziyi sırf onun için izlemeye başladı, ki ilk bölümleri çok da ilgisini çekmemişti. Demet Gül, gerçekten de mükemmel oynuyor rolünü. Oynamıyor, giriyor adeta...
    6- Ferdi ve Derya'nın kavgaları, çetenin başına bir gün çok daha büyük bir dert açacak. Bence iyi bir çift, ama işlerine yoğunlaşmaları lazım bence...
    7- Bu bölümde hırsızlık vakası falan yoktu. Geçen bölümden kalan sorunları çözmeye çalıştı çete. Bu tür aralar da olması lazım elbet, ama akıllıca işlenen vakaları izlemenin verdiği tat da bambaşka yani. Uğraş Güneş'in o muhteşem zekasına da saygı duyma sebeplerinden biri ayrıca... :)
    8- Anlaşılan gelecek bölümde Ani İpekkaya'nın canlandıracağı yaşlı bir kadını, tehlikeli bir adamdan korumaya çalışacaklar. Değişik olacağı kesin...
    9- Bu arada o ağızdan kaçırma olayının linki varsa verebilir misiniz acaba? Merak ettim de..:
    10- Son olarak ilerleyen günlerde hangi dizi veya programları yazacaksınız? Belliyse söyleyebilir misiniz?
    "Birkaç şey" dedim, ama fazla uzattım galiba. Neyse. Ulan İstanbul, inşallah kanalının gazabına uğramaz ve kışa da uzanır. Sonraki yazılarınızı da merakla bekliyorum... :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1-Elbette, Şehriban'ın yaptığı çok nahoş bir durum ama benim evimde de Maşuka gibi biri olsa; ben de ilk karşıma çıkana yamayıp kurtulmaya bakarım-ki orada Şehriban'ın onu baş-göz etmekten daha ziyade niyeti Almaya'ya geri göndermek-.
      2-Malatyalı konusunda çok haklısınız, nasıl gözümden kaçtı bilemiyorum. Aynen o da orada olduğuna göre yakalanması gerekirdi. Belki de yakalandı ve para cezası ödeyip salındı. Zira, bu tür eylemlerin cezası çok küçük bir bedel. Uğraş Güneş'in üzerinde durmamasının sebebi muhtemelen odur..
      3-Bahadır benim favori karakterim. Hikayesi zamanla deşilecektir. Bu dahiliğin sebeplerini görebilecek miyiz bakalım. Zira, diğer tüm karakterlerin geçmişini bir şekilde öğrendik ancak, onun sadece istifa sahnesini biliyoruz geçmişinden...
      4-Ben arabesk şarkılardan zerre hoşlanmıyorum. Ama bu şarkıyı kaç kez dinlediğimi inanın bilmiyorum. Yanmak tam da böyle bir şey olmalı işte.:) Gerçekten yazılmak için yazılmadığı çok belli sözlerin.
      5- Maşuka bence artık dizinin vazgeçilmezlerinden birisi oldu. Hikayeden kesinlikle kopartılmaması gerekir. Zira, Kandemir'e vurgun bu deli kadını izlemek apayrı bir keyif haline geldi benim için. Hele o Alamancı lisanına hastayım. :)
      6-Ferdi ve Derya konusunda haklısınız ama Ferdi etrafında sevdiği hiç kimsenin kalmadığı birisi. En başta da ailesi hiç olmayan. Şimdi kör kütük bağlandığı biri varken, onu da kaybetmek istememesini anlayabiliyorum. Bu durumda da kavgalar kaçınılmaz. Başlarına bu durumun iş açacağı da bariz.
      7-Bence herhangi bir aşırma operasyonu olmamasına karşın bu bölümde gerçekten çok eğlenceliydi. E, para tamamlanırsa ekip dağılacak; arada böyle kaçamak bölümler olması iyi fikir o yüzden.
      8-Korumaya mı çalışacaklar, elindeki parayı mı alacaklar ben fragmandan pek emin olamadım. Bakalım nasıl işleyecek konu.
      9-Elbette, videoyu izleyip buldum o konuşma anını. Bu arada ekibin kısık, Yar'ın keskin; "sürprizi kaçmasın" uyarısıyla devamı gelmemiş anlatımın. Link: http://www.youtube.com/watch?v=h4dx58RiKp4&t=51m01s
      10-Yarın için, Güzel Köylü, ertesi gün de 112 Acil'i yazacağım kesin şu anlık. Geri kalan günler için haftalık planımı henüz hazırlamadım.

      İlginize tekrardan çok teşekkürler, sevgiler... :)

      Sil