17 Ekim 2014 Cuma

Aramızda Kalsın: Hatçik ve Battal'ın inadı


Hatçik'in büyük bir hataya imza atıp Battal'la Eğin'e gitmesi sonrası, kısa sürede bir şeylerin dank edip geri geleceğinden emindim de; bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum... Ama iyi ki erkenden geldi... Zira vazgeçilmezi olarak evin, resmen tadı tuzu kalmamıştı sadece bir bölümlük yokluğunda bile... Aramızda Kalsın, her karakterini ayrı sevdiğimiz bir dizi -Behiye hariç!- malum ve böyle olunca da yokluk hissi koyuyor ister istemez... Ne olacak, Battal olsun iç güveysi işte... Ne de yaraşır ona, aman aman...

Dizinin ilk defa bölüm analizini yapacağım için, yersiz bir heyecan var üzerimde.. Tabi bir de kaydettim zannederken, kutunun kayıt talimatına uymaması sonrası yaşadığım gerginlikte hala barınıyor bir yerlerimde... Allahtan, orta çözünürlükte olsa bile televizyondan seyredebileceğim bir uygulama vardı da; şuan bu satırları yazabiliyorum... Zira notebook üzerinden dizi/film izlemekten nefret ediyorum. Afakanlar basıyor ve izlediğimden bir şey anlamayacağımdan, tek bir satır da yazamazdım muhtemelen... 

Gelelim bu bölüme... Diziyi geçtiğimiz bölümde, hem Hatçik'in geri dönüş izlenimi hem Yaren'in, Civan'a attığı gol hem de Ceylan ve Ali'nin, Behiye'ye yakalandığı sahnelerde bırakmıştık...

Kırk birinci bölüm

Uzunca bir zaman kendisine platonik aşk besleyen Ali'yi fark etmemiş Ceylan, kafasına sonunda dank ettiğinde ise karşısındaki manzara korkunçtu... Zira, Ali nişanlanmış vede evlenmek üzereydi... Tüm cesaretini toplayıp birbirlerine açıldıklarında ise artık bir arada olmalarının tek engeli Behiye'ydi... Ceylan oldukça korkuyor hem babasından hem de annesinden ama hiçbirisinin Behiye gibi davranmayacağı aşikar... Kadının içerisindeki fesat bazı bazı suratına öyle bir vuruyor ki, etkileniyor insan... Tabi burada da, Tülay Bursa'nın şahane oyunculuğunun payı var... O kadar iyi bir iş çıkartıyor ki, bize sadece Behiye'den nefret etmek kalıyor... Her fenalığın altında istemeden imzası olan Mahir'in planıyla gittikleri eğlence ağızlarından, burunlarından gelecekti yani deyim yerindeyse... Zira, Ali ve Ceylan ilk defa birbirlerine o kadar yakınlaşmış, hatta öpüşüyorken; karşılarında zebellah misali duran Behiye, gidişatı oldukça etkileyecek gibi görünüyordu... 



Tahmin ettikleri gibi de olmuştu. Behiye, niyeti bozmuş Hüsne'lere her şeyi anlatmaya gidiyordu... Ali peşinden gidip de onu durdurmasaydı, muhtemelen Ceylan için ruhsal olarak kötü şeyler olabilirdi... Ali'nin annesini ikna etmesi zor değildi ama yine de gerilim işte sana... Ali ve Cemal bu seferlik engellemişti ancak, her an ne yapacağı belli olmayan birisi Behiye ve kızlar da bu yüzden teyakkuzda beklediler uzunca bir süre... Eve vardıklarında ise bambaşka gelişmeler meydana gelmeyi beklemekteydi... Her zamanki klasik yemek yeme fasıllarında, evin telefonu çaldı... Arife ve Ceylan, Behiye arıyor telaşıyla atlamaya çalıştılar telefona ama kazanan elbette Hüsne olmuştu... Hüsne telefonda duydukları karşısında şoka girmiş gözüktüğünden, kızlar yandık misali takılıyordu ama durum bambaşkaydı... Hatçik'in evden gittiğini haber vermek için Battal'ın annesi arıyordu... Evdekiler bu gelişme sonrası oldukça şaşkın ama bir o kadar da mutluydular. Tabi, eve yeni kapak atan Nida hariç. Behiye'den de fena birisini gördük dizide onun sayesinde ama suyu ısınıyor allahtan Hatçik'in gelişiyle... Bu gelişmeden tek hoşlanmayan oyken, onun elçiliğini yapan da Yunus olmuştu. Hatçik gelirse, Nida'ya ne olacağıyla pek bir ilgileniyor eşek sıpası... Hüsne'nin söylemiyle, Yuğıııınıs'cım umarım defolur gider Nida o evden... 



Sabah olduğunda, Bahattin, Hüsne ve Saliha otogara gitmiş, beklemektedir Hatçik ve Elmas'ın gelmesini... Bu sırada Bahattin, Hüsne'nin ağzını yoklamaktadır; bu olanlarda parmağı olu olmadığı konusunda ve o da olmadığını söylemiştir ama ilerleyen sahnelerdeki gelişmeler, hiç de öyle olmadığını gözler önüne serecektir... Yol boyu, Neşe Karaböcek şarkıları dinleyip ağlayan Hatçik ve keyfi kaçık Elmas sonunda gelmişlerdir İstanbul'a... Ağlamaması konusunda Bahattin özellikle tembihte bulunsa da, Hüsne onu gördüğünde ister istemez biraz göz yaşı döktü ve daha sonra da Hatçik bombayı patlattı... Telefonda konuştuklarında Nida'dan yakınan ve "şimdiki aklım olsa seni oraya göndermezdim" diyen Hüsne'nin bu sözleri etkili olmuştur onun gelişinde... Bahattin tabi bu gelişmeden oldukça hoşnutsuzdur ve Hüsne de onun karşısında yerin dibine girmektedir... Hüsne'm üzülme sen!..



Evde herkes merakla beklemekteyken onları, sonunda gelirler eve... Yine herkes Hatçik'in etrafında bir sevgi çemberi oluşturmuş, moralini düzeltmeye çalışıyordur. Oysa, orada burayı burada da Battal'ı arzuluyordur... Bahattin ve Hüsne ise bahçede, bu gelişle ilgili konuşmaktadır ve klasikleşmiş şekilde, her şeyi halledeceğinin garantisini veren Hüsne bu işin altından kalkacağına inanmaktadır... İlk iş olarak, Eğin'de bunalıma girmiş bangır bangır açtığı müziğe eşlik eden Battal'ı aradı... Tabi bizim gururlu erkeğimizin Hatçik'i affetmeye hiç niyeti yoktu ve onunla konuşmak istemediğini söyleyerek telefonu kapadı... Hüsne ise hıçkırıklara boğulduğu için konuşamadığını söyleyerek durumu yumuşatmaya çalışıyordu... Hatçik bunu duyduğunda oldukça üzülmüşken, sırada Battal'ın hüzünlenme işi vardı...


Yadigar ve Civan ise ortağı oldukları yeni mekanın hazırlıklarıyla ilgilenmektedir bu sıralarda... Ustaların gevşekliği ve Nehir'in rahatlığı yüzünden her işin aksadığı restorana Yadigar'ın elinin değmesi gerektiği ortadaydı ve o da hemen teklifini yaptı... En az üç günlük işi olduğu söylenen restoranı, bir günde açılışa hazır edecekti... Civan'la bu konuda bir iddiaya girmişlerken, Nehir de hiç inanmamaktadır bunu başaracağına... Ama Yadigar bu, başarıcam dedi mi başarır ve tam bir gün sonra akşam olmadan restoranın taş fırını hariç her şeyini halletmişti... Onu da akşama halledecekti...


Ceylan ve Arife ise restoranda boğuşmaktadır Behiye yüzünden her şeyle... Her an birine gidip yumurtlayacak diye gerim gerim gerinirken kızlar, o beş karış suratla caka satmaktadır herkese... Ali'nin "lavaş bitmiş" bahanesiyle restorandan gidişi ise beklediği fırsatı vermiştir ellerine... Müşteri yoğunluğundan Arife'nin de yalnız bırakmak zorunda kaldığı Ceylan'ın yanında bitti Behiye ve aslında, çok da kötü olmayan bir konuşma yaptı. Sonuçta o da oğlunu düşünüyor ve Ceylan'ın bu zamana kadar süse, şaşaya, zengin yaşama ne kadar önem verdiği de ortadaydı neticede...Oğlunu üzmemesini isteyen Behiye, ayrıca ondan uzaklaşmasını da beklediğini söylediğinde "yuhunuz!" dedim elbette... Evet bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur genelde ama bunu yaşamadan bilemezsin sevgili Behiye... Bunca laftan sonra çekip gitti mutfaktan ve hemen sonrasında da Arife geldi... Ceylan'ın suratından beklenen konuşmanın yapıldığını anlamıştı... Ceylan ise tam bu sırada, lavaş bitti diye giden Ali'nin ardından hala tazeliğini koruyan lavaşları bulunca çılgına döndü haklı olarak... Onu annesiyle yalnız başına bırakması çok koymuştu ama bilmediği bu yokluğun altında şahane bir evlilik teklifinin yattığıydı... Ali geldiğinde de ona bir güzel posta koydu ve eve gitti büyük bir sinirle... 


Hatçik hüzünlenmişti ama o da pek burnundan kıl aldırmaya niyetli değildi. Yine iş Hüsne'ye düşmüştü ve en sevdiği şarkı olan Kulakların Çınlasın'ı seslendiren Neşe Karaböcek'i getirip onun etkisiyle de bizimkine şarkıyı söyletip, kaydettikleri videoyu göndermek istiyordu Battal'a... Kameramanı ise elbette elinden düşürmediği tabletle Yunus'tu... Önce Cihan, sonra Mahir derken en sonunda derde çare olan isim Battal'ın melek annesiydi... Kadın oğlundan kurtulmak mı istiyor bilmiyorum ama böyle anlayışlı kaynana da pek az bulunur... Şahsen, Battal'dan kurtulmak için bunca mücadele verdiğini de düşünmüyor değilim... Karaböcek, Battal'la önceden bir festivalde peş peşe sahne almışlardı ve kadın telefonu hemen yolladı bizimkilere... Hüsne aradığında telefona çıkan asistanı pek umutlu konuşmasa bile, kıyamayıp gelmişti eve... Hatçik onu gördüğünde oldukça duygulandı elbette... Kulakların Çınlasın'ı seslendirmeye başladığında da etkisine girdiği şarkıyı söylemeye başladı oda... Yunus elinde tablet tüm olanları çektiğinde de işlem tamamdı... Eğin'de albümlerden Hatçik'in fotoğraflarını çıkartan ve yine böğüre böğüre şarkı söyleyen Battal'ın yanına annesi gelip, bu videoyu izlettiğinde ise harap olmuş gördüğü Hatçik'i anında affetti ve biletleri almaya ayrıldı evden... Tam bu sırada, annesi Hatçik'i arayıp haber verdi geleceklerini ve tüm ev ahalisi mutlu olmuştu bu gelişmeden... 


Ali'nin telefonlarına çıkmayan ve onunla ilgili her şeyi kutulayıp, kendini onu unutmaya sevk edecek olan Ceylan'ı ise Ali ile dışarıda görüşmeye ikna edecek kişi Arife'den başkası değildi. Önce biraz ayak diretse de, kabul etti bu teklifi ve hazırlandıktan sonra, iki ayı arabayla gidiverdiler deniz kenarına...



Bu sırada ise Battal ve annesi İstanbul'a varmıştı... Eve vardıklarında kafasını tepeye dikip, gurur yaptığını sessizce haykıran atarlı Battal ve yine ondan çok farklı olmayan Hatçik ise yemek masasında atışmaya başladı... Birbirlerinin helak olduğunu düşünüp, oturmuşlardı masaya ama durum bir yerde Hüsne'nin kurgularıyla örülüydü ve her iki taraf da bunu anladığında, gerilim hat safhaya çıktı... Bahattin deli Battal'ı, diğerleri de Hatçik'i barışmaları konusunda ikna etmeye çalışıyordu ama nafile... Üzerine bir de yalan söylediği için Hatçik, tavır yapıyordu Hüsne'ye... Onlar bu mücadeleyi veriyorken, Ali ve Ceylan önemli bir kararın eşiğinde gezinmekteydiler... 



Ceylan hala trip atıyordu Ali'ye, onu annesiyle yalnız bıraktığı için ve tam bu sırada, Ali onu yalnız bırakmasının sebebini açıklamaya hazırdı... Cebinden çıkardığı yüzükle, Ceylan'a evlenme teklifi etti ve şoka giren Ceylan da bu teklifi kabul etti.. O sıra Arife ve Mahir ise karavan hayalleri kurmaktaydılar. Daha çok Mahir kuruyor, Arife'ye ise dinlemek düşüyordu ama olsun... Onlar karavan hayalleri kurarken, Ali'nin telefonu çaldırması sonrası Mahir ve Arife dilek balonları uçurdu gökyüzüne... Dördü de oldukça mutluydu ve onlara iki isim daha dahil olmaya hazırdı...


Bir günde hiçbir işi bitiremeyeceği konusunda Civan oldukça emindi ama dedim ya iddiaya girdiği kişi Yadigar'dı ve bir şeye karar verdiğinde, halletmemesi imkansızdı... Nitekim akşam akşam, Civan'ı sürüklediği restoranda onu büyük bir sürpriz beklemekteydi... Yagidar, Bahattin sayesinde bulduğu bir ustaya gün içerisinde taş fırını yaptırmıştır... Artık restoran tamamen tamamlanmış ve açılışa hazırdır... Bu arada, mimarlık noktasında işi biten Nehir'in ev konusunda ikilimizin arasına bir şekilde kara kedi misali gireceğinden eminiz. Bakalım, hikaye o yönüyle nasıl işleyecek...


Hatçik ve Battal dışında herkes oldukça mutludur anlayacağınız ve gecenin sonunda mutsuzluklarının bir süre daha devam edeceğini görmek üzmedi beni açıkçası... İkisi de burnundan kıl aldırmaya yanaşmayınca, Battal annesini de alıp gitti evden... Hatçik arkasından hüzünle seslendi ama Battal ya duymadı ya da umursamadı ve şimdi de ailenin derdi ikilimizi barıştırmaya çalışmak olacaktı... Nitekim bu sahneyle birlikte de bölümün perdesi aşağıda inmişti... 

Hatçik ve Battal'ın burunlarından kıl aldırmayan ama birbirleri için yanan hallerini izlemek şahane... O yüzden birkaç bölüm daha böyle devam etmesinde bence hiçbir sakınca yok... Tabi suyunu çıkartmamak da ayrıca önemli... Farkındaysanız yazı boyunca, Halil'e hiç değinmedim... O konuda senariste oldukça sinirliyim ve bu yüzden değinmeyi de düşünmüyorum bir süre... Onun geliş sebebi ya da çevirdiği kumpaslar değil benim derdim... Her şey çözülecekmiş gibi gösterip, tam son anda en başa dönülmesi sorun... Bu ağza bir parmak bal çalıp, devamını istediğinde "nah!" yapmaktan pek de farklı değil bana göre ve böyle devam ettiği sürece o karakter yok gibi davranmayı sürdüreceğim azimle... Yani dizi, Halil dışında şahane bir izleme keyfi sunmakta kısacası bizlere. Tek sorun bu şahane dizinini aldığı çok da iyi olmayan reytingler... Umarım Aramızda Kalsın, hak ettiği reytingleri bundan böyle alabilsin...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder