2 Ocak 2015 Cuma

1 Erkek 1 Kadın 2 Çocuk: Klasikleşen bir yapım


Yılın ilk yazısında ne yazacağıma karar vermekte açıkçası çok zorlandım. Aslında başka bir dizi yazmayı planlamıştım ama daha sonra uzun süredir hakkında yazmadığımı fark ettiğim, 1 Erkek 1 Kadın 2 Çocuk'ta karar kıldım. Yılbaşı gecesine özel bir bölümle ekrana gelen dizi, orijinalinden daha uzun süre ekranda kalan uyarlama olmasıyla meşhur. Tabi meşhurluğunun beslendiği tek nokta bu da değil. Herhalde Türk televizyon tarihinde bu kadar isim değiştiren başka bir yapım daha yoktur.

Turkmax serüveninde adı, 1 Kadın 1 Erkek'ti. Star serüveninde, 1 Erkek 1 Kadın oldu. Yaptığı finalle herkesi büyük bir hüzne boğduktan birkaç ay sonra Fox'la geri döndüğünde ise adı 1 Erkek 1 Kadın 1 Çocuk olmuştu. Evet, çiftimiz bir çocuk bekliyordu ancak bir süre sonra çocuk değil de çocuklar beklediklerini öğrendik ve dizinin adı bu sefer de, 1 Erkek 1 Kadın 2 Çocuk oldu. 


Üç kanal, dört farklı isim ama aynı deli dolulukta ve sınırlarda gezen bir aşk... Ozan ve Zeynep'in aşkı açıkçası pek de örnek gösterilecek bir aşk değil. Daha çok bir çiftin nasıl olmaması gerektiğini anlatıyor bana göre ama haklarını yemeyelim, kimi zaman aşkın gücüyle aşılamayacak bir şey olmadığını göstermeyi de ihmal etmiyorlar. Hepimizin hayatlarının bir köşesine dokunan ikilimiz evli, mutlu ve çocuklu kıvamına da eriştikten sonra artık bambaşka bir pencereden izliyoruz yaşadıklarını. Açıkçası Fox macerasının başlarında, eski tadını arar olmuştum. Zeynep'in aşırı tepkileri ve replikleri, onun tam zıttı Ozan'ın sinmiş hali ve görünümü keyfimi kaçırıyordu ama ne zaman ki doğumun son evreleri yaklaştı, bana göre dizi eski tadını yeniden yakalamaya başladı. Özellikle de çocukların doğumu ardından dizi şimdi tam kararında. Ozan'ın halası ve babası, Zeynep'in de annesi çat kapı gelmeyi adet edindiler ve her şeye burun sokmaları bir yana, sürekli birbirleriyle yarış hali duyulmaya değer. Görülmeye demiyorum, onları göremiyoruz malum... 

Diziyle ilgili sorunlar ise reytingleri ve sürekli değişen günü bana göre. İnsanı bir yerden sonra takip etmekten sıkacak kadar çok gün değişti, 1 Erkek 1 Kadın 2 Çocuk. Haftada iki bölüm ekrana geliyordu, bir bölüme indirildi. Bence en başında öyle olması gerekirdi ama bunun için kanalın acı bir reyting dersi alması gerekmişti. Pembe dizi değil ki bu haftada iki gün seyredelim. Evet normal dizilere göre daha kısa sürüyor ancak, malum olur ki; "yerli dizi yersiz uzun". Şuan tam kararında olan dizinin yılbaşı özel bölümündeyse, iki zorlama dışında her şey gayet şahaneydi...


Zeynep'in her zaman ki telaşesi ile başladı bölüm. Yılbaşı gecesi yakın arkadaşları ve hatta onların kuzenlerinin arkadaşlarına(!) kadar uzanan bir skalaya davet vereceklerdi ama kapı her çaldığında gelen ailelerinin davetsiz fertleri olmuştu. Tabi akşam olduğunda da acil bir işlerinin çıktığını bahane eden arkadaşları gelmedi. Ozan'ın babası, babasının sevgilisi, halası ve yakın arkadaşı, Zeynep'in annesi derken; tombala, kestane, hikaye anlatmaca gırla gidiyordu. Zeynep'in tahammülü yavaş yavaş error vermeye başladığı sırada, bir bahaneyle gelmeyen arkadaşlarının gece kulübünde olduğunu öğrendiler. Daha sonra da hazırlanıp oraya gitmeye karar verdiler ama yüksek ses dolayısıyla Zeynep, nerede olduklarını duyamamıştı. Yol üstünde klasik müzik dinletisi olan bir mekana girdiklerinde ise Ozan'ın arkadaşının fütursuz hareketleri sebebiyle neredeyse yaka paça dışarı atılmışlardı. Tabi Zeynep'in yılmaya niyeti yoktu. Hamileliği boyunca içerisinde biriken kurtları dökmesi gerekiyordu ve arabaya atladıkları gibi, bir gece kulübüne gitmeye karar verdiler. Karar vermesi kolay olmuştu ama trafiği atlamışlardı. Bir kilometreyi kırk dakikada aşmaya başladıkları sırada, arabanın önüne bir adam geldi ve Zeynep, Ozan'a "sana ne kadar benziyor" dedi. Adam gerçekten de Ozan'a benziyordu ve hemen sonrasında o adamı bir mekanın girişinde, iki adamını döverken görmüştük...


Hıdır ismindeki adam bir romandı ve lüks gece kulübü görünümlü(!) bu pavyonun sahibiydi. Tam o mekanına girdiğinde ise sahnede billur sesli bir kadın şarkı söylüyordu. Tıpa tıp Zeynep'e benzeyen bu kadının ismi Buse'ydi ve Hıdır'ın metresiydi. 


Hıdır onu izlerken ağzının suları resmen akıyordu ama biraz sonra gelen garson içeride karısının beklediğini söylediğinde, topuklarına vura vura kulise koşmuştu. Feryadiye, mekanın assolistiydi ve sahneye çıkmaya hazırlanıyordu. Hıdır'a bir süre dünyayı dar ettikten sonra, sahne almaya hazırdı. 


Feryadiye sahneye çıktığında ise Buse büyük bir kıskançlıkla onu izlemekten kendisini alamıyordu. Yanında ise Hıdır, çalışanlarına müşterilere her şeyden az az vermelerini öğütlüyor; artan yemeklerin dahi mutfağa geri götürülüp, sonraki servis edilecek yemeklere ilave edilmesini haykırıyordu!.. Hatta şöyle diyeyim, adam bir mandalinanın bile yarısının verilmesini istiyordu... Ozan'ın kendine müslüman karakteriyle bütünleşik Hıdır'ın, aşk-daha doğrusu azgınlık- karşısında yine Ozan gibi eli kolu bağlıydı. Zira parasızlıktan göğüslerinin sadece bir tanesine estetik yaptırabildiğini söyleyen Buse'ye, biraz önce karısına kendisi için harcayacağını vaat ettiği bir tomar parayı vermekten çekinmemişti. 


Azgın Hıdır ve söğüşleyicisi Buse masada otururken, Feryadiye sahnede resmen döktürüyordu. Yılbaşı zamanı yaklaşırken, kıskançlık içerisinde Buse sahneye daldı. Feryadiye ile bir süre ağız dalaşına girdi ama araya Hıdır ve müziğin girmesiyle, biraz önce didişen ikili birlikte göbek atmalara başladı. Yılbaşına girdikten sonra, müzik ziyafeti devam ediyordu. Ta ki sahnesi bittikten sonra Feryadiye, kulisinde Buse ile Hıdır'ı birlikte basana kadar. Hıdır tam köşeye sıkışmıştı ki, garson yine gelmiş gazinocular kralının görüşmek istediğini söylüyordu. Buse ve Feryadiye kendisi için geldiğini zannederkense, adam teklifi Hıdır'a yaptı. O da ikisini de mekanı da bırakıp adamla birlikte oradan ayrıldı. 


Feryadiye ile Buse tekrar sahnedeki yerlerini alıp gülüp eğlenirken, birden trafikte takılıp kalan Zeynep ve Ozan'ın yanındaydık. Gördüklerimizin hepsi, meğersem arabada uyuyakalan Zeynep'in rüyasıydı. İkilinin birbirlerine yeni yıl dileklerini söylemelerinin ardındansa, kendilerine özel bir yeni yıl şarkısıyla bölümün perdesi aşağıya aktı.

Roman bir karakteri canlandıran Emre Karayel'in daha çok Ege şivesiyle konuştuğunu(!) ve arabanın önünden geçen adamla rüya arasındaki bağlantının çok yapay sağlandığını saymazsak, çok eğlenceli bir yılbaşı bölümüydü diyebilirim. Kibariye'ye ise ne desem boş... Kadında hangi cevheri ararsan var. Mütevaziliğinin yanında, şahane sesi ve karakteriyle tanıdığımız Kibariye bu bölüme kesinlikle çok yakıştı... 1 Erkek 1 Kadın 2 Çocuk ekranın klasikleşmiş yapımlarından birisi ve dilerim tadını bozmadan uzun yıllar daha, varlığıyla bizi mutlu etmeyi başarır...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder