15 Kasım 2014 Cumartesi

Evim Şahane


Aslında oldukça eskilere dayanan bir formatın devamı... Genel olarak da daha önce Berna Laçin ve Cem Davran'dan izlediğimiz, "Evim Evim Güzel Evim", "Evim Güzel Evim" tarzında bir program zaten. Tabi Vahe Kılıçarslan'ın yıllardır böyle bir formatı devam ettirdiğini de atlamayalım. Ancak mazisi eskilere dayanan diğer programlarda genelde mevcut eşyaların kullanıldığını hatırlıyorum. Çok eski bir eşya olsa bile yüzletilip ya da onarılıp yenileniyordu. Evim Şahane'de ise durum daha farklı... Genelde her şey sıfırdan yapılıyor ve mevcut eşya çok çok eskimemişse ancak o zaman onarılıyor. Eğer ev sahibi eski olmadığı halde onarılmasını değil de, yenisini istiyorsa; ona da ses çıkartılmıyor...


Tek fark bu da değil... En keskin ve aslında olması gereken fark, Evim Şahane'de bir oyuncunun değil, mimarın sunuculuk yapması... Mimar bakış açısıyla daha eve adımını atar atmaz kafasında her şeyi kurgulayan Yuhay'ı, şahane karakteri ve mükemmel insanlığıyla tanıyoruz.


Evim Şahane sadece evlere dokunmuyor bu arada... Başka bir keskin noktası, yardıma ihtiyaç olunan neresi varsa orada olması... Bazen bir köy okulunun, bazen bir köy lojmanının, bazen bir kalorifer dairesinin elden geçirildiğini; bazen bir gecekonduya, bazen oldukça lüks bir apartman dairesine yaptıklarıyla bambaşka dünyalara ve nasıl bambaşka hayatlara dokunduğunu görüyoruz Yuhay'ın... Evet, o mimar ama bu programı mimar kimliğiyle sunmuyor. Kalbi çok büyük bir insan olarak karşımıza çıkıyor ve herkesin ona sevgi dolu yaklaşımı da bunu en içten şekilde resmediyor...

Program 5 Mart 2012'de, Kanal D ekranlarında yayın hayatına başladı. E haliyle Türk insanının bir gayret başvurduğu birkaç programdan birisi şu anda.. Düşünsenize bir odanızı beğenmiyorsunuz ve değiştirecek gücünüz ya da zamanınız yok. Başvuruyorsun ve Selim Yuhay şahane ekibiyle gelip, her şeyi baştan sona değişime uğratıyor. Öyle bir değişim ki, gördüğünde "burası benim evim olamaz" demek ihtiyacı hissediyorsun. Programın sloganı da bence buradan geliyor... Ne mi slogan?, açın ağzınızı ve hafiften şiddetliye doğru bir "aaaa" diyin... İşte slogan bu, salt bir şaşkınlık ifadesi...

Evim Şahane, çoğunlukla yardıma muhtaçlar gözetilerek yapılan bir seçimle belirliyor gideceği yerleri. Yerleri diyorum zira, yukarıda da bahsettiğim gibi bu değişkenlik gösterebiliyor. Önce gidilecek yere bir haber ulaşıyor ve ardından da, Selim Yuhay kameralarla gidiyor-genellikle ev olduğundan, ev üzerinden devam edelim-... Gidilen evde yaşayan aile hep birlikte toplanmış vaziyette, Yuhay'ı bekliyor elbette... Ve kapı açılıp da o görüldüğü her seferinde de bir, "Selim Beyyyyy" söylemi duyuyoruz. Evin içerisine giren Yuhay, önce aileyle tanışıyor ve "neresinin yapılmak istendiğinin" ve "neden yapılması istendiğinin" aile tarafından tekrar anlatılmasını istiyor. Bu konuşmaların ardında da, ailenin bir ferdi kalıyor ve diğer fertleri ekip evi tamamlayana kadar ki sürede başka bir yerde kalmak üzere evden ayrılıyor.


Ailenin diğer fertleri gittikten sonra, onarılacak odaya geçilip küçük bir eşya kontrolü yapılıyor ve sonrasında da alışveriş listesi hazırlanıyor. Tadilat ve alışveriş listesi için belirlenen bütçe ise ev sahibine veriliyor. Tam bu sırada da gelenek bozulmadığı üzere, evin önüne Evim Şahane tırı yanaşıyor ve içerisinden, asıl tadilatı gerçekleştirecek ustalar iniyor... Hemen sonrasında eve gelen ustalara, Yuhay yapılacak tadilatı kaba taslak anlatıyor ve ustalar çalışmalara başlayınca, ev sahibiyle birlikte tıra iniyorlar. Yapılan boya reklamından sonra tırın içerisinden ev sahibine birkaç eşya veriliyor ve ev sahibi alışverişe, Yuhay da onarım yapılacak diğer eve doğru yola çıkıyor...

Maksimum üç gün süren bu tadilat süresince, ev sahibi elindeki bütçeyle onarılacak oda için belirlenen her şeyi kendi isteğine göre alma imkanı buluyor. O alışverişteyken de evdeki ekip, gece gündüz demeden en iyi şekilde işlerini tamamlıyorlar... Ev sahibi onarım yapıldığı ilk iki gün eve istediği gibi girip çıkabiliyor, hatta onarıma yardımcı da oluyor ama son gün evin içerisine o da yaklaştırılmadan, büyük finale hazırlanması için ailesinin yanına uğurlanıyor. Final günü tüm onarım ve tadilat bitip, alınan eşyalar da eve getirilince devreye yeniden Selim Yuhay giriyor...

Yaptığı son dokunuşlar ve atıl eşyalardan ürettiği yeni mimari objelerin ardından, aile ekip tarafından eve getiriliyor... Sonrası da tahmin edeceğiniz gibi... Yuhay ve ekibinin ortaya çıkardığı şahane iş karşısında, aile şaşkınlığını gizleyemiyor ve genelde de "bu ev bizim mi?" sorgulaması yaparak, durumu daha da içselleştiriyor... Her iki taraf da istediği amaca ulaşmanın hazzıyla, ekranlara veda ediyor...


Programın dinamik noktası atılgan mimarının yanında, şahane onarım ekibi kesinlikle... İçlerinde ilk zamanlardan bu yana çalışan ve aşina olduğumuz isimlerin de olduğu ekip, genellikle aynı anda birkaç evi birden onardıklarından sürekli değişkenlik gösteriyor. Yani anlayacağınız sadece evi onarılan aileler mutlu edilmiyor, kendilerine sağlanmış iş imkanıyla birçok emekçi de bu işten ekmeklerini çıkartıyor... Bu arada alışveriş için ev sahibine verilen bütçeden arta kalan para, ekibe geri iade ediliyor. Geçtiğimiz sezon ve öncesinde, bu para da ev sahibinde kalıyordu. Hatta geçmişte alışveriş ardından artan parayı veren ev sahibine, o paraları süslediği küçük bir ağaçla sürpriz bile yapmıştı Yuhay. Kanal D son dönemlerde biraz sıkışınca, bu misyonunu da program değiştirmiş oldu...

Evim Şahane, anlattıklarımdan bir yardım programı olarak kesinlikle anlaşılmasın. Gayet bir onarım ve dekorasyon programı. Ancak çoğunlukla yokluğa oynayan ailelerin kapısını çalarak, sosyal bir yardım kampanyası da yürüttüğü açık. Tüm ekibini, başta Selim Yuhay olmak üzere kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

twitter.com/BeklenenKral
BeklenenKral@gmail.com

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder