21 Aralık 2014 Pazar

Urfalıyam Ezelden: Nefrete karşılık koşulsuz sevgi


İnsanlığı iki farklı bakış açısıyla resmeden; bir tarafın evlatları uğruna canını verecek kadar sevgi dolu oluşuyla içlendiğimiz, bir tarafınsa beş para etmez değerleri uğruna evlatlarını harcamaktan tereddüt etmemesine delirdiğimiz Urfalıyam Ezelden, tam da bundan farklı bir dizi... Hikayesinin beslendiği noktadan, izlediği rotaya kadar verdiği haz ise beğenmek için onu tam da biçilmiş bir kaftan kılıyor.

Urfalıyam Ezelden'le bağımın oluştuğu nokta direkt Selva'dan geliyor. Aşkının karşılığında, elinde sadece bir hiç kalmasından ötürü ister istemez karakteri benimsemiştim. Üzerine bir de klasik doğu dizilerinin aksine uğruna evlatları ölen Selva'ya kucak açan Yanık Mehmet ve ailesi beni dizinin içerisine sürükleyiverdi. Selva hak etmediği yaşadıklarının ardından, hak ettiği bir sarmalanmayla karşılaşmış ama aradan geçen zaman onu bambaşka biri yapmıştı... Bambaşka derken kötü birisi kesinlikle değil ancak aşkın onu getirdiği nokta, zorlu birçok süreçten geçmesine sebep oldu. Sonunda akıllanmadı mı?.. Akıllandı ama değer miydi?.. Elbette hayır... 


Cemal'e aradan geçen beş yılın ardından aşık olması, kınanacak bir şey değil bana göre... Zaten onu bu aşkın içerisine çeken sürecin son iki bölümdür bize sunulması da, bu aşkı masum kılıyor. Ama kendisini yengesi gibi gördüğünü sürekli dile getiren Cemal'den, aşkına karşılık beklemesi oldukça yersiz. Bunu başaramadığında, etrafındaki tüm kara bulutların asıl sebebi olan babasının evine dönmesi ise kendisi için ders niteliği taşıyan birkaç gün yaşamasına sebep oldu... Duran'ın elbette işine geldi bu geri dönüş. Selva'yı sevdiğinden değil, torunu geldiğinden ama onun üzerinden bile kumpaslar kurmaktan çekinmedi. Bize gösterilen büyük bir sevgi olsa da ortada, küçük Halil'e onun bu derin yaklaşımının altında başka planları vardı. Çocuğun okul kaydını nakil ettirmek noktasında bilgi arayışı ise bunu kanıtlar nitelikteydi. Sevgi gösterdiği tek canlı olan Halil'i bile, Yanık Mehmet'e zarar vermek için kullanmaktan çekinmiyordu. Selva'nın duruma ayması ise çok uzun sürmedi ama elini kolunu sallayarak geldiği gibi geri dönmesi de mümkün değildi. Zira bir sevgi yumağımdan, nefret ortamına düşmüş; geri dönmek için direndiğinde ise Duran'ın ona cevabı sille tokat olmuştu. Ardından da Adana'ya sürülüyorlardı. Tabi günün sonunda, Kevser sayesinde Duran'ın elinden kurtuldu ve onca şeye rağmen büyük bir sıcaklıkla karşılandığı kendi evine geri döndü... Peki ya Cemal'den vazgeçti mi?.. Hayır. Vazgeçecek gibi mi?.. Şimdilik, asla.


Bu durumda da dizinin en sıkıntılı karakteri Cemal oluyor. Adam, Selva'ya bir türlü ona aşık olmadığını ve asla da olmayacağını anlatamıyor. Aslında anlatıyor da, bu açıklamalar Selva'nın işine gelmiyor. Cemal seninle evlendi ama bebeğinle ortada kalma diye evlendi. Sen uğruna ölen adamı unuttun ve ona aşık oldun diye, bu ne hiddet bu celal yahu!.. Cemal'in hem Selva ile uğraşması hem de üzerine Ceylan'la birlikte olması gerçekten zor. Zaten bu mücadelenin altından kalkabilecek gibi de değil. En son, Selva'ya ondan boşanmak istediğini söylemişti ama onun geri dönmesiyle bu da yattı. 


Ceylan bunu öğrendiğindeyse, hemen hınç alma derdine düştü. O ana kadar Tuğrul'un kendisiyle ilgilenmesinden rahatsız olan kız, birden onunla yemek yeme fikrine sıcak bakar oldu ama o yemeğin sonunda sadece magazincilere yakalanmadı. Aynı zamanda Cemal'e de yakalandı ve onun sert bakışlarına karşılık, tırsmış ifadesi gerçekten görülmeye değerdi. Bu arada Tuğrul karakteri şimdilik gerçek bir janti ancak, ilerleyen bölümlerde karanlık bir tarafını görür müyüz diye merak etmiyor değilim hani... 


Ceylan'ın, Tuğrul ile çıktığı bu yemeğe en çok sevinen Türkan oldu aslında. Kızı gibi görmeye başladığı Ceylan'ın, her şeyin en iyisini yaşamasını istemesi gerçekten büyük bir sıcaklık veriyor ekrandan ağrı. Ama aynı sıcaklıkla ona geri dönmeyen Ceylan, beni oldukça sinir ediyor. Türkan'ın kendisi için verdiği onca mücadeleye rağmen, ona yarım ağız yaklaşımı cinnet getirtir adama. Yahu tamam, karakter olarak biraz soğuk nevalesin ama Türkan'a bari öyle davranma... Kadın resmen annen gibi davranıyor işte daha ne istiyorsun?.. Sen de ona kızı gibi davranmayı seç biraz olsun... Yoksa cidden Selva'cı olacağım ben söyleyeyim!.. Onun tüm soğukluğuna rağmen, sıcaklığından bir şey kaybetmeyen Türkan'a ise şans başka türlü gülüyor... 


Kavga etmek için dükkanına dayandığında, karşısında oldukça nazik bir beyefendi gören Türkan oldukça etkilenmişti. Tabi onun etkilendiği kadar da ondan, Yanık Mehmet etkilendi. İkilinin sürekli bir araya gelmek için bahaneler uydurması ise gerçekten görülesi. Şimdilik ortaya saçılan bir itiraf ya da ciddi bir ilerleme yok aralarında ama yakında bekliyorum ben bu hamleyi Yanık Mehmet'den... Adam resmen onu karşısında gördüğünde, siniri stresi sona eriyor... Türkan'ın da onun karşısında kırılmaları yok mu, aman aman...


Yanık Mehmet'in sevgisi bir kişiyle sınırlı değil kesinlikle. Koskocaman bir yüreği var ve o yüreğin içerisine o kadar çok kişi sığdırıyor ki, bu da onu mükemmel bir insan yapıyor. Evlatlarına yaklaşımı ve uğurlarına ölmekten geri durmayacak tavırları gerçekten takdir edilesi. Onun tam tersi ise Duran karakteri... Adamın kendisi ve değerleri dışında sevdiği ve değer verdiği hiçbir şey yok. Diyorum ya, torununa gösterdiği sevginin altından bile bambaşka dolaplar çevirmenin peşinde. Selva bizimkilerin yanında ondan soyutlanıyor ama bir Recep gerçeği var ki bu bölüm, ona resmen acıdım. Recep ağzıyla kuş tutup önüne getirse, renginden tutun da gagasının şekline kadar bin bir bahane sunarak ona çatacak malzeme bulur Duran. Gözüne girmek için gitti Halil'i vurdu, yetmedi. Üzerine birde Cemal'i vurmasını istiyor!.. Bunuysa, hiçbir işe yaramadığı savını yüzüne vurarak ve onu aşağılayarak yapıyor. 


O da ne yapsın, babasının gözüne girebilmek arzusuyla istediğini yapmaya yelteniyor. Recep karşısına dikildiğinde, orada olmasının tek sebebinin Duran olduğunu anlaması çok da uzun sürmedi Cemal'in ve öyle güzel konuştu ki, Recep elindeki silahı indirmek mecburiyetinde hissetti. Evet, suçlu!.. Ama onun da tek derdi, babasının gözüne girebilmek... Umarım safını bundan sonra iyi seçer. Babasının, kendisinden başka hiçbir şeye önem vermediğini artık anladığını ummak istiyorum...


Recep'in yolundan giden ama daha sonra akıllanmayı seçen Çetin ise o akıllanma sürecini, sevgiyle aştı. Recep'den farklı olarak onun çevresinin sevgi yumağı misali oluşu, kinini ve özellikle de intikam duygusunu bastırdı. Her ne kadar yine bir kaşık suda, hem Duran'ı hem de Recep'i boğmaya meyilli olsa da, artık eskisi kadar gözü kara değil. Onun değişmesi noktasında önüne sunulan başka bir fırsatta var ayrıca; aşk... Tuğrul'un kızı olan Hale'nin şans eseri taksisine binmesi ve ilk dakikadan ikilinin birbiriyle didişmesi, doğacak bir aşka mesaj çakıyordu. E malum, büyük aşklar nefretle başlar derler ve Hale'nin ilk etapta oldukça kaba bulduğu Çetin'in, bu maço hallerinden haz almaya başlaması çok uzun sürmedi. Hale'nin kız arkadaşı sayesinde sık sık karşılaştığı ve hatta doğum gününde sıra gecesi yapan Çetin'in de ona ilgi duyması uzun sürmedi. En son içkili araba kullandığı için arabası çekilen ve ehliyeti elinden alınan Hale, çareyi Çetin'de bulduğundaysa, ikili arasındaki çekim daha da güçlenmeye başladı. Şimdilerde Hale'nin şöförlüğünü yapacak Çetin, yakında da kalbinin dümenindeki yerini alır. Şöförlükten, kaptanlığa... Hoşnutsuzluktan, tutkulu bir aşka...

Urfalıyam Ezelden, her telden duygunun içerisinde fersah fersah bulunduğu ekrandaki nadir yapımlardan birisi. Bir tarafta nefreti, bir tarafta da koşulsuz sevgiyi gördüğümüz ve her zaman sevgi besleyen tarafın galip geldiği senaryosunun, bu yolundan hiçbir zaman şaşmaması ama özellikle de ortaya atılan erken final söylentilerinin gerçekleşmemesi dileğiyle...

Sevgilerimle...
Beklenen Kral

3 yorum :

  1. Bu dizi inşallah final yapmaz. Eğer yaparsa, hiç ihtimal bile vermek istemiyorum, çok üzülürüm.
    Bu dizi diğer 'doğu temalı' dizilerden çok ama çok farklı.
    Neden mi? İçinde kulaklarımızın pasını silen müzik var. Sıkı ve çok güzel yansıtılan aile bağları var. Var da var. Mesela yanık Mehmed'in her oğlu da insana ayrı sempatik geliyor.
    O kadar çok şey saya bilirim ki bu dizinin olumlu yönleri hakkında. Kısacası sıcak ve samimi bir dizi. Ailecek izlene bilir rahatlıkla, diğer dizilere nazaran.

    Ama burada eleştirmek istediğim bir nokta var, oda Kadir ve Selahattin karakterlerinin 'aşk' sahnelerini daha çok görmek istediğim.
    Çünkü ikiside birbirine benzeyen karakterlere sahipler. 'Aşk' sahneleri çok saf ve naif yansıtılıyor, yani çok tatlılar.
    Yani Kadir ile Kevser'in imkansız bir hal alacak ilişkilerini heyecanla bekliyorum.

    Lütfen yapımcılar! Bu diziyi bitirmeyin. Uzun bir aradan sonra tamda doğru düzgün bir diziyi takip ediyorken. Bol reyting olması dileğiyle.

    Almanya'dan, gurbet'ten sıla'ya kocaman sevgiler ve saygılar��.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı hisleri paylaşıyoruz, yorumunuza teşekkürler.

      Sevgiler... :)

      Sil
    2. Asıl ben size teşekkür ederim :).
      Umarım diziyi bitirmezler. Haksızlık olur...:/

      Sil