29 Eylül 2014 Pazartesi

Kiraz Mevsimi: Kavuşma günü


Genele baktığımızda oldukça keyifli, eğlenceli ve gülmeli bir bölümdü; cumartesi akşamı izlediğimiz on ikincisi. Öykü'nün sarhoş halleri ve Ayaz'la olan tüm anılarını Burcu, Emre, İlker ve Sibel'in başrolde olduğu bir kısa filmle anlatması mükemmeldi. Geçtiğimiz bölüm, sarhoş hallerini oldukça vasat bulmuşken; bu bölümün başındaki hali tavrı oldukça yerindeydi. Hele annesine, "Hşşt kadın!" dediği sahnede ne kadar güldüğümü dahi hatırlamıyorum. Kiraz Mevsimi, uzun zamandır ilk defa bu kadar neşeli ve eğlenceli bir bölümle karşımızdaydı ve son demlerinde, Şeyma'nın yılanlığı nüksetmeseydi her şey şahane olacaktı!.. Evet, bakalım bu bölümde neler olmuş...

Diziyi geçtiğimiz bölümde, Öykü'nün Ayaz'a ilan-ı aşk ettiği ve ikinci bir şans istediği anda bırakmıştık. Ayaz'ın bu teklife ne cevap verdiğini öğrenememiştik. İşin trajik tarafı, sabah olup ayıldığında Öykü de ne dediğini hatırlamıyordu Ayaz'ın kendisine... 

On ikinci bölüm



Değişmeyen bir başlangıçla bölümün perdesi Öykü'nün odasında açıldı... Meral, Şeyma ve Cem, gece kendilerine bin bir çile çektiren Öykü'yü uyandırmaya çalışmaktadır. Alkolün etkisiyle uyanmakta oldukça zorlanan Öykü, sayıklayarak uyanır. Kalktığında gece olan biten hiçbir şeyi hatırlamıyordur. Ve hemen sonrasında geceye gideriz. Ayaz; Şeyma ve Öykü'yü eve getirmiş ve Şeyma ile birlikte Öykü'yü arabadan indirmeye çalışırlarken, Öykü alkolün etkisiyle deli gibi davranmaktadır. Ayaz'a "kuru soğuk" diye seslenen Öykü iyice çıldırmışken, Şeyma'ya dönüp; "Ayaz'ı kesme, o benim" der...




Geceden sabaha geri döndüğümüzde, aslında Öykü'nün geceyi hatırlamak istemediğini anlarız ve geceye geri döndüğümüzde, yarattığı olaylar sebebiyle annesi gecelikle aşağıya inmiştir. Annesini gördüğünde, "kim bu kadın!" der ve Ayaz'ın yakasından ayrılmaz. Ayaz'a Superman diye bağırıp, boynuna yeniden sarıldığında ise annesinden azarı yiyince, "hşt kadın" diye seslenip iyice Meral'i çılgına çevirir. En sonunda annesi bizim deliyi orada bırakıp eve çıkar.


Tekrar sabaha döndüğümüzde, Şeyma ile Cem onunla dalga geçerken buluruz ve Cem girer bu sefer devreye. Öykü'yü gece eve zar zor çıkarttıktan sonra, kızıl kabarık başlıklı yer paspasını, Cem diye sevmektedir!.. Onun Cem olmadığını fark ettiğinde de sızıp kalmıştır bir yere...


Yaşananlar ile ilgili her şey tamam gibidir ancak, bir şey eksiktir geceden. Ayaz'a sorduğu soruya  ne cevap verdiğini hatırlamamaktadır Öykü ve bu sorunun cevabını öğrenmek için bin bir dolap çevirecektir yeniden... Belki Ayaz'ın ne dediğini biliyordur diye Burcu'yu arar ve o da gelir eve. Tabi ilk girişte Şeyma ile hafif  bir didişirler. Burcu da bilmiyordur ne dediğini Ayaz'ın ve Şeyma ile birlikte, "Ayaz'ı ara ve sor" derler ama elbette o bunu yapamaz. Sinemaya gitmelerini önerir Burcu şimdi de. Ayaz'ı gözlemleyip, evet mi hayır mı dediğini anlasın diye. Bir sürü de taktik önerirler. İyi fikirdir ve Öykü hazırlanıp çıkar. Aslında Burcu da onunla birlikte evden çıkmak ister ama Şeyma bir şey konuşacağını söyleyip, kalmasını rica ettiğinde; Burcu onu kıramaz.


Şeyma, "haklıydın, ben büyük bir hata yaptım. Annenin odasına girmemeliydim" der. "Yaptığı yanlışları aslında kötü niyetle yapmadığını" söyler-duyda inanma-. Ve konuşmanın sonunda Burcu'dan özür diler. Burcu bu samimi konuşmanın ardından, elbette kendinden beklenecek incelikle özrünü kabul eder.


Şirkete gideriz şimdi... Ayaz, Öykü kendisine serenat yaptığı için pek keyiflidir ama önce çektirmeden olmaz tabi. Mete de tam tersi olarak oldukça dalgın ve bunalımda gözükmektedir. Şeyma'nın geçmişiyle ilgili geçen bölümün sonunda sergilediği dürüstlüğü etkilemiştir Mete'yi. Şeyma'ya savrulan yersiz bir sürü övgüden sonra, Ayaz ona iş yerinden gitmesini kafa dağıtmasını söyler. O da kafasını dinlemek için Ayaz'a gider.


Mete'nin gidişinin ardındansa, Öykü gelmiştir şirkete. Ayaz'a, Burcu'nun verdiği taktikleri uygulamaya şimdiden başlar. Selamlaşırlarken, dudağını uzatır ama Ayaz yanaklarını -bilerek- öpünce, "demek ki sevgili değiliz" diye düşünür. "Hemen sinemaya gitmemiz lazım" diye sürükleyerek sinemaya götürür Ayaz'ı şimdide.


Sinemaya giderler ve aşk filmi ile aksiyon filmi arasından, gıcıklık olsun diye Ayaz aksiyon filmini seçer. Öykü kudurur ama belli edemez. Ayaz'ın bilet alırken 'sevgili koltuğu' da seçmeyişi iyice bunalıma sürükler onu ve asabı iki katına çıkar. Salonda ise film izlerlerken Öykü taktikleri uygulamaya devam eder ve elini tutmaya çalışır. Ayaz -inada- geri çeker.



Bu sefer de elini omzuna koymaya çalışır ama sahneden nasiplenen Ayaz öne atılır ve o da elinde patlar. Artık son raddede ise "Aşkım" der Öykü(!) ama Ayaz hiç duymamış gibi davranırken; arkadaki kızlar "sessiz olun" diye azarlar Öykü'yü... Öykü iyice hiddetlenir ve film arasında tuvalete gitmeye kalkar şimdi de ancak Ayaz'ın kendine eşlik etmeyeceğini anladığında iyice umutsuzluğa düşer. Tam bu sırada Olcay gelir yanlarına. O da aynı salonda filmi izlemektedir. Olcay'ı gördüğünde, "gider de Önem'e şikayet eder" diye çizimleri tamamlamak için eve gitmeye çıkar. O eve gitmeye hazırlanırken Ayaz "aslında bir şeyler konuşacaktım seninle" demesin mi?.. Öykü çıldırır, sorar "ne konuşacaksın" diye ama Ayaz söylemez hiçbir şey. O da Olcay'ı yanına oturtup bırakır ikisini orada. 



Burcu, Emre'nin çalıştığı mekandan bahsettiğinde tüm kayıp parçaları birleştiren Şeyma; Emre'nin çalıştığı mekanın sahibine hesap sormaya gider. Mete'ye her şeyi anlatanın o olduğunu anlayan ve adamdan hesap soran Şeyma ile tam birbirlerine girmişken, Emre gelir-b*k vardı da geldin!- ve ikisini ayırır. Şimdi de Burcu gelir mekana ve Emre'nin Şeyma'yı avuturken omzuna başını koyduğunu görür. Şeyma gittikten sonra içeri gelir ve olan biteni sormaya başlar. O da her şeyi anlatır. Burcu anlatmasından hoşlanır ve getirdiği yaprak sarmasını güle eğlene yerler.


Şeyma eve gitmiş ve tüm eşyalarını toplamaktadır. Bu sırada eve babası gelir ve Şeyma çok düzgün bir konuşma yapar-beklemezdim-. Babası üzerine yürür ve "çık git bu evden" der. Koyduğu postanın ardından ise Şeyma dediğini yapıp çeker gider. "Şeyma değişiyor mu ne?" diye düşünmeye başlamıştım tam bu sahnede ama senaristler sağolsun, düşüncelerimin içine edeceklerdi daha sonraki sahnelerde...


Öykü, çizim yapmak için Ayaz'a gider ve evde olan Mete ile karşılaşır. Şeyma konusunda, onunla arası açılacak derecede yersiz bir fedakarlık konuşması yapar. Çok yapaydı bu konuşma ama bu sahneden ya da oyunculuklardan değil, Şeyma'nın son iki bölüme kadar tam bir yılan olduğundan yapay bir sahneydi...



Bu konuşmanın bitmeyeceğini anlayan Mete evden gitmişken, Ayaz elinde bir sürü çerez çarık eve gelir ama beklediği Mete'yken, karşısındaki Öykü'dür. Şaşırır ve yine bir kanka muhabbetine giriş yaparlar. Öykü çizimini yapmaya çalışır, Ayaz da maçını izler. Öykü, Ayaz'ın fevri maç izlemesinden hiç hoşlanmaz ama yine de kendine ilgi göstersin diye çırpınır durur. Tabi onu izlemekten ve mutluluktan -yine- çizim yapamaz.



Maçın ardından Ayaz'dan yardım ister. Ayaz'la evin bahçesine çıkarlar ve güle oynaya çizim yapar Öykü. Tabi Ayaz'ın çizim boyunca fikirleriyle Öykü'ye destek olduğunu ve Öykü'nün de buna karşılık teşekkür olarak Ayaz'ın alnına, "ÖYKÜ" yazdığını(!) belirtmemek ayıp olur.



Olcay'ı, Önem'e Öykü'yü şikayet ederken görürüz sabah olduğunda. O da Öykü'yü odasına çağırır. Öykü'nün odaya özgüvenle girişinden oldukça memnun olur ve bu özgüvenin çizimlere dayalı olup olmadığını sorgular öncesinde. Çizimlerine bakmaya başladığındaysa, hepsine hayran kalır. Öykü'yü tebrik eder ve "sana güvenebileceğimi biliyordum" der. Önem, "Şeyma için neden bu kadar çapaladığını" sorar sonra da. "Seni aşağıya çeken bir çapa gibi o" der. Ne doğru sözler!.. Tabi Şeyma bu söylenenleri kapıyı aralayıp dinler!.-o kapı da ne kapı hiç ses çıkartmıyor- Öykü onu savunur ama Şeyma bu duydukları sonrasında yılanlığa geri dönüş yapar. Senaristlerden böyle bir gol gelmezse şaşırırdım zaten. Tebrik ediyorum, bunda üçünüzden hangisinin parmağı varsa!.. 


Ayaz, alnında yazan koca ÖYKÜ'yü fark etmeden iş yerine gelmiştir. Çalışanların kendisine bakıp eğlenmesine bir anlam veremezken, Mete söyler olanı ve o da haliyle küplere biner. O lavaboya alnını temizlemeye gittiğinde ise Öykü iş yerine, Ayaz'a evinde sürpriz yapmak için Mete'den evinin anahtarını almaya gelir. Ne yapacağını bilemiyorken, Mete "kalbinin sesini dinle" der. Mete'nin Şeyma'ya dönmesi için yeniden çabalar Öykü yersiz ve gereksizce... Bunun ardından da Mete, artık kararını verir. Yeniden birlikte olmaları çok yakındır.



Sibel, İlker, Burcu ve Emre'yi Ayaz'ın evine toplamıştır Öykü ve hepsine komut vermeye başlar geceyle ilgili. "Uyuzlardan Ayaz"ı mest edeceklerdir!.. Öykü herkesin canla başla çalışmasını istiyordur. Zira, bugün "kavuşma günü"dür...




Ayaz eve geldiğinde gördüğü manzara karşısında şaşırır ve çok mutlu olur. Durdurulamaz bir şekilde şimdi de Ayaz, teşekkür ediyordur. Tabi sonra yine kendini beğenmişliğini konuşturur. Öykü de çok ukalasın ama bu benim çok hoşuma gidiyor der. Onun kendine güvenen bir erkek olmasından mutludur ama kendisinin hiçbir zaman kendisine güvenen bir kadın olamadığından yakınır. Ayaz da "en çok, doğallığını, olduğu gibi olmasını sevdiğini" söyler. "Hepimiz tertemiz yaratılırız. Sadece bazıları sonradan değişir, kirlenir ama sen hiç öyle olmamışsın" der. -vay vay vay- Bunun alnına yazdığı kocaman "ÖYKÜ" yazısı için bir özür yemeğimi olduğunu soran Ayaz'a Öykü, "özür değil bir telafi gecesi" olduğunu söyler. Yapmak isteyip de yapmadığı her şey için telafi gecesidir...


Mete de Şeyma'yı arar ve buluştuktan sonra, "seni bir yere götüreceğim" diyerek; ayrıldıkları o eve -daha doğrusu saraya- götürür. Dayayıp döşemiştir Mete evi. Yani, Şeyma şeytanlığa geçiş yapmasıyla birlikte senaristlerimiz tarafından yeniden ödüllendirilmiştir... Hiç bir şey söylemiyor, protesto ediyor ve sahnelerin devamını yazmıyorum. Vıcık vıcık aşık moda döndüklerini belirtsem yeter sanıyorum...



Öykü bir sürpriz daha hazırlamıştır ve kaydettiği görüntüleri izlettirmeye başlar. Videoda kendilerinin hikayesini anlatıyordur. Yaşadıkları tüm anları Emre, Burcu, İlker ve Sibel aşırı dramatize ama felaket ötesi komik bir şekilde canlandırmaktadır.



En son serenat sahnesine geldiklerinde, Öykü; "kendisine ikinci bir şans daha verip vermeyeceğini" yeniden sorar. "O gece bir şey söylememiştim" der Ayaz ve "cevabı yazılı olarak vereceğini" söyler. Bir kalem alıp Öykü'nün alnına, "EVET" yazar. Tabi bunu Öykü, banyoya gidip öğrenir. Geri döndüğünde ise Ayaz kucaklarını açmış onu bekliyordur. Birbirlerine büyük bir şehvetle(!)-YUH- sarılırlar ve bölümün perdesi aşağıya iner.

Çektikleri videonun içeriğini anlatmaktansa, o aşırı komik sahneleri seyretmek daha keyifli olacaktır düşüncesindeyim. Videoyu aşağıdan ya da buraya tıklayıp, direkt video kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.



Kiraz Mevsimi, en başta da belirttiğim gibi uzun zamandır en keyifli bölümüyle karşımızdaydı. Bu keyfin içerisine, senaristlerin Şeyma'yı tekrar yılanlaştırma girişimi etmeseydi; "şimdiye kadar izlediğim en iyi bölüm buydu" diyebilirdim. Artık yapacak bir şey yok. Şeyma'yı Mete ile tekrar aralarının bozulacağı ana kadar şeytanlıklarıyla izleriz. Araları bozulunca, süt dökmüş kedi kıvamına geri dönecektir nasılsa!.. Bakalım haftaya Şeyma ve kankisi Olcay hangi yılanlıklarla canımızı sıkacaklar...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder