8 Ocak 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Uzun bir bekleyişin ardından


Daha sezonun başında kadrosu, konusu ve birçok oyuncusu belliydi ama bir türlü başlayamadı, Poyraz Karayel. Hatta son ana kadar yayın tarihini bile öğrenmek mümkün olmamıştı. Böylesine büyük bir merakın gölgesinden gelen dizi, sonunda dün akşam yayın hayatına başladı. İlk bölüm aylar öncesinde çekildiğinden, bu soğuk havalarda bize yazı hatırlattığı için daha sıcak bir şekilde içeriğine dahil oldum diyebilirim. İlker Kaleli ve Burçin Terzioğlu'nun alttan alta verdiği deli dolulukla, Poyraz ve Ayşegül sevdiğim iki karakter oldular. Bunun yanında Musa Uzunlar, Bahri rolüne gerçekten çok yakışmış. 

Senaryo ve müzikler
Dizi ana tema olarak, bazı rastlantıların bir araya getirmesiyle beslenen bir aşkı anlatıyor. Böyle tasvir edince oldukça klasik gözüküyor hikaye ama yansıtılış biçimini oldukça sevdim.. Tek sorun, fazlaca felsefi dil kullanılması oldu. Daha sonraki bölümlerde karakterlere daha az janjanlı cümleler kurdurulabilir düşüncesindeyim. Bu arada yapılan göndermelerden de rahatsız olanlar oldu ama açıkçası ben hiç rahatsız olmadım. Tüm bunları toparladığımda ise oldukça rafine bulduğum senaryo dilini beğendiğimi söyleyebilirim. İlk bölümü izlediklerinde kendilerinin de farkına varacakları birkaç pürüz temizlendiğinde ve özellikle de Poyraz ve Ayşegül karakterlerinin aşkı komedi ağırlıklı olduğunda senaryonun tadından yenmeyeceğine eminim... Müziklere gelirsek, tek kelimeyle hayran kaldım. Sahnelere o kadar naif serpiştirilmişti ki, rahatsız etmeden kendisine çeke çeke izletti diziyi...

Oyuncular ve karakterleri
Hiçbir karakterin rahatsız edici sergilendiğine tanık olmadım. Üzerinde rolü sırıtan kimse yoktu bana göre ama bu konuya ilerleyen bölümlerde tekrar bakmak gerek. Son olarak, dizinin kemik kadrosu ise İlker Kaleli (Poyraz Karayel), Burçin Terzioğlu (Ayşegül), Musa Uzunlar (Bahri), Ata Berk Mutlu (Sinan), Ali İl (Sadrettin), Celil Nalçakan (Zülfikar), Ece Özdikici (Songül), Cem Cücenoğlu (Taş kafa), Engin Benli (Zafer), Mustafa Alabora (Zafer), Murat Daltaban (Mümtaz) ve Kanbolat Görkem Aslan'dan (Sefer) oluşmakta. 

Birinci bölüm
Bölüm bir kovalamaca sahnesiyle başladı. Uzun süredir peşinde oldukları bir çete liderini yakalamak için sahte pasaport işine sızmış bir işportacıyı canlandıran Başkomser Poyraz, tezgahına gelen bağlantıya pasaportu verip karşılığında parayı aldığında; her şey çözüme kavuşmuş gibi gözükmekteydi ama öyle olmayacaktı... 


Yapılan alışverişin ardından bağlantıyı takip etmeye başlayan Poyraz, bu alışveriş sırasında onları uzaktan izleyen başka bir adam tarafından yanlışlıkla çarpma bahanesiyle bir süre alıkonulur. Ekiple bağlantısını sağlayan telsizin de parçalandığı bu sırada, o fark etmese de pantolonunun beline sokuşturduğu parayı da adam iç etmiştir. Poyraz tam bağlantının sırtında pasaportun yer aldığı çantanın olmadığını fark edip, küplere bindiği sırada ise çantanın bir kadının sırtında olduğunu görür ve bu sefer de onu takibe başlar. O kadının peşindeyken, ekibin geri kalanı da çantayı ilk alan bağlantının peşindedir ve onunla çete liderine ulaşacaklarını sanarken, çete liderinin karşısında ekiple iletişimi kesilen Poyraz durmaktadır. Onları köşeye sıkıştırdığını düşündüğü bu an da ise terasta dolanan çocuk tüm planı mahveder. Zira çocuğu kaptıkları gibi, öldürmekle tehdit etmektedirler. O yaşlarda bir oğlu olan Poyraz'ın aşırı duygusala bağlaması adamların işine gelir ve hop tüyerler. Poyraz bu sırada paranın da olmadığını fark ederken, tüm planın yatması herkesi oldukça germiştir. 

Amiri Mümtaz'a parayı kaybettiğini söyleyen Poyraz, okulun önünde ağaç olmuş gelmesini bekleyen Sinan'ı sonunda alıp eve gittiğinde ise onu kötü bir sürpriz beklemektedir. Eve polisler gelmiş, ellerinde arama izni olduğunu söylemekte ve ona hiçbir açıklama yapmadan evin altını üstüne getirmeye başlamışlardır. Bu arama sırasında ise Poyraz'ın, çarpışma sırasında çaldırdığı para birden ortaya çıkar ve Poyraz rüşvet aldığı gerekçesiyle göz altına alınır. Bu işin içinde içten içe Mümtaz olduğunu düşünürken ben, Poyraz bir türlü kimseyi inandıramaz ve rüşvet alma suçundan hapse atılır. Tüm bunların üzerine bir de yetmezmiş gibi, Amerika'da alkol tedavisi gören eşinin ailesi Sinan'ın vekaletini mahkemeyle üzerilerine alır. Minik Sinan babasının hapiste olmasının verdiği hüzün yetmezmiş gibi bir de bu hüznü yaşamak zorunda bırakıldı. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, minik afacan da fena döktürüyor... 


Aradan geçen altı ayın sonunda, yattığı süre göz önünde bulundurulan Poyraz dışarı çıkar ve tahmin edileceği gibi oğluna kavuşmanın planlarını yapmaya başlar. Oldukça varlıklı bir medya patronu olan kayınpederi Ünsal'ın evinin önünde oğlunun okula gitmesi için oradan ayrılmasını beklemektedir. Bir süre sonra Sinan şöförle birlikte evden ayrıldığında, sürdüğü taksiyle peşlerine takılır ve yolda bir şekilde Sinan ile iletişim kurup, emniyet kemerini takmasını öğütler. Kırmızı ışıkta bekledikleri sırada ise Poyraz'ın taksisine oldukça üzgün görünen bir kadın biner... Bu kadın ise biraz önce çalıştığı hastaneden istifa eden ve beş yıl önce girdiği uyuşturucu koması sebebiyle ölen kardeşinin acısını hala atlatamamış, Ayşegül'den başkası değildir. Poyraz, her ne kadar çalışmadığını söylese de, inat bir karakter olan Ayşegül taksiden inmeyi reddeder ve macera da başlar. Yeşil ışık yandıktan sonra Poyraz, inmemekte ısrarlı Ayşegül ile çaresiz planını işletmeye koyulur ve bir süre sonra Sinan'ın içerisinde olduğu arabaya arkadan çarpar. Şoför arabadan inip de, Poyraz'la zıtlaştığı sırada Sinan da biraz önce haberleştiği babasının taksisine biner ve bu sefer de bir kovalamaca başlar. Şöför yoldan geçen polisleri Poyraz'ın taksisinin peşine takar, bir süre sonra onlar da bizimkileri köşeye kıstırırlar. Ayşegül neye uğradığını şaşırmışken, şimdi bir de tanık sıfatıyla karakola götürülmektedir. 

Bahtsız bir karakter olan Poyraz, yine her şeyi eline yüzüne bulaştırmıştır. Olan biten her şeyi karakolda olduğu sırada öğrenen Ayşegül ise onun durumuna üzülüp, karanlık bir dünyanın karakterli mafyasını canlandıran babası sayesinde, Poyraz'ı gözaltından kurtarır. 


Hem annesini hem de kardeşini bir bilinmezliğe sürüklemekle suçladığı babasına karşı tüm sevgisi bitmiş gizi gözüken Ayşegül, onunla karşı karşıya gelmekten ne kadar kaçınsa da, kardeşinin beşinci yıl tevhidine gittiği sırada yine karşılaşırlar. "Sen tüm İstanbul'a babalık yaptın ama evlatlarına değil" diyerek suçladığı Bahri'nin ultra alttan alan halleri karşısında nasıl etkilendim anlatamam. Koskoca mafya babası, gözlerinden akan büyük bir hüzünle kızının kendisine sıcak bir ilgi göstermesini beklemekte. İki karakterin bir yerde çatışması olarak yorumlanabilecek bu sahnedeki, naif çizgi gerçekten görülmeye değerdi. Umarım bu rafine dil hiçbir zaman bozulmaz....

Ayşegül babasıyla yaşadığı bu sorunlu karşılaşmanın ardından tekrar karşı karşıya gelmemeye niyetlidir ama yeniden karşı karşıya gelmesi gerekecektir. Bir çalışanlarının askere gidecek oluşu nedeniyle babasının vereceği yemeğe zoraki gidecek olan Ayşegül, öncesinde taksisinde cüzdanını düşürdüğü Poyraz ile konuşur ve onunla akşam cüzdanı almak yönünde planlaşırlar. Akşam olduğunda ise herkes restoranda oturmuş yemek yemekteyken, Ayşegül yurtdışına gitme fikrini açar. Üzerine bir de daha önce evlenme teklifini reddettiği arkadaşı, alkollü bir vaziyette oraya gelince ortam iyice gerilir ve herkes gitmek için ayaklanır.


Dışarı çıktıklarında ise sabah görüştükleri ve uyuşturucu satmak için işbirliği yapmalarını teklif eden kirli mafya babası Zafer'in adamlarını karşılarında bulurlar. Zira oğlunu uyuşturucudan kaybeden Bahri, asla böyle bir şeye bulaşmayacağını söylediği için yoluna taş koymasın diye Zafer onu temizlemek istemektedir. Büyük bir çatışma başlamışken, olan biten her şeyi en başından beri Bahri'yi takip etmekte olan Poyraz'da izlemektedir. Bahri'nin karanlık bir dünyayı yönettiğini, uyuşturucuya da buluştuğunu düşünen Mümtaz takmıştır onun peşine Poyraz'ı ve biraz sonra, Bahri'ye silah doğrultan adam tam onu vurmak üzereyken arabayla ona çarparak hayatını kurtarır. İkilinin birbirlerine dehşet içerisindeki bakışları altında ise birinci bölümün perdesi aşağıya akar... 

Bu mafyanın içerisine doğrudan Mümtaz'ın dahil olduğunu ve Poyraz'ı da oyuncak gibi kullandığını düşünüyorum ben. Yanılıyor da olabilirim ama Mümtaz'dan oldukça yüksek dozda negatif elektrik alıyorum. Bu hayat kurtarma vesilesiyle, ailenin içerisine rahatlıkla sızacak Poyraz'ın hem aşk hem de kendisine bahşedilen(!) görev arasında nasıl bir git-gel yaşayacağı ise oldukça merak konusu. Tüm meraklarımı sıralamadan, tav olduğum Poyraz Karayel'i bundan sonra keyifle izleyeceğimi belirtmek istiyorum. Bölüm başı olmasa da, hakkındaki analizlerim de devam edecek. Herkese kolay gelsin o zaman!..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder