18 Kasım 2014 Salı

Ulan İstanbul: Çek git


Oldukça fazla olayın bir araya sıkıştırıldığı bir bölümle ekrana gelen Ulan İstanbul, bu hafta resmen beyin devrelerimi hasara uğrattı... Tabi içerisinde bir de reklam saklıydı... Malum pazar günü Şeref Meselesi yayın hayatına başlıyor ve Kanal D reklam taktiğinin suyunu çıkartarak, bir de Ulan İstanbul içerisinde reklam yaptı. Neyse isyan bayrağını açmayacağım ama hakkında bir analiz yazdığımda bu suyu çıkan tanıtım ve reklamlara oldukça fazla dokunduracağım... Lafı fazla uzatmadan dün akşam yayınlanan yirmi ikinci bölümün analizine başlayalım...

Diziyi geçtiğimiz bölüm, Ferdi'nin her şeyi mahvetmekle karşı karşıya olduğu sahnede bırakmıştık. Bölüm başladığında, Ferdi çetenin başını derde sokmayacaktı ama asıl suçsuz günahsız olan bambaşka birisi hedef tahtasındaki yerini alacaktı...

Yirmi ikinci bölüm


Yüzüğü çalan Ferdi güvenliği atlattığı için seviniyordu ama tam bu sırada karşısına Talip dikildi... Bir an dona kalan Ferdi bunun üzerine Talip'e yumruk atıp, üzerine de gidip odanın anahtarını müştemilattaki yerine takıp oradan sessiz sedasız kaçtı. Tabi evin içerisinde, evin küçük oğluna yeniden yakalanmıştır ama çocuğun "sihirbaz" dediği Ferdi bu karşılaşmaların sonucunda da yırtacaktır... Ferdi'nin evden gidişi ardından ayılan Talip güvenliği uyandırır ve "eve hırsız girdiğini, polis çağırmasını" söyler.


Sabah olduğunda da önce Nevizadeler'e uğrarız. Herkes keyifli bir sabaha uyanmıştır ve kahvaltı yapmaya hazırlanıyordur. Hala masaya gelmeyen Ferdi'yi uyandırmaya odalarına giden Kandemir'in onu uyandırdığı sırada Ferdi'nin korkuyla eline sarılması, nasıl bir ruh haliyle uykuda olduğunun en önemli resmi gibidir. Hırsı uğruna az kalsın her şeyi mahvedecek olan Ferdi, uyanıp masadaki yerini almıştır ancak onun olması gereken hedef tahtasında başka birisi oturacaktır...



Kilitli odasından yalnızca yüzüğün çalınmış olmasına şaşıran ev sahibi, anahtarın sadece Talip'de bulunuyor oluşuyla kendisine bir kurban seçer. Ve evde polislerle görüşen Talip'in yanına gelip, hemen suçlamaya da başlar ve anahtarın müştemilattaki yerinde olduğunu görmeleriyle de aslında, her şey kesinleşmiş gibidir. Ama nedense, Talip hemen gözaltına alınmadı... Daha nasıl bir kanıt bekliyorlardı gözaltına almak için bilemiyorum... Adam suçsuz olsa bile tüm deliller sonuçta ona işaret ediyor, polis de ayakta uyuyor... 




Öyle ki biraz sonra Talip'in, Şehriban'lara gelebilecek kadar özgür olduğunu da görürüz. Ceyhun'la mevcut durum hakkında konuşmak isteyen Talip, olan biten her şeyi anlatır ve birlikte yalıya dönerler... Tabi bu sırada Şehriban ve Talip arasında gerçekleşen küçük yakınlaşmanın, Ceyhun'u çılgına çevirdiğini de not düşeyim... Ah Şehriban'ım, bahtsız sultanım... Yalıda polis aramalara devam ederken, Talip'in müştemilatında seksen bin lira nakit para bulurlar. Söz konusu yüzüğün değerinin de o kadar oluşu ise sonunda karakola, sorguya götürülmesine sebep olur. 



Talip'in Şehriban'lara geldiği sıradaki halini gören Ferdi iyice bunalıma girmişken, onun ruh halinden bir sorun olduğunu anlayan Karlos peşinden ayrılmamıştır. Ferdi gidip çaldıkları tablo ve -çaldığı- yüzüğü Tuncer'e satması için verdikten sonra, dayanamayıp uzaktan yalıyı izlemeye koyulur. Kısa süre sonra Talip yalıdan çıkartılır ve ekip otosuna bindirilerek karakola götürülür. Ferdi'nin görünmemek için saklandığı sırada ise arkasından bu sefer başka bir el onu tutmuştur... O kişi ise Karlos'dan başkası değildir. Tuncer'e gitmeyip başka bir işi halletmek için yarı yolda taksiden inen Karlos, aslında Ferdi'nin peşindedir ve olan biten her şeyi Ferdi bir güzel anlatır... Ekibi az kalsın yakıyor oluşuna mı, yoksa şimdi Talip'in başının yanmasına mı üzülsün şaşırmışken; Tuncer yüzüğü birine okutmadan geri almanın derdine düşerler... Sonrasında da her şey toz pembe olacaktır!.. Burada "n" ile başlayan üç harfli bir şey yazmam gerekiyor normalde ama siz yazdım varsayın olur mu?..



Bir tarafta her şey karman çorman bir hal almış, ekibin diğer kalanı restorana giderken kırmızı ışıkta beklemektedir. Arabanın yanına gelen cam silen çocuğa çıkartıp para vererek, yanlış örnek olduktan sonra; bambaşka bir yanlış örneğe tanıklık ederiz... Yanlarında duran son model kırmızı spor arabanın camına gitmiştir bir başka çocuk da-o çocuk olabilir-, arabadaki adamlar ise çocuk üzerinden bir iddiaya tutuşur. Arabanın kaportasında 2 dakika gidebilmesi üzerinden on bin liraya iddiaya girerler. Adam arabadan iner ve çocuğa önce çıkartıp bir yüz lira verir. Ardından da daha çok para vereceğim diye, söz konusu iddianın gerekliliklerini anlatır ve çocuğu arabanın kaportasına oturtur. Araba tam hareket ettiği sırada ise çocuk yere düşer... Tüm bu olanları sadece sinirlenerek izlemeyi seçen-e senaryonun gidişatını yakamazlar tabi- Kandemir'ler ise adamın gidişinin ardından arabayı kenara çekerek çocuğun yanına giderler... Çocukla bir süre ilgilenirler ve Kandemir bu adamın kim olduğunu sorgulamaya başlar... Bahadır ise adamı tanıyordur; kendisi zengin ve şımarık bir insan evladıdır! Sosyal medyada girdiği iddialar üzerinden "like" almaya kendini adayan bu zengin veledi, çetemizin bu bölümdeki kurbanı olacaktır...


Hemen restorana giderler ve ofiste Bahadır adamın kim olduğuna dair detaylı bir sunum yapar... Karhan adındaki bu insan evladı, fazla gelince girdiği saçma iddialarla para saçmaya kanalize etmiştir kendisini. Instagram üzerinden girdiği iddiaları yayınlayarak da popüler olma derdindedir... Klasik zengin çocuğu tavırlarını bünyesinde toplayan bu karaktere hayat veren oyuncu ise Ütopya'da yarışan Semih'in ikizi falan herhalde. Bir insan bir insana ancak bu kadar benzer ve Semih'in de iticilikte sınır tanımayan bir karakter oluşu, söz konusu Karhan'a iyice gıcık kapmama sebep oldu-Fotoğraflarda soldaki Semih, sağdaki de malum-... Kandemir, Ferdi ve Karlos'u planı iyice oturtmak için beklemeye koyulmuşken; ikili çıkıp geldiğinde planı işleme koymaya başlarlar... Öncelikle sosyal medyaya yüklediği son fotoğraflarda bir bilardo salonunda olduğu görülen Karhan'ın yanına giderler... 





Talip, Şehriban'lardan ayrılmadan önce, Maşuka'nın ortaya attığı fikirle Şehriban'ı çay bahçesinde buluşmaya davet eder ama hiç beklemediği bir şekilde gözaltına alınması bu planı yatıracaktır. Tabi hiçbir şeyden haberi olmayan Şehriban ise söz konusu buluşma için saatlerce süslenip hazırlanmıştır. En son, adam olduğu gibi görsün kendisini diye her zamanki kıyafetlerini giyip de çay bahçesine gitmiştir ama ne gelen vardır ne de giden... O sırada karakolda Esra'ya ifade veren Talip'in orada olması imkansızken, onun yollarını gözleyen Şehriban beş saatin sonunda pes edip evin yolunu tutmuştur. Tam eve vardığı sırada ise Servet'in radarına takılır... Onu keyifsiz gören Servet, önce durumu biraz deşeler ama bakar ki Şehriban'ın gözler çeşme olmuş akıyor; bu sefer deşmeden ona moral vermeye çalışır... Gözlerinde akacak yaş kalmayan Şehriban ise bu moral depolamasından sonra biraz olsun kendisine gelmiştir. Servet'e, "iyi ki varsın" diyerek teşekkür eder ve evin yolunu tutar... Şehriban, Servet'in de dediği gibi seni sevmeyen ölsün be!..




Bizimkiler ise bilardo salonuna gittiklerinde Karhan'ı bir iddia üzerinde görürler... Bir arkadaşıyla oynadıkları bilardo üzerine iddiaya girmiş ve kazanmıştır. Onu yenmesi ardından da yirmi beş bin liralık yeni bir iddiaya girecek nefer aramaktadır gözleri... Girdiği çoğu iddiayı kaybettiğini söyleyen Bahadır'ın sözüne güvenerekse Karlos atlar öne. Gözleri kapalı bir vaziyette, beyaz topu kırmızı topa değdirmeye çalışacaklardır... Karlos gözü bağlandıktan sonra ıstakayla topa vurur ama hedefi tutturamaz. Sıra Karhan'a geldiğinde ise rahatlıkla hedefi tutturmayı başarır... Yirmi beş bin liraya bizimkiler güle güle demişken, bir süre sonra Karlos'un tekrar gaza gelip aynı iddiaya yeniden girdiğini ve bir yirmi beş bin lira daha kaybettiğini öğreniriz... O parayı almak içinse bu sefer Ferdi atlar öne ve elli bin liralık bilek güreşi iddiası koyar Karhan'ın önüne... Karhan elbette bu teklifi hemen kabul eder ve yaptıkları bilek güreşi öncesinde saatini çıkartmayan Ferdi, çıkartmak istediğinde Karhan saati ve dolayısıyla onu küçük görmeye başlar... En sonunda bizim delikanlı Ferdi, yeni bir maharet sergileyerek adama kafa atar... Elli bin lira daha uçar ve adamı söğüşlemeye geldikleri bilardo salonundan, kaybettikleri yüz bin liranın acısıyla ayrılırlar...




Şehriban eve gelmiştir ama Maşuka evde yoktur. Zira Maşuka ile Hayati'den bir türlü istediği verimi alamayan Cemile, bizimkilere gitmişlerdir. Yaren ve Derya'nın odasında evde kimsenin olmayışını fırsat bilip, nane likörü eşliğinde erkek/kadın ilişkilerine eleştirel yaklaşım getiriyorlardır... Daha sonra söz Şehriban'dan açılır ve tam bu sırada da kapı çalar... Gelen hala gözleri dolu dolu olan Şehriban'dan başkası değildir... Herkes ona ne olduğunu merak ederken, o sehpanın üzerindeki nane likörünü alıp diklemeye başlamıştır... Daha sonra da olan biten her şeyi anlatır ve yeniden ağlamaya başlar... Bu kız toplanmasını kesinlikle çok sevdim, sık sık tekrar edilmeli... Cemile'nin de bu grup içerisine dahil edilişi, atılabilecek en iyi adımlardan birisiydi...



Kandemir'ler ise restoranda Karhan'a kaptırdıkları paranın derdine yanmaktadır... Ama bizim uslanmaz ve arsız Karhan, Karlos'u arar ve yeni bir iddia ortaya atar... Dörde dört uzun eşek oynamayı teklif eder ve kazanan yüz bin lira alacaktır... Bu saçmasapan iddiayı ise reddetmek olmaz haliyle... Bizimkiler yanlarına Tuncer'i de alıp giderler... Mekana geldiklerinde iri kıyım adamları görüp biraz tırsarlar ama en güçlü oldukları yerleriyle(!) sırtlarına atladıkları adamlar daha fazla dayanamayarak yıkılır... Bizimkiler kaybettikleri parayı geri kazanmayı başarmıştır. Doyumsuz Karhan ise bu sefer altıya altı halı saha maçı teklif eder. Kazanan taraf bu sefer iki yüz bin lira alacaktır... Elbette, kaçmaz bu fırsatı bizimkiler hemen kabul etmiştir...


Şehriban, Maşuka ve Cemile sarhoş olmuş bir vaziyette köşkten ayrılırlar ve önce Cemile'yi görürüz... Kandemir'e şarkı sözü yazmanın derdine düşmüş olan Hayati'ye tüm azgınlığıyla resmen tecavüz etmeye kalkışır ve gülmekten de bizi yerlere yatırır ama istediğini alamayacaktır.... Hayaticik'de tık yoktur zira!.. Bu Hayati'nin söylemi hea, yanlış anlamayın!.. 



Daha sonra Şehriban ve Maşuka'yı görürüz... Tam Şehriban'ların evinin önünde Ceyhun ve Kandemir konuşurken ufukta görünürler... Birbirinden çatlak ikilinin bu alkollü halleri kesinlikle şahaneydi... Hele Ceyhun zar zor içeri soktuktan sonra onları, salondaki koltukta sızmış halde gördüğümde ne kadar güldüğümü hatırlamıyorum... Birbirlerine yaslanmış iki delinin ortasında mavi bir poşet vardır... Olur da kusarlarsa diye!.. Size ne diyeyim ben!..


Talip'in suçsuz olduğuna hem Ceyhun hem de Esra inanmaktadır ama yüzüğe ne olduğu halen belirsizliğini korumaktadır. Ceyhun tekrar yalıya gittiğinde ise evin küçük çocuğunun bir sihirbazdan bahsettiğini işitir... Tek belirgin şüpheli de o sihirbazdan başkası değildir ama Derya'nın arkadaşlarından birisi olan bu sihirbazın kim olduğunu bilen yoktur... Evet Talip, sadece bıyık takmış olan bu sihirbazın Ferdi olduğunu bilmiyordur!.. Artık yuhunuz!.. Nasıl bilmez onun Ferdi olduğunu yahu... Hadi biliyordu diyelim, ahbabı mı ki ne diye saklasın o olduğunu?.. Şimdi Ceyhun o sihirbazın peşine düşecektir ama bir süre sonra buna gerek kalmayacağını tahmin etmek de hiç güç değildir...





Sabah olmuş ve bizimkiler maçın yapılacağı halı sahaya gelmiştir... Onlar antrenmana başlamışken, yine aynı halı saha üzerinde piknik yapan Yaren ve Derya ikilisine selam gönderiyorum buradan... Bir başka çatlakta bu ikisi zira... Karhan'ın takımıyla gelmesi ve hiçbir şeyden geri kalmayan Hayati'nin de orada bitmesiyle maç başlamıştır... İlk yarı maç 3-0 bitmiş ve bizimkilerin siyahi oyuncularından birisi sakatlanmıştır... Onun yerine girebilecek Gıyasettin'den başka bir isim de yoktur ellerinde... Beğenmedikleri Gıyasettin ise maçı azmedip 3-3'e getirdiklerinde, attığı 4. golle kasalarına iki yüz bin lira girmesini sağlar... Bunun karşılığı olarak ona bir akıllı telefon hediye ederler ama elbette telefona Hayati önce bir göz koymaktan geri durmaz... Bu arada herhalde bizimkiler arabada telefon stokluyor!..


Bizimkiler eve giderken, inatla Ferdi ve Karlos, Tuncer'i evine bırakmak isterler... Bu ısrarda bir bit yeniği olduğunu düşünen Kandemir ise kısa süre sonra ne kadar haklı olduğunu anlayacaktır... Zira tam eve gitmek üzereyken yanına gelen Ceyhun, Talip'le ilgili her şeyi anlatır. Parçaları birleştiren Kandemir ise her şeyin Ferdi'nin başının altından çıktığını hemen anlar... Elbette oldukça da sinirlenir...




Ferdi ve Karlos ise gittikleri Talip'in evinde halini hatırını sorma maksatlı yüzüğü bırakma derdindedirler... Tuvalete gitme bahanesiyle kalkan Ferdi, yüzüğü alıp evin oğlunun yatağına bırakır. Annesi gelip yüzüğü gördüğünde ise boş yere Talip'i suçladığını anlar... Talip üzerine yapışan bu lekeden kurtulmuştur ama olanlardan sonra daha fazla orada çalışmak istemez. Ayrıca İstanbul'da dahi kalmak istemiyordur... Şehriban'lara gelir ve ona "evlenirse yanına gelip gelemeyeceğini" sorar... Şehriban'ın verdiği cevabı göremedik ama reddettiğini anlamak zor değil... 


O sahneden sonra Ceyhun tekrar arar Kandemir'i ve "Derya'ya ulaşamadığını, sihirbaz arkadaşına artık gerek olmadığını olayın çözüldüğünü" söyler... Tabi Talip'in olanlardan sonra şehri terk etmeye karar verdiğini de... Kandemir iyice hiddetlenmişken kapı açılır ve Karlos'la, Ferdi gelir... İkili oldukça keyiflidir ama aşağıya inen Kandemir'in "Karlos odana geç" demesiyle herkes irkilir. Ve Kandemir bir güzel saydırmaya başlar... Bu saydırmaların sonunda da, ona "çek git" der... O yukarı çıkarken, Ferdi sinirle evi terk eder... Bölümün perdesi ise bu sırada aşağıya iner...

Dedim ya çok karmaşık bir bölümdü diye; inanın yazdığım bir analiz ilk defa bitmek bilmedi... Ben izlediğimi yazmak için bunca didinirken, söz konusu sahneleri yazan Uğraş Güneş'e ne demeli bilemiyorum... Resmen bu bölüm sudoku gibiydi benim için... Zira araya, hem bir başka dizi tanıtımı hem de Yaren ve Karlos'un yedi yıl önceki hikayesi-nin girişi de- eklenmişti... O hikayeyi de sanırım her bölüm biraz biraz izleyerek, bir çıkarım yapacağız... Tanıtıma ise analiz içerisinde zerre değinmeyerek, misyonumu tamamlamış oldum... Zaten Kanal D sağolsun günde elli kez reklamını yapıyor, bir de benim yapmama gerek yok. Ferdi'ye olanlara ise zerre üzülmedim... Dizide en tahammül edemediğim karakter o ve böyle ucuz delikanlılık sergileyen insanlardan gerçekten hiç hoşlanmıyorum... Çetemiz uzun zamandır ilk defa başlarında bir belanın olmadığı bir sonla veda etti bizlere... Gelecek bölümün konusu muhtemelen Ferdi üzerine kurgulanmıştır... Açıkçası bu yüzden gelecek bölümü hiç merak etmiyor, yine de dört gözle fragmanını bekliyorum... Evet, meraksız bir meraklıyım...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

1 yorum :

  1. Diziyi internetten izliyorum da ben. Bu Karhan'la ütopyadaki elemanı benzetmek için 9 numara şişe dibi gözlük lazım. :) Allah Kolaylık versin.

    YanıtlaSil