20 Ocak 2015 Salı

Ulan İstanbul: Baskın basanın olacak mı?


Her şey zaten birbirinin içerisine girmişken bir de Firuz'un dahil olmasıyla daha da içinden çıkılmaz bir hal alan Nevizadecilik, çetemizin başını her bölüm daha da büyük sorunların içerisine sokmakta. Dün akşam yayınlanan 30. bölümde de, son ana kadar her şey arapsaçı misali karışmıştı. Firuz dilinden hiç düşürmediği delil CD'sini karakola göndermek için talimatı verdiği sıradaysa istediği sonucu elde etti. Bu sorunlu gelişmeyi yaşamadan atlatan çetemizin ise ondan nasıl kurtulacaklarına dair en ufak bir fikri bile yok... Lafı daha da fazla uzatmadan, hemen bölüm analizine başlayalım derim...

Diziyi geçtiğimiz bölüm, ülke dışına kaçmak için yola çıkan çetemizin yaşadığı büyük şokta bırakmıştık. Kandemir uzun süredir, kızının bulmaya çalıştığı üvey babasını sonunda görmüş ve bu ismin Firuz çıkması beni dahi şaşırtmıştı...

30. bölüm

Hepsi gördükleri karşısında oldukça şaşkın ve bir o kadar da kızgındır. Tabi bu gelişmenin ardından, ülke dışına kaçma fikri de yeniden rafa kalkmıştır. Kandemir her ne kadar onlara, "siz gidin" diyip bir taksiye atlayıp yola çıksa da, taksi Firuz'un evine varmadan bizimkiler minibüsle oraya çoktan(!) varmıştır. Bu taksiciler hakikaten fazla para almak için çok dolandırıyor adamı yahu!.. Kandemir onları görünce bir sakinler ve hep birlikte bu durumu da aşacaklarına söz verirler ve yine hiçbir şey olmamış gibi konağa dönerler... 


Sabah olduğunda herkes oldukça gergin bir şekilde Firuz'un bu kadar ileri gitmiş olmasından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirip, kendi kendilerini dolduruyorken birden kapı çalar. Ve elbette gelen Firuz'dan başkası değildir. Onu gören Kandemir her ne kadar aşırı sinirli bir profil çizmiş olsa da, böyle ayaklanıp en azından bir üstüne yürümesini beklerdim ben. Herkesin onu sakinleştirmek için bir süre uğraşmasını falan isterdim ama öyle olmadı. Her zamanki arsızlığı üzerinde olan Firuz, gayet geyik modda yeni dümenini anlatmaktadır çetemize...


Rusya'dan tekneyle gelen Alman bir kadını, teknenin işleri hallolana kadar bir-iki gün misafir edeceklerdir ve daha sonra da kadın yine o tekneyle Almanya'ya gidecektir. Aslında buraya kadar her şey gayet sıradan ve çocuk oyuncağı gibi görünüyordur ama tabi bu kadar kolay olması da söz konusu değildir... Firuz'un yanında getirdiği dosyada kadının fotoğrafını gören Yaren saniyesinde kıskançlık krizlerine girmeye başlamışken, yeniden kapı çalar ve hoop Firuz'u alıp Kandemir odasına geçer. 


Gelen bu sefer de Ceyhun'dur. Bir önceki gece takip edip, bir müzik grubu olarak sahne aldıklarını gördükten sonra onlarla ilgili kuşkuları iyice ayyuka çıkmış olarak, elinde bir kutu poğaça ya da açma ile gelmiştir. Ama ne geliş... Ceyhun'u ilk defa bu kadar itici gördüğümü söyleyebilirim ben. İmalı imalı konuşmaları sürekli Derya ile yakınlık kurma mücadelesi derken, adamdan bir anda soğudum. Çayını içtikten sonra herkesin önünde Derya'yı dudaklarından zorla öpüp gitmesine yorum dahi yapmıyorum!.. Açıkçası bu kadarı biraz fazlaydı. Tamam aileyi araştırıyorsun, hedef tahtasına oturttun da böylesi bir hale girmenin sebebi ne?.. Kendinden olabildiğince tiksindirmek mi derdin nedir?.. 


Ceyhun evden ayrıldıktan sonra çetemiz sahile, Greta'yı almaya gider ve o da bir süre sonra kıyıya yaklaşan lüks tekneden inip bizimkilerin yanına gelir. Saniyesinde Derya ve Yaren'i -azgın- tavırlarıyla çileden çıkartan Greta'yı eve getirdiklerindeyse tek dostu Çomar ile sohbet eden Hayati onları görür. Ve perde!.. Hayati koştura koştura Maşuka'nın kuaför salonuna ortalığı karıştırmaya gider. Bizim kıskanç Maşuka ise söz konusu kişi Kandemir olunca ve yanında da güzel bir kadın olduğunu duyunca hemen konağın yolunu tutar. Eve vardığındaysa, seyreyle cümbüşü!.. Yaren ve Derya'nın odasında kalacak olan Greta, telefonda biriyle kaçmalı maçmalı konuştuğu sırada eve gelen Maşuka'nın gürültüsüne bağırarak odadan dışarı çıkar. Maşuka onu gördüğü andan itibaren hem Almanca hem Türkçe arada da İngilizce giydirmeye başlamışken, şimdiye kadar olabildiğince kaliteli görünmeye çalışan Greta da ondan aşağı kalmaz. Tam ikili saç saça baş başa moduna yaklaşmıştı ki, çaresiz kalan Derya'nın imdadına hemen Yaren yetişti ve ikisini zor bela ayırdı. Greta odasına giderken, Maşuka içerisindeki sızı Hayati de ortalığı karıştırmanın hazzıyla evden ayrılır.,,


Akşam olduğunda da hepsine Şehriban'ın bir sürprizi olacaktır... Alışverişten gelince Servet ile sohbete başlayan Şehriban, ondan bizimkilere gelen misafiri öğrenir. Tabi hemen Türk örf ve adetlerini göstermek niyetiyle mantı yapmaya girişir. Akşamsa Fatma ile hazırladıkları mantıyı almış, konağa gelmişlerdir. Ceyhun'un üzerinde sabahki laubaliliği bakiyken, Şehriban'ın Almanca'ya çevir dediği her şeyi hakaret olarak Greta'ya yağdıran Maşuka tam bir bombaydı... 


Yemek bittikten sonra bizimkiler gitmek için aşağıya iner ve Maşuka hiç gitmeme niyetinde olsa da, zoraki gider. Tabi gitmeden önce, çalan telefonuyla konuşan Greta'ya kulak misafiri olur. Greta'nın uslu, sabah erkenden bir yere gideceğini öğrenen Ceyhun'un da onu takip etmeden 'durmaya' niyeti yoktur...


Sabah olduğunda tam da telefonda konuştuğu gibi yapar Greta; zira yanındaki elmasla kaçmaya niyetlidir... Karşı yatağında, gece gördüğü rüya sonrası dayanamayıp gelen Maşuka yatıyordur ve ona hissettirmeden giyinip, süslenip ev sınırlarını aşar. Ama bu sefer de Ceyhun'a yakalanır. Onu gideceği yere bırakma teklifini kıramayan Greta arabaya biner ama Ceyhun'un, Bahadır ve onun üzerinden bizimkiler hakkında bitmek bilmeyen sorular sorması üzerine, hemen arabayı kenara çektirip iner. Tabi Ceyhun bu durur mu, Greta'yı takibe başlar ancak bu takip sırasında çalan telefonu, onun izinin kaybetmesine sebep olur. 


Greta telefonda konuştuğu adamla sonunda buluşur; onun evde olmadığını fark eden bizimkilerin ise etekleri tutuşur. Ama çözüme ulaşmaları için çok da didinmelerine gerek kalmaz. Önceki gece Karlos onu Bahadır'ın bilgisayarının başında görmüştür ve Bahadır da hemen bilgisayarını alıp neye baktığını kontrol eder. Greta, harita üzerinde bir yerleri aramıştır ve bizimkiler onun aradığı yerler üzerinden gittiği yere ulaşır ama geç kalmışlardır. Çanakkale üzerinden Yunanistan'a kaçma planları yapan Greta ve sevgilisi, nakit sıkıntısını gidermek için satmaya çalıştıkları jiple birlikte oradan ayrılmıştır. Onları gören bir adamın bunu söylemesi üzerineyse yeniden yollara düşerler. Adamın oto yıkamacısından, bir satılık araba ilanına ulaşırlar. Telefonunu aradıklarında da durumu bağlarlar. Adam oldukları yerin adresini verir ama Greta bizimkileri tanıdığından, hiç görmediği Tuncay pazarlık yapmaya gidecektir. 


Yanına aldığı bir çanta sahte parayla verilen adrese giden Tuncay, arabada kadının olmadığını görünce bu sefer bizimkiler yana yakıla onu arabanın olduğu caddenin etrafında aramaya çıkar. Tam buldukları anda da, Greta onları fark eder. Hemen sevgilisinin yanına koşar ve Tuncay'dan aldıkları bir çanta dolusu parayla taksiye binip oradan uzaklaşırlar. Tabi öncesinde Tuncay adamın kimliğiyle birlikte, geniş açı vesilesiyle kredi kartı numarasını da çekmeyi başarmıştır. Kredi kartı ile yolda harcama yapmaları durumunda, izlerini şık diye bulacaklardır. Zira öyle de olur... Yanlarındaki bir çanta parayla yol üstünde bir restorana yemeğe giden ikili, hesabı öderken paranın sahte olduğunu öğrenir ve adam kredi kartını kullanmak zorunda kalır. Bizimkiler harcamanın yapıldığı adrese vardığında, Greta'nın lavaboya gittiğini görür. 


Ve bundan sonrası, klasik Türk filmi sahnesi kokmaktadır. Lavabonun çıkışında eter koklatıp bayılttıkları Greta'yı, buldukları(!) bir halıya saran çetemiz oradan kolayca sıyrılır. Tam Firuz ortalarda hiç kimsenin görünmemesinin siniriyle, bizimkilerin suç delili CD'yi Ceyhun'a göndermeye niyetlendiği sırada da çıkagelirler... Greta tekneye bindirildikten sonra, bir ekşın daha sona erer. Tabi kadın zorla gittiği için içleri parçalanmaktadır bizimkilerin ama bir yerde elleri kolları bağlıdır...


Her şey şimdilik durulduğu sıradaysa, başka bir bomba sahne ile biter bölüm. Aslında fragmanda gösterilen şekliyle değil de daha erken bitti... Ceyhun ve Esra, nereden şaştılarsa(!) bir aşk filmine giderler. Ne alaka değil mi?.. Bence de 'kel alaka' ama bu sahnenin öncesinde izlediğimiz bir başka sahne için gerekliydi bunu yapmaları n'psınlar!?... Zira aynı filmi, aynı sinema, hatta salonda Derya ve Ferdi de sarmaş dolaş bir halde izlemeye niyetlidir!.. Ta ta ta!!! Fragmanda Ceyhun ve Esra onları görmüştü ama bölüm tam onların sinema salonuna girip, yerlerini aradığı sırada perdelerini indirdi... 

Bu sayede gelecek bölümün baskınını, fragman vesilesiyle iki hafta öncesinde görmüş olduk! Bakalım sarmaş dolaş olan ikilinin kardeşlikten öte bu halini, Ceyhun ve Esra nasıl yorumlayacaklar... Zaten Nevizadeler'in başına ne gelecekse bu aşk yüzünden gelecek!.. Ayrıca değinmeden geçemeyeceğim, Servet'in bu bölüm verdiği sosyal mesajlar yine oldukça dozunda ve yerindeydi. Dizinin kamu vicdanı olan Servet'i izlemek, bu söylemleri sebebiyle daha keyifli oluyor kesinlikle... Tabi tüm bunları bir kenara bıraktığımızda, dizideki büyük düşüşe değinmek gerekiyor. Geçtiğimiz hafta reytinglerde, tüm kategorileri onuncu sıranın gerisinde tamamladı Ulan İstanbul ve böyle devam etmesi halinde, Kanal D'nin mevcut politikası sebebiyle ne kadar daha ekrana tutunabileceğini tahmin etmek çok zor. Yapım bir an önce ne yapılması gerektiğini düşünmeli ve uygulamaya da geçmeli. Zira bu gözler, Ulan İstanbul'un harcandığını görmek istememektedirler...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder