1 Ağustos 2014 Cuma

112 Acil: Ölümle hayat arasında


Uzun süredir ilk defa televizyon ekranlarında farklı bir şey görecektik... Kanal D, özellikle Amerika ve Avrupa televizyonlarında çokça meşhur olan paramedic programlarından birisine imza atacaktı ve kurgu değil, birebir yaşanmış olaylar gösterilecekti. Hikayeleri tamamlamak noktasında kurgu unsuru da kullanılacaktı tabi.

İlk izlenimler
İlk fragmanları döndüğünde, ağırlıklı olarak kurgu izleyeceğiz gibi duruyordu. Zira, ambulans sahnelerinin dışında acil müdahaleler sırasında, genelde diğer formatlarda hasta gizliliği ya da sahnelerin dramatikliği sebebiyle canlandırma kullanılmaktaydı. Bir de malum Türk insanı her şeyi meydanda olabilecek görüntülerini ne kadar buzlanırsa buzlansın yayınlansın ister miydi merak konusuydu benim için. Program başladığındaysa, meraklar giderildiği gibi başka birçok gerçekle daha yüzleşmek durumunda kalmıştık.

Programın dinamikleri
Kurgu, yazımın başında da belirttiğim gibi yalnızca yaşanan olayların gidişatını göstermek noktasında kullanılmakta. Bunun dışındaki tüm müdahale sahneleri gerçek ve bu insanların yaşadıkları olayların şokuyla acil müdahalelerindeki ruh hallerini görmek gerçekten oldukça etkileyici. İyi anlamda bir etkileyicilikten oldukça uzak olan bu sahnelerin doğru bir kararla gece yarısına yakın bir saatte yayınlanması oldukça mantıklı bana göre.

Tabi sadece hastaların yaşadıkları olaylar ve tedavi süreçlerini göstermek noktasında çekilmiyor program. Acil sağlık çalışanlarının nasıl şartlar altında işlerini yaptıklarını ve her daim karşı karşıya oldukları/olabilecekleri manzaralarla/olaylarla nasıl başa çıktıklarını göstermek de amaçlanmakta. Programın gösterilen daha ilk olayında, ne zor şartlar altında çalıştıklarını görmüştük zaten. Bunu tahmin etmek elbette zor değil ancak, tahminler birebir görüntülerin yerini tutmuyor bu gibi durumlarda. 

Öncelikle ambulans ekibinin gittikleri vak'alarda soğukkanlı olmaya çalışmaları ve olay yerinde hem hastaya müdahale sırasında, hem de varsa olay yerinde hasta yakınlarını sakinleştirmek konusunda nasıl çaba sarfettiklerini görüyoruz. Tabi tüm ambulans sağlık ekiplerinin böyle bir haleti ruhiyeye sahip olduklarını ve yine aynı şekilde pozitif yaklaşım sergilediklerini düşünmüyorum... Daha sonra ise hastaneye olan ambulans yolculuğunda o küçücük ortamda nasıl seferber olduklarını izliyoruz. Ambulans hastaneye vardığındaysa en kritik saatler başlıyor. Hastaya ilk müdahale, doktor ve hemşirelerin seferberlikleri ve hastalarla diyalogları iyi anlamda oldukça etkileyici. Acil müdahalesinin dışında, hastaya yapılan tüm tetkiklere de tanıklık etmemiz işin içine girmemiz noktasında önemli bir nokta. Havada uçuşan Latince tıp terimlerinin çoğundan bir şey anlamıyoruz ama o diyalogları dinlemek bile yetiyor...

Müdahale edilen bazı vak'alar
Bu programla birlikte zaten bildiğimiz ama yeniden zuhur eden bir gerçek var ayrıca... İnsanlarımızın gerçekten çok acımasız olduğu ve gözleri döndüğünde yapmayacakları şeyin olmadığı...


İlk bölümden ilginç bir vak'a... Okulunda oldukça başarılı bir genç tercüme işleri yapmak için Rusya'ya gidiyor ve döndüğünde arkadaşlarına gidecek, kalmak için. Adreslerini de bilmiyor ve işin ilginç yanı taksici de verilen adresten bir haber. Muhtemelen taksisinde GPS'de yok!.. Yoldan geçen gençleri durduruyor ve onlara soruyor. İçlerinden birisi, "ben götürürüm, adresi biliyorum" diyor ve çocuk da ona güvenip beraberinde gidiyor... Tabi bu herifcioğlu da masum değil ve çocuğun neyi var neyi yoksa soymaya kalkıyor. Kendisine direnince de elindeki bıçağı kafasına saplıyor. Her şeyi topladığı gibi de pırr!.. Yoldan geçen birisi sağlık ekiplerine haber veriyor ve ilk başlarda her şeyin bilincinde olan, yaşadıklarını ayrıntılarıyla hatırlayan genç; hastaneye geldikten bir süre sonra bilincini kaybediyor. Bırakın başına neyin geldiğini hatırlamayı, adı sorulduğunda dahi "bilmiyorum" cevabını vermeye başlıyor. Eğitim hayatı birinciliklerle dolu bu genç, bir kendini bilmezin birkaç kuruş için başına sapladığı bıçak yüzünden her şeyinden olmakla karşı karşıya kalıyor... Sonunda alındığı ameliyat başarılı geçiyor da, eski sağlığına ve hafızasına kavuşabiliyor. Ya kavuşamasaydı ne olacaktı peki?.. Ne acayip bir ülkede yaşıyoruz harbiden...

Dün akşam yayınlanan bölümde gösterilen bir olayda da; altmış küsür yaşındaki bir amca, sırf ölen karısına mezar yaptırabilmek için çalıştığı kurbanlık pazarında gözü dönen bir esnaf tarafından pompalı tüfekle beş el ateş edilerek vuruluyor. Bunun çekilmiş kamera görüntüleri de gösteriliyordu. Adam, üzerine atlamasa ve tüfeğin namlusunu aşağıya eğmese yaşama ihtimali yok... Çünkü herifcioğlu hedef gözetmiyor, rastgele ateş ediyor. Amcaysa sonunda bir köşede delik deşik ayaklarının üzerinde daha fazla duramayarak yığılıp kalıyor... Bu nasıl bir cinnettir?.. Bu nasıl bir vahşettir?.. İşin ilginç yanıysa yüce adaletimizin(!) bu kişiyi, meyillendiği bu katliam sonrasında tutuksuz yargılamaya karar vermesi... Güler misin, ağlar mısın şimdi?.. Daha ne yapması gerekiyordu bu herifin tutuklanması için?.. Tekrar gidip adama zarar vermeyeceğini kim garanti ediyordu?.. Ah yüce adalet, ah...

Bir hiç uğruna başkalarının hayatlarına göz dikmek, azrailliğe soyunmak nasıl bir cinnetin getirisi olabilir bilemiyorum ama bunları yapanlara aynılarının yapılması gerektiğine inanıyorum körü körüne... Başkalarının hayatlarını boş amaçlarla hiçe sayanlara, ben neden acıyayım ki?..

Reyting durumu ve eleştiriler
Programın aldığı reytinglerin ilk haftasında çok yüksek olduğunu söyleyemem ama zamanla rayına oturacaktır. Kurgunun daniskası olan Doktorlar'ı onca yıl reytinglerde birinci tutan bizler, muhtemelen onun gerçekçi versiyonu olan 112 Acil'i zamanla benimseyeceğizdir. Program ile ilgili yapacağım iki eleştiri var bu arada... Birinci bölümde, bazen kurguyla gerçek o kadar birbirine karıştı ki; ayırt etmek oldukça güçleşmişti ikisini. İkinci bölümdeyse kurguya daha az ağırlık verilmişti ve açıkçası böylesini seyretmek daha iyi geldi... Bunun dışında, ikinci eleştirim ise negatif söylemlerle yüklü dış ses... İnsanın ağzından hiç pozitif bir laf çıkmaz mı yahu?.. Hep, "yürüyemeyebilir, bir daha çalışamayabilir, bir daha kalkamayabilir, hafızasını kaybedebilir"lerle örülü replikler dile getirmekte. Tamam bunların hepsi olabilir, bu eğlence programı da değil ama bu kadar negatiflik saçmaya da gerek yok. Sakin, dış ses...

Son olarak...
112 Acil, ölümle hayat arasındaki ince çizgide hem hastalar, hem de onları iyileştirmek için kendilerini paralayan sağlık ekiplerinin gerçekçi hayatlarını evlerimize sunmayı vadediyor. Bu vaadi neşeyle karşılayamıyorum ama böyle gerçek kesitleri izlemekten de hoşlanmıyor değilim... Bakalım ilerleyen haftalarda daha nasıl vak'alarla karşılaşacağız...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

2 yorum :

  1. Ben kaçırdım galiba. Merak ettim şimdi, mutlaka izlemeyi düşünüyorum. Gerçeğe yakın olan her şeyi beğeniyorum. Gerçekle bağı olmayan saçma sapan diziler bana itici geliyor. bakalım 112 Acil bekledieği reytingi yapabilecek mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk bölümünde pek etkilendiğimi söyleyemem kurgu/gerçek kargaşasından ötürü ancak, dün akşam yayınlanan bölümden etkilenmediğimi söylersem yalan olur. Perşembe akşamları 23.30 civarlarında başlıyor program. Bakalım siz beğenecek misiniz?.. :)

      Sevgiler...

      Sil