18 Eylül 2014 Perşembe

Kara Para Aşk: Tayyar'ın yolu


Tayyar'ın her taşın altından çıkmasına artık şaşırmadığım bir bölümle ekrana gelen Kara Para Aşk, dün akşam Hüseyin'in nasıl maşa olarak kullanıldığını gözler önüne serdi dersem hiç de yanlış olmaz. Hüseyin'in, Tayyar'ı köşeye sıkıştırma cesaretine ise 10/6 veriyorum. Zira bölümün sonunda aynı şeyi yapan Ömer'in, Tayyar üzerinde daha büyük bir etki bıraktığı aşikardı. Hüseyin'in tehditlerine karşı, elinde bir sürü koz olan Tayyar, Ömer'i aynı gerekçeyle saf dışı bırakamaz. Bu da demek oluyor ki, başka yöntemlerle Ömer'in kazanını kaynatmaya çalışacak... Tüm bunların gölgesinde, on altıncı bölümün analizine başlayalım öyleyse...

Dizide geçen bölüm, Aslı'nın annesini nasıl öldürdüğünü Elif'e gösteren ve bunun üzerinden kara para aklaması için tehdit eden Metin, eve Ömer'in gelmesiyle aslanken birden kediye dönüverdi. Ömer'in kapıda oluşu ve Elif'in korkudan bir şey söyleyememesinin gölgesinde de bölüm sona ermişti...

On altıncı bölüm




Metin, Elif'i tehdit ederek, Ömer'i oradan göndermesini söylemektedir. Elif de, zor durumda olduğundan haberdar edercesine onu, "artık ayrıldık, bitti. Git buradan" demiştir... Ömer bir terslik olduğunu anladığındaysa, "gidiyorum" diyerek uzaklaşmıştır bahçeden. Ömer'in gittiğini gören Metin rahatlamıştır ama bilmediği, kendisini gidiyor gibi gösteren Ömer'in aslında geri geldiğiydi. Metin, tam dışarı çıkmış ve peşinden de Ömer gidiyorken, evden gelen sesin ardından Ömer eve geri döner... Elif, elbette şoktadır ve onu sakinleştirmek de Ömer'e düşecektir... Metin'in biletleri getirdiğini söyler önce ve bahsetmekten çekinir Aslı'nın videosundan ama daha sonra ondan başka güvenebileceği kimsesi olmadığını hatırlar ve izlettirir kaydı. Ömer, daha fazla destek olmaya başlar Elif'e ve gece orada kalacağını söyler. Elif, önce Metin'in geri gelme ihtimaline karşı reddetse bile bu teklifi, daha sonra kalmasını ister Ömer'in... Ömer, uyumakta olan Elif'in kapısının önünde beklemektedir ve tam bu sırada Elif bir kabus görmeye başlar... Annesi ve Aslı'yı görmektedir rüyasında ve Aslı'ya "yapma" demektedir. Hemen sonrasında da, "Ömer, gitme" diyerek uyanmıştır kabustan.. Ömer yanındadır, onu yatıştırır ve yeniden uyumasını sağlar...


Tayyar, hastanede doktorla konuşmaktadır. Pınar'ın nasıl bulunduğu ve şimdi nasıl olduğuyla ilgili hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi sorular sormaktadır. Doktor onun da, bebeğin de durumunun iyi olduğunu söylediğinde ise Tayyar'ın zihninde şimşekler çakar... Tayyar'ın asıl niyeti, Pınar'ı hastaneden çıkarttıktan sonra öldürmektir ama ortada bir bebeğin oluşu ve bu bebeğin, kendisinden mi yoksa, Taner'den mi olduğundan emin olmayışı bu planı erteler. Tayyar, Pınar'ı eve getirir. Tabi klasik bir boğma sahnesi izleriz ve daha sonra bebek beklediğini bildiğini söyler. Pınar şoktadır, zira "daha sonra bebeği doğuracağını ve DNA testinde kendisinin çıkmazsa, ona kendi elleriyle boğdurtacağını" söyler; Tayyar. Daha sonra da bu acıyla uzunca yıllar yaşamasını sağlayacaktır... Tayyar, tam bir psikopatsın adamım!..


Hüseyin, yine metresine tuttuğu evdedir ve ikili bir süre cilveleştikten sonra Hüseyin oğlunun odasına gider. Onu uyurken biraz sevdikten sonra, mücevherlerin bir kısmının olduğu pusete gözü takılır. Yerinden oynamış ve ters yatmıştır. Alıp baktığındaysa, mücevherler içerisinde yoktur. Hemen gider ve metresine hesap sorar, mücevherlerin nerede olduğuna dair. Kadının hiçbir şeyden haberi olmadığını anladığındaysa, aklına başka birisi gelir... 


Arabaya atladığı gibi yola çıkar ve telefonla birisini arar. Daha önce buluştukları yere gelmesini istedikten hemen sonra biz, olay gecesine geri gitmiştik... Hüseyin; Ahmet ve Sibel'i öldürdükten sonra arabaya binmiş ve yine aynı kişiyle konuşmaktadır. "Nasıl kardeşinin nişanlısının o arabada olduğunu söylemediğini" haykırmaktadır.. 



Normal zamana döndüğümüzde, metruk bir yere geldiğini görürüz Hüseyin'in ve yine olay gecesi belirir zihninde... Ona bu cinayeti kimin işlettiğini, bugünden önce; cinayet gecesinde görecektik... Ahmet Denizer ve Sibel Andaç'ı öldüren Hüseyin'i azmettirenin, Tayyar olduğunu gördüğümde şaşırmadım dersem yalan olur... Hüseyin altı yıldır Tayyar'ın tüm kirli işlerini örtmekteydi. Bunun karşılığında da büyük miktarda paralar alıyordu. Son işi ise Ahmet Denizer'i öldürmek olacaktı ama planda olmayan bir şekilde, Ömer'in nişanlısı Sibel de arabadaydı ve onu da öldürmek zorunda kalması; diğer işlerinden farklı olarak Ömer'in her an ensesinde olmasına sebep olacaktı... Cinayet gecesi anısı bittiğinde, yeniden günümüze döndük ve Hüseyin, mücevherleri geri vermesini istedi Tayyar'dan... O da, mücevherlerin diğerlerinin yanında olduğu ve onu cinayeti işlediği günden beri nasıl takip ettiğini anlatmaktaydı... Hüseyin'in ise altta kalmaya niyeti yoktu... Altı yıl içerisinde kapattığı tüm dosyalarının delillerinin elinde olduğunu ve kendisine bir şey olması halinde, hemen polise ulaşacağının tehdidini yapmaya başladı... Tayyar'ı ilk defa o kadar telaşlı gözlerle görmemizi sağlayan bu çıkışın ardından, tabi o da onunla ilgili delillerden bahseder ve bu horoz dövüşünden sonra Tayyar ona, "mücevherleri asla bozduramayacağını, kendisiyle anlaşma yapması halinde -yani mücevherleri vermesi- her yaptığı iyiliğe karşılık bir mücevherin değerince parayı ona vereceğinin" vaadinde bulunur.


Sabah olmuş ve Ömer, Elif için sürpriz bir kahvaltı hazırlamıştır. Elif uyandığındaysa, Ömer hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşacaktır. Ömer'in kendisi için hazırladığı masayı gören Elif, etkilenmiştir etkilenmesine ama ondan daha önce ayrılmak istediğini söyleyen Ömer'in neden böyle davrandığını anlayamamaktadır... Ne  Ona, Metin konusunda endişe etmemesini, zaten yanında dediği gibi; "ayrıldıklarını" söyler ve Ömer'e bir güzel posta koyar. Bu çıkışın ardından bozulan Ömer evden ayrılır...


Evden tam çıkmış, uzaklaşmak üzereyken yanında bir araba durur. Gelen amirdir ve Ömer arabaya bindikten sonra o metruk binaya gitmişlerdir. Amir, gece Elif'te kaldığı için Ömer'e oldukça kızgındır ve operasyondan onu çekmek istiyordur. Ömer ise "Metin'in geldiğini ve bir bilet bıraktığını" anlattığında, Ömer'in kalışı sıradanlaşmıştı amirin gözünde. Zira, gözüken sadece Elif'i koruduğuydu artık...


Ömer daha sonra da, Taner'in el yazısını incelemesi için verdiği hattatın yanına gider. Adam, Taner'in intihar etmediğinden oldukça emindir. Gerektiğinde, konuyla ilgili tanıklık edeceğinin de garantisini vermiştir Ömer'e...


Elif'in birkaç gece önce her şeyi anlattığı avukatı, Tayyar'ın makam odasındadır... Tayyar, onu da vakfında okutmuştur ve Elif hakkında bilgi almak için bunu kullanacaktır... "Elif'in son dönemlerde oldukça düşünceli ve canını sıkan bir şeyler olduğunu hissettiğini" söyleyen Tayyar'ın niyeti avukattan bilgi almak istemesidir... Avukat önce müvekkili olduğu için bilgi vermek istemez ancak daha sonra Tayyar, kendisine güvenebileceğinden girip, onu vakfında okuttuğundan çıkınca avukat kendisini borçlu hissettiği Tayyar'a her şeyi anlatır... Elif'in kara para akladığını ve teslim olmak için her türlü girişimi yaptığını ancak, son anda teslim olmaktan vazgeçtiğini de... Tayyar, beklemediği bu yoğun bilgi karşısında endişeye kapılmıştır. Elif'i neyin teslim olmaktan caydırdığını öğrenmek istemektedir şimdi de... Aklında, Ömer vardır ama bunu öğrenmenin en sağlıklı yolu bir böcek yerleştirmek olacaktır Elif'in yakınına... 


Metin'i hastaneye çağırır ve kasadan çıkarttığı böceği ona verir. Metin ise bu böceği en rahat şekilde yerleştirmenin yolunu bilmektedir... Gerizekalı Nilüfer, yeniden ablasına ihanet edecektir yani... Nilüfer, Fatih'le tenis maçındadır ve maçın ardından soyunma odasına gittiğinde onu Metin sürprizi beklemektedir... Metin, kısa bir cilveleşme faslından sonra; "kendisini hapse attırmasın" yalanıyla verdiği böceği onun çantasına koymasını istemektedir... Metin'in bu yalanlarına her daim inanan salak kızımız, önce çekinse de daha sonra holdinge Elif'in yanına gitmiş ve çantasına böceği yerleştirmiştir...


Ömer ise artık, Tayyar'dan şüphelenmektedir. Kendisine söylediği bir yalanı yakalayan Ömer, bunun üzerinde hemen kurgulamıştır kafasında her şeyi... Sanırsın dedektif Colombo... Arda, bu tespit üzerine Ömer'in artık iyice abarttığını düşünürken; Pelin, "neden olmasın?"cı tavrını sürdürmektedir. Pınar'ın uzun zamandır ortalarda olmayışı, Tayyar'ın ona da bir şeyler yapmış olduğunu düşünmeye iter Ömer'i ve Pınar'ın annesinin evine giderler... Kadın, neredeyse kendi yaşındaki Tayyar'la kızının birlikte olmasından oldukça memnundur(!). Pınar'la da, "daha yeni konuştuğunu, kısa süre önce araları biraz limoni olsa da, şimdi Tayyar'la barıştıklarını" söylemiştir... Şimdi ise Pınar'la konuşmak için Tayyar'ın evine gelmişlerdir... Arda, Tayyar'la uğraştıkları için sürülmekten korkmaktadır ve gelmek istemez eve... Pelin, Arda'nın tam tersi bir biçimde fedakarca davranır ama Ömer ikisini de gönderir oradan. Kapıyı açan koruma, evden bir yardımcı çağırır ve o da "Pınar'ın dinlendiğini ve kendisiyle görüşemeyeceğini" söylemiştir... Ömer, daha fazla ısrarcı olamaz ancak, tam bu sırada Fatih'le Nilüfer eve gelmiştir... Ömer ondan, "Pınar'ın kendisini aramasını söylemesini istemiştir. Ayrıca, "ablasına oldukça haksızlık yaptığını da" yüzüne vurmuştur... Ama nerede bizim kızda, anlayacak akıl... Eve giren Nilüfer, Pınar'ın yanına çıkar ve "Ömer'in kendisini aramasını istediğini" söyler... Hiç beklemezdim doğrusu...



Ömer'in annesi Ömer ve Elif arasındaki soğukluğun farkındadır ve kahvaltıya gelen Arda ve Pelin'den ikisini barıştırmalarını istemiştir... İş başa düşen ikilimiz, evin boyanmasını fırsat bilip ikisini bir araya getirecektir... Ömer zaten eve boya için gelecektir ancak, Elif'i çağırmak Pelin'in görevidir... Yeni holding binasını kutlamak bahanesiyle gelen Pelin, Elif'e; Arda'nın yeni kiraladığı evi boyayacaklarından bahsetmiş ve onu da yardıma çağırmıştır... Elif de tabi ikiletmeden teklifi kabul etmiştir... Eve gitmiş, boya yaparlarken; Ömer de eve gelir... Yine biraz atıştıktan sonra Elif, gitmeye karar verir. Tam gidecekken Ömer onu durdurur ve bir şey konuşmak istediğinden bahseder. Çantasında dinleme cihazı olan Elif, operasyon konusunu açar ve onu takip eden araç her şeyi dinlemektedir... Bu konuşmanın ardından ikili yeniden barışır ve hep birlikte, birbirleriyle didişe didişe boyamaktadırlar evi şimdi de...


Arabada olan biteni dinleyen adamı, hemen Metin'e haber uçurur. Metin, dinlediği ses kaydından sonra Tayyar'ı arar ve "büyük bir sürprizi olduğunu" söyler... Tam bu sırada pencereye yaklaştığında ise Tayyar'ın ona tam şatosunun(!) karşısındaki rezidanstan daire aldığını gördük... Biz bunu görmüşken, o da evin bahçesine bakan pencereden Nilüfer ve Fatih'in birbirleriyle olan samimiyetini görmektedir... Oldukça hiddetlenen Metin, hemen sonra oraya gitmiş ve Nilüfer'in kaldığı odaya gizlenmiştir. Odaya bir şey almak için gelen Nilüfer ise karşısında Metin'i görmenin şokunu yaşarken, şimdi üzerine Metin'in elleri saçlarındadır... Hastalıklı aşığımız, Nilüfer'i oldukça kıskanmaktadır. Bir daha Fatih'in kendisine dokunmasına izin vermemesini canını acıta acıta anlattıktan sonra evden ayrılır...


Daha sonra Tayyar'ın yanına gider ve günlük parpularından bir kaçını yer... Bu olanlardan sonra Metin'in operasyondan bahsetmeyeceğini anlamıştım. Zira daha öncede, Ömer'in polis olduğunu öğrendiğinde Tayyar'a söylememişti. Nitekim, tüm olanlar üzerine bir de Nilüfer ve Fatih'in pasaportu gelmiştir ve Tayyar ikisini Yunanistan'a yatla tatile göndereceğinden bahsetmektedir... İyice çılgına dönen Metin ise "büyük sürprizin" bir arabadan ibaret olduğunu söyler... Tayyar, kızar ve onu postalar.

Elif gittikten sonra evi yerleştirmeye başlamışlardır şimdi de Arda, Ömer ve Pelin üçlüsü. Tam onlar evi yerleştirirken, Hüseyin gelir ve Ömer hala kızgınlığı tam olarak geçmediğinden onu gördüğünde biraz gerilir. Daha sonra ise Hüseyin, kendisini affettirmenin derdine düşer... Tayyar'ın yanında biraz önce arayıp "kötü bir şey olmadığını ve Tayyar'la da aralarının iyi olduğunu" söyleyen Pınar'a inanmayan Ömer'i ise doğrulayacak bir delile ulaşmıştır Pelin... Pınar'ın birkaç gün önce bir yatta, baygın halde bulunduğunu ve Tayyar'ın gidip onu hastaneden çıkardığını öğrenmiştir. Bu sırada Hüseyin ise hiç bir şey söylememektedir, beklediğimin aksine... Artık hepsi emindir, Taner'in ölümü başta olmak üzere tüm her şeyi tezgahlayanın Tayyar olduğundan ve ertesi günkü brunch, Ömer'in büyük gövde gösterisine tanıklık etmemizi sağlayacaktır... 


Ertesi gün, Tayyar'ın vakfının düzenlediği brunch başlamıştır... Elif ve Bahar başta olmak üzere herkes de gelmeye başlamıştır... Ve en son gelen ise en büyük golü atacak olan Ömer'dir... Ömer, Tayyar'ın yanına gelmiş ve sıkı bir tokalaşmanın ardından kulağına eğilerek, "görünenin aksine gerçek yüzünü bildiğini ve yapılan tüm kirli işlerin arkasında onun olduğunu elbet bir gün ispatlayacağını" söylemiştir... Tayyar'ı ilk defa böylesine bir şoka girmiş olarak görürken, Elif de ikilinin bu halini izlemektedir... 10/10 verilecek bu çıkışın ardından, on altıncı bölümün perdesi aşağıya inmiştir...

Ömer'in bu hamlesinden sonra, Tayyar'ın nasıl bir yol izleyeceğini çok merak ediyorum. Zira, kendisi hastalıklı, psikopat, katil, cani vs. ne ararsan var içerisinde. Her musibetin altından o çıkıyor. Her kötülüğün fişekleyicisi o, her kötülüğün babası o... Yahu yeter, Tayyar'ı bu kadar da insanlıktan çıkartmayın. Mücevherlerin yerini biliyorken, Elif'e neden bunca -manevi- işkenceyle kuryelik yaptırtıyor? Bunu sağlam bir düzleme koymanız şart. Sadece, zengin bir iş kadını oluşunun göze batmayışı bunun gerekçesi olamaz... Neyse, muhtemelen Hüseyin üzerinden bir şeyler yapacaktır ama Hüseyin gibi elinde kirli çamaşırları olmayan Ömer'i ne kadar elinde tutabilecek hamleler atabilir büyük merak konusu... Kara Para Aşk, yine oldukça sürükleyici bir bölümle karşımızdaydı. Dizinin yakaladığı bu sürükleyiciliği, Tayyar'ı biraz olsun insafa sevk etmiş bir senaryo değişikliğiyle; hiçbir zaman yitirmemesi en büyük arzularımdan birisi...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

1 yorum :

  1. Kesinlikle yorumunuzda haklısınız hele Hüseyin'e ne kadar şaşırdım anlatamam :)

    YanıtlaSil