30 Ekim 2014 Perşembe

Yalan Dünya: 4. sezon


Uzunca bir ara ve sonrasında yaşanan yayın günü/saati bunalımından sonra, dün akşam kavuştuk Yalan Dünya'ya... Yaz sezonunun hemen ardından girmiyor zaten genel olarak ama ilk defa bu kadar geç girdi yeni sezona. Bunda tabi yapımın bir suçu yok. Kanal D bir sezonda ekrana on altı dizi sürme macerası içerisine girdiği için, yer bulunamadı. Yer bulunsa bile saati neredeyse gece yarısını gösteriyordu ve bu da kimsenin kabul edeceği bir şey değildi. Saat 23:15'de dizi mi başlar?.. Gece showu mu bu?.. O saat için sadece Beyaz'ı memnun edebilirlerdi ve nitekim, daha sonra yine büyük bir belirsizlikle ama en sonunda dün akşam yeni sezonuna merhaba dedi... 

29 Ekim 2014 Çarşamba

Para Bende


Şimdiye kadar izlediğimiz formatlardan çok farklı bir iş, Para Bende... TV8'de ekrana gelen gezi yarışı kısaca, parası olanın savurganlığı ile olmayanın açlık oyunlarını resmediyor...

28 Ekim 2014 Salı

Ulan İstanbul: Asil Nevizadeler


Belanın bir türlü peşlerini bırakmadığı Nevizadeler, yeni bir güne uyandıklarında; her şey yine karman çorman bir tabloyu resmediyordu ama günün sonunda hepsinin üstesinden teker teker gelmeyi başardılar... Bu başarının sonunda ise yine bir kuşku ve endişe beklemekteydi herkesi... Ulan İstanbul, kendine yaraşır bir bölümle daha ekrandaydı anlayacağınız. Lafı daha fazla uzatmadan, on dokuzuncu bölümün  analizine başlayalım...

27 Ekim 2014 Pazartesi

Kiraz Mevsimi: Şeyma ve Önem'in kaybedişleri


Geçtiğimiz bölüm analizinin başlığı, "Öykü'nün kaybedişleri" idi. Bu bölümde ise Öykü'ye kaybettirenlerin, kaybedişlerini gördüğümüzden; başlık sadece isim değiştirdi... Kiraz Mevsimi her ne kadar romantik komedi olsa bile, rüzgarın üflediği havanın birilerini her zaman mutsuzluğa uçurduğu bir dizi. Dün akşam yayınlanan bölümde de bir sürü küskünlük, ayrılık ve -bir yerde- aldatılmaya tanıklık ettik. Rüzgar bu sefer de acımasız davrandı ama ilk defa sadece Öykü'ye değil, herkese duvarlar ördü. Daha fazla uzatmadan, dizinin on altıncı bölümünün analizine başlayalım derim...

24 Ekim 2014 Cuma

Kocamın Ailesi: Güneşin doğuşu


Geçişler hep sancılıdır; yeni başlangıçlar ve radikal değişiklikler de... Dizinin yaşadığı sürecin de böyle olması beklenirdi ama değişikliğin olduğu ilk bölümde -14- dahi bir pürüz yoktu. Bunda en büyük pay elbette senaristlerindi. Her ne kadar artık ismiyle alakasız bir dizi olsa da, sonuç büyük bir başarıyı resmediyor, Kocamın Ailesi'nde...

22 Ekim 2014 Çarşamba

Yeni Doritos Reklamını Sen Çek, 1 Milyon Dolar Kazanma Şansını Yakala!

2007 yılında Doritos, ABD’deki hayranlarını Amerikan Futbol Ligi’nin sezon finali olan Super Bowl sırasında yayınlanmak üzere kendi Doritos reklam filmlerini çekmeye ve göndermeye davet ederek, kendi Super Bowl fenomenini yarattı. Bu reklamlar, yapan kişinin çektiği şekliyle aynen yayınlandı ve Super Bowl sırasında yayınlanan, tüketicilerin yarattığı ilk reklam filmleri oldu!

Doritos, bu muhteşem organizasyonla sevenlerini 1 Milyon Dolar kazanma şansı ve bunun yanı sıra 1 sene boyunca  Hollywood’daki Universal Pictures Stüdyoları’nda Elizabeth Banks gibi yıldızlarla çalışma fırsatı yakalamaya çağırıyor. 

Unutulmaz Deneyim 

Bu yıl 9. kez düzenlenen Doritos Crash the Super Bowl’u kazananlar, büyük ödül olarak milyonlarca dolar para ödülü ve hayatlarının sonraki aşamalarında da farklı iş teklifleri aldılar. Örneğin; kendi yaptığı “Fashionista Daddy” reklamıyla 2013 yılında Crash the Super Bowl yarışmasında büyük ödülü kazanan Mark Freiburger, “Transformers 4”ün setinde yönetmen Michael Bay ile birlikte çalışma fırsatı elde etti. Mark, bugün büyük bir yetenek ajansı tarafından temsil ediliyor ve Universal ile FOX gibi dünya çapındaki stüdyoların film projelerinde yer alıyor.

Katılma Sırası Sende

Siz de hazırlayacağınız 30 saniyelik reklam filmini  (sözlü ise İngilizce) www.doritos.com.tr ‘de belirtilen teknik özelliklerle hazırlayıp tüm dünyanın beğenisine sunmak için 9 Kasım 2014’e kadar reklam filminizi çekip, rüya gibi bir iş ve 1 Milyon Dolar sahibi olmak için geri saymaya başlayabilirsiniz!

Katılım koşulları ve tüm detaylar için www.doritos.com.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Galip Derviş: Üçüncü sezon


Aylarca merakla beklediğimiz Amerikan dizileri gibi, beş aylık uzun bir aranın ardından Pazar akşamı üçüncü sezonuna merhaba dedi Galip Derviş... Merakla bekledim diyorum ama diziyi Pazar gecesi değil de, dün gece yazıyı kaleme almadan hemen önce oturup izleyebildim... Bu arada uzun uzudıya süren dizilerden artık gerçekten illallah ettiğimi de fark ettim... Kısa ama o kadar dokunan bir bölümdü ki, "ne yani diğer dizilerimizde dertlerini böyle sürelerde anlatamaz mı sanki?" diye iç geçirmedim değil. Kısa diyorum da yine reklamlar hariç 60-70 dakika sürdü bölüm. Bu bile normal şartlarda oldukça uzunken, neden 40-45 dakikalık kısa ama vurucu diziler çekemiyoruz gerçekten merak ediyorum...

21 Ekim 2014 Salı

Ulan İstanbul: Hayati'nin imtihanı


Yine çetrefilli, komik, heyecanlı ve bol ele yüze bulaştırmalı bir bölümdü dün akşam izlediğimiz, on sekizincisi... Bölümün sonunda, yaratılan kurgu ağı sayesinde her şey birbirine o kadar mükemmel bağlandı ki etkilenmemek elde değil, Uğraş Güneş'in kaleminden... Lafı daha fazla uzatmayayim ve başlayalım bölümün analizine...

20 Ekim 2014 Pazartesi

Kiraz Mevsimi: Öykü'nün kaybedişleri


Çok sinirlendiğim geçen bölümün ardından, aslında yazmamaya niyetliydim bu bölümü. Galip Derviş yeni sezona başlayacakken hazır, pazartesi günü için onu yazarım diyordum ama yine bir ton saçmalık olsa bile analizlere devam kararı aldım. Galip Derviş de çarşamba gününe kaldı. Malum yarın da Ulan İstanbul'un analizi var-yazar burada reklam yapıyor-. Nerede kalmıştık, hah! Kiraz Mevsimi diyordum... Ah senaristler ah!.. Dizi dün akşam yayınlanan on beşinci bölümüyle ekrana geldi ve başından sonuna sürekli değişen dengeleriyle sistemimi, alt-üst etti...

17 Ekim 2014 Cuma

Aramızda Kalsın: Hatçik ve Battal'ın inadı


Hatçik'in büyük bir hataya imza atıp Battal'la Eğin'e gitmesi sonrası, kısa sürede bir şeylerin dank edip geri geleceğinden emindim de; bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum... Ama iyi ki erkenden geldi... Zira vazgeçilmezi olarak evin, resmen tadı tuzu kalmamıştı sadece bir bölümlük yokluğunda bile... Aramızda Kalsın, her karakterini ayrı sevdiğimiz bir dizi -Behiye hariç!- malum ve böyle olunca da yokluk hissi koyuyor ister istemez... Ne olacak, Battal olsun iç güveysi işte... Ne de yaraşır ona, aman aman...

16 Ekim 2014 Perşembe

Kaçak Gelinler: Nereden nereye...


Uzun zaman sonra, yeniden bir Kaçak Gelinler analizi yazmaya hazırım... En son 30 Ağustos'ta, dokuz ve onuncu bölümlerinin birlikte analizini yapmıştım ve değişen senaryo grubuyla birlikte, hikayeden de oldukça uzaklaştım... Engin Elgün'ün başında olduğu senaryo grubunun çıkardığı on bölümlük performans çok başarılıydı. Bundandı ki, dizinin en yüksek reyting aldığı dönemler de bu zamanda saklıydı. Evet, on birinci bölümden itibaren yeni sezona girmiştik ve büyük rakiplerle boy ölçüşmek zorunda kalmıştı dizi ama en azından aldığı reytinglerin daha yükseklerde olması, Engin Elgün'ün başarabileceği bir şeydi... 

15 Ekim 2014 Çarşamba

Urfalıyam Ezelden


Yarattığı algı ve sürükleyicilikten çok, süründüren senaryolara gebe olan doğu dizilerine bakış açım nettir; özenle izlememeye gayret ederim. Nitekim Urfalıyam Ezelden ile ilgili ilk haberler ortaya atıldığında da aynı duvarı bir güzel örmüştüm etrafıma... Hikayesi bile başlı başına kendisinden uzaklaşmam için bir sebepti aslında ama yine de merak ediyordum, nasıl olacak diye. Sonuçta Kanal D, dram yüklü doğu hikayesi barındıran dizilere pek yer veren bir kanal değildir... Urfalıyam Ezelden'de farklı ne olabilir diye merak ediyordum ister istemez. Belli başlı sahneler gösterildiği için tanıtım fragmanlarından bir şey anlaşılmıyordu ama pazar akşamı yayın hayatına başladığında, beni kazandı Urfalıyam Ezelden anında...

14 Ekim 2014 Salı

Ulan İstanbul: Kandemir'in kabusu


Yeniden bir sonraki haftaya sarkan işlerinin, en dramatik yönü ise iş üstündeyken yakalanmaları oldu çetemizin. Cidden hiç bahtları yok yahu... Nereye gitseler, orada Ceyhun... Şimdi birde üzerine yetmezmiş gibi Maşuka ve Şehriban da yanında... Ulan İstanbul bu kadar çok karşılaşmayı sorgulatsa bile bizlere, ne mümkün kızmak Uğraş Güneş'e... Kafiyemi de yaptım(!), o zaman on yedinci bölümün analizine başlayalım...

13 Ekim 2014 Pazartesi

Kiraz Mevsimi: Defile zamanı


İnsanlığın nasıl kutsanmış bir değer olduğunu gördüğümüz bir bölümdü, bu hafta izlediğimiz... Ayrıca, insan kılığına bürünmüş şeytanlardan çabucak kaçmamız ve en önemlisi, salaklığı bir kenara bırakarak etrafımızdakilerin gerçek niyetini tartmamız gerektiğini resmetti; on dördüncü bölümünde Kiraz Mevsimi...

10 Ekim 2014 Cuma

Kocamın Ailesi: Yonca'nın ardından


Kimsenin beklemediği bir viraja döndü aslında Kocamın Ailesi. Beklentiler bambaşkayken olan, ilk göründüğünde tam bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Son ana kadar, "acaba?" sorusunu sordurttu ama bölüm bittiğinde artık başrol oyuncularından birisinin diziden ayrıldığı kesinleşmişti. Her şey bir kenara, diziye ismini veren tarafın ayrılması büyük bir problem gibi duruyordu; senaristlerin önünde çözülmesi gereken. Ve itiraf ediyorum, dün akşam yayınlanan on dördüncü bölümünde; "keşke Yonca karakteri ölmeseydi" demeden, diziyi baştan sona keyifle izledim... 

8 Ekim 2014 Çarşamba

Yetenek Sizsiniz Türkiye


Şüphesiz ilk iki sezonundan sonra kimsenin yetenekler için izlemediği bir yarış Yetenek Sizsiniz... Ortada büyük bir gerçek var ki, o da artık binde bir bile yetenek gelmiyor yarışa. Böyle olunca da, jürinin can simidi olması lazım geliyor haliyle. İşte bu yüzden de, evrilmiş yeni bir jüriyle karşımıza geldi bu sezon Yetenek Sizsiniz... Jürisi üçten dörde çıktı ama gelenler, gidenleri aratmayı asla ihmal etmedi...

7 Ekim 2014 Salı

Ulan İstanbul: Mahmut virüsü


Geçtiğimiz bölüm, başlarına gelecekleri bilmeden kendilerini tiksinç gösteren çetemizin; bu bölüm kendi arkalarını toplamaya çalışacakları çok belliydi. Şimdiye kadar tüm yalanlarına sonuna kadar inanan Ceyhun'un, sırf Derya ile olan birlikteliklerinin bozulması sebebiyle birden onları güvenilmez ilan etmesi de büyük bir ironiydi. Sonuçta Doğan'ın kardeşinin yanına gittiklerinde, abisinin ne yapıp ettiğinden haberdar olmadığını söyleyen çocuğa inanmışlardı. Daha önceki birçok zorlama yalanlarına inandığı Nevizadeler'i, şimdi bu kadar sıkıştırmanın nedeni de bu yüzden sadece onlara inanmamak olamazdı. İnsan karşısındakine bir an bile olsa negatif duygu beslediğinde, onunla ilgili tüm olumsuzluklar derya olur akar önünde... İşte Ceyhun'da da o derya, bizim Derya'yı alamamasından kaynaklı akıyordu şiddetlice... 

6 Ekim 2014 Pazartesi

Kiraz Mevsimi: Binbir Gece Masalları


Saflıkla salaklık arasındaki ince çizgide sürünmek nedir bilir misiniz?.. Yok, eğer bilmiyorsanız; haftaya mutlaka Fox TV'de Kiraz Mevsimi'ni izleyin. Orada da Öykü ve Mete karakterlerine odaklanın iyice bir. Zaten çok da odaklanmak gerektirmez, birkaç sahne sonra ayarsınız duruma... Dünya üzerinde aklı başındaki hiçbir insan, arkasından bu kadar kuyu kazıldığı anbeyan ortadayken, hala Pollyanna'cılık oynayamaz bana göre... Yine dünya üzerindeki aklı başında hiçbir insan, sevgilisinin beş para etmez olduğu gözüne gözüne sokuluyorken, görmemek için bu kadar direnmez... Öykü ve Mete'nin durumu tamamen bu... Anlatılan, gösterilen iki zeka parıltısı taşıyan insan ama salaklıkları da tam bir nirvana...

3 Ekim 2014 Cuma

Aramızda Kalsın: Sevgi dolu aile


Bugüne kadar izlemekten en büyük keyif aldığım dizilerden birisi, Aramızda Kalsın. Son iki sezondur ise en sevdiğim dizi kendisi. Yeni sezonu başlayalı baya bir oldu ama benim elim bir türlü hakkında yazmaya gitmedi. Neden diye sorarsanız ise tam olarak bilmiyorum; izlerken öyle etkileniyorum, düşünüyorum ve konsantre oluyorum ki bölümün sonunda her şey kafamdan uçup gidiyor. Hakkında bir şey yazmaya oturduğum her seferinde de, başka yapımlara yer verdim son haftalarda. Bugün ise karakterler üzerinden genel bir analize hazırım. Bloğumda yazdığım ilk yazı, yine Aramızda Kalsın'dı ve bugün aradan geçen beş ayda; kendimin katettiği mesafeyi de gözden geçiriyorum bu yazıyla aslında... 

2 Ekim 2014 Perşembe

Kadim Dostum


Yazın tam da ortasında başlamıştı tanıtımları... Mardin'de program çeken bir kanal, şehrin iki önemli telkari ustası ailesini bir araya getirmişti. Programcıların derdi, telkari sanatı hakkında bilgi almakken; ailelerin derdi, birbirine laf geçirmekti. İlk tanıtımdan ortaya çıkan, iki düşman ailenin birbirleriyle girdikleri mücadeleyi izleyeceğimizi resmediyordu ve nitekim dizi başladıktan sonra, hikayenin üzerine oturduğu nokta da tam olarak buydu. Kadim Dostum, anlayacağınız geçmişi uzun yıllar öncesine dayanan bir didişme halini ekrana getirmekte...

1 Ekim 2014 Çarşamba

O Ses Türkiye


Tam tamına sekiz ay olmuş bir önceki sezon biteli ve açıkçası bunca zamandır merakla bekliyordum, O Ses Türkiye'nin yeniden başlamasını. Onun bitimi ardından başlayan ve iki sezon süren O Ses Çocuklar'dan aynı tadı alamadım hiçbir zaman. Özellikle de ilk sezona göre oldukça vasat performanslar seyrettiğimiz ikinci sezonunda, ikinci haftadan sonra izlemeyi bile bırakmıştım yarışı. O Ses Çocuklar böylesine sıkıcıyken, jürisine yeni kan pompalanan O Ses Türkiye'nin ne olursa olsun izleme keyfini katlayacağı kesindi bana göre ve ilk haftasındaki izlenimimle diyebilirim ki; bu jüri ile bu sezon da tutar yarış...