6 Ocak 2015 Salı

Ben Bilmem Eşim Bilir: İlker Ayrık etkisi


Ekrandan samimiyeti geçen programlar izlemek günümüzde oldukça zor malumunuz. Çoğu ekran yüzü, sadece bize ulaştıkları o ekranda daha uzun kalabilme mücadelesinden besleniyor. Bu da onların biz seyirciye samimi görünmesinin önünde en büyük engel oluyor. Beğenerek izlediğin bir programın dahi çoğu zaman sunucusu değil, içeriği seni çekiyor. Olur da her ikisi de çekmezse, o zaman sadece eleştirmek ve kendi kendine kurulmak için izliyorsun. Hepimiz böyleyiz; kim, "ben öyle yapmıyorum!" diyebilir ki?.. Tüm bunları elimizin tersiyle biraz öteye itelediğimizde ise başka ekran yüzleri görmeye başlıyoruz; ekrandan gerçekten samimiyetleri geçen ve öyle davranmak mecburiyetinde hissettiği için değil, öyle davranmak istediği için samimi olan yüzler... Bu isimlerden birisi de şüphesiz, İlker Ayrık ve yıllardır Ben Bilmem Eşim Bilir'i artık sıradanlaşan etaplarına rağmen hala izlenebilir kılan isim kesinlikle o...


Geniş Aile dizisinde canlandırdığı Mürsel karakteri, onu izleyiciye bugüne kadar en çok yakınlaştıran rolü olmuştu. Uçlarda yaşadığı her duygu karşısında kekelemeye başlayan ve elinde cetveli, sinirli görünmek için verdiği her mücadelede daha çok güldüren ve daha çok sevilen bir isim oldu Mürsel. Bundan ise doğrudan etkilenen İlker Ayrık'tı. Dizide izleyiciye geçen samimiyet, bir programa uzandığında muhtemelen kendisi dahil kimse bu denli bir başarı beklemiyordu. Ama hem formatın farklılığı hem de İlker Ayrık'ın karakteri programı kısa sürede ekran fenomenlerinden birisi yapmayı başardı. 

Ben Bilmem Eşim Bilir 19 Temmuz 2012'de, Kanal D'de -hatırladığım kadarıyla- ramazan ayında yayın hayatına başlamış ve evli veya yolu evliliğe yakın çiftlerin uğrak noktası olmaya adaydı. Nitekim öyle de oldu. Bugün programın; evlisinden, nişanlısına, sözlüsünden, sevgili olanına kadar geniş bir skalaya hizmet ettiği söyleyebilir. İlk dönemlerinde haftaiçi her gün yayınlanan ve pazartesiden perşembeye birinci olan çiftlerin cuma günü araba için yarıştıkları program, daha sonra hafta sonuna alınmış ve artık haftada iki arabanın verildiği bir formata geçilmişti. Birbirleriyle çeşitli yakınlık mertebesine-evli, sözlü, sevgili, nişanlı- sahip dört çiftin yarıştığı Ben Bilmem Eşim Bilir, yine dört etaptan oluşmakta ve her etapta, alınan puanlar da, final yarışına kalma şansı da artmakta. Final etabında ise sona kalan iki çift arasında oynanan yarışın sonucu, bir çifti 0 km bir arabanın sahibi yapmakta... 


Böyle anlatıldığında nasıl da kolay değil mi?.. Aslında, izlendiğinde dahi o kadar kolay gözükmeyen etaplar hazırlanıyor. Erkekler için en zorluları, topuklu ayakkabıyla parkur geçme ve eşlerini sırtlarında taşıma etapları bana göre. Hanımlar içinse herhalde en çetrefilli olanları, acı biber yedikleri ve kollarında alışveriş poşeti taşıdıkları etaplar. Tabi koca bir damacanadan şalgam suyu içmek zorunda kalanların olduğunu da atlamayalım. Bence en keyifli olanıysa ilk sezonda daha çok oynanan, bir masa dolusu envai çeşit yemek yenerek alınacak kilo üzerine iddiaya girilen yarıştı. Tabi daha sonra, belki çoğu insanımızın satın alamayacağı çeşitleri bir arada bulunduruyor oluşu, belki de yapılan israfın boyutu etabın kullanılırlığını azalttı. Son dönemlerde ise hiç karşılaşmadım. 


Etaplar bir çeşit ama çiftler, apayrı bir çeşit. İlker Ayrık'ın meşhur tanışma faslında, o bölümde hangi çiftin öne çıkacağını hemen anlayabilirsiniz. Zira bu sırada yarışmacıların hali ve tavırları, Ayrık'ın program boyunca kimlerin üzerine oynayacağını resmediyor. Eğer gerçekten komik bir çift ya da kıskanç bir erkek ya da kadın durumu varsa bunu sonuna kadar -onları rencide etmeden-kullanmaktan ve irdelemekten geri durmuyor. Bu arada o aşırı kıskanç olanların, sırf araba uğruna gelip kendilerini rezil etmesini ise anlamıyorum. Genelde böyle yarışmacıların yoğun olduğu bölümlerde,  çoğu Rus uyruklu olan hanımların yer aldığı bazı yarışlar oynanıyor ve erkeklerini delicesine kıskanan eşleri görmek gerçekten çok komik oluyor. "Sanki o taş gibi hatunlar, senin kocana kaldılar. Eheyt!" diye ekrandan ağrı bizler eğlenirken, tüm bu olanları genel ahlaka aykırı bulanlar da olabiliyor tabi. Kim mi?.. Mesela RTÜK... Ekranda takılması gereken başka binlerce saçmalık dönerken, onun takıldığı şey bu oldu geçenlerde. Kanala yüklü bir ceza kestiler ve topumuzun genel ahlakı kurtuldu. Sağol ya RTÜK, sen de olmasan ne olacak halimiz!?.. Hele sen o içkileri, sigaraları, araba markalarını gölgeletiyorsun ya, aslında daha çok dikkat çektiğini nasıl anlamıyorsun bilemiyorum. Şahanesin, yemin ederim!..


"Araba markalarını gölgelemek" demişken, verilen arabalara da değinmeden olmaz. Genelde ekranda yer alan programlar tonlarca hediye vaat eder ama çoğu zaman gelmek bilmeyen sıranız ya da sıranız gelse de sizden istenen ÖTV; "aman istemez hediyeniz sizde kalsın!" dedirtir. E insanlar haklı, ÖTV'sini ben ödedikten sonra o hediyeyi ne yapim?.. Zaten ÖTV çoğu üründe, maliyetinin yarısından fazlası... Ben Bilmem Eşim Bilir'de ise durum yine tamamen farklı... Dün akşam-05 Ocak- itibariyle tam tamına 225 araba dağıltıldı ve bunların 200'den fazlası sahiplerine ulaştırıldı. Dönem dönem gerçekleşen bu devir teslimler ise tüm birincilerin katıldığı ve arabalarını alıp gittiği çekimlerle taçlandırılmakta. Tabi bir de laf aramızda, "bak vaat ettiğimiz arabayı veriyoruz" alt mesajı verilmekte. Adamlar böyle bir mesaj vermekte haklılar bu arada. Zira otomobilin ödenmesi gerekli birçok yüklü vergisini de kanal karşılıyor. Üzerine de bir depo benzin, e insan daha ne ister?.. Hmmm otomobil kokusu mu?.. Ama gözün doysun senin de!.. Neyse ki onu da veriyorlar, hadi yine iyisin...

Programda benim takıldığım tek nokta ise sevgililerin de katılıyor oluşu. Açıkçası hiçbir zaman onların kazanmasından taraf olmuyorum ben. Hadi sözlü, nişanlı tamam da sevgili olanların oraya gelmesini anlamıyorum. Programın adı "Ben Bilmem Eşim Bilir", bir ay önce çıkmaya başladığın adamın/kadının sen nesini biliyorsun da geldin oraya yarışmaya?.. Hadi bir cesaret geldin ve arabayı da aldın, ne olacak o araba daha sonra?.. Ayrılmanız gayet olası ve bu durumda akla ilk gelecek konu, yaşanan onca şey değil de yarışta kazandığınız araba olacak. Gitti onca aylık, yıllık emek. Kanlı bile olursunuz yahu. Oturun evinizde, uslu uslu izleyin. "Biz evlenicezzz", demekle olmuyor. "Ne zaman?" diye sorarlar adama... Cevabı da ben vereyim, soru cevapsız kalmasın madem; "gelmez ayın son çarşambası evlenicen" sen!.. Sevgili olarak gelen çiftlerin çoğunun sevgili olduğunu bile inanmıyorum ben. Cast falan demiyorum ama kendi içlerinde dümen çevirdiklerine inandıklarım oluyor bazen. Bazı çiftlerin erkek tarafınınsa gözleri içinde felfecir okuyor. Yani o adamı kessen evlenmez, "sevgilim" diye tutmuş getirmiş. He canım o senin uslu sevgilin!..


Programla ilgili tek bir şeye takıldığım için kendime hayret ettiğim şu an ise aklıma geçtiğimiz hafta ekrana gelen yılbaşı özel çekimi geldi. Ünlü çiftlerin yarıştığı ve gayet eğlenceli geçen programda verilen arabaya kafam çok takıldı. Geçtiğimiz yılbaşlarında da lüks araba vermişlerdi, hatta birinde ev bile vermişlerdi ama onlar yarışmacıydı neticede. İsteseler iki üç tanesini kapısına dizebilecek maddi güce sahip ünlülere neden böylesi bir araç hediye edildi anlamadım. En azından bir hayır kurumuna, birinci olan çift adına bağış yapılabilirdi. Hem kanalın cebine yüklü bir külfet girmez hem de hayır işlemiş olurlardı. Bu arada arabayı kazanan Demet Akalın ve Okan Kurt çifti oldu. Herhalde futbol takımı gibi on bir'lemişlerdir' onlar da arabalarını böylece. Ne diyelim, güzel günlerde kullansınlar... Bu fesatlığın ardından da artık son satırlara gelelim derim...

Ben Bilmem Eşim Bilir, tüm bu anlattıklarım ışığında şüphesiz oldukça keyifli bir yarışma. Aslında ben daha çok talk-show gözüyle bakıyorum İlker Ayrık sebebiyle ama doğasını da dışlamayalım yarışın. Bu sıra yeniden-geçici- hafta içi yayınlanmaya başlayan ve reytinglerde eskisi kadar olmasa da, kanalı memnun edecek sıralarda yer bulan yarışma dilerim bu enerjisinden bir şey kaybetmeden varlığını sürdürmeye devam eder...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder