9 Ağustos 2014 Cumartesi

Kiraz Mevsimi: Büyük çıkmazlar


Yine ilk bölümüyle çok iyi reytingler alamayan bir dizide sıra... Kiraz Mevsimi, yayınlanan ilk bölümünde oldukça düşük reytingler almıştı. Reytinginin artabileceğini düşünüyordum ancak, her hafta birinci olabilecek kadar büyük bir artış beklemiyordum. Yayınlandığı cuma akşamlarını reytinglerde birinci olarak kapatan Kiraz Mevsimi'nin beşinci bölümünü analiz edeceğim bugün...

Diziyle ilgili önceki yazılarımda değindiğim bir konuyu-ki ikisi de en çok hit alan yazılarımdan oldu; sağdaki 'Popüler yazılar' başlığında bulabilirsiniz-, revize edeceğim analize başlamadan önce... Özge Gürel'in performansının bazı noktalarda oldukça gerçek dışı ve yapay durduğunu söylemiştim diğer yazılarımda. Dün akşam yayınlanan bölümde, mükemmel bir oyunculuk sergilediğini söyleyebilirim. Sevinci de, üzüntüsü de bana geçti. Umarım bu performans kalıcı olur ve her yazımda, bugün olduğu gibi övebilirim kendisini... Ayrıca, ses tonuna da biraz dokundurmuştum. Dün akşam o da beni hiç rahatsız etmedi. Sanırım, sürekli yayınlanan altı yüz milyon tekrarıyla(!) birlikte diziye denk gele gele kulağım sesi benimsedi. Ya da sesi gerçekten kısıktı, düzeldi. Bilemiyorum... Sonuç olarak dizinin başrol oyuncusuna yakışır bir isim artık gözümde... Dağhan Külegeç'e de dokunduruyorum hep yazılarımda... Bilenler bilir, verilen rolün ona uygun olmadığını söylüyordum hep... Açıkçası, o konuda hala aynı yerdeyim... Dağhan Külegeç, Mete rolü için hiç mi hiç uygun değil...

Gelelim dün akşam yayınlanan beşinci bölümün analizine... Dördüncü bölümün sonunda, kendisine ait olan çizimlerle ilgili; Şebnem ve Önem'in asistanının oyunuyla sunum yapamayan Öykü, kovulmuştu. Kızın çizimlerinin üzerine yatmışlardı yani bu durumda ve bölüm de böylece bitmişti... 

Beşinci bölüm

Aradan tam üç gün geçmiştir ve kovulduğu için bunalımda olan Öykü, evden kafasını dahi çıkartmamaktadır. Bu da yetmezmiş gibi telefonunu da kapalı tutmaktadır. Kapıya görmeye gelenlerse, annesi Meral tarafından geri çevrilmiştir... Durumuna oldukça üzülen Meral, ona moral vermeye çalışmaktadır ama kız haklı olarak çok üzgündür. Şöförde bulduğu kabahatin sorumlusunun Şeyma olduğundan habersiz, Önem'e derdini anlatamamasının hüznünü yaşamaktadır. Ancak, o gün okula gidecektir... Hazırlanmıştır ve aşağıya apartmanın kapısına çıkmıştır... Peki sonra ne olsa beğenirsiniz?.. Mahallenin haşarı çocukları başına toplanmış, magazinci gibi; "evden neden çıkmadığını, bu konuda bir açıklama yapıp-yapmayacağını" sormaktadırlar... Öykü önce bu duruma bir anlam verememiştir ama hemen yanında beliren Ayaz'ı gördüğünde her şey netleşmiştir. Ayaz'ın işidir bu. Ve Öykü'yü tuttuğu gibi kolundan arabaya bindirmiştir... 


Ayaz, Öykü'yü şirkete getirmiştir... İyilik yaptığını sanarak, ona burada ayrılan bir çalışanın odasını vermiş ve çizimlerini burada çizmesini, başka bir şey yapmasına gerek olmadığını; her ay da maaşının takır takır hesabına yatacağını söylemiştir... Beklendiği üzere ise bu yersiz teklif, Öykü'yü daha derin yaralamıştır. Öykü'nün derdi para değildir çünkü; onun derdi gözünde devleştirdiği Önem'e yakın olabilmektir... Ayaz'ın ağzının payını verdikten sonra, orayı terk etmiştir. İşte ahanda tam burada, nasıl döktürdü nasıl; resmen "yavan oynuyor" dediklerimi yutturdu bana... Devamı da gelince yukarıdaki özür mahiyetindeki revize kaçınılmaz oldu anlayacağınız... Neyse, iyilik yaptığını düşünen Ayaz, bu tepki karşısında hem şaşırmış, hem de üzülmüştür...


Tabi, yaptığının aslında yanlış bir şey olduğunu ve Öykü'nün böyle bir şeyi kabul etmeyecek karakterde birisi olduğunun İlker tarafından hatırlatılmasıyla; Ayaz'ın özür dilemesi farz olmuştur. İlker'in pizzacısından çıkıp, okula gitmiştir. Ayaz, okula geldiğinde grantuvalet oluşu sebebiyle hoca sanılmıştır. Aklına bir plan gelen Ayaz, öğrencilerden birisini bir yıl spor salonuna bedava üyelikle kafalayıp; kıyafetlerini giymiş ve daha çok Clark Kent'e dönmüş bir şekilde, öğrenci formunda sınıfa derse girmiştir. Öykü ve Burcu onu öyle görünce oldukça şaşırmıştır. Tabi, başta yine sürtüşmüşlerdir de ama hocanın azarlaması sonrası, sürtüşmeleri kesilmiştir. Sanat Tarihi hocasının, hikayesini sorduğu bir büstü anlatmak için el kaldıran Ayaz, kürsüye gelmiş ve büst üzerinden savurduğu yalan-yanlış bilgilerle aslında, Öykü'den özür dilemeye başlamıştır. Özür dilemiş ve Öykü'de kendisini affetmiştir ama küplere binen hoca üçünü de sınıftan dışarı atmıştır... Dışarı çıktıklarındaysa Ayaz, Öykü'nün kılığıyla dalga geçmesinden kurtulamamıştır... 

Mete, durumuna üzüldüğü ve günlerdir göremediği Öykü'nün evlerine gitmiştir. Meral'in karşıladığı Mete, onunla Öykü konusunda dertleşmiş ve iş konusunda elinden geleni yapacağının sözünü vermiştir. Öykü'ye karşı kesinlikle bir şeyler hissetmeye başlayan Mete, Önem'in iş yerine gitmiştir. Şeyma'nın, "Önem burada yok" yalanına inanmış ve onun Önem'le konuşacağı yalanına da inanıp oradan ayrılmıştır. Elbette Şeyma'nın, Öykü için konuşması normal şartlarda mümkün değildi ama Önem'in onu baskı altında tutacağı ve çok bunaltacağını öğrenmesiyle; Önem'in yanına çıkmış ve Öykü ile ilgili konuşmuştur. Ayaz'ın da bu konuda çok ısrarcı olması yüzünden, Önem onu işe geri almayı kabul etmiştir... Şeyma bu konuşmanın ardından mesaj atmış ve Öykü'ye hemen butiğe gelmesini söylemiştir... Burada da Öykü'nün oldukça sevindiğini izlediğimiz bir sahne vardı. Ve yine oldukça gerçekçi bir sevinçti sergilediği Özge Gürel'in... Öykü'de bir heyecanla, butiğe gitmiştir... İşe geri alınmıştır ve Önem'in hususi; "benim gözüme gözükmesin" demesine rağmen, Öykü'yü onun odasına göndermiştir Şeyma... Ah yılan, ah...

Orada herhangi bir çalışan olan Şeyma'nın dün akşamki bölümde, sanki genel müdürmüş kılığı ve edasıyla gezinmesini ve her durumda Önem'in yanında bitmesini anlayamadım?.. Yaptığı sunumdan sonra mevkisi yükseldi de bize mi gösterilmedi bu bilemiyorum ancak, oldukça yersiz sahnelerdi tüm bunlar...


Öykü'nün işe geri dönüşünü kutlamak için bir plan yapmıştır, Mete ve Ayaz ikilisi. Aslında gece için Şeyma'ya baş başa yemek sözü vermiş Mete için de kaçış noktasıydı bu. Öykü'yü arayan Ayaz'ın konuşmaları ardından birbirlerine "öptüm" demeleri ve telefonu kapadıktan sonra, bu söylemi sorgulamaları çok komikti... Şeyma elbette Mete'yle baş başa yemeğe çıkamayacakları için yine kudurmaktadır ama 'iyi arkadaş' pozuna devam etmektedir. Gece kulübünde, resmen avamlığını sergilercesine dans eden Şeyma, bu tavırlarından rahatsız olan Mete'yle tutuştuğu kavga sonrası; iyilik meleği(!) Öykü'nün yardımıyla kötü bir piştiden paçayı kurtarmıştır... Gece kulübüne, Ayazların da iş yaptıkları; Şeyma'nın madigudisi Rıza gelmiştir... Öykü'nün uyarmasıyla, tuvalete gitme bahanesi savurup; adamla konuşmaya gitmiştir Şeyma... Öykü'de, Şeyma'nın babasının mesaj attığı ve eve geri dönmesinin gerektiği yalanıyla; oradan ayrılmanın zeminini yapmıştır. Ayaz tabi her şeyin farkındadır ve bu durum onu oldukça rahatsız etmektedir. Tüm bunların sonunda, Şeyma ve Mete oradan ayrılmış; Ayaz ve Öykü ise deniz kenarına gitmişlerdir...

Deniz kenarında, gece kulübünde hafif yakınlaşır gibi olduğu Mete'yi hala sevip sevmediğini sorunca Ayaz, Öykü bir şey söyleyememiştir. Aslında, içten içe Ayaz'a karşı bir şeyler hissetmeye başlayan Öykü; artık bu sorununun cevabından emin değildir... Ayaz ise bu sessizliğin sonrasında, hayal kırıklığıyla artık "sevgili" oyununu bitirmelerini önermiştir. Öykü, hüzünle karşıladığı bu teklifi kabul etmiştir...


Ertesi gün Rıza, Ayazların iş yerine gitmiştir ve Şeyma'nın konusu açılmasın diye direnen Ayaz, sonunda Öykü'nün; Önem'in bulmazsa kovacağı bir plağı bulmasına yardımcı olması için, kendisinin işi olduğunu bahane edip Mete'yi göndermiştir... Kendisiyle Mete'nin geleceğini söyleyen Öykü'yü duyunca Şeyma'da peşlerine takılmaya niyetlenmiştir ama Ayaz, Rıza ile ilgili konuşacağını mesaj atıp onu daha sonra vereceği bir adrese çağırmıştır... Bir işi çıktığını söyleyip, Öykü'yü gönderen Şeyma; Ayaz'la buluşmaya gitmiştir. Ayaz'ın Rıza konusunda her şeyi Mete'ye anlatacağını söylemesi ve onu tehdit etmesi karşısında, Şeyma'nın gözünün korkmaması bile nasıl bir karakter olduğunu gösterir nitelikteydi. Ayaz'a, Mete'den ayrılması durumunda, Öykü'yle yakınlaşacağını ve buna en çok üzülenin kendisi olacağını söyleyen Şeyma, arsızlıkta kendini yeniden aşmıştır... Yine de Ayaz; "akşam ya sen söylersin ya da ben" diye onu son kez tehdit etmiştir. Bizimkinde ise korkunun zerresi yoktur yine...


Öykü'nün aradığı plağı bir türlü bulamamaları sonrası, Mete'nin aklına okuldan hocası gelmiştir ve ona gittiklerinde, ikisi ile ilgili yersiz(!) birçok sahne geçmiştir. Adam koleksiyonunda plağı bulmuş ve onlara vermiştir. Tam asansörle aşağı inerlerken de asansör bozulmasın mı?.. Mecbur yapılana kadar beklemek zorundalardır. Bu sırada, Ayaz'dan ve Şeyma'dan konuşmaya başlamışlardır. Birkaç saat önce Öykü için aldığı kolyeyi tam ona verecekken, Ayaz ile ilgili söylemleri ve Şeyma'yla limoni olan aralarını düzeltmeye çalışması sonrası, Mete kolyeyi vermekten vazgeçmiştir. Bu sırada asansör tamir edilmiş ve her şey yoluna girmiştir...


Bülent'in doğum gününde ise Mete ve Öykü ikilisi beklenmektedir. Malum, oğlu olmadan Bülent yemeğe başlamak istememektedir. Ancak, daha sonra geleceklerinin belirsizliği sebebiyle yemeğe başlamak üzereydiler ki, Öykü ve Mete gelmişti... Babası tam doğum günü için yapacağı konuşmaya başlayacakken Mete, sözü ondan almış ve sırf Öykü'ye inat Şeyma'ya, Öykü'ye aldığı kolyeyi vererek evlenme teklif etmiştir... Burada da beşinci bölüm, başta Öykü olmak üzere herkesin şaşkın bakışları arasında sona ermiştir...

Mete'nin yaptığı tam bir saçmalıktı. Tabi bu saçmalıktan nemalanan Şeyma oldu. Malum, Türk dizi dünyasında kötüler her zaman; iyilerse sadece dizilerin final bölümünde kazanır. Güneşi Beklerken'i kırk küsür bölüm yazan ve Kiraz Mevsimi'nin de senaryosunun danışmanlığını yapan Gökhan Horzum'un parmağı olan senaryolarda ise bu iyi/kötü çatışması tam bir paradoks halini alır. Kendisinin kalemi çok ama çok kuvvetli ancak, iyileri dramlarla süründürmeye bayılıyor ne yazık ki... Kiraz Mevsimi, Güneşi Beklerken moduna bir girip, bir çıksada; oldukça akıcı olan hikayesi ve yetenekli oyuncularıyla izlemeye değer bir yapım. Haftaya senaristler, Öykü'yü nasıl çıkmazlara sokacaklar bakalım!..

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder