27 Ocak 2015 Salı

Ulan İstanbul: Ceyhun'la karşılaşmadan asla!


"Ceyhun ve bitmek bilmeyen karşılaşmalar" konulu bir bölümle daha karşımızdaydı Ulan İstanbul. Malum olduğu üzere, Ceyhun'un görevlendirildiği tüm olaylar çetemizle bağlantılı ve dün gece son ana kadar karşı karşıya gelmeseler de, finali yakalanmayla kapattık. Ceyhun'a sinir olmamak artık elde değilken, bir adamı yok yere hapse göndermek için çaba sarf eden çetemize de az biraz ayar olmadım değil. O adamı hapse geri göndermek yerine, Firuz'u köşeye sıkıştırmaya çaba harcasalar her şey sona ererdi herhalde...

Diziyi geçtiğimiz bölüm bir sinema baskınında bırakmıştık, hatırlarsanız. Yeniden Ceyhun'un başrolde olduğu bu baskının failleri ise Derya ve Ferdi ikilisiydi... 

31. bölüm

Bölüm bu sahneyle başladı ve iki hafta önce verilen fragmanda(!) yaşananları izlemeye koyulduk. Esra ve Ceyhun, iki arkadaş olarak aşk filmi izlemeye karar vermiş ve tam da aynı sinemada bulunan, yetmezmiş gibi aynı aşk filminde karar kılan Derya ve Ferdi ile yine aynı salonda film izlemeye başlamışlardır. Bir süre sonra Esra, ikilimizi görür ve Ceyhun'u dürtükler. Pek de nahoş olmayan bu görüntünün ardından, çalan telefonla birlikte Ceyhun ve Esra salondan ayrılır. Firuz'un eski bir tanışı hapisten şartlı salınmıştır ve onunla görüşmesi ihtimaline karşın göz hapsinde tutulacaktır. Elbette bu görevi üstlenecek kişiler de bizim iki sevimli(!) polisimizdir...


İçerisinde 'Firuz' geçen açmaz her konunun çözümlenmesi noktasında malum artık çetemiz devrede olmak zorunda ve restoranın çalışma ofisinde önceki günü kritik ederlerken, çözümlemeleri gereken yeni açmazla birlikte Firuz çıkagelir. Muammer Coşkun adında hapisten şartlı salıverilmiş eski bir tanıdığının, yeniden hapse girmesini istemektedir. Onun başına bela olmasından korkan Firuz, çetemizin başına bela olmak tehdidiyle sorgulanmaksızın istediğinin yerine getirilmesi noktasında kararlıdır. Elbette çetemizin de eli kolu bağlı, bu isteğini yerine getirmeyi kabul etmiştir. Muammer çabuk sinirlenen ve en ufak olayı büyüten yapısıyla meşhur olduğundan, kolayca bu konunun üstesinden gelebileceklerini düşünmektedirler ama bir o kadar çok yanıldıklarını anlamaları da uzun sürmez. 


Zira Muammer, tekrar hapse girmemek için resmen kendisini arındırmıştır. Çabucak sinirlenen yapısını bir kenara bıraktığını görmemiz için de, daha hapishaneden çıkar çıkmaz bir vukuat bile izleriz. Omzuna çarpan ve bir gayret atarlanan bir adama karşı oldukça alttan alan bir profil çizmektedir. Durum böyleyken, her şeyden habersiz kolay bir iş olduğu düşüncesiyle Tuncay ve Bahadır'a devredilir konu. Adamı olabildiğince kızdırmaları gerekmektedir ama gittikleri hamamda ne yaparlarsa yapsınlar bunu başaramaz ikilimiz. İnsanı deli eden hal ve hareketlerine rağmen, Muammer onlara hiçbir şey yapmaz. 


Restorana geri döndüklerinde, bu kadar kolay bir şeyi beceremedikleri için herkes onlara kızarken; olayı devralan Yaren ve Karlos da başaramazlar onu kızdırmayı. Adamın evinin altını üstüne getirdikleri halde, ağzını açıp "gık" demedi yazık. Tabi onlar gelmeden önce, evin önünde pusu kurmuş bekleyen Ceyhun ve Esra ikilisinin birden karnının acıkıp, görevlerini bırakıp yemek yemeye gittiklerini not düşeyim...


Başaramamış bir şekilde Karlos ve Yaren de gelmiştir ve sıra Ferdi'ye geçer. Adam tam evden çıktığı sırada, Tuncay'ın arabasıyla önünü keser ve serseri imajının altına gizlediği ağza alınmayacak küfürleri savurduğu halde adamı kızdırmayı başaramaz. Yetmez, arabasının üzerine çıkar sileceğini kırar ama Muammer, kendisine hakim olmaya kararlıdır. Ferdi de pes edip geri döndüğünde, daha derin bir plan yapmaya koyulur bizimkiler... Bu arada, Ceyhun ve Esra'nın bu sırada olay yerinde olduğunu ancak "görülmek" korkusuyla arabanın camından dahi kafayı uzatmadıklarını, bu vesileyle Ferdi'yi fark etmediklerini de not düşmeden olmaz. Görselerdi de muhtemelen, Kilimci Hüsrev Ağa'nın oğlu zannederlerdi ya neyse...


Çetemiz için hiçbir şey yolunda gitmezken, Şehriban için de hiçbir şey yolunda gitmemektedir. Zira kuaför açan Maşuka'nın resmen kobayı haline gelen Şehriban, ona yaptığı ağdanın ardından elini, kolunu, ayaklarını doğrultup da yürüyemez hale gelmiştir. Gülmekten altıma kaçırmama ramak kalan bu sahnelerin ardından, gelin başı yaptırmak için gelen gelinin üzerindeki gelinliği-o nasıl bir cümle oldu yahu-, aylar öncesinden kaynanasının aldığını duyan Şehriban bir telaşa kapılır ve o da Derya'ya bir gelinlik vermenin derdine düşer. 


Almanın demiyorum dikkatinizi çekerim. Zira Şehriban, Derya'ya kaynanasının kendisine düğününde giymesi için verdiği gelinliğini vermeyi düşünmektedir. Evde Fatma ile birlikte gelinliği incelerken, aldığı gazla giymeye çıktığındaysa; gelinlik dikişlerinden patlar... Şehriban gelinliği terziye dikmesi için götürürken, kuaförde ilk gelin başını mükemmel bir şekilde yapmanın gururunu yaşayan Maşuka, başka planlar içerisindedir... 


Çetemiz Muammer'i, kendi paçalarını kurtarmak için hapse göndermeye mahkumdur ve bu sefer de gittiği gece kulübünde onu sinirlendirmeye çalışırlar... Önce Karlos yanındaki sevgilisine, daha sonra Ferdi kız kardeşine sulanır ama Muammer, sükunetini korur. Sırada Yaren ve Derya ikilisi vardır. Adama yapmadıklarını bırakmazlar ama tık yok... En son alkollüyken kafası bin beş yüz olan Bahadır'ı salarlar üzerine ama o da başarılı olamaz. Bu arada biz izleyicilere, Muammer'in limona karşı verdiği tepki gösterilir. Zira bölümün sonuna hazırlanmamız istenmektedir. Bu detayın ardından, onlar başaramadıkları yeni planlar silsilelerinin hüznüyle mekandan ayrılırken, Kandemir Maşuka'nın kuaföründe elden gitmeme mücadelesi vermektedir... 


Çırağı ile kurdukları planla Kandemir'i kuaföre getirmeyi başaran Maşuka, dışarıdan kapıyı kitletir ve kirli fantezilerini uygulamaya sokuverir.... Kandemir ne yapacağını bilemezken, Maşuka'nın ateşli hallerini izlemek oldukça komikti. Demet Gül'ün resmen döktürdüğü bu sahnelerde, Maşuka sonuç olarak istediğini elde edemedi ve Kandemir'i oraya gelen Bahadır ve Tuncer onun elinden kurtardı. 


Minibüsle ormanlık bir arazide seyahate çıkan çetemizin diğer dört ferdi ise aracın bozulmasının ardından yolda kaldı. Yol üzerinde buldukları bir çiftlik evine oda kapısı açarcasına rahat bir şekilde sızan dörtlümüzün ateşli flörtleşmeleri, Derya ve Yaren'in uykusunun gelmesiyle bölündüyse de daha sonra Ferdi ve Karlos'un onları korkutmasıyla koyun koyuna uyumayı başarırlar. Bu arada elalemin evine girip, parmak izi bırakma korkusunu zerre taşımamalarına ise hayran kaldım!..


Sabah olduğunda bizimkiler Muammer'i son kez çıldırtmanın planlarını yaparken, Şehriban Derya'ya vermek istediği gelinliğin konusunu açar Ceyhun'a... Gözle görülür bir şekilde Derya'dan soğuduğu-ya da kuşku duyduğu- belli olan Ceyhun ise gelinlik mevzunu bir süre rafa kaldırmasını ister annesinden. Tabi Şehriban bu durmaz, dağ evinden dönen Derya ve Yaren'in onu ziyaretlerinde konuyu açar. Gelinliği giymesi için de Derya'ya bin bir baskı yapar ama başarılı olamaz. Bu başarısızlığın ardından, çetemizin başarısına meylederiz...


Muammer'in komşusu kılığında, yeniden kılık değiştirmiş bir vaziyette karı kocayı canlandıran Ferdi ve Derya gelir önce. Hamile olan karısının doymayan karnını, doyurmaya gelmişlerdir. Muammer onları içeri alır ama gelenlerin ardı arkası kesilmez. Daha sonra onların anne babası kılığına giren Yaren ve Karlos'u görürüz. Yaşlanmış ve ellerine bastonu almışlardır. Tam dolapta ne bulduysa toplayıp salona yanlarına gelen Derya döke saça onları yerken, bu sefer de Tuncer çıkagelir. Bir başka komşusu olduğunu ve evine hat çekmek istediğini söyler. Adamın duvarlarını delik deşik eder ses çıkartmaz. En son duvarı yıkmayı teklif eder, Muammer ona da "tamam" der. Artık bizimkiler pes etmiş, Muammer ise giderken; Tuncer aldığı limonu hüzünle yemeye başlar. Tabi Muammer'de de bununla birlikte ipler kopmuştur ve ta ta, limona karşı aşırı hassas olan Muammer, Tuncer'i bir güzel haklar ve gelen polisler tarafından gözaltına alınır-karaktere hayat veren Ruhi Sarı şahaneydi, tebrik ediyorum kendisini-.


Çetemiz bu sorunu da aşmanın mutluluğunu yaşarken, evde telefonunu unutan Ferdi almak için geri döner. Bu sırada oraya gelen Ceyhun ve Esra ikilisi ise Muammer'in kavga ettiği kişinin  Firuz olabileceğini düşünür ve Ceyhun hemen yukarı çıkar. Ferdi tam telefonunu almış, evden çıktığı sıradaysa Ceyhun ile karşı karşıya gelirler. Bölümün perdesi aşağıya inerken, bu karşılaşmaların verdiği kabak tadı, tüm izleyicilerin damaklarına buram buram yayılır...

Bakalım bu sefer nasıl atlatacak Ferdi. Ceyhun'un onu bir an Firuz sanma ihtimali var ama çok da üzerinde duracağını sanmıyorum. Ferdi, "geçerken, kapı açık kalmış baktım" diyip geçiştirir herhalde. Artık ne olur bilemiyorum, haftayı bekleyelim derim... Bunun üzerineyse son olarak bir konuya değinmek isterim. Ulan İstanbul özellikle son dört bölümdür büyük bir düşüş yaşamakta ve bu düşüşü Kanal D'nin genel tutumuyla karşılaştıran birçok haber sitesi, dizinin 33. bölümüyle final yapacağını duyurdu ama dizinin senaristi Uğraş Güneş birinci ağızdan bunu yalanladı. Şimdilik ne olacağı büyük bir merak konusuyken, nine kılığına girmiş Yaren'in Muammer'e geldiklerinde televizyonda bir dizinin 47. bölümünü izleyeceğini söylemesini bir mesaj gibi aldım ben. Belki ayrıntıda boğuldum, belki de Uğraş Güneş'in verdiği bir mesajı yakaladım; orasını bilemem. Bildiğim bir şey var ki, o da bu diziye en azından sezon sonuna kadar yazık edilmemesi gerektiği... Bakalım zaman bize ne gösterecek... 

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder