30 Aralık 2014 Salı

Ulan İstanbul: Şimdi ne olacak?


Bir keşmekeşin içerisinde ve aynı derecede bilinmezliklerle örülü bir bölümdü izlediğimiz. Başından beri çetemizin üzerinden eksik olmayan kara bulutlar, bölüm sonunda büyük bir gök gürültüsüyle yıldırımları üzerilerine saldı... O yıldırımlar şuan için tam bir muallakken, lafı fazla uzatmadan bölümün analizine başlayalım...

Geçtiğimiz bölüm diziyi, Şehriban'ın şoka girdiği sahnede bırakmıştık. Derya'nın kafasında kapişon olan bir erkekle-Ferdi- öpüştüğünü gören Şehriban, hem büyük bir şok hem de büyük bir kızgınlık barındırıyordu... 

Yirmi sekizinci bölüm


Yeni bölüm çetemizin gran tuvalet Ali Rıza'nın duruşması için hazırlandığı sahnelerde açıldı. Daha sonra hep birlikte mahkemeye gittiler ve duruşmanın sonunda Ali Rıza özgürlüğüne kavuştu. Sonunda beklenen gelişme yaşanmıştı. Hem çetemizin onca uğraşı meyvesini vermiş hem de senaryo büyük bir kısır döngüden kurtulmuştu ama bu kurtuluşun, aynı zamanda bir hapsoluşa meyledebileceğini unutmuştuk... 


Mahallelinin durumu anlamaması için, çevirdikleri dümenden haberleri olmayan Ali Rıza'yı restorana getirdiler ve hapisten çıkışını kutladılar. Tabi bu kutlama sırasında az kalsın koluna taktığı Rus güzeliyle, hava atmak için restorana gelen Hayati her şeyi öğrenecekti ama son anda, "Cemile'yi arar haber veririz" tehdidi onu geri püskürtmeyi başardı. O restorandan uzaklaşırken dilinden hiç düşürmediği Nevizadeler söylemini, Ali Rıza biraz deşmeye çalıştı haklı olarak. Tabi çetemiz onun üzerini de bir şekilde örttüler ama o parayı nasıl biriktirdiklerini de çok merak ediyordu. Bu sefer de devreye Kandemir girdi. Bodrum'a geldiğinde, olan biten her şeyi anlatacağına söz verdi. Evet, Ali Rıza hemen Bodrum'a gitmek istiyordu ve yemeğin ardından onu otobüsle yolcu ettiler. Derya da gidecekti ama yapılacak son bir şey kalmıştı; mahalleliyle bir yılbaşı partisi... Partinin ardından Derya Bodrum'a, çetemizin geri kalanı da henüz kararını vermedikleri uzaklara gitmenin planını yapıyordu. 

Bu arada şu ana kadar hiç değinmedim ama Zeynep'in de aslında masum olduğunu öğrendik bu bölüm. Firuz meğersem annesini rehin almış ve çetemizin içerisine sızması için tehdit unsuru olarak onu kullanmıştı. Kız da çaresiz, ne söylerse yapmak zorunda kalmıştı. Ali Rıza'nın ardından, o da vedalaşarak ayrıldı bizimkilerden. Biraz sonra yanına gelen arabada ise annesi vardı. Yaptıklarından ne kadar pişmanlık duyduğunu söylüyordu çaresizce annesine. Yazık kıza...


Diğer cephelerde bunlar yaşanırken, Şehriban'ın cephesi tam bir çıkmaz içerisindeydi. Akşam gördüğü manzarayı bir türlü unutamayan Şehriban, sonunda birine anlatması gerektiğine inanıp Fatma'yı sabahın köründe eve çağırdı. O geldiğinde ise beklendiği üzere Şehriban'ı yatıştıran taraf olmayı seçmişti. Fatma gerçekten şahane bir karakter. Şehriban'ın hem sırdaşı, hem arkadaşı, hem de yol göstericisi daha ne olsun değil mi?.. O Şehriban'ı yanılabileceği ya da yanlış anlamış olabileceği noktalarında sakinleştirmeye çalışıyordu ama Şehriban gördüklerinden gayet emindi. Önce her şeyi Ceyhun'a anlatmaya niyetlendi ama Fatma, Derya ile konuşmadan bu girişimde bulunmaması için onu bir güzel öğütledi. Haklıydı kadın, Şehriban da Derya'yı arayıp sinirle açılışı yapılacak kuaför salonunu düzenlemeye çağırdı. Derya kendisiyle sinirli bir tonda konuşan Şehriban'ın bu çıkışını çözememişti ama babasını yolcu ettikten sonra Yaren ile birlikte kuaför salonuna gittiler. Tabi onlar gidene kadar kuaför salonunu çoktan kırklamıştı bizimkiler. O da yetmezmiş gibi üzerine az kalsın, tebrik etmeye gelen Esra'ya yumurtlayacaktı Şehriban her şeyi. Tabi Fatma hemen oraya da yetişiverdi... 


Derya ve Yaren kuaför salonuna gelince, Şehriban sessiz sessiz telefonda "canımlı cicimli" konuşan Derya'yı dışarıya çıkarttı ve ağzından laf almaya çalıştı. Tam onu biriyle öpüşürken gördüğünü söyleyeceği sırada ise Ceyhun, orada bitiverdi. Şehriban yine hiçbir şey söyleyememişti ama konuyu böylece kapatmamaya da niyetliydi. Bu sefer de Fatma ile dedektifliğe soyundular ve onu takip etmeye başladılar. Derya ve Ferdi birlikte bir kafeye girene kadar takip eden ikilimiz, onlara görece biraz yakın bir masaya oturup olan biteni izlemeye başladı. İki arada bir derede, garsona atarlandığından(!) az daha Şehriban kimliği açık ediyordu ama tam o sırada Ali Rıza'nın avukatının oraya gelmesi onu unutturdu. Avukatın gelmesinin ardından Ferdi'nin kalkıp gitmesi, üzerine bir de Derya'nın adama yaptıklarına karşılık verdiği küçük hediyeyi yanlış anlaması Şehriban'ı iyice çıldırtmıştı ve ikili ayrıldıktan sonra avukatı takibe meyletti. Tabi şirin dedektiflerimiz ortak mutabakata varana kadar, adam çoktan bir taksiye binmiş oradan uzaklaşmıştı. Şehriban yine mutsuz, Şehriban yine üzgün... 


Kuaför salonunun açılışının ardından, sırada yeni yıl kutlaması vardı. Bizimkiler tüm hazırlıkları yaptı ve gece mahalle ışıl ışıl olmuş bir vaziyette kutlamalara hazırdı. Servet ise locodan, yani penceresinden katılacaktı partiye... Mahalleli toplaştıktan sonra Kandemir'in konuşmasıyla parti başladı ve DJ'imiz Bahadır yerini almış, çalan müzik eşliğinde millet hoplaşıp zıplaşırken; Şehriban, Derya'nın yanında gördüğü adamın-avukatın- da partide olduğunu fark etti!.. Avukat tuvalete gitmek için bizimkilerin evine ilerlediği sırada arkasından yetişen Şehriban onu kavradı ve bundan sonrası muallak. Şehriban geri dönüp, Ceyhun'a bir şey anlatacağını söylediği sırada siyah bir minübüs mahalleye yaklaştı ve arabadan ise Karlos'un sabah otel çıkışında Yaren ile kaydettikleri CD'yi verdiği Selami Şahin inmişti. Bu gelişme Şehriban'a şimdilik konuyu unutturmuştu ama tabi yine sessiz kalmayacaktı. Selami Şahin'in mini konserinin ardından parti sona erdi ve bizimkiler Derya'yı babasının yanına yolcu etti. Daha sonra kendileri de evden sadece Gazanfer Nevizade'nin portresini alıp, mahalleliye bıraktıkları hediyelerin ardından arabalarına binerek mahalleden ayrıldılar...


Şehriban ise partinin ardından evde, hala düşünceli bir vaziyette oturuyordur... Maşuka yatmaya gittikten sonra, Ceyhun asık suratla oturan annesine kendisinden ne sakladığını sordu ve bir sonraki sahnede, emniyetteydi. Haklarında çok az şey bildikleri bir çeteye operasyon yapacaklardı ve bizim çetemiz arabada gelecekte neler yapacaklarını konuştuğu sırada, dört bir yandan minübüsün etrafı polis arabalarıyla çevrildi. Organize suç çetesi kurmaktan göz altına alınacaklarını söyleyen polis duyurusunun ardından, hepsi minübüsten indirilip girdikleri şokun eşliğinde kelepçelendiler. Tam bu sırada ise bölümün perdesi aşağıya akıverdi...

Göz altına alındıkları sırada ortalarda Ceyhun'u göremediğimden, onun başka bir çetenin peşinde olduğunu düşünmek istiyorum. Aslında, tüm bunların bir hayalden ibaret olmasını da istiyorum ama onu da pek sanmıyorum. Anlayacağınız üzere, gerçekten çetemize şimdi ne olacak hiç fikir yürütemiyorum... O zaman, bekleyip görelim derim...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder