5 Ağustos 2014 Salı

Ulan İstanbul: Aşka dur deme zamanı


Yoğunlukla dram barındıran bir bölüm izledik aslında bu sefer. Ulan İstanbul, tüm çete üyelerimizin bir şekilde içine sürüklendiği dramlar eşliğinde yine keyifli bir akşam yaşattı bizlere. Kafa tasının içerisinde büyük bir zeka parıltısı olduğunu bizlere çok iyi kanıtlayan Uğraş Güneş'in muhteşem kaleminin eseri olan dizinin yedinci bölümünü analiz edeceğim bugün de...

Hatırlarsanız geçen bölümde; Derya, odasına dinleme cihazı yerleştirmenin karşılığı olarak Ceyhun'un yemek teklifini kabul etmek zorunda kalmıştı ve bu duruma tepki gösteren Ferdi'nin bir olay çıkartmadan bölümün noktalanacağını hiç sanmıyordum. Keza, altıncı bölümün sonunda yemekten dönmüş olan Derya ve Ceyhun ikilisini, yakınlaştılar zannedip; Ceyhun'u yumruklamıştı... Ama aslında durum bambaşkaydı. Adamcağız sadece, Derya'nın gözüne kaçan şeyi çıkartmasına yardımcı oluyordu... Bölüm de öylece bitmişti zaten... 

Yedinci bölüm
Yumruk olayının ardından herkes bir gizin içerisine saklanmıştır. Ferdi, Karlos ve Derya üçlüsü; gece olan olayı Kandemir'e duyurmamakta kararlıdır. Yaren ise öğrendiğinde bir şok geçirmiştir ancak, elbette bizimkileri satmayacaktır. Bu sırada, tavırlarından şüphelendiği Karlos ve Ferdi'ye kötü bir durum olup olmadığını sorduğunda, her şeyin normal olduğu cevabına inanmıştır Kandemir. İnanmıştır inanmasına ama bu inanç, bölümün sonunda büyük bir patlamayı beraberinde getirecektir...


Ceyhun ise evde, yüzünde koca bir et parçası; başında Şehriban ve yanık Maşuka, çenelerini dinlemektedir garibim. Yediği yumruğun acısını dahi unutturacak cinsten olan Şehriban'ın soruları karşılığında afakanlar basan Ceyhun; bir olaya müdahale sırasında böyle olduğunu söylemiştir ama özellikle bizim yanık Maşuka'yı ikna edememiştir. Bu işin altında kız meselesi olduğundan şüphelenen Maşuka, ilk defa haklıdır aslında...

Ali Rıza'nın görüş günüdür ve Derya ile birlikte Kandemir'de ziyarete gidecektir. Cam kuşu Servet, tam bu sırada yumurtlamaya başlamasın mı geceki olayı?.. Kandemir'de tam ampul yanmak üzereyken; Derya lafa girmiş ve Servet'e su faturasının kaç lira geldiğini sormuştur. Tabi bu durumda, geçen akşamı Servet tamamen unutmuş ve su paralarının çok fazla geldiğinden yakınmaya başlamıştır. Bu sırada da arka fonda, evden zar zor kendini kurtaran Ceyhun belirmiştir. Ceyhun'un gözündeki koca şişliği gören ve nasıl olduğunu soran Kandemir'e Ceyhun; yine bir olay sırasında olduğu yalanını söylemiştir. Ceyhun'un, Derya'nın abisi sandığı Ferdi'yi, onca yaptığı şeye karşılık halen koruması ve ona karşı sinir beslememesi hayret edilecek bir şey bu arada. Tabi işin ucunda Derya var ama yine de insan bu yahu. Ne kadar abisi olursa olsun, Ceyhun'un biraz sinirlendiğini görmek isterim şahsen Ferdi'ye karşı... Kandemir elbette bu bahaneye inanmıştır ama bakışlarından aklında soru işaretleri kaldığı gözükmektedir...


Ceyhun karakola geldiğinde ise sorguda olan Meltem'in hiçbir bilgi vermediğini öğrenmiş ve sorguya kendisi girmiştir ama o da istediğini alamamıştır. Derin güçlerle iş birliği içerisinde olan Meltem, ne kadar fazla sessiz kalırsa; dışarı çıkmasının o kadar kolay olduğunun farkındadır... Meltem'in sessizliği karşısında Ceyhun deliye dönmektedir ama nafile, ağzından tek bir kelime alamamaktadır... Meltem'den bilgi alamadıkları için başka bir yol, hapishaneye atılan diğer adamlarla konuşmaktır. Esra, şansa bakın ki tam Derya ve Kandemir'in olduğu sırada hapishaneye gelmiştir(!). Girişte karşılaşmadılar ama çıkışta göz göze gelmelerinden mütevellit karşılaşmış bulundular. Derya'nın bir hocasını görmeye geldiklerini söyleyen Kandemir'e, Esra dolaylı olarak geçen geceki yumruk olayından bahsetmiştir ama konunun üzeri yine bir şekilde kapanmıştır...


Bu sırada da, yıllardır büyük bir para koleksiyonu biriktiren bir adam belirmiştir... Bu koleksiyonda ise yalnızca tek bir para eksiktir; o da yaşlı ve tonton bir teyzenin elindedir... Oldukça varlıklı olan Kaymak teyze ise süper bir karakterdir kesinlikle... Bu koleksiyondan haberleri olan bizimkiler ise önce eksik parçayı bulmak için plan yapıyorlarmış gibi görünseler de, asıl niyetleri tüm koleksiyonu çalıp okutmaktır... Bu doğrultuda ilk iş, Yaren ve Karlos bakıcı kılığında Kaymak teyzenin evine gitmişlerdir. Oldukça sert ve huysuz bir ihtiyar olan Kaymak teyze ise onların varlığından hiç hoşlanmamıştır. Hatta bir ara Karlos'a, İlber Ortaylı ile klasikleşen; "Çok cahilsin, keşke ölsen"i bile demiştir... Tabi bu sırada ben yerlerdeydim artık gülmekten... Bu kadar tonton bir ihtiyar izlemeyeli ne çok zaman olmuş... Hele, şakadan hiç anlamayan; alınganlığı tavan bir anneanneniz varsa böyle sahneler cennetten çıkmadır inanın... 

Neden ötürü bu kadar aşırı tepki verdiğini anlamasa da, Ferdi'ye kendini affettirmek isteyen Derya evde kimsenin olmayışını fırsat bilip yemek hazırlamıştır. Ferdi, pek tabi yine beş karış surat takılmaktadır ve o yumruğun sebebini anlayamayan Derya'nın bu sorularına cevap vermemektedir. Bu arada, Maşuka'nın yine gaza getirdiği Şehriban ise bir tepsi börek yapmış; Ceyhun'un başına gelenlerden haberinin olup olmadığını öğrenmek için bizimkilere gitmiştir. Kapıyı Derya açmıştır ancak, evde Kandemir'în olmadığını öğrenince tepsiyi bırakıp oradan ayrılmıştır. Ceyhun'un o halde olmasının iki nedeninin de tam karşısında olduğunu bilmemektedir kadın, ne yapsın...


Derin ilişkileri tavan olan Meltem ise emniyet müdürünün yukarılardan bir yerlerden aldığı talimatla salınmıştır. Bunu öğrendiğinde çılgınlara dönen Ceyhun, emniyet müdürünün odasına gittiğinde ise olayın daha fazla üzerine gitmemesi konusunda nazikçe(!) uyarılmıştır. Ama bizim Ceyhun'un bu konuyu unutmaya hiç niyeti yoktur... Meltem'in yurt dışında olduğunu sanarlarken karakolda olduğunu öğrenen Kandemir ise küplere binmiştir. Elbette suçlular, Ferdi ve Derya ikilisidir... Bu sırada, karakoldan çıkan Meltem; Kandemir'e bir mesaj atmış ve ismini vermediğini ve ona asla ihanet etmeyeceğini yazmıştır. Kandemir'in içi bir nebze olsun rahatlamıştır ama bu sinirinin geçmesine sebep olamayacaktır. Doğruca eve giden Kandemir, evde baş başa yemek yiyen Ferdi ve Derya ikilisinden bir güzel hesap sormayı ihmal etmemiştir...

Kaymak teyzenin evinin altını üstüne getiren Karlos ve Yaren parayı bulamadıkları gibi, hayırsız oğlunun onu nasıl üzdüğünü de görmüşlerdir ve çok üzülmüşlerdir durumuna. Doğum günü olduğu gün oğlunun ağır sözlerine maruz kalan Kaymak teyze ise bizimkilerin peşinde olduğu parayı koynundan çıkarmış ve yırtmaya niyetlenmiştir... Tabi bu sırada bu olaydan bir tık önce Karlos'un oğlu gibi paranın peşinde olduklarını ağzından kaçırdığını da not düşeyim... Yaren parayı elinden aldığı gibi Karlos'a vermiştir ama bizim Karlos'da, durumuna üzüldüğü Kaymak teyze için hüngür hüngür ağlarken biriken duygu patlamasıyla parayı yırtmaya çıkmasın mı?.. Aman aman, son anda Yaren onu kendine getirmiş ve hemen yola koyulmuşlardır. Zira, Kandemir koleksiyoncu adamı başka bir kimlikle kandırmış ve koleksiyonun eksik parçasının kendisinde olduğuna onu ikna etmiştir. Aradan fazlaca zaman geçmiş ve Yarenler parayı yetiştiremediği için, Derya'da gelememektedir. Tam adam kalkmış gidecekken son anda Yaren'in yetiştirdiği parayı getiren Derya'yla birlikte Kandemir, anlaştıkları on bin lira yerine beş bin lirayı almış ve adamdan kendilerini de havalimanına bırakmalarını rica etmişlerdir. Plan tıkır tıkır işlemektedir... Zekasını konuşturan Bahadır, güzergahtaki trafik ışıklarını kontrolü altına almıştır. Ferdi ise motosikletiyle bilerek yaptığı kaza sonrası koleksiyoncunun koruma otosunun arabayı talip etmesini engellemiştir. Bahadır'ın kontrolüyle yanan kırmızı ışık sayesinde ise planın ikinci kısmı başlamıştır. Yaren çiçekçi, Karlos ise cam silen dilenciye dönüşmüştür. Aman yarabbi, o Karlos neydi öyle... Felaket ötesi çirkin bir hale büründüğü yetmezmiş gibi bir de cam sili dikleyip arabanın camına tükürmeleri yok mu... Karlos, erkek halimle hastanım!..

Yaren, koleksiyoncuyu oyalarken, Ferdi motoruyla gelmiş ve Kandemir arabadaki koleksiyonun olduğu çantayı ona verip, ondaki içi boş çantayı da onun yerine orada bırakmıştır. İş hallolduktan sonra da trafiği bahane ederek, arabadan inmişlerdir ve plan başarıyla tamamlanmıştır. Adam bir süre sonra koleksiyonunun çalındığını anlamıştır ama geri döndüğünde, protesto yapan bir grubun içerisine düşmüş ve onları bulması imkansız bir hal almıştır...


Eve geldiklerinde ise ipler kopmuştur. Şehriban, Ceyhun'un gözünün neden öyle olduğu konusunda Kandemir'e bilip bilmediğini soracakken, Esra devreye girmiş ve gözünü morartanın Ferdi olduğunu söylemiştir. Kandemir'de ipler kopmuştur ve yukarı çıkıp; Ferdi ve Karlos'u kendisine yalan söyledikleri için azarlamaya başlamıştır... Ferdi'yi "Ya Derya'yı kıskanmayı bırakırsın ya da onu ekipten gönderirim" diye tehdit ettikten sonra bölümün sonu yaklaşmıştır...

Kaymak teyzenin durumuna çok üzülen Karlos ve Yaren ise pasta ve can yoldaşı olsun diye tatlı bir köpekle ona gitmişlerdir. Bizim huysuz ihtiyarımız ise hem doğum gününü kutlamanın keyfini, hem de kendisine getirilen yeni can yoldaşının mutluluğunu yaşamaktadır... 

Ve... Ceyhun, Meltem'in en son kaldığı rezidansa gizlice girmiştir... Özel eşyalarını karıştırırken bulduğu telefon rehberinde, görüştüğü tüm adamların isimlerini bulmanın gururunu yaşarken, eline gelen fotoğrafla şoka girmesi bir olmuştur... Zira, elindeki toplu çekim fotoğrafta Meltem'le aynı karede Kandemir bulunmaktadır....

Kandemir'in bu durumdan nasıl sıyrılacağını merak ediyorum açıkçası. Ceyhun'un bu fotoğraf sonrası nasıl bir tavır takınacağını da merak etmiyor değilim ayrıca. Muhtemelen, masum bir fotoğraf karesi olarak gösterilecektir. Zira, toplu bir fotoğraf ve kimin için telefon defterinin arasında tutulduğunu anlamak zor. Uğraş Güneş, topu yine kale çizgisinden uzaklaştıracaktır kesin...

Bakalım haftaya ekibimizi ne gibi maceralar bekliyor olacak...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

BeklenenKral@gmail.com

5 yorum :

  1. Harika bir dizi. Ben de sizin gibi Karlos'a bayılıyorum. Çok sempatik bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karlos'a bayılmayanı eşekler teper bence... :) Görüşünüze teşekkürler...

      Sil
  2. Yine çok muhteşem bir bölümdü. İnşallah, Kanal D güzelim diziyi mahvetmez. Kanalın elinde olan dizileri sayıyorum: Ankara'nın Dikmen'i, Arka Sokaklar, Galip Derviş, Güllerin Savaşı, Küçük Ağa, Ulan İstanbul ve Yalan Dünya. Ki, Anasının Oğlu da bu Cuma başlıyor. Tam 8 dizi! Bir de gelecek sezon dizilerini sayalım: Bana Artık Hicran De, Bu Son Olsun, Benim Adım Gültepe, Poyraz Karayel, Şeref Meselesi, Urfalıyım Ezelden ve yeni olmasa da Kurtlar Vadisi Pusu. Tam 7 dizi! Yine günde iki dizi olacak anlaşılan. Neyse. Kanalın durumunu daha sonra anlatırım. Asıl konu Ulan İstanbul!.. :)
    1- Kaymak Teyze'nin doğum günü sahnesi, içimi dağlamaya yetti de arttı bile. Gerçekten çok duygusal bir sahneydi. Üstelik parayla ilgili söylediği sözlerde de hüzünlenmemek elde değildi. Sırf bir parayı aramak için gelen Yaren ve Karlos, yeni bir dost da edinmiş oldular. Ne güzel. Ayrıca Kandemir'in kızını başka birine sarılırken görmesi de, gerçekten görülmeye değerdi...
    2- Demiştim, planlar çok akıllıca ilerliyor. Sizin dediğiniz gibi kaçamak bölümler de lazım elbet, ama bu hırsızlık vakalarını çok seviyorum gerçekten de. Uğraş Güneş'in zekasına sağlık... :)
    3- Kandemir, gerçekten de çok yakışıklı. Kızınca bile çok güzel oluyor. Şaka maka, ben de diziyi izleye izleye Maşuka'ya döndüm. Allah yazdıysa bozsun. :))) Ama gerçekten de adam her bölüm sinirlenmekten helak oldu. Bir de Yaren ile Karlos'u da öğrense, kıyamet kopar zaten. Ki, onu da öğrenmesine ramak kaldı...
    4- Kaymak Teyze, gerçekten de kaymak gibi bir kadın. Onun olduğu sahneleri de zevkle izliyorum. Ani İpekkaya'nın oyunculuğu da yine başarılıydı...
    5- Peki Esra nereden gördü Ferdi'nin yumruk attığını? Büyük ihtimalle onu izliyordu. Malum, aşk engel tanımaz. Ama onu itiraf ettiği sahnede gerçekten çok gıcık oldum ona. O kadar rahattı ki... Sanki söyleyince Ceyhun eline geçecek.
    6- Ceyhun demişken... Gerçekten de biraz şu melek modundan çıkmalı. O kadar şey yaşadı, ama maşallah sabır taşı mübarek (Şehriban ve Maşuka sayesinde tabii ki). Ama büyük ihtimalle Kandemir yine kurtulacak.
    7- Geçen hafta da dediğimiz gibi, Bahadır'ın hikayesini öğrenmemiz lazım. Tüm bu vukuatlar ve yasak aşklar derken, Bahadır'a yer kalmıyor. Biraz hızlanmaları şart...
    8- Karlos gerçekten de çok müthiş bir karakter. O sahnede imrendim kendisinden, ama yine de seviyorum. EKK'in oyunculuğu da cabası...
    9- Ferdi'nin yüzü hiç gülmeyecek mi? Şimdi onu en zayıf noktasıyla tehdit ediyor. İşi çok zor. Ama büyük ihtimalle aşkın engel tanımayacağını göz önüne alarak devam edecekler ilişkilerine...
    10- Bu bölümde, geçtiğimiz bölümlerde olduğu gibi bir "flaş sahne" eksikti. Yaren ve Karlos'tan bir düet daha bekliyoruz, ama onu şimdi sokuşturacaklarını sanmam...
    Şimdilik görüşlerim bu kadar. Dizi, gerçekten de harika ilerliyor. Sözüm sana Kanal D, diziyi bitirirsen... Tamam, daha fazla düşürmeyeyim seviyemi. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Sevgiler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kanal D yine onlarca dizi ekrana sürecek dediğiniz gibi ve çorba olacak yayın ağı sebebiyle birçoğu birkaç bölümü zor görecek. Tamam, Türkiye'nin en büyük kanalı ama her yapımcının, eline her senaryo alanın koşa koşa Kanal D'ye gitmesini anlamıyorum. Ayrıca Kanal D'nin bu vizyonsuz bir sürü dizi ekrana sürme çabasının tek sebebi, "para bol bizde elimizin altında da bol alternatif proje olsun içlerinde tutandan reyting alırız; tutmayanı iki bölüme postalarız" mantığından başka hiçbir şey değil. O dizilerde çalışanları düşünen yok...

      Diziye gelirsek, sıralamalarınız yine süper... :) Ben de Kaymak teyzeye bayıldım, keşke o da daimi dahil olsa senaryoya. Ben onun asıl Karlos'a "çok cahilsin keşke ölsen" dediğinde gülmekten bayılmıştım bu arada.. :) Karlos'un o araba camı silen dilenci sahnesindeki tavırları normalde irrite edici olmalı evet, siz etkilenmişsiniz de ama ben gözlerimden yaş geldiği için o sırada irrite olmaya pek fırsat bulamadım. :) Erkan Kolçak Köstendil fena bir şey gerçekten... :)

      Dizinin bitirileceğini sanmam aslında, yazıda unuttum. Ulan İstanbul'un reji ekibi falan hep değiştirilmiş, bunun altında kış sezonuna sarkacağı için daha güçlü bir ekip yaratmak varmış falan yazıyordu. Tabi yine de belli olmaz. Bakalım... :)

      Sevgiler...

      Sil
    2. Kanal D, var olan dizilerini şimdiden yok etmeye başladı bile. Ankara'nın Dikmeni'nin yerine Benim Adım Gültepe geldi mesela. 3 Eylül Çarşamba günü başlıyor. Peki ya ona ne olacak? Bol reyting alan dizilerini de yavaştan bitirmeye çalışıyor. Güneşi Beklerken de öyle oldu. Ne zaman Pazar'a geçti, reytingleri düştü ve saçma bir finalle bitti. Galip Derviş, zaten pt2 dizisi. Yine 1. kuşağa alıp bir skandal daha yapacaklarını düşünmüyorum. Arka Sokaklar, 9. yılına girecek. Bir zahmet bitirseler... Ama Türker İnanoğlu doyar mı hiç, 10. yılında bitirmek istiyorlarmış diziyi. Kanal D'ye kalsa 15-20 sezona uzatır vallahi, ki ne olacağı şimdiden belli olmaz. Yalan Dünya, zaten kendi halinde devam ediyor yoluna. Ulan İstanbul, Güllerin Savaşı ve Anasının Oğlu'nun gün, saat ve belki de kaderleri değişecek. Ki, mesela Şeref Meselesi Ocak ayında yayınlanacaktı, ama diğer dizilerin yetişmemesi sebebiyle Eylül'e çekildi. Demek ki daha başka yapımlar da vardı. Neyse. Sonuç olarak Küçük Ağa, Arka Sokaklar ve Galip Derviş hariç, her yapımın yeri değişecek. Ah, Kanal D ah! Bu arada yapımcılar da daha önceki deneyimlerinden hiç ders almıyorlar. Kanal 11 diziyi bitirmiş, yapımcılar hala kanala yapım yerleştirme derdinde. Neyse. Daha fazla uzatmak istemiyorum...
      Benim ifade etmeye çalıştığım şey, Karlos'un o sahnesinden imrendiğim değildi. Tabii öyle bir durum olmadı değil, ama sanırım yanlış ifade ettim. Çünkü, o sahnede ben de bayağı bir güldüm.
      Kaymak Teyze'nin senaryoya dahil olması mümkün değil. Zaten, nereye sıkıştıracaklar ki... Keşke olsa tabii, orası ayrı... :)
      Bu arada yavaş yavaş ünlü konuk oyuncular da almaya başlandı diziye. Gelecek haftaki bölüme Fırat Tanış konuk olacak. Kanalın diğer yapımları Galip Derviş ve Yalan Dünya da her hafta konuk üstüne konuk almaya doyamayan dizilerden. Ulan İstanbul da, yavaş ama emin adımlarla onlara yetişecektir yakında...
      Son olarak, dizinin gelecek haftaki bölümlerini kaçıracağım ne yazık ki. Tatilde olduğum için ne yazık ki, Ruhumun Aynası ve Güzel Köylü'nün son bölümleri de gidecek. Ben iki hafta boyunca Kandemir'siz, Maşuka'sız, Şehriban'sız, Ferdi'siz, Derya'sız, Yaren'siz, Bahadır'sız ve Karlos'suz bir hayat nasıl geçireceğim? :)) Şaka bir yana, gelir gelmez hemen izleyeceğim. "Baldız Balları, Kaldır Kolları!" sahnesiyle bir kez daha yaracağa benziyor Karlos. İlgili sahnenin yer aldığı 8. bölüm fragmanı için: http://www.youtube.com/watch?v=v0gPue2nwyk
      Sonraki yazılarda görüşmek üzere. Sevgiler... :)

      Sil