10 Ekim 2014 Cuma

Kocamın Ailesi: Yonca'nın ardından


Kimsenin beklemediği bir viraja döndü aslında Kocamın Ailesi. Beklentiler bambaşkayken olan, ilk göründüğünde tam bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Son ana kadar, "acaba?" sorusunu sordurttu ama bölüm bittiğinde artık başrol oyuncularından birisinin diziden ayrıldığı kesinleşmişti. Her şey bir kenara, diziye ismini veren tarafın ayrılması büyük bir problem gibi duruyordu; senaristlerin önünde çözülmesi gereken. Ve itiraf ediyorum, dün akşam yayınlanan on dördüncü bölümünde; "keşke Yonca karakteri ölmeseydi" demeden, diziyi baştan sona keyifle izledim... 

Beklentiler ve karşılığında olanlar

Aslında en başta, Tarık karakterine hayat veren Gökhan Alkan için diziden ayrılma haberleri yapılmıştı. Ama dizinin hikayesinin üzerine oturduğu bir ismin diziden ayrılması imkansız gibi bir şeydi. Tabi yine de hiçbir şey şaşırtmazdı bizleri... Kısa süre sonra, bu haber yalanlandı. Gökhan Alkan için yayılan ayrılık haberlerine bu sefer, Selen Seyven dahil olmuştu. Ancak, Gökhan Alkan'ın ayrılmayacağı keskin çizgilerle belirtilmişken, aynısı Selen Seyven için yapılmamıştı. Selen Seyven'den de açıklama gelmemesi, aslında bir yerde bu haberi doğrular nitelikteydi ama ben senaryonun heyecanını yitirmemesi için açıklanmadığını düşünüyordum... İyimserdim yani anlayacağınız... Yazının başında da dedim ya, son ana kadar hala bir ters köşe olacağını bekledim. Bekledim ama beklediğimle de kaldım. Bölüm sona erdiğinde, Yonca ölmüş; Tarık karısını, Esma kızını, Can da ablasını kaybetmişti... Ve tam bölüm bittiğinde de on dördüncü bölüm fragmanında, diziye en son Anasının Oğlu'nda izlediğimiz Durul Bazan'ın dahil olduğunu görmüştük. Hemen ertesi gün de ise özellikle Öyle Bir Geçer Zaman Ki ile ünlenen Yeliz Kuvancı'dan haberdar olduk. Oyunculuklarına bayıldığım bu iki ismin, diziye dahil olması sevindirmişti beni evet, ama yine de Yonca'nın ölümünün ardından bir yokluk hissi olacak endişesini taşımaktaydım içten içe...

Endişelerin yok oluşu

Dün akşam yayınlanan bölümle birlikte ise tüm endişelerim kendini bir köşeye bıraktı. Durul Bazan, Cücü lakaplı bir psikiyatrist olarak dahil oldu yapıma. Hani Tarık'ın, Yonca'nın hastaneden aldığı raporlarını gönderdiği Almanya'da ki dostu vardı ya?, işte tam da oydu Cücü... Yonca'nın ölümü ardından, Tarık'ı yalnız bırakmamak için gelmişti İstanbul'a... Her ne kadar gelişinde, Ar ailesinin şiddetli hoş geldinine maruz kalsa bile(!) o da kendine apartmanlarında yer bulmuştu... Tarık'ın ise artık apartmandan ayrılmayacağı kesin gibiydi. Özellikle Şeniz'in, "anılarla dolu bu evden taşınmak en doğrusu olur" savı sonrası Tarık'ın verdiği tepki, bunu çok güzel resmetmekteydi... Esma ise yıkılmış ancak verilen ilaçlar sayesinde ayakta durabiliyordu... Can deseniz, kendisini evine kapatmış herkesle görüşmeyi keserek yas tutuyordu. Tarık'ın en büyük antidepresanı ise minik Pelin'di... Ben normalde "oyunculuk" dahi olsa ekranda şımarık çocuk görmeye tahammül edemem. Ve Pelin de oldukça şımarık bir çocuk ancak, itiraf ediyorum; ben Pelin'e hastayım!.. Pelin'in olduğu sahneler gerçekten ayrı bir izlenesi. O bilmiş halleri ise yenesi!.. Beren Gökyıldız'ın ailesi umarım sonuna kadar ona destek olurlar ve ilerde onu büyük bir yıldız olarak izlemek imkanını bulabiliriz...


Makyajsız bile kusursuz güzel olan Esma'mız ise ilaçlarla zar zor ayakta duruyordu ama kızının fotoğraflarının, evin her köşesinden toplandığını gördüğünde şirazesi kaymıştı yine... Tarık'ı arayıp, onun kaldırmadığını öğrendiğinde; aklına Mukadder'lerin evde yaptığı temizlik sonrası fotoğrafları kaldırmış olma ihtimali geldi... Hemen sonra kapıya dayanıp hesap sormaya başladığında, fotoğrafları kaldıran cesurca öne çıkmış ve "Tarık görüp de üzülmesin diye kaldırdım" demişti... Bu cesur kim mi?.. Elbette Pelin'cik... Herkes susup kaldı tabi bu gelişmenin ardından... E kız, haklıydı sonuçta...

Yonca'nın ölümünün ardından, onun yerine Fatih'in babası hemen bir atama yapmıştı... Fatih bunu öğrendiğinde küplere bindi ama ne çare... Eski sevgilisi şirkette artık Yonca'nın pozisyonuna gelmişti... Bundan en çok yara alan ise Miray'dı... Fatih'e karşı bir şeyler hisseden Miray'ın bu durumu kabullenmesi biraz zaman alacak gibi. Fatih'in de Miray'da gönlü olduğunu düşünürsek eğer, her halukarda ortada harlı bir aşk ateşi yanacaktır. Gülay ve Can'ın durumu ise netlik kazandı en sonunda... Can'ın tuttuğu yastan en çok etkilenen ve bunalıma giren isim Gülay oldu. Can'ı karşısında bulduğunda ise bir köşeye çekip, tokatlaması şaşırtmamıştı. Kız, durdu durdu tam bir aşk kumkuması oldu çıktı... Gülay'a yüklenen misyonun ne kadar çirkin bir yola saptığını çokça kez yazmıştım ve sonunda sesimin duyulmuş olmasından mutluyum-kendime de böyle pay çıkartırım-. Attığı tokatın ardından Can'a, onu sevdiğini itiraf etmişti artık. Can ise zaten onu sevdiğini bariz belli ediyordu. Bu yasın arasında, ikisi için en mutlu gelişme de birbirlerini sevdiklerini itiraf etmeleri oldu...


Tülay cephesi ise her zamanki karışıklığını koruyor aslında. Hakan'ın ondan boşanmaya pek niyeti yokken, o bu konuda ilk defa kararlı davranmış ve mahkemeye başvurmuştu. Hakan bunu öğrendiğinde yıkıldı ve muhtemelen bu boşanma süreci oldukça sancılı geçecek. O yüzden de karışıklığın geçmesi biraz zaman alacaktır. Tabi unutmadan, Cücü varya Cücü?.. İşte Cücü ve Tülay karşılaştıkları ilk dakikadan beri tartışıyorlar... Bilirsiniz, büyük aşklar için de hep "nefretle başlar" derler... İlerde ikilimizin bir araya geleceğine inancım tam. Artık Tülay da mutluluk yüzü görsün rica edeceğim!.. 

Mukadder ve Hikmet cephesinde ise durum biraz daha umut dolu; her ne kadar onlar bundan şimdilik yoksun olsa bile... Yonca'nın ölümüyle Mukadder oğlunu, Hikmet de torununu kazandı aslına bakarsanız. Zira, Yonca gider ayak kazık atmaktan geri durmamıştı. Hiç anlaşamadığı Ar'ların Tarık'ın ailesi çıkması karşısında aldığı karar, hiçbir şeyden haberi yok gibi davranmak ve Tarık'ı onlardan uzaklaştırmaktı... Bunu da özel tablet konuşmalarında, belirtmişti... İşte can alıcı nokta da zaten orasıydı... Bölümün sonuna gelindiğinde, Miray'ın iş yerinden getirdiği özel eşyalarına bakan Tarık; tabletini eline aldı ve Yonca'nın gerçek ailesini bildiğini, bunu da bir sır olarak saklayacağını öğrendi... Yonca giderayak çok güzel bir kazık atmıştı herkese aslında... Ölüme giderken de şarkı isteyeceğine Tarık'tan anlataydı ya tüm gerçeği?!? Ama olmaz, biraz daha sürüneceğiz tabi ki.. 

Bu arada zerzevattan hiç bahsetmiyorum... Şeniz her ne kadar diş gösterse de, o bildiğini okumaya devam edecek ve senaristlerimiz de ekmeğine yağ sürecektir nasılsa... Aman balını da eksik etmeyin üzerine... 

Asıl kahramanlar
Senaristlere giydiriyorum ama yani sevdiğimden-yazar burada kıvranıyor-... Nuray Uslu, Verda Pars ve Şeyda Delibaşı'nın elinden çıkan Kocamın Ailesi'nin başarısında şüphesiz oyunculuklar kadar onların da büyük bir payı var. Hatta bir hafta greve girip yazmasalar, bak sen başımıza geleceklere... Tabi sevgili yapımcı Banu Akdeniz o grevi fener alayına çevirir, orası da ayrı mesele... Bugüne kadar gördüğüm en sosyal yapımcı kendisi bu arada... Etkileşimleri ve izleyicilere değer vermesi şahane. "Ben yapımcıyım, burnumdan kıl aldırmam" demiyor, niceleri gibi... Geçen bölüm, dolaylı olarak her şey rüya çıkarsa hastane masraflarını üzerine yıkacağımdan bahsettim ve ritvit(retweet)ledi. Yani bonkör de aynı zamanda... Tüh, aslında bir check-up yaptırıp yollamak vardı Mia Yapım'a... Böyle sevgi dolu bir senarist grubu ve yapımcıyı zor buluruz, kıymetini bilelim olur mu?.. Ben mi?. Ne kadar sevsem bile eleştiriyi hak ettiklerinde, üzgün ama vakurca yazacağım...-Yazar burada da ağlamaya başladı.-

Kocamın Ailesi, Yonca'nın ardından bambaşka bir dünyanın kapılarını aralıyor bizlere. Cücü ve Güneş'in ardından dizinin ilerleyeceği yol, şimdikinden çok farklı olacak ve Banu Akdeniz'in söz verdiği üzere, umarım artık salt komedi daha çok barınacak içerisinde. Yok eğer yine bir yerden drama bağlanırsa-ki Tarık'la, Ar'ların buluşmasını dahil etmiyorum, orada istediğiniz kadar dram yükleyebilirsiniz-, hastane masraflarına yüklü bir kalem de psikiyatri bölümünden eklenecek ayrı mesele... Sonra, "Mia Yapım'ın suyunu kuruttun" demesin bana kimse...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

9 yorum :

  1. Aramızda Kalsın'ı yazamaz mısınız yarın? Çok iyiydi dünkü bölümü. Bence 1 haftada hem KA, hem de AK yazılabilir... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı özel sebeplerle dün gece yazı yazacak durumum yoktu, o yüzden kusura bakma. Bir ara Kaçak Gelinler ve Ulan İstanbul için bunu denemiştim. Hiç olmazsa, bir hafta onu bir hafta onu yazarım. Söz.

      Sevgilerimle... :)

      Sil
  2. Kaçak gelinleri yazmayı neden bıraktın lütfen devam et evet senarist değişikliğinden sonra biraz bozdu ama en azından en son durumla ilgili son bir yazı yazar mısın?

    YanıtlaSil
  3. Dünden beri ne cevap vereceksin diye bekliyorum en azından bir cevap verseydin hayır yazmayacağım veya yazarım gibi :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kusura bakma... :)

      Tablet ve telefonumdan yanıt veremiyorum anlayamadığım bir şekilde; "yayınla"ya bastığımda işlem yapmıyor... Bilgisayara da ancak oturabildim...

      Çarşamba akşamı yayınlanan bölümü izledikten sonra, perşembe gününe bir yazı yazmayı planıma eklemiştim zaten. Bu istekle perçinlenmiş oldu. :)

      İlgine teşekkürler,

      Sevgiler...

      Sil
  4. Ne demek ben teşekkür ederim :-) çok güzel yazıyorsun sakın bırakma başarılar..

    YanıtlaSil
  5. yonca allah rahmet elesin

    YanıtlaSil
  6. kurtlar vadısı var lütfen kocamın ailesi cuma günü iştiyorum

    YanıtlaSil