16 Aralık 2014 Salı

Günahkar: Ey büyük aşk sana elveda...


Ekranda bir şeylere bağlanmak benim için her zaman zor olmuştur. Bir diziyi ya da programı çok çok nadir benimserim ve bittiğinde de gerçekten üzülürüm. Ve dün gece yine üzüldüm... Çok kısa bir maceraydı izlediğimiz, aslında her şey yeni yeni başlıyor ve şekilleniyordu ama reyting canavarı da kapıda öylece durmuş bekliyordu. Sonrasında ise o her yerinden irin akan kollarını açmış, "gel, gel!" demeye başladı. En sonunda da pür-i pak Günahkar, o kollarda uzaklara doğru yol aldı ve bir sis bulutu gibi etrafa yayılan beyazlıklar içerisinde, mutlu, farklı ve kurgusu izleyiciye bırakılmış bir sonla vedasını yaptı...

Günahkar, dün akşam yayınlanan yedinci bölümüyle ekranlara veda etti. Böylesi bir iş zor gelirdi ama çabuk harcanmaya da müsaitti ve en sonunda da harcandı, gitti... Reytingi ilk başladığı hafta itibariyle hiçbir bölümünde yüksek gelmedi. Hatta son haftalarda özeti bile daha çok izleniyordu. Sosyal medya büyük bir gürültüyle inliyor ama deneklerimiz, o gürültüden çok uzakta bambaşka bir dünyada gibi davranıyordu. Nitekim onların ilgisizliği, Günahkar'ın sonunu hazırladı. Hikaye tam açılmış, karakterler tam rayına oturmuştu ki bir veda yapmak zorunda kalınmıştı. O vedanın kurgusu ise izleyiciye bırakıldı; "biz geri sardık, hiçbir şey olmamış gibi ve mutlu da bir tablo resmettik size, bakın ve çıkarımınızı kendiniz yapın" dendi... 


Dizi geçtiğimiz bölüm büyük bir karmaşa bulutu içerisinde sona ermişti... Ali Yusuf'la ilgili tüm gerçekleri öğrendiği için zaten dolup taşan Saliha, üzerine bir de evde Aslıhan ve Gökhan'ın konuşmalarına tanık olunca, iyice harap oldu. Arabasına atladığı gibi evden uzaklaştı. Daha sonrasında ise arabalarında, Ali Yusuf'la karşı karşıya gördük onları. Birbirlerine gözlerini kırpmaksızın bakıyor ve son sürat yaklaşıyorlardı. Daha sonra ise beyaz bir hüzün bulutu... Her ikisi de hastanedeydi şimdi... Saliha'nın durumu daha kritikti ve hastaneye geldikten biraz sonra kendisine gelmeye başlayan Ali Yusuf'un tek düşündüğü de oydu. Hastanede tüm bunlar yaşanırken, Saliha'nın her şeyi öğrenmesi sonrası biraz akıllanmış olarak gördüğümüz Aslıhan, evi terk etmek için oldukça hazırdı. Hazırdı hazır olmasına ama şans yine onun yanındaydı... Zira biraz sonra, Saliha'nın trafik kazası yaptığının haberini aldı ve beklenmeyecek ölçüde büyük bir hüzünle, Gökhan'la birlikte hastaneye gitti... 


Onları Sado karşıladı ve tüm olanları anlattı. Ameliyata alınan Saliha'nın durumunun ciddi olduğunu öğrenmesiyle de, o beklenmeyecek üzüntüsü yok olmaya başladı. Öyle ki, biraz sonra oraya gelen Ela ile üstünlük savaşına girecek kadar gözü yeniden kararmıştı. Tüm bu yaptıklarının üzerine bir de üstünlük taslamasına en güzel cevabı veren ise yine Ela oldu... Saçlarını avuçladığı gibi iki büklüm yaptı onu. Resmen elinden zor kurtardılar bizim egosu tavanı... 


Abisine zerre benzemeyen, aynı annesi Meryem gibi melek kalpli olan Tuna ise Fikret'in ölümüyle ilgili öğrendiği tüm gerçeklerden sonra, artık safını belirlemişti. Onun safı zaten belliydi ama bu sefer gerçek bir korkusuz vardı karşımızda. Her ne kadar Gökhan tarafından alt edilmeye çalışıldıysa da, bu sefer o maya tutmadı. Tuna, annesiyle birlikte ne olursa olsun Saliha'nın arkasında duracaktı... Doktorlar, Saliha ile ilgili çok da parlak şeyler söylemiyordu ve bu söylemlerin Aslıhan'ın ekmeğine yağ süreceği barizken, bizimkilerin arkasında onların da olması, en azından bir süreliğine Saliha'ya yarayacaktı.


Daha sonra aradan üç ay geçti ama değişen sadece mevsim değildi... Saliha da çok değişmişti... Tüm geçmişini, yaşadıklarını, Aslıhan'ı, Ali Yusuf'u, babasına olanları ve en önemlisi de kendisini unutmuştu... Yavaş yavaş her şeyi yeniden öğrenmeye başlıyor, bu konuda da ona Sado yardımcı oluyordu. Sado'nun açılış bölümüydü resmen, veda bölümü. Karakterin altında yatan hazineler ancak ortaya çıkmaya başlıyordu ve üç ay boyunca yanından hiç ayrılmadığı Saliha'ya o da vurulmuştu. Ve ona vuruldukça da, Ali Yusuf'u ondan uzak tutma mücadelesini daha derinden yaşıyordu. Evet, yaşadıklarından kendisini sorumlu tutan ve ona kötü anılarını hatırlatacağını düşünen Ali Yusuf, o zamandan beri ondan uzak duruyordu ama sonunda dayanamayıp, yanına gitti. Saliha onu tanımamıştı ancak, onu gördükten sonra geçmişine daha sıkı tutunmaya başladı. Sado ise iyice aşık olduğu Saliha'dan bugüne kadar uzak tutmayı başardığı Ali Yusuf'un ortaya çıkmasıyla, iyice gemiyi azığa aldı. Tabi Ali Yusuf da salak değil, kuşkulanmaya başladı...


Aslıhan ve Gökhan'ın dertleri de Saliha'ydı... Şirketin yönetim kurulu başkanı olan Saliha'nın yokluğunda, hiçbir adım atamayan Aslıhan köşe bucak her yerde onu aratıyordu. Gökhan'la birlikte herkesin peşine adam da takmayı ihmal etmediler ama Saliha sanki, yer yarışmıştı da içine girmişti. Tabi böyle olması, hanımefendiyi iyice hiddetlendiriyor ve sağa sola azarlar yağdırmasına sebep oluyordu. Oluyordu olmasına ama bu hiçbir derdine çare olmuyordu...


Saliha, geçmişine dair özlemini en derinde yaşamaya başlamıştı artık. Her şeyi yeniden hatırlamak istiyordu ve evdeki gardropta bir çanta buldu. Çantanın içerisinde ise cep telefonu duruyordu. Bizim unutkan kızımız, telefon kullanmayı zehir gibi hatırlıyor derken; Ali Yusuf ile birlikte çekindiği fotoğraflara rastladı. Ve bu adamın kim olduğunu öğrenmeye de oldukça kararlıydı. Yanında kaldığı kadından hemen Sado'nun iş yerinin adresini öğrenmeye çalıştı. En sonunda, adresin yazılı olduğu bir kartla birlikte yola koyuldu... O yola koyulmuşken Sado, Ali Yusuf'la Saliha'nın karşısına bir daha çıkmaması için konuşmaya devam ediyordu. Ali Yusuf'u gördüğü her yerde bu onun klasik tiradı oluverdi resmen. Tam bu sırada telefonu çaldı ve arayan Sado'nun "ana" dediği kadındı-gerçek annesi mi değil mi, oralara hiç dikkat etmedim-, Saliha'nın telefonunu bulduğu ve oraya geldiğini söylediğinde, bizimkinin daha önce hiç giymediği etekler-i- tutuşmaya başladı. Ali Yusuf'u gönderme arzusundaydı ancak, artık çok geçti. Zira Saliha, çoktan oraya gelmişti. Sado yukarı çıktığında, Saliha'nın tek öğrenmek istediği şey fotoğraflardaki adamın kim olduğuydu. Elbette Sado, onu tanımadığını söyledi ve kızı tek başına eve yolladı(!). 




Saliha, o adamı bulmaya kararlıydı. Yolda çevirdiği birisine, fotoğraftaki yerin neresi olduğunu sormasının ardından, bir el belirdi ekranda... Güvercinleri besleyen bir el... Sonra o ele uzanan başka bir el belirdi, yemin bittiği diğer ele yem dolduran... O sıra aynı zamanda telefonla konuşma mücadelesi de veren Saliha, kafasını kaldırdığındaysa karşısında o vardı... Fotoğraftaki adam... Ali Yusuf... Bizim oğlan dayanamamıştı daha fazla, onu takip edip oraya gelmişti... Biraz sonra Tuna da oradaydı ama peşinde, Aslıhan'ın adamlarından birisi vardı. Ve Saliha'yı fark etmişti... Ali Yusuf onu gördüğünde fark etmesin diye Saliha'yı boynuna sardığında ise Saliha bir şeyleri dank etmeye başladı. Ali Yusuf'a fotoğrafı gösterip, önceden sevgili olup olmadıklarını sordu. Yeniden eski moduna dönen Ali Yusuf ise "böyle poz verdiği yüzlerce kız olduğunu, hepsiyle sevgili olamayacağını" söyleyerek; Saliha'yı büyük bir hüzünle, Tuna'nın yanında bırakarak oradan uzaklaştı...



Neye şaşıracağını, en başta da üzüleceğini tahlil edemeyen Saliha için, bu kadarı çok fazlaydı ve hemen sonrasında onu bir sinir krizi aldı. Ama ne sinir krizi... Sado'ya, "bıktım, hatırlamak istiyorum" dediğindeyse, yazık Sado da pek üzülüverdi... 



Tabi hemen telefona da sarılmayı ihmal etmedi. Ali Yusuf'u arayıp, hesap sormaktı niyeti. Ama Ali Yusuf çoktan kendisinin biletini kesmişti... Önce azarlayıp, Saliha'yı nasıl bir duruma düşürdüğünü haykıran Sado; alkollü bir şekilde araba kullanan ve yine kendisini cezalandırmaya yeltenen Ali Yusuf'un ruh halini çözdüğünde, hemen geri vites yaptı. Onu arabayı durdurması için ikna etmeye çalışıyordu ama bizimkinde de deve inadı, durmaya niyeti yok. Tam bir duvara toslamak üzereyken, Sado'nun sarf ettiği sözler onu hayata resmen geri döndürdü. Duvara gömmesine ramak kala, acı bir frenle araba durmuştu... Daha sonra Sado ona bebeler gibi baktı diyebiliriz. Tabi sabah bizim oğlan yine yollardaydı...


O yollarda, Sado mahzeninde(!), Saliha'nın kapısında ise Aslıhan'ın adamı vardı... Saliha kapıya gelip, "kim o!" dediğinde, bizim hırbo kendisini Ali Yusuf'un gönderdiğini ve ona götüreceğini söyledi. Ona inanan Saliha, "Ali Yusuf'un bir arkadaşı geldi ona gidiyorum" yazılı bir not bırakıp adamla yola çıktı. Yolda, içmesi için verdiği turuncu gazozun içine kattığı ilaç sayesinde bayılan Saliha'yı adam ıssız bir yere götürdü ve telefonla birini arayıp, onu getirdiğini söyledi...


Notu öğrenen Sado ise Ali Yusuf'u aradı ve Saliha'yı kime aldırdığını sordu. Kimseyi onu alması için göndermediğini söyleyen Ali Yusuf ise doğrudan holdinge yöneldi... Güvenlikleri birer ikişer döven Ali Yusuf, Aslıhan'ın odasına daldı ve Saliha'nın nerede olduğunu sormaya başladı. Aslıhan kızımız, şaşkındı ve bilmediğini söylüyordu ama bizim deli oğlanın da ona inanmaya niyeti yoktu. Ve sonunda avuçlarını sardığı Aslıhan'ın boğazını sıkmaya başladı... 



Saliha'nın nerede olduğunu öğrenmeye kararlıydı derken, birden her şey geri sarmaya başladı ve Ali Yusuf'un, Saliha ile birbirlerine çarptıkları anda sahne durdu... Geçtiğimiz bölümün finalinde arabaların çarpmasına eşlik eden o beyaz gölge yeniden ekranda belirdikten sonra, bambaşka bir dünyaya açıldı kapı... Saliha, Ali Yusuf ve onun Aslıhan'dan olma oğlu aynı yatakta, mutluluk ve keyif içerisinde oynuyordu... Hemen sonrasında ise ekranda bir "SON" yazısı belirdi, büyük bir heyecanın tam kalbindeki dizi böylece ekranlara veda etti...

Yazının başında da dedim ya, bu sonda kurgu izleyiciye bırakılmıştı... Hikayenin sonu bizim hayal dünyamızda saklı... İstediğin gibi yaz ve karakterlerimizi o mutlu sonla uğurla... Benim beynim çıkacak modda olduğundan, bu sona bir kurgu uyduramadım... O sahnenin içerisinde hapsolmak daha iyi geldi sanırım... Günahkar, yedi bölümde birçok insanın kalbinde dev bir yer açarak ekranlara veda etti. Hiç hak etmediği bir sonu yaşayan dizi, en azından hak ettiği ilgiyle bitti... Senaristinden, yönetmenine, yapımcısından, müziklerini besteleyenine, oynayanından, çekenine, kurgulayanından, montajlayanına bu işte kimin toplu iğne ucu kadar emeği varsa, binlerce kez teşekkürler hepsine... 

Ve yine hepsiyle, en kısa sürede yeni bir yapımda buluşmak temennisiyle...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder