20 Kasım 2014 Perşembe

Günahkar: Gerçek günahlar


Dün akşam üçüncü bölümüyle ekrana geldi, Günahkar... Bu sezonun en beğendiğim işlerinden birisi ve özellikle de sıkıcı olmayan, kaliteli senaryosuyla kesinlikle favorim. Dizinin beslendiği nokta, yedi yıl sevgilisi yüzünden hapis yatan Ali Yusuf'un kini ama öyle bir Ali Yusuf var ki karşımızda, bir sahnesinde tüm gerilimi etrafına yayarken, bir sonraki sahnesinde bir bakışıyla herkesi mayıştırabiliyor. Bir an hiç olmadığı ve olmak da istemediği bir insanmış, bir ansa sadece acı çektirmek için hayattaymış gibi... Bizi ambale ediyor kısacası Ali Yusuf ve onun yaydığı elektrik, diziye kitlenmek için başka bir sebep vaat etmiş oluyor...

Senaryo şahane ama bir başka şahane şey ise müzikler... Dizi hakkındaki ilk analizimde müziğin sahnelerin önüne geçtiğinden yakınmıştım. Evet, müzikler şahaneydi ama içine girmemi engelliyordu dizinin. Sonraki iki bölümde ise fikrim değişti. Akıcılık noktasında önemli devinim noktalarından birisi kesinlikle müzikler. Alp Yenier'i kutluyorum...



Gelelim dizinin tam da içerisine... İlk bölümde hikayenin gelişimini seyretmiştik. Ali Yusuf'un idealist tıp öğrencisinden, gözü kara bir günahkara evrimi olaydı ama Aslıhan'ın, masum bir gazeteciden fettan ve hırsı uğruna her şeyi yapacak cesarette birisine dönüşmesi daha olaydı bana göre. İlerleyen bölümlerde onun daha da dişli ve tehlikeli bir karaktere dönüşümünü izleyeceğiz. Dizinin en garibi ise bize ilk bölümde, oldukça korkulan ve herkese -babasına bile- diş gösteren bir karakter olarak gösterilen Saliha kesinlikle... Annesinin ölümü ardından, özellikle Amerika'da yaşadığı uyuşturucu sorunu onun elini kolunu bağlayan önemli etkenlerden birisi. Her şeyi bir kenara bıraktığımızda, bununla yüzleşecek kadar da güçlü birisi ama her şey de göründüğü gibi olmuyor işte. Bizim tehlikeli ve korkunç gördüğümüz Saliha, babasının sürekli azarladığı, Aslıhan'ın onu saf dışı bırakmak için elinden geleni yaptığı ve herkesin arkasından bıçaklamakta tereddüt etmediği -Tuna hariç- bir isim oldu çıktı. Şimdilerde yavaş yavaş ilerlese de, zamanla tamamen Ali Yusuf sayesinde hak ettiği her şeye sahip olacak bana göre. Evet, Ali Yusuf onunla sırf Aslıhan'dan intikam almak için ilgileniyor ama o ilginin zamanla aşka dönüşeceği ve iki aşk arasında kalan Ali Yusuf'un da, Saliha'yı seçeceğinden eminim. Zira hiçbir aşk, gözü para hırsı bürümüş ve istediği amaca ulaşmak için erkeklerin zaaflarından yararlanmayı görev edinen bir kadına sahip olmayı arzulatacak kadar güçlü değildir, olmamalı...


Ali Yusuf'un tek uğraşı intikam almak da değil... Hapiste tanıştığı Kara Sado yüzünden, birçok belalı işin içerisine sürüklenmek zorunda kalıyor ve o belalı işi yaptıranlar da öyle isimler çıkıyor ki, insan ancak bir yere kadar geri çevirebiliyor... Önce bir mafya babası, sonra önemli bir futbolcu ve dün geceki bölümde de bir milletvekili... Her biri içerisinde oldukları düzen sebebiyle doğruluktan şaşmayı görev edinmiş insanlar olarak geldi karşımıza... Ve yine her biri kendileri dışında bir canı önemsemeyecek kadar karaktersizdi... Mafya babası ağrılarını dindiren Ali Yusuf'u öldürtmek isteyecek kadar nankör, futbolcu olan karısını dövüp dövüp güllük gülistanlık hayat yaşamaya devam etmek isteyecek kadar ş.r.fsiz, milletvekili de evinde çalışan hizmetlinin oğluna saplanmış motosiklet demirinde şase numarası var ve ucu kendine dokunacak diye çocuğun ölümüne göz yumacak kadar adiydi. Ali Yusuf herhalde hapse girmekten çok, orada aldığı tıp eğitiminden bahsettiği için pişmandır bana göre. İdealist doktor adayıydı her şeyi geride bıraktığında ve her ne kadar artık bir günahkar olsa da, hala idealist çizgisinden şaşmamış düzgün karakterli bir insan Ali Yusuf... Zaten onun asıl günahkarlığı bambaşka sebeplerden... O da yazının sonunda saklı...


Aslıhan'ın hala aklının bir köşesinde Ali Yusuf'un olduğu belli ama malı mülkü geride bırakıp da aşkına koşacak birisi değil artık. Onun istediği; Fikret'le evlenmek, çocuğunu holdingin veliahtı yapmak, para pulla oynamak, hiçbir foyası ortaya çıkmasın diye Gökhan'ı yağlayıp ballamak ve bir köşede de süs olarak Ali Yusuf'u görmek... Aynı şımarık kız çocukları gibi, "her güzel şey benim olsun" kafasında... Ama yok öyle bir dünya... Ali Yusuf'un hala aşkı tazeyken ona karşı, elbet gün gelecek ve gerçek bir günahkar olmayı seçecek; işte o zaman göreceğim ben Aslıhan'ı... Aslında Ali Yusuf'a da gerek yok. Abisi bugüne kadar ekranda gördüğümüz en hayırsız evlatlardan birisi ve özellikle de Aslıhan'a karşı, felaket bilenmiş hapishanede kaldığı sürede. Yakın zamanda oradan çıkacak ve asıl başına bela o olacak. Her ne kadar bir sonraki bölüm fragmanında, Ali Yusuf'un hapishanede ona "çıktığında Aslıhan'dan uzak duracaksın" diye tehdit ettiğini duysam da, o öyle tehdide pabuç bırakacak gibi durmuyor pek. Tabi alternatif bir ihtimal, Aslıhan'ın onu paraya pula boğup saf dışı bırakması... Aslıhan'dan her şey beklenir... Kız sırf Ali Yusuf gidip de Saliha ile görüşmesin diye kendisini köprüden nehre attı. Daha neler yapmaz ki?.. Bu arada o sahnede suyun üzerinde bilekten bağlamalı ayakkabıların gözükmesi oldukça göze battı... Neyse, o kadar da olsun artık...


Güçlü gözüken ama masum bir kediden farkı olmayan Saliha ise her yönden iğnelerle örülü bir hayatı yaşıyor diyebiliriz. Annesi ölmüş, babası ona karşı zerre sevgi beslemiyor, üvey anne adayı -Aslıhan- güç uğruna onun başına çorap örmekten geri durmuyor ve şimdilerde de hafif hafif aşık olmaya başladığı Ali Yusuf'un tek derdi, sadece onun üzerinden Aslıhan ve babasından intikam almak... İnsan istediği kadar zenginliğin, şanın, şöhretin içerisinde olsun, sevgi görmüyor ve sayılmıyorsa hiç bir öneminin olmadığının canlı kanıtı resmen Saliha... Dışarıdan ilk bakıldığında oldukça güçlü bir kadın portresi var karşımızda ama sadece oynuyor... Kendisini aciz göstermek istemediği için oynuyor her şeyin başında da... Ama annesinin kolyesi uğruna az kalsın uçurumdan düşecek olan ve yine annesinin satılmak için uğraşılan otelini geri kazandıran Ali Yusuf'la karşı karşıya geldiği zamanlar yelkenleri hep fora... Annesine inanılmaz bir sevgi besleyen Saliha'yı, Ali Yusuf'un bu kadar kolay kazanmasındaki asıl etken bence zaten bu. Etrafına sürekli duvarlar ören bir kadın sonuçta ve karşısına şimdiye kadar çıkan ilk yakışıklı da Ali Yusuf değildir herhalde. En başta da Tuna yok mu zaten etrafında?.. Adamı eşcinsel sanıyor ayrı mesele... Bu arada, Tuna ne sebeple Saliha tarafından eşcinsel sanılıyor, bir açıklığa kavuşsa artık... Sanki başka bir erkekle aynı yatakta basmış gibi her seferinde, adamı kendinden saf dışı bırakma gayreti yersiz... Tabi Tuna'nın azimle eşcinsel olmadığını söylememesi de yersiz... Açıklığa kavuşacaktır zannediyorum yakında o konu da... Saliha ve Ali Yusuf arasındaki aşkın doruğa ulaşması ise biraz zaman alacaktır. Bir süre sırf intikam uğruna onun etrafında göreceğiz Ali Yusuf'u ve çark ettiğinde de gelsin, minik Ali Yusuf'lar!..


Fikret benim ekranda gördüğüm en sevimsiz baba figürlerinden birisi ve öz kızına, üvey muamelesi yapması bana bile çok dokunuyor. Her şeyin başında bunu yaparak Aslıhan'ın ekmeğine yağ sürüyor... Ne yaptı bu kız sana adam?.. Tek derdin kız doğmuş olması mı?.. Ya da en acısı, sana annesini ve işlediğin günahları hatırlatması mı? Nedir, suratına bir bardak dolusu suyu çarpacak kadar hiddetlendiren seni?.. Holdinginin her şeyiyle dört dörtlük ilgileniyor olması mı geriyor seni?.. En irrite olduğum karakter kesinlikle bu... Kör olasıca!..


Kara Sado... Bu adam bir değişik yahu... Normalde yaptıkları ve Ali Yusuf'u içine düşürdüğü durumlar sebebiyle kızmam gerekir ama ben gayet seviyorum Sado'yu... Bildiğin kötü ama içinde iyi bir tarafı da var gibi... Yok gibi de... Diyorum ya işte, bu adam bir değişik... Ben Sado'nun nasıl birisi olduğunu henüz çözemedim... Ama çok kirli bağlantıları olduğu açık... O kirin içerisine Ali Yusuf'u çekmek için bir gayret didindiği de... Zamanla nasıl birisi olduğunu çözeriz herhalde...


Hacer, kızına hizmetçilik yapan Hacer... Bu kadına görülen kesinlikle reva değil... Kızı hizmetçi yapıyor, oğlu elinden gelse bir kaşık suda boğacak... Hacer'e gerçekten çok üzülüyorum... Kendisini bu kadar ezdirmesine ise sinir oluyorum... Zira onca yaptıklarına rağmen, hala iki evladı için de olabilecek en iyi anne... Umarım Hacer karakteri için bir çıkış yolu vardır.


Gökhan... Aslında zeki olması gereken atılgan bir avukat... Ama Aslıhan tarafından kullanılan tayfadan kendisi... Aslıhan'a aşık bir başka isim tabi bir de... Kendisine duyduğu aşkın farkında olan ve istediği her şeyi elde etmek için, Gökhan güçlü bir araç olduğundan bu aşkı sömürmekten çekinmeyen Aslıhan'ın gerçek yüzünü ne zaman görür bilinmez. Bilinen bir şey varsa o da, ekmeğini yediği kaba tükürdüğü... O aile sudan çıkma ak kaşık değil ama sonuçta aşk uğruna, Aslıhan'ın çevirdiği her fırıldağa eyvallah demesi anlamsız. Ah aşk, sen gerçekten insanı aptallaştırıyorsun...

Gelelim sadede... Ali Yusuf'un aslında en büyük, ilk ve gerçek günahı, çocukluğunda abisinden saklanan Aslıhan'ı korumasıydı... İkinci en büyük günahıysa, yaptığı bu iyiliğin sonrasında hiç ayrılmadıkları Aslıhan'a aşık olmasıydı... Günahkar olmaya çocukluğunda başlayan Ali Yusuf, bugün çocukluğunda işlediği o büyük günahların bedelini ödüyor şüphesiz... Umalım da, daha büyük bir günahkar olmadan arınabilsin günahlarından...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder