1 Temmuz 2014 Salı

Ulan İstanbul: Bir fenomen mi doğuyor?


Hakkında yazmak için sabırsızlandığım, Ulan İstanbul'a sıra geldi işte... Daha ilk tanıtımlarından, hatta Şebnem Bozoklu'nun şarkı söylediği sahnenin klip minvalinde yayınlanması sonrası aldığı tepkilerle, büyük sükse yapacağı çok belliydi. Zaten içerisinde, Uğur Polat'ın olduğu bir dizinin kötü olması beklenemezdi...

Daha ilk bölümün, ilk sahnesinde bu dizide iş var dedirtti Ulan İstanbul. Bir tekneyle Yunan adalarından dönen Kandemir'in İstanbul için sarfettiği acı ama gerçek sözler eşliğinde yayın hayatına başladı dizi. Daha sonrası ise tekrar tekrar yayınlanan bölümlerini sıkılmadan izlemek için yeter de artardı bile...

Dizinin kemik kadrosu; Uğur Polat (Kandemir), Şebnem Bozoklu (Yaren), Salih Bademci (Ceyhun), Sevtap Özaltun (Derya), Erkan Kolçak Köstendil (Karlos), Kaan Yıldırım (Ferdi), Caner Özyurtlu (Bahadır), Zeynep Kankonde (Şehriban), Beyti Engin (Hayati), Alptekin Serdengeçti (Ali Rıza) ve Zihni Göktay'dan (Servet) oluşmakta. 

Durumu iyi olanlardan, her zaman ihtiyaçları kadarını alan bir çetenin lideri olan Kandemir'in eski bir ahbabı olan Ali Rıza; sırf onu koruduğu için başka bir çete tarafından tuzağa düşürülmüş ve hapse atılmıştır. Bunu öğrenen Kandemir'in ise, borçlu olduğunu düşündüğü Ali Rıza'yı kurtarmak için İstanbul'a dönmesi kaçınılmazdır. Bu çetenin üyeleri ise, birbirinden zıpır ve atarlı isimlerden oluşmaktadır. Karlos, Ferdi, Bahadır ve Yaren birbirinden tamamen farklı karakter, kişiliklere sahiptirler ama hepsinin ortak noktası Kandemir'e besledikleri sadakatleridir ve bu sadakat çeteyi kısa sürede yine bir araya toplamıştır.


Karlos ve Ferdi zenginden kendi ihtiyaçları kadarını almak felsefelerini her buldukları fırsatta hayata geçiren zıpır bir ikilidir. Hırsızlıkta çığır açan ikilimizin, benimsedikleri felsefe daha ilk bölümde ellerine yüzlerine bulaşmıştır ama... Zira, bizim gördüğümüz daha ilk işlerinde bir hata yapmışlardır ve başka birisiyle karıştırdıkları Ali Rıza'nın kızı, Derya'yı soymuşlardır!.. Derya ile yüzleşmeleri ise çok uzun sürmeyecektir... Bahadır, tam bir bilgisayar dahisidir ama bu özelliğini kötüye kullananlardan... Çalıştığı şirkette, kendisine atar yapan patronunun yarı çıplak bir fotoğrafını tüm bilgisayarlara virüsle yayarak işten istifa eden Bahadır'da, bu çetenin elektronik destekçisi olacaktır... Bir pavyonda şarkıcılık yapan ve daha dizi hakkında hiçbir şey bilmediğimiz zamanlarda yayınlanan klibiyle gönlümüzde taht kurmuş Yaren'in ise başı derttedir. Malatya'lı bir kayısı tüccarının göz koyduğu Yaren'i, o adama yamamaya çalışan gazino patronunun tavrı kısa süre sonra çileden çıkartmıştır. Tam bir hiddetle gazinodan çıkmışken karşısına ise, Kandemir ve tayfası dizilmiştir. Onları görünce oldukça mutlu olan Yaren'in tekliflerini reddetmesi ise imkansızdır...


Ali Rıza'yı kurtarmak için bir plan yapmış olan Karlos ve Ferdi, bu planı hayata geçirmek için sessiz ve sakin bir mahalle ve yine sessiz sakin komşular bulduklarını sanmaktadırlar. Ama her şeyin sandıklarının tam tersi olduğunu anlamaları için, eve taşınmaları dahi gerekmeyecektir... Çetemiz, saray kökenli bir aileye mensup olan Gazanfer Nevizade'nin evine konacaklardır. Burada da Hulisi Kentmen'e rahmet gönderildi. Evin sahibi olarak, üzeri örtülü toz tutmuş eşyaların üzerindeki çerçevede onun fotoğrafı yer almaktaydı zira... Gazanfer Nevizade'nin kimsenin tanımadığı üçüncü karısının çocuğu olarak tanıtılacak Kandemir ise artık; Kandemir Nevizade'dir... Çocuklarıyla birlikte taşınacağı eve varmadan ise dedikodusu yan komşuları Şehriban tarafından tüm mahalleye çoktan yayılmıştır.



Ferdi ve Karlos'un sessiz sakin olduğunu düşündükleri Şehriban'ın, aslında öyle olmadığını anlamaları uzun sürmeyecektir yani... Daha eşyalar eve yeni yığılmış, yerleşmeye çalışırlarken; Şehriban evlerinde bitivermiştir... Evde bitiverenler ise bu kadarla sınırlı değildir. Paralarını çaldıkları Derya, kafedeki görüşmeleri ardından plana dahil olmak niyetiyle eve gelmiştir. Bu işe en çok bozulan ise, Karlos ama özellikle Ferdi olmuştur. Ferdi'nin, Derya'ya olan bu aşırı sinir harbinin nedeni ise bir süre sonra anlaşılacaktır... Şehriban'a dört çocuklu bir aile olarak kendilerini tanıtmışlarken, eve gelen ve "ben de Kandemir'in kızıyım" diyen Derya ile işler tam sarpa saracakken; lafı evirip çevirip "dört çocuğum var demedim"e getirmişlerdir... Her şey tam çözüme kavuştu sanarlarken, akşam yemeğine misafir oldukları Şehriban'da ise acı bir gerçekle daha yüzleşmişlerdir. Zira, Karlos ve Ferdi'nin "Allah günah yazmasın ama şapşalın tekiymiş" dedikleri, Şehriban'ın oğlu Ceyhun; hırsızlık büro amirliğinde komiserdir!..


Dizinin ilk bölümünde, Türkiye'de bir spor kulübüyle anlaşan Estabar isimli futbolcunun, hesabından yüz bin lira iç eden çetemiz; ikinci bölümde ise ünlü bir sanatçının tuvaletine taktırdığı yüz bin dolar değerindeki saf altından klozeti çalmak için çeşitli kumpaslar kurdular. Son ana kadar, başaramadıkları izlenimi verildi ama Kandemir'in müdahale ettiği bir olayın çözülmemesi imkansızdı. Çaldıkları klozetin yerine, altın rengine boyadıkları uyduruk bir klozeti takmayı ihmal etmeyen ekibimizi ise finalde bir sürpriz bekliyordu. Eve girdiklerinden kısa süre sonra, evin kapısı kırılmış ve Ceyhun'un başı çektiği bir polis grubu; teslim olmalarını istiyordur...

Dizi hem sosyal medyada hem de reytinglerde, iyi noktalara varılacağını gösterir nitelikte başarılara imza attı ilk iki bölümüyle. Özellikle karakterlerin sevimliliği ve içtenliğinin, dizinin izlenmek için bahanelerinden birisi olduğunu düşünüyorum. Bu arada ilk bölümün ardından, Çanakkale'de yaşayan bir İstanbul'lunun, dizide İstanbul'a hakaret ediliyor gerekçesiyle, suç duyurusunda bulunduğunu ve bunun yanında, İpek Durkal'ın köşesinde yer alan yazıda okuduğum kadarıyla, Kandemir Konduk'un; "Perihan Abla dizisini yazarken bir ‘Hadi be’ repliğini kullandım diye TRT orayı çocuklar için sakıncalı bulup yayınlamamıştı. Şimdi ne değişti? Çocuklar mı yoksa onlar için sakıncalı bulduklarımız mı? ‘Ulan İstanbul’ diye dizi adı olur mu?" dediğini, her yönden olaya yaklaşmak açısından not düşeyim...

İlk iki bölümü ile tüm beklentileri karşılayan ve bundan sonrası için referans olan senaryonun başarısını da yadsımak imkansız. Uğraş Güneş'in kaleme aldığı dizinin senaryosu, eğer böyle devam ederse; yapım kesinlikle Türk televizyon tarihinin fenomenleşmiş işlerinden birisi olacaktır. Umalım senaryo şaşmasın, karakterlerin de sevimliliği baki kalsın...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder