27 Ağustos 2014 Çarşamba

Kaçak Gelinler: Bir dolu düğüm


Heyecanını hiç kaybetmeyen bir yapım daha... İzlediğimiz her bölümde, bizi kendisine daha da bağlayan sihri kesinlikle oyunculukları kadar senaristinde de gizli bir yapım Kaçak Gelinler. Ama birkaç gün önce kadroya yeni bir senarist grubunun katıldığını öğrendim. Öğrenmem ve hayal kırıklığı yaşamam da bir oldu aslında. Zira, bahsi geçen yeni senaristler; Güneşi Beklerken'in senarist grubundandı...Yeni gelen senaristler; Ekin Atalar, Ayşin Akbulut ve Atasoy Koç'un diziyi Güneşi Beklerken'in karamsar dünyasına çevirme ihtimallerinden korkmuyor değilim... Ve her şeyden önemlisi, Engin Elgün ve ekibinin diziyi bırakması, tam bir yıkım açıkçası benim için.* 

Dizinin geçen hafta yayınlanan dokuzuncu ve pazartesi akşamı yayınlanan onuncu bölümüyle ilgili analizimize geçmeden önce, birkaç konuya değinelim derim. Özellikle dokuzuncu bölümde konunun saptırıldığı rota beni oldukça sıktı. Ayrılmaz üçlümüzün küsüşü ve finalde de Şebnem ve Selim'in geçirdiği trafik kazası... Yani dokuzuncu bölüm dizinin en karamsarlıklarla örülü bölümüydü. Bunun yanında Nermin'in aslında Ege'den alması gereken intikamını, onuncu bölümde Kainat'a hatta Müfit'e kadar uzatması biraz saçma oldu. Nermin'in konuyla ilişiği olduğu noktasında sadece bir izlenim almış olsak bile, onun başının altından çıkmamış olduğunu düşünmek beslediği kine ihanet etmek olur bence... Ben Nermin karakterinin kötü tavrından hoşlanıyorum bu arada. Romina Özipekçi harika bir oyunculuk sergiliyor... Sadece kinini ilişiği olmayan üçüncü kişilere kadar sıçratmamaya dikkat edilmeli. Hadi Kainat'ı anlarım da, Müfit'in suçu neydi?.. Evet, bu uzun giriş parafından sonra şimdi son iki bölümün analizine girişelim bakalım...

Dokuzuncu bölüm

Kainat'ın belgesel çekmeye gitmemesi için Can'la konuşmaya gelmesi bir işe yaramamıştı. Can oldukça kırgındı ve ortada verdiği bir söz vardı. Gitmemek içinse Kainat'ın daha etkili argümanlar sunması gerekiyordu belki de. Sahnenin sonunda arabaya binmiş ve havalimanına doğru yola çıkmıştı... Kainat ve Özgür ise arkasından bakakalmıştı... 



Şebnem ise planının son aşamasına gelmişti. Kendisine yaptığının aynısını Arda'ya yaşatmak isteyen Şebnem, önünde diz çökmüş bir biçimde evlenme teklifi eden Arda'ya bir dizi laf sokma seremonisinin ardından kapıyı göstermiş ve herkesi şok içerisinde bırakmıştı. Aslında, Şebnem'in planının baştan bu olduğu belliydi ama yine de herkes olaya bardağın dolu tarafından bakmaktaydı...


Kainat'ın ise aklında Nermin'in dedikleri dönüp durmaktadır. Müfit'le aynı evde yaşamasının niyetleri ne olursa olsun, yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu düşünmekte de haklıydı. Nermin sekizinci bölümde fena bir gol atmıştı yani. Kainat bu düşünceler eşliğinde, yaşadıklarını dışarıdan birisinin penceresinden yorumlamaya kalktığında; hemen bir ev bulup taşınma fikri ağır basmıştı. Bunun için ilk iş emlakçıya da gitti zaten. Ama gösterilen evlerin çoğu bakımsız, bakımlı olanlarında kirası oldukça uçuktu. Yine bir ev bulmuştu ve hemen Almilla'yı arayıp yanına çağırdı. Almilla'yı, Kainat'ın yanına motoruyla götüren Önder ise birden çıkış kapıları olmuştu. Kainat, Almilla'ya hemen bir ev tutmaları gerektiğini söylerken Önder; abisinin evinin müsait olduğunu ve onunla konuşup ayarlayabileceğini söyledi. Bu süper bir gelişmeydi ama daha önceki ev gezme maceralarından akıllarında kaldıkları üzere Şebnem, hiçbir evi beğenmemekteydi. Muhtemelen Önder'in abisinin de evini beğenmeyecekti ve ona sürpriz yapmanın daha doğru olduğuna karar verdi Almilla ve Kainat ikilisi. Tabi başlarına geleceklerden oldukça da habersizlerdi... İkili Önder'in abisinin evini gezmiş ve oldukça beğenmişlerdir. Tutmak konusunda mutabakata vardıklarında, akşam olacakların fitilini de ateşlemişlerdi... 




Akşam, Şebnem'le birlikte dışarı çıkıp güzel bir geceden sonra eve getirerek sürpriz yapmayı planlamışlardı. Ancak, Şebnem holdingden gelmiş ve oldukça yorgundu. Almilla'nın onu gece için ikna etmesi hiç de kolay olmayacaktı. Ancak, bunu başaramaması da imkansızdı. Sonunda Şebnem'i ikna etmeyi başardı ve bir gece kulübüne gittiler. Burada bir güzel kurtlarını döktükten ve iyice kafaları çektikten sonra, sıra sürprize gelmişti...



Şebnem'i tuttukları eve götüren ikilimiz, artık burasının kendi evleri olduğunu söylediğinde Şebnem'in verdiği tepki; hiç de bekledikleri gibi değildi. Kendinden habersiz iş çevirmeleri, üzerine böyle bir konuda fikrini almamaları Şebnem Gürsoy'un kibrine oldukça dokunmuştu yani. Ve bu evde yaşamayacağını söyleyerek evi terk etmişti... Bundan sonra ise dizide hiç görmek istemeyeceğimiz sahneler belirecekti...


Bu taşınma fikrine tek alınan Şebnem'de değildir. Kainat'ı artık kızı gibi görmeye başlayan Müfit, onun evden taşınacağını söylemesiyle oldukça büyük bir hüsrana uğramıştı. Özellikle böyle bir kararı Şebnem'de olduğu gibi son anda dile getirmesi, onu oldukça üzmüştü. Elbette, iyi niyeti her zaman bakiydi ve evin çamaşır makinesini almayı taahhüt etti. Bu ev fikrini öğrenen Seniha ise buzdolabını alacaktı...

Bu sırada Şebnem'in morali ise yerlerdeydi. Normalde sabahları uyanmakta zorluk çeken Şebnem, gece hiç uyuyamamış ve erkenden giyinmiş işe gitme saatini beklemekteydi. Seniha ise onu böyle görmenin hem şaşkınlığı hem de üzüntüsü içerisindeydi. Zira, o Şebnem'i en son dört yaşında böyle görmüştü... Şebnem dört yaşına kadar konuşmayı öğrenememiş ve babasının gitmediği doktor da kalmamış. Sonunda konuşmaya başladığında da tahmin edeceğiniz gibi hiç susmamış... Seniha onun durumuna üzülürken, aynı zamanda karakterinin nasıl değiştiğini de görebilmekteydi. Şebnem artık bambaşka birisi olmuştu...







Kainat ve Almilla'da oldukça üzgün bir şekilde, evi boyamaya gitmişlerdir. İlk ziyaretçileri de kapıda belirmiştir... Özgür ve Selim evi görmeye gelmiş, Özgür'de ev hediyesi olarak bir mini fırın getirmiştir. Selim ise önce eve bir şey almak istemiştir ama daha sonra kızlar istemeyince, onları bir ikinci elciye götürmekle yetinmiştir. Burada da Almilla ve Özgür'ün sahneleri çok güzeldi. İkilinin aşkı gözlerinden okunurken, Almilla'nın aralarına sürekli duvar örme ve Özgür'ünde bu duvarı yıkma gayretini izlemek gerçekten de oldukça eğlenceli... Bu sırada da Can çekimlerin ardından İstanbul'a dönmüştür. Gittiğinde olduğu gibi morali bozuk olan Can'ı teselli etmek de Özgür ve Selim'e düşmüştü... Kainat'a ise bir şekilde Can'ın geldiğini duyurmuşlardı. Kainat bunu duyduğunda oldukça sevinmişti ama başındaki -bana göre bela olan- Ege faktörü yine ikilinin birlikte olmalarına engel olacaktı. Perdeleri asacakken bizimkiler, boyları yetişmemiştir tavana ve masraftan istifade Almilla, Can'ı aramasını söyler Kainat'a o da arar ve Can gelmeyi kabul eder ama kapıda sürpriz bir isim beklemektedir. Ege, kızlara yiyecek bir şeyler almış ve gelmiştir. Can ise kızların evine geldiğinde, dışarı çıkan Ege'yi görmüş morali yeniden yerle yeksan moda girmiştir. E çocuk haklı... Mahallede de bir grup serseri kızların başına bela olacak gibi. Onların da senaryoya dahil olması, bu konuda dramatik sahneler izleyeceğimizi gözler önüne serer nitelikteydi...


Şebnem holdingde sadece işine odaklanmıştır. Oldukça durgundur ve bu ona daha fazla çalışma azmi vermektedir. Selim geldiğinde ise daha önce hiç böyle görmediği Şebnem'i akşam için yemeğe çıkmaya çok kolay bir şekilde ikna etmiştir. Ve ilk defa diğer günlerden farklı olarak Şebnem'in egosal saldırılarına maruz kalmamıştır... Durumu anlamaya çalışırken, Şebnem sadece durgundur...




Akşam olduğundaysa ikilimiz yemeğe çıkarlar ve oldukça eğlenceli geçen yemeğin ardından, Selim hiç kırmaması gereken bir pot kırar... Şebnem'in babasının ön ayak olmasıyla holdingde işe girdiğini bilmeyen Selim, "kendisi için bu işe girdiğini itiraf etmesini" istemiştir... Şebnem ise haliyle küplere binmiş ve ateş kusmaktadır... Bir taksiye binecekken Selim onu durdurmuş ve zorla arabaya bindirmiştir. Selim arabada da aynı düşüncelerde olduğunu hissettirince, Şebnem bağlı olan emniyet kemerini çözmüş; "kenara çek, ineceğim!" diye tutturmuştur... Selim ise kapıyı açmasın diye onu engellemeye çalışırken, direksiyon hakimiyetini kaybederek bir direğe toslamıştır... Emniyet kemeri bağlı olmayan Şebnem'in başına neler geldiğini öğrenmemiz ise bir sonraki bölüme kalmıştır...

Onuncu bölüm


Bölüm, kaza sahnesiyle başladı... Araba çok feci bir şekilde çarpmış ve emniyet kemeri takılı olmayan Şebnem, açılan kapıdan yola savrulmuştur. Selim ise emniyet kemerinin takılı olması sebebiyle çok büyük bir hasar almamış gibi görünmektedir... Olay yerine hemen polis ve ambulans gelmiş ve ikilimiz ayrı ambulanslarda hastaneye doğru yola çıkmıştır...


Bu sırada ise Seniha, saatlerdir ulaşamadığı Şebnem'i oldukça merak etmektedir. Telefonuna çıkmadığı gibi, mesajla da olsa geri dönmemesi onu endişelendirmektedir. Müfit, onu teskin etmeye çalışmaktadır ama o da açıkçası merak etmeye başlamıştır... Seniha daha sonra eve geçmiştir ve bu sefer telefon açılmıştır. Ama karşısındaki isim Şebnem değil, olay yerindeki bir polistir... Seniha duyduklarından sonra tüm enerjisini kaybetmiş ve hemen Müfit'i aramıştır. Müfit'le birlikte hastaneye gitmektedirler...





Şebnem'in durumu kritiktir ve ameliyata alınmıştır. Selim'in durumu ise daha stabildir. Emniyet kemerinin doğurduğu etkilere mesaj çakıldıktan sonra, durumdan haberdar olan herkes hastaneye gelmiştir. Kainat, sürdürdüğü inadı yüzünden onunla konuşmadığı için çok pişmandır ve kendisine kızmaktadır. Almilla ise oldukça üzgün ve ona iyileşebilmesi için enerji yollamaktadır... Sonunda, Şebnem ameliyattan çıktığında ise yoğun bakıma alınmış ve kafasında geçici bir hasar olabileceği yönünde doktor tarafından bilgi verilmiştir... 




Selim ise uyandığında sayıkladığı ilk isim Şebnem'dir... Kendisine geldiğinde ise onun ne durumda olduğunu sorgulamaya başlamıştır. Herkes yan odada yatıyor demektedir ama gözleriyle görmeden rahat etmesi mümkün değildir... Yanında ayaklı serumluğu yanında da Can ve Özgür, Şebnem'i görmeye gitmektedir... Onu ilk gördüğünde Seniha yanına giderek, hesap sormak istedi ama Müfit onu engelledi... Selim ise yoğun bakımda Şebnem'i gördüğünde içerisini büyük bir hüzün kaplamıştır... Şebnem, beynindeki hasarın durumu bilinmediği için komada uyutuluyordur... Ne olursa olsun, canına okuyacak olsa da kalkmasını istemektedir Selim ondan... 


Herkes hastaneden ayrılmış ve sadece Selim'le, Seniha orada kalmıştır... Cafeyi açan Müfit'e ise bu sırada bir telefon gelmiş ve akşam için 500 poğaça siparişi almıştır... Kainat önce yapmak konusunda oldukça isteksizken, İzafet'in yine evinin imkanlarını sonuna kadar açması sonrasında kararını değiştirmiştir... Günün sonunda hazırladıkları poğaçaların başlarına iç açacağını bilmeden, teslim almaya gelen adama vermişlerdir...




Akşama doğru ise cafeye iki tane sivil polis otosu gelmiştir... İçlerinden inen polisler, Kainat ve Müfit'i aramaktadırlar ve ikisini de karakola götürmek için gözaltına almışlardır... Kimse ne olduğunu anlayamamışken, işin aslı bizimkiler karakola gittiğinde ortaya çıkmıştır... Poğaçalarla eroin trafiği yapılmış ve poğaçayı yapanlar olarak Müfit ve Kainat gözaltındadır... Bir sonuca tam varamasada bu, muhtemelen Nermin'in bir tezgahıydı ve Ege de ikisinin gözaltına alındığını görmesi sonrası, Nermin'le olan sabah ki konuşmasını hatırlayıp hemen yanında soluğu almıştır... Nermin ise beklendiği üzere kabul etmemiştir bu durumu... Can ve Özgür, Müfit ve Kainat'ın gözaltından kurtulması için büyük bir çabaya girişmişken, yine yardımlarına koşan isim İzafet olmuştur... Apartmanın dört bir köşesine yerleştirdiği kamera sistemi sayesinde, poğaçaları kimin aldığını teşhis etmek çok çok kolay olacaktır ve sonunda görüntülerle karakola giden Özgür, komisere resim ve cd yi vermiş ve adam da kısa sürede yakalanarak sorguya alınmıştır...


Bu sırada ise Şebnem uyanmıştır. Uyanmıştır, uyanmasına ama ortada bir gariplik vardır... Şebnem'in başında bekleyen kişi Selim'dir ancak, Şebnem uyandığında Selim'i tanımamaktadır... Seniha'ya ise Arda'yı yeniden evlenmeye ikna edeceği konusunda sözler söylemektedir... Anlayacağınız Şebnem'in hafızasında, Arda nikahtan kaçtıktan sonra havalimanına doğru yola çıktığı an kalmış ve sonrası tamamen silinmiştir... Kainat, Almilla, Selim, Özgür, Ege ve Can daha önce hiç tanışmadığı kişilerdir artık...


Tabi bunu öğrenmek ne kızlar için ne de Selim için hiç de kolay olmayacaktır... Selim ise kalbinde koyduğu yerden ötürü ona her an yardımcı olmak istemektedir... Şebnem, Arda'nın kendisini nikah masasına bıraktığı yerdedir ve Arda'yı yeniden evlenmeye ikna etmek derdindedir; dizinin ilk birkaç bölümünde olduğu gibi... Selim ise çaresizce Arda'yı, Şebnem'le görüşmesi konusunda ikna etmeye çalışmaktadır. Arda da haklı olarak, Şebnem'in kendine yaptığı şeyden sonra onunla ilgilenmek istememektedir ama Selim'in tehditleri onu bu fikrinden çabucak vazgeçirmiştir... 


Şebnem, hastaneden taburcu olmuştur ve patronu olan Selim'in babası Harun'u hastane çıkışında, kendi babasının gönderdiği şöför sanmış ve kapıları açtırmalar, evde kahve yaptırmalar derken adamı iyice uşağı yapmıştır... Adam da durumunu bildiği Şebnem'in isteklerini mazur görüp yapmaktadır. Seniha ise utancından yerin dibine girmektedir tabi bu sahnelerde...




Gözaltına alınan adam ise konuşmuş ve Kainat'la Müfit'in suçsuz olduğu anlaşılıp serbest kalmışlardır... Her şey normal seyrine dönmüşken, artık Kainat, Almilla ve Can da, Şebnem'in kendilerini tanımadığı gerçeğiyle sırayla yüzleşmişlerdir... Bu durumda da iş, o her şeyi hatırlayana kadar; hatıralarında kalanları ona yaşatmaktır... Yani Arda, şimdi Şebnem'in hayatında yeniden başrole geçmiştir... Arda'yı süzme salak gibi göstermeleri komik olmasının yanında saçma da geliyor bana biraz... Selim'in yazdığı mesajlardan replik alan Arda, Selim'in göndermediği bir indirim mesajını okuduğunda; salaklığına tanıklık etmiştik. Arda, Şebnem'le ilgilenmek için önce isteksiz davranmıştı ama Şebnem'in kendine yaklaşımından o kadar hoşnuttu ki, artık keyfini çıkartıyordu durumun. Tabi Selim ikilimizin bu hallerini gördükçe küplere binmekte ve peşlerinden bir an olsun ayrılmamaktaydı...


Ege gelmiş ve Kainat'a akşam için bir restoranttan teklif aldığını ve birlikte sahneye çıkmayı teklif etmiştir. Kainat elbette, bu teklifi de reddeder gibi olmuştur ama Şebnem'in de oraya gelmesi durumu hem de parasının çok iyi olması kabul etmesine yetmiştir. Tabi, bunu kafeye gelen Can'a söylerken ki hali görülmeye değerdi... Can'ın o şahane mimiklerini de kesinlikle... Fırat Altunmeşe, hiç konuşmadan mimikleriyle her derdini anlatabilecek potansiyelde birisi... Mimiklerini bu kadar başarılı kullanabilen nadir insan tanıyorum şahsen...




Akşam olmuş ve herkes sırayla restoranta gitmeye başlamıştır... Arda, Şebnem... Selim, Hülya, Almilla, Özgür, Can ve Önder... Kainat ve Ege sahnedeki yerlerini almış ve çok güzel bir şarkı dile getirirken içeri aniden Nermin girmiştir... İkisi de onu görünce bir şokking oldu ama Nermin, aniden geldiği gibi çıkıp gitti... Şebnem ve Arda ise mutlu mesut masada takılırken, Selim yine her an Arda'nın ensesindeydi... Arda sırf Selim'i kıskandırmak için dansa kaldırdığı Şebnem'i öpmek üzereyken de, onuncu bölümün perdesi aşağıya iniverdi...

Kaçak Gelinler, şimdi değişen dengeleri ve yeni gelecek senaristleriyle nereye varır kestirmek güç... Şebnem ne zaman hafızasını geri kazanacak... Nermin, Kainat'la daha ne kadar uğraşacak... Can en sonunda Kainat'a ne zaman ondan hoşlandığını söyleyecek... Almilla, Özgür'ü ne zaman tam olarak affedecek ve son olarak Selim, Şebnem'i gerçekten sevdiğini ne zaman anlayacak bunları merakla bekliyoruz hepimiz... Bakalım, konular sarpa sarmadan, karakterlerimizin küslüğü ve dramatik sahneleri çoğalmadan; kaç bölümde bu düğümler çözülecek... 

Bekleyelim, görelim...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

BeklenenKral@gmail.com
_______________________________________
Düzeltme:* Yeni senaryo ekibiyle birlikte, Engin Elgün'ün de devam edeceği haberlerini okumuş ve içime su serpilmişti ama ne yazık ki, yine senaryo grubundan Ferhat Ergün'den aldığım mail sonrasında; onuncu bölümle birlikte diziden tamamen ayrıldıklarını öğrenmiş bulunmaktayım... Yıkıldım, yazıyı düzelttim ve bir dizinin muhtemel yok oluşunu beklemeye şimdiden başladım. Sayın Ferhat Ergün'e bilgilendirmesi için teşekkürlerimi sunarım...

1 yorum :

  1. Anladığım kadarıyla su anda güneşi beklerken dizisinin senaristleri yazıyor bi durum beni de korkuttu , gerek espriler gerek hikaye çok güzel gidiyordu , bozulmasından korktum su anda :)
    Umarım aynı devam eder izlerken ayrı bi tat alıyorum
    Birde ulan ıstanbulla aynı gün ve saatte olmasa... Bazı günlerimiz boş oluyor keşke o günlere alsalar :)

    YanıtlaSil