16 Ağustos 2014 Cumartesi

Kiraz Mevsimi: Aşkın ayak sesleri


Her hafta daha da başarılı oyunculukların sahnelenmeye başladığı ve buna bağlı olarak da izleme keyfinin katlandığı bir yapım Kiraz Mevsimi. Dizi dün akşam yayınlanan altıncı bölümüyle, dramdan uzak kalarak da nasıl başarılı olunabileceğini gösterdi. Bölümün analizini okumaya ne dersiniz peki?..

Özge Gürel'in performansı artık gözle görülür biçimde düzeldi dizide. Bunun yanında Serkan Çayoğlu'nun gerçekten başarılı bir iş çıkarttığını söyleyebilirim. "Oyuncuyum" diye gezen birçok isimden daha iyi oynuyor kesinlikle. Zamanla üzerine koyduğunda, başarısı da giderek katlanacaktır. Bu rol çok iyi bir seçim oldu kendisine... Tek sorun dublajı, olmuyor işte. Neden kendi sesini kullanmaktan çekiniyor bilemiyorum ama büyük bir hata bu. Seyirci, kendi sesini daha önce "Zeytin Tepesi"* dizisinde duymuştu ve açıkçası hiç de fena değil sesi. Bu hatadan dönülmeli artık mutlaka. Dağhan Külegeç'e gelirsek, onun isteksiz olduğunu düşünüyorum oynarken. Onun sahneleri ne yazık ki bana geçmiyor. Sanılmasın ki bir ön yargıdan ama keyifsiz havası alıyorum kesinlikle kendisinden. Nilperi Şahinkaya'ya ise diyecek söz yok. Kadın "kötü" karakterleri oynamak için gelmiş dünyaya. Her ne kadar bu bölümde pek bir sakindi kendisi ama acısını mutlaka sonraki bölümlerde çıkartacaktır...

Dizi beşinci bölümde, Mete'nin sırf Öykü'ye inat yaparcasına ona aldığı kolyeyle Şeyma'ya evlenme teklif ettiği sahnede son bulmuştu. Pek tabi bu sahne karşısında herkes şoktaydı. En çok da Öykü...

Altıncı bölüm


Öykü, Mete'nin Şeyma'ya yaptığı evlenme teklifinin acısını en derinde hissetmektedir. Bunun şokuyla da orada daha fazla kalamamış ve Burcu ile birlikte mutfağa gitmişlerdir. Hemen arkasından ise Ayaz gelmiştir ve Mete'ye her şeyi söyleyeceğini diyerek yemek salonuna doğru gitmiştir. Tabi Öykü, kendisinin Mete'den hoşlandığını söyleyeceğini sandı ama Ayaz'ın asıl söyleyeceği şey, Şeyma'nın onu kandırdığıydı. Bu yanlış anlama vesilesiyle lafa dalan Öykü, tam Ayaz her şeyi söylüyorken kesmiştir sözünü. Konuda orada kapanmıştır. Bu Mete'nin safa yatan tavrı bayıyor yalnız. 


Ertesi gün olmuş ve Şeyma kendisine yapılan evlenme teklifini, Öykü ile birlikte annelerine anlatmaktadır. Öykü, girdiği bunalımdan hala çıkamamış gibi görünmektedir ama yine de keyifli davranmaya çalışmaktadır. Bu sırada, kendisi için de Ayaz'la birlikte aynı şey dilenirken; ayrıldıklarını söylemiştir Öykü. Bu gereksiz sahneden sonra, Öykü'nün odasına geçmişlerdir. Dün gece, Ayaz'ın Ağva'ya tatile gitmek için ikna ettiği Mete aramış ve durumu anlatmıştır. Kendisi hakkındaki gerçeği söyleyeceğini bilen Şeyma'nın etekleri tutuşmuş ve Öykü ile birlikte Ağva'ya gitme kararı almışlardır. Sorun ise nasıl gidecekleridir... Bunun için de çözüm Emre'dir... Öykü, hemen Burcu'yu aradı ve Emre'yi ikna etmesini istedi. Tabi o da dört dönüyor Emre ile konuşmak için hemen aradı ve götürebileceğini öğrenmesiyle, bizimkilerin Ağva yolculuğu başladı. Ağva'ya vardıklarında Emre hemen geri dönmek istediyse de, önce kızlar daha sonra da Mete onu bu fikrinden caydırmıştı.


Gittikleri otelin kumsalında keyif çatan Ayaz ve Mete ikilisi, kendilerini beklemekte olan büyük sürprizden habersiz Şeyma ile evlilik konusunda konuşmaktadırlar. Tam bu sırada yanlarına gelen iki kızla ilgilenmeye başlayan Ayaz ise klasik çapkın erkek pozlarına girmiştir... Ama bilmediği, hemen arkasında Öykü'nün Şeyma ile birlikte yanlarına geldiğidir. Öykü ve Şeyma geldiğinde büyük bir şaşkınlık geçiren ikilimiz, aslında sevinmişlerdir de bu duruma. Şeyma, Mete'yi almış ve eşyalarını yerleştirmeye gitmiş; Öykü ise diğer iki kızı hemen oradan sepetlemiştir. 


Ayaz, Öykü'nün böyle davranmasından haliyle pek hoşlanmıştır ve didiklemeye başlamıştır bu durumu. Tabi öncelikle Mete ile ne konuşmak istediğini öğrenmektir Öykü'nün derdi ama daha sonra bu durum unutulmuş ve didişmeye başlamışlardır her zamanki gibi. Ayaz, durmadan Öykü'yü kıskandırmak için diğer kızlarla oyunlar oynamakta ve denize girmektedir. Planı da açıkçası işe yarıyordur. Bu kıskançlık nevrozlarına tanıklık eden Burcu şaşkın ama mutludur. Öykü'yü, Ayaz'ı kıskandığı konusunda ikna etmeye çalışsa da başarılı olamamıştır. 


Ayaz, kızlardan birisini yanına almış yine Öykü'yü kıskandırmanın peşindedir. Otelin etrafında turlamaya başlayan ikilimizi ise Burcu ile birlikte takip etmektedirler. Burcu, abisinden aldığı Ayaz'la kalacakları odanın anahtarıyla; gözetleme yapmanın peşindedir. Bu sırada ikisinin odaya girdiğini gören Ayaz ise oyunlarına devam etmektedir. Öykü ve Burcu yakalanmaktan korkarak banyoya saklanmışlardır ve Ayaz'da kız odadaymış gibi iltifatlar edip, önce duş almayı teklif etmiştir. Pek tabi banyoya geldiğinde ise manzara bilindiktir. Öykü'nün kıskançlığı iyice gün yüzüne çıkmıştır ama inkar etmektedir. Aslında, kendisine de inkar ediyor bu sıralarda Öykü kıskandığını. Böyle bir şeyin nasıl olduğunu sorguladığı çok açık. Kendine mukayet olamadığı da...

Önem ise Bülent'le aynı otele gitmenin hazırlığındadır. Bu sırada İlker ve Sibel'i de beraberlerinde gitmeye ikna etmiştir Önem ve yola çıkacaklardır. Pimpirikli İlker, tanımadığı Bülent'in arabasına binmek istemez. Bu durumda da onun arabasıyla gideceklerdir. Tabi İlker, benzin parasını paylaşacaklarını hanımlar arabaya gitmişken Bülent'e dikte etmiştir. Bu İlker, fena bir şey gerçekten. Otele vardıklarında ise beklemedikleri bir manzara beklemektedir kendilerini. Çocukları da oteldedir ve tüm planları suya düşmüştür. Daha ilk dakikadan karşılaşmaları ise cabasıdır. Birlikteliklerinden haberi olmayan çocuklara ise Bülent'i gelmeye İlker'in ikna ettiğini söylemiştir Önem. Durum şimdilik pek dikkat çekmiyor ama zamanla anlaşılacak muhtemelen. Neden sakladıklarını ise anlamıyorum. Sanki, "birlikte olamazsınız" diyecekler...


Akşam olmuştur ve topluca bir akşam yemeği yemeye karar vermişlerdir. Bir telefon gelmesi sonrası masadan kalkan Mete'nin ardındansa Önem, Şeyma'nın sunum gününde yaptıklarından ve dolayısıyla da Öykü'nün yapamadıklarından bahsetmeye başlamıştır. Şeyma kabarmıştır övgüden ama Ayaz, elbette kendinden beklendiği üzere hemen Öykü'ye sahip çıktı. Şöföre yanlış bir adresin verildiğini söyledi ve şimdiye kadar kimsenin dillendirmediği bir şekilde; "çizimlerin Öykü'ye ait olduğu ve sunum yapmış olmasa bile bunun onun başarısı olduğunu" kapakladı!.. Heyt be Ayaz, yürü... Tabi Öykü hemen Şeyma'ya sahip çıktı falan bir ton gereksiz nane. Mete kadar başka bir saf da Öykü oluyor... Yuhunuz artık, kızın bir mezar kazıp seni diri diri içine sokmadığı kaldı Öykü. İyilik olguna sağlık yani... 


Yemekten sonra herkes odasına çekilmeye başlar. Ayaz ve Öykü ise kumsalda yürüyüşe çıkmışlardır. Ayaz onu daha önce küçüklüğünde, annesiyle birlikte otele tekrar geldiğinde çıktığı kayalığa götürür ve çocukluğunda çok da arkadaşı olmadığından ve hep yalnız takıldığından bahseder. Ayaz, o tepede bir taşın üzerine de ismini yazmıştır. Öykü, yerden aldığı başka bir taşla onun isminin yanına kendi ismini yazar ve yalnız olmadığını, kendisinin onun arkadaşı olduğunu söyler. Yaaa arkadaş, biz de yedik...


Aradan baya bir zaman geçmiştir ve herkes uykuya çekilmiştir. Burcu'yla kalacakları odaya gelen Öykü, yatakta onun Emre ile birlikte uyuduğunu görür ve Emre'nin de normalde yatması gereken Ayaz'ın odasına gider. Ayaz, tabi yine hemen cıvıklıklar yapar ve kızdırır Öykü'yü. Onunla yatmayacağını söyleyip, başının altından çekip aldığı yastıkla kumsala gider. Şezlongda yatacaktır ama gece soğuk ve üşümektedir. Tam bu sırada ise Ayaz, elinde yastığı ve çarşafıyla geldi bir başka şezlonga uzandı. Öykü'ye de, "üşüyorsa yanına gelebileceğini" söyledi. Öykü, çok üşüyordu ve direnemezdi. Hemen yattığı yerden kalktı ve Ayaz'ın yanındaki şezlongu ona yaklaştırıp yattı. Yine bakışmalar, göz kaçırmalar derken sabah olmuştu.

Sabah olduğunda ise Ayaz'ın zorla koşuya gitmeye ikna ettiği Öykü'yle bir başka maceraları başlamıştı. Bu maceraya Önem ve Bülent'in onlardan kaçma macerası katılmıştı tabi bir de... Nereye giderlerse karşılarına çocukları çıkan ikili artık köşe bucak saklanmaktan sıkılmıştı ama ne çare... Her yerdelerdi... 

Bu sırada kumsalda Mete kitap okurken, Şeyma denizdedir ve Şeyma'nın telefonu çalar. Mete telefonu açtığında ise karşısındaki isim, ortakları Rıza'dan başkası değildir ve bunlar birbirleri olduklarını anlamadan laf dalaşına girmişlerdir. Durumu fark eden Şeyma ise hemen yetişmiş ve Mete'nin elinden telefonu kaptığı gibi, "bir daha beni arama" diyerek kapatmıştır. Üzerine de, eski iş yerindeki patronu olduğunu söylemiştir arayanın. Mete bu durumu didiklediğine göre ilerde, o patron mutlaka ziyaret edilecektir...


Akşam üzeri olmuştur ve Burcu'nun zorla kabul ettirdiği doğruluk-cesaret oynanacaktır... Ayaz, Şeyma'yı kıstırmayı planlamaktadır bu oyunla birlikte ve oyun başladığında ipler iyice gerilmiştir. Nihayetinde, şişe Ayaz'ın Şeyma'ya soru soracağı şekli almıştır. Doğru cevaplar veremeyeceği için cesareti seçen Şeyma'ya, Ayaz'ın oyunu bitmemiştir. Ayaz, telefonunda arayacağı herhangi birine "Merhaba" demesini istemektedir Şeyma'nın. Tabi arayacağı isim Rıza'dan başkası olmayacaktı. Şeyma hemen kıvırtıp, doğruluk demiştir. Ayaz, önce diretmiştir ama daha sonra soru sormayı kabul etmiştir. Sorduğu soru ise "daha önce hiç yasak bir ilişki yaşadın mı?" oldu. Tabi, Şeyma hemen şekilde şekle girdi. Mete, salakça onu korumaya girişti derken; oyun dağıldı. Öykü'de kalkıp hemen orayı terk etti. Ayaz'da tabi peşinde... 


Öykü, yaptığının yanlış olduğunu ve Şeyma'nın geçmişinde olan şeyleri söylemesinin doğru olmadığı gibi yine saçma sapan tezleri savurmaktaydı Ayaz'a... Ayaz ise tüm bunları onun mutlu olabilmesi için yaptığını söylemiştir. Mete ile birlikte olursa, mutlu olacağına inanmaktadır. Ama bilmediği, Öykü'nün kalbindeki dengelerin çoktan değişmeye başladığıydı... Ayaz'a, sahilde sorduğu "Mete'ye aşık mısın? " sorusunu tekrar sormasını ve artık cevabını bildiğini söyler. Ayaz, sorduğunda ise artık, onu sevmediğini dile getirir ve ikilimizin haşin bakışları altında altıncı bölümün perdesi aşağıya iner...

Kiraz Mevsimi'nin yakaladığı ivme kesinlikle çok başarılı bir şekilde yükselmekte. Yaz ekranından, kış ekranına transfer olacağına kesin gözüyle baktığım yapımın, her hafta bizi sürüklediği maceraları izlemek pek keyifli. Öyleyse bir dahaki hafta bu keyfe yeniden ortak olmayı ihmal etmeyelim derim...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

BeklenenKral@gmail.com
________________________
*Serkan Çayoğlu'nun Zeytin Tepesi'nde oynadığını tamamen unuttuğumdan, kendi sesi hakkında bilgim yok  sanıyordum. Değerli Ranini'nin hatırlatmasıyla, gerçek sesini ikinci kez ama bu sefer bilinçli olarak duymuş oldum.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder