29 Aralık 2014 Pazartesi

Galip Derviş: Baharda sana menekşe getireceğim


Başarılı yapımların ekrana veda etmesi artık o kadar sıradanlaştı ki, insan her seferinde kuracak farklı cümle bulmakta çok zorlanıyor... Üç sezondur devam eden ve en başarısız sezonunu geçiren Galip Derviş, dün gece itibariyle ekran macerasının sonuna geldi. Toplam 56 bölüm çekilen Galip Derviş, Emmy ödüllü dizi Monk'un uyarlaması olarak ilk iki sezon boyunca çok başarılı bir iş ortaya koydu ve her geçen bölüm izleyicisini kendine daha da çeken bir sinerji yakaladı. Ancak ne zaman ki üçüncü sezonu ekrana geldi, işte o zaman dengesini iki olumsuzluk üzerinden kaybetmeye başladı.

İki sezon boyunca reytinglerde kanalın istediği çizgiyi sınırda da olsa yakalamayı başaran dizi, üçüncü sezonunda büyük bir düşüşe geçti. Hem uyarlanan bölümlerin çok yavan kurgularla yazılması hem de bir sürü hataya fırsat sunulması, dizinin bitmesi için bir sebepti. Ama tek sebep kesinlikle bu değildi. Kanal D malumunuz felaket bir sezon geçiriyor. Büyük umutlarla ekrana hangi projeyi sürdüyse elinde patladı ve yine de aynını yaptı. Atılan yanlış adımlar, izleyiciyi soğutan tanıtımlar ve bir yapım uğruna diğer yapımın gözden çıkartılması; arkasında durduğu yapıma yaramadığı gibi, gözden çıkardığı yapımın da sonunu hazırladı. 

Galip Derviş'in başına gelen diğer olumsuzluk da bu oldu. Normalde pazar geceleri saat 23:15/30 civarı ekrana gelen yapım ne zaman ki Şeref Meselesi yayınlanmaya başladı, üvey evlat muamelesi görmesi kaçınılmaz oldu. Zaten en başından da belliydi böyle olacağı. Tabi en başında belli olan başka bir şeyse, kanalın ne zaman bu topa girse kaybettiğiydi. Nitekim yine kaybetti. Onca tanıtımla daha başlamadan Şeref Meselesi'nden uzaklaştırılan seyirci, onun uğruna 00:00'lara kadar ötelenen Galip Derviş'i de bıraktı. Ne Şeref Meselesi istenen reytingleri alabildi, ne de Galip Derviş ayakta kalabildi... Galip Derviş, Şeref Meselesi uğruna heba edilirken, o da bir yanda kendisini heba etmekle meşguldü. Dün gece Galip Derviş sona geldi ama bu demek değil ki, Şeref Meselesi'nin önü açık. Aldığı reytingler böyle gelmeye devam ederse, Kanal D'nin ona uygulayacağı yaptırım da çok farklı olmayacak... Hani derler ya, "bir taşla iki kuş vurmak" diye... Hakikaten Kanal D de, bir taşla iki kuş vurdu ve yanlış adımlarla iki diziyi de kurban etti... Bu olumlu deyimi bile kendi aleyhine çevirdi.

İki büyük olumsuzluk ve bir final... Galip'e, Hülya'ya, İzzet başkomiser'e, Ali'ye ve hatta Ahmet'e bile veda etmek zordu benim için... Rıfat'a, Pervin'e, Neşe'ye ve Nazan'a zaten çok önce veda etmiştik, şimdi toptan bir veda yaparak huzura erdik!.. Son bölümünde dizinin konuk oyuncusu Bekir Çiçekdemir'di. Karısının cinayetini çözmek üzere Azerbaycan'dan gelen Ferhat'ı canlandıran Çiçekdemir, finale yakışır bir isimdi bana göre ve başarılı bir iş çıkardı ortaya. Galip ise o cinayet üzerinden başka bir cinayeti daha çözerek altın vuruşla, Belgin'in mezarının başında veda etti bizlere... Bakalım, final bölümünde neler yaşanmış... 


Bölüm Azeri bir kadının geçirdiği trafik kazasıyla açıldı. Kadına çarpan araç hızla oradan uzaklaşırken, jenerik girdi ve bu sefer emniyetin arşivindeydik...


Galip, İzzet'in bir süreliğine Ankara'ya gitmesini fırsat bilen Ali ve Ahmet'in, üzerine yıktığı arşiv düzenlemesiyle uğraşmaktadır. Burnu oldukça hassas olan Galip, dışarıdan gelen koku sebebiyle bir türlü konsantre olamaz ve sonunda pencereden dışarı baktığında, evsiz görünümünde bir adamın emniyetin arkasında ateş yakıp oturduğunu görür... Önce ona çok sinirlenen Galip, birkaç zaman sonra onunla kol kola bir mücadelenin içerisine gireceğinden habersizdir...


Arşivi düzenlemeye zar zor devam eden Galip, gelen bir cinayet haberiyle lüks bir villaya gelir. Sonunda dışarıda temiz hava aldığı için sevinen Galip'i ise evde büyük bir sürpriz bekliyordur. Zira içeride tam on dört gün önce öldürüldüğü belirlenen bir ceset vardır. Daha beter bir kokunun içerisine düştüğü için bunalıma giren Galip, cesetle ilgili bilgileri öğrenir. Ölen kişi evin hizmetçisidir ve evin sahipleri on dört gün önce Dubai'ye tatile gitmişlerdir. Geri döndüklerinde ise malum manzara... Cinayetin ne sebeple işlendiği gizliliğini korurken, cesedin hemen yakınındaki masada bir acil yardım kitapçığı duruyordur. Önce bu kitapçığı, katilin pişman olup onu hayata döndürmek için kullandığını düşündüler ama Galip, üzerinde kan lekesi olup altı kuru olan kitabın cinayetten önce oraya koyulduğunu anladı. Cinayetle ilgili tüm deliller toplanırken, Galip emniyete arşiv düzenlemesi yapmaya geri döner...


İzzet'in gitmeden kendisine güvendiği için bu görevi verdiğini sanmakta ve o sebeple büyük bir azimle arşivi düzenlemektedir ama aslında bu görevi İzzet, ceza olsun diye gitmeden Ahmet ve Ali'ye vermiştir. O bu gerçeği öğrenmeden hemen önce, yine emniyetin arkasında ateş yakmış olan ve üzerine bir de bu sefer Azeri türküsü söyleyen adama gider aklı ve sonunda dayanamayıp, kovmaya aşağıya iner. Bu adamın adı Ferhat'tır. Trafik kazasında kaybettiği karısının katilini bulmak üzere Türkiye'ye gelmiş, cinayet çözülmeden geri dönmemeye ve emniyetin yakınlarından ayrılmamaya niyetlidir. Galip duyduklarından sonra bu durumu içselleştirir ve adamı yanına alıp yukarı çıkartır. Belgin'in cinayetini hala çözememiş olan Galip, Ferhat'ın karısının katilini bulmaya oldukça niyetlidir ve onlar tam gazete küpürlerini araştırırken içeriye biri girer... Saklanan ikili içeriye giren kişinin polis muhabiri Osman olduğunu görünce, doğrulurlar ve Galip ona da konuyu açar-bu sırada arşiv dümenini de öğrenir-... Ferhat, çarpan aracın bir kamyon olduğundan emindir. Zira elinde olay yerinden topladığı kırık far parçaları bulunmaktadır. -Bu arada Azerbaycan'dan karısının cinayetini çözmeye gelmiş ama o gelene kadar olay yeri aynı mı kalmış? sorusunu final bölümü olduğu için sormayacağım.- Bu delil olayı bir adım daha ileri götürürken, ertesi gün mobese kayıtlarında söz konusu kamyonu bulurlar...


Aracın geçtiği güzergahtaki bir araç tamircisine gidip, oradaki adamlara kamyon ile ilgili sorular sorarlar ve onlar da önünde "Zehir" yazan bir balık kamyonu gördüklerini söylerler. Zira önünde zehir yazması dikkatlerini çekmiştir ve Galip de önünde zehir yazan balık kamyonuyla ne yapılabileceğini düşünmeye başlar. Ama Ferhat'ın da yıkanması gerekmektedir. Tabi Galip'in takıntıları sebebiyle evinde yıkanması imkansızdır. Hülya ise kendi evinde yıkanma fikrini kabul etmeyince, tek çare Ahmet olmuştur... Sevgilisiyle(!) romantik bir gece geçirmenin peşinde olan Ahmet, karşısında Galip ve Ferhat'ı görünce bozulur ama yıkanmasına izin verir. Ferhat yıkanırken salonda oturan Galip ise bir balık restoranının broşürünü fark eder. Restoranın adı Zahir'dir... Çok geçmeden Galip'in jeton düşer ve adamların, "Zehir yazıyor" dedikleri kamyonun önünde "Zahir" yazma ihtimalini çark eder. Ferhat banyodan çıktıktan sonra hemen o gece yola çıkıp, sabah(!) yürüyerek oraya varırlar-Sakinim!-... Kamyon oradadır ve farı değiştirilmiştir. Galip farda bir pirinç tanesi bulduğunda-far değişmiş ama pirinç kalmış- ise Ferhat, onun karısına çarpan kamyon olduğundan iyice emin olur. Zira kadın kamyon çarpmadan hemen önce bakkaldan pirinç almıştır... O sırada söz konusu katil ise bir çalışanını tabakları kırdığı için kovmuş, kendilerine gün doğan ikilimiz hemen orada işe başlamıştır.


Ağırlıkları ile çalışanları çıldırtan ikili, Galip'in garson olarak ortaya çıkmasıyla durumu çözmeye çok yakındır. Masalardan birinde, hizmetçi cinayetinin işlendiği evin sahipleri oturuyordur ve Galip hemen yanlarına gider. Adam-Mehmet Ali- tatile çıkmadan önce cep telefonunu evde unutmuştur ve ayrıca restoranın sahibi Erman'ın yakın arkadaşıdır. Galip anlatılanlar üzerinden kafasında olayı kurgular ve içeri girip hemen polisi aramaya yeltenir ama kafalarına doğrultulan silahla şaşkına dönmüşlerdir. Restoranın sahibi-Erman-, hemen telefonu bırakmasını söyler ve ikisini zorla aynı kamyonetin arkasına koyarak yola çıkar. Kokularla başı zaten dertte olan Galip ise şimdi balık kokuları içerisinde bir nevi hayat mücadelesi vermektedir.


Yolda Ferhat'a olayı anlatır... Erman olay gecesi kamyon sürdüğü sırada, aceleyle yakın arkadaşı Mehmet Ali'yi aramıştır. Mehmet Ali'nin tatile giderken evde unuttuğu telefonunu ise evin hizmetçisi Seher açar. Tam Erman ona laf anlatmaya çalışırken, kamyonun önüne çıkan bir kadına çarpar ve Erman bu sefer de her şeye tanık olan Seher'i öldürmek için oraya gider. O sırada, kimseyi arayıp haber vermemesi için onu telefonda oyalamaktadır. Her şeyden habersiz Seher ise eline ilk yardım kitapçığını almış ona yardımcı olmaya çalışırken, kafasına aldığı onlarca darbeyle yere yığılır. Bir gece içerisinde iki cinayet işleyen Erman ise hemen ortadan kaybolur. Polisin ölen cesedin hemen yanında duran cep telefonuyla en son kiminle konuştuğunu çoktan tespit etmiş olması ve kayıtları dinledikten sonra da katili bulması gerekirken(!), olayı yine Galip çözmüştür...


Bir katakulliyle, Erman kamyonetin arkasını açtığında onu paketler ve polise teslim ederler. Ferhat huzur içerisinde memleketine döner. Galip ise Hülya ile Belgin'in mezarının başındadır. Her yanı papatyalarla bezeli mezara bir demet papatya daha koyar, ona olanları anlatır ve baharda menekşe getireceğinin sözünü verir. Hemen sonrasındaysa, Hülya ile kol kola verip uzaklaşmaya başlar... Tam bu sırada ise karşımızda set ekibi belirir. Kameraya el sallayıp, gelen Engin Günaydın ile Algı Eke'yle kucaklaşırlar ve bir macera daha bu sahnelerle son bulur...

İçerisinde yazmadıklarım dahil yine birçok hata vardı ama final olduğu için çok da üzerine gitmeyeceğim kimsenin... Galip Derviş üç sezondur severek izlediğim ve gerçekten izlerken çok da eğlendiğim bir yapımdı. Böylesine eğlenceli bir diziye tekrar kavuşur muyuz bilemiyorum ama Galip Derviş'in tüm olumsuzluklara rağmen, gönlümdeki yeri her zaman apayrı olacak...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder