18 Şubat 2015 Çarşamba

Aşk Yeniden: Oyundan gerçeğe...


Bu sıra yeni başlayan tüm diziler için bunu yazıyorum ama gerçekten uzun zamandır merakla beklediğim bir işti Aşk Yeniden. Hem hikayesi hem de kadrosuyla, bunu hak ediyordu bana göre ve geçtiğimiz hafta ekrana gelen ilk bölümüyle, yersiz bir merak hissettirmediğini kanıtladı. Elbette bazı pürüzler ve göz yoran detaylar da vardı ama dün akşam yayınlanan ikinci bölümü, resmen efsaneydi. İki bölüm arasındaki uçurum, diziyi tam da beklenen o seviyeye yaklaştırdı ve gelecek için de büyük bir umut verdi bizlere...

Kadro

Dizinin oyuncu kadrosu, Özge Özpirinçci (Zeynep), Buğra Gülsoy (Fatih), Tamer Levent (Derin Şevket), Tülin Oral (Gülsüm), Lale Başar (Mukaddes), Didem Soydan (İrem), Mert Öcal (Ertan), Mert Öner, Can Sipahi (Orhan), Su Burcu Yazgı Coşkun, Orhan Alkaya, Nazlı Tosunoğlu, ve Nilay Deniz'den (Selin) oluşmakta. Süreç Film imzası taşıyan Aşk Yeniden'in yönetmen koltuğunda Ersoy Güler otururken, senaryosunu Ersoy Güler, Ramazan Demirli ve Gülbike Sonay Üte Ayık kaleme alıyor.

Hikayeye bakış

Oldukça ilgi çekici bir hikayeye sahip olan Aşk Yeniden, ayrı dünyalara ait iki insanın bir uçak yolculuğu sırasında birleşen hayatlarını konu ediyor ve asıl komedi de bundan sonrasında başlıyor...


Zeynep, sevdiği adamın peşinden ta Amerika'ya kaçabilecek kadar gözü kara bir karakter ve onu her şeyden çok sevmesinin hiçbir şeye çözüm olmadığını anlaması, ondan hamile kalmasıyla paralel olarak gelişti. Zira Ertan, baba olmaya hazır değildi ve aklına gelen ilk şey de hamileliği sonlandırmak olmuştu... Tabi Zeynep duydukları karşısında büyük bir hüsran yaşarken, ona yalvaracak tiyniyette birisi değildi ve çok da bir şey demeden yanından uzaklaşmaya başladı... İsteği peşinden gelip, babalığı kabul etmesiydi ama olan bu değildi; artık tek başına mücadele edecek ve çocuğunu kendisi büyütecekti... 

Aradan geçen uzun zamanda Zeynep'in bebeği doğmuş ve ona bakabilmek için bir kafede çalışmaya başlamıştır... Ama yine bir gün dur durak bilmeden kafede çalışırken, bakıcısı anlaştıkları zamanın dolduğunu bahane göstererek bebeğini getirir ve bırakıp çekip gider... Bu manzarayı gören despot müdür ise onu işten derhal sepetler... Artık çaresiz Türkiye'ye dönmek zorunda kalmıştır... 

Bindiği uçakta, durmaksızın ağlayan oğlunu susturmak için gittiği tuvalette ise çaresizliğine ama en çok da sevdiği adamın onu düşürdüğü hale ağlıyordu Zeynep şimdi de. Haksız da sayılmazdı ve bir süre daha tuvalette kaldıktan sonra birinci sınıf yolcularının arasından, yerine doğru ilerliyordu ki; uçak türbülansa girdi ve o kucağında Selim varken, bir adamın kucağına düşüverdi. Korku ve telaşı bir arada yaşarken, kucağına düştüğü adam yani Fatih onu sakinleştirmeye çalışıyordu...


Fatih... Soyu Osmanlı sarayına kadar uzanan Şekercizade ailesinin iki varisinden birisi ve daha çocukluğunda, geleceğine dair tüm kararlar verilmişti; hatta evleneceği kız bile belliydi... Tabi ona kimse bir şey sormadığından, o da her seferinde bu kaos ortamından kaçmaya çalışıyordu ama yine tam da bir kaosun ortasındaydı. Zira, daha çocukken kararı verilen nişan yapılıyordu şimdi... İrem eşsiz güzellikte ama o güzelliği tümden örtecek kadar büyük olan kibriyle, Fatih'e hiç cazip bir eş adayı olarak gelmiyordu. Nitekim nişanlandıktan bir süre sonra, bin bir bahaneyle Amerika'ya gidip kendisini bu durumdan kurtarmış; hatta aşık bile olmuştu. Ama tam da sevdiği kıza evlilik teklifi yaptığı sırada, beklenmedik bir gelişme olmuş ve teklifi reddedilmişti. Fatih elinde yüzük, yanında da bakıcının getirdiği bebeğiyle çaresizce ne yapacağını düşünen Zeynep; o an birbirlerinden ve dertlerinden habersizken şimdi aynı uçağın içerisinde, hatta kucak kucağaydı!.. 


Yolculuğun bundan sonrası yan yana geçti onlar için. Kötü bir tanışma olmuş, hatta Zeynep ona sapık bile demişti ama bu adam alttan almaya çok meraklı görünüyordu. O uyuyakalmışken, bebeğine bakacak kadar da merhametliydi... Uzun yolculuk boyunca birbirlerine hem başlarından geçenleri hem de ne yapmak istediklerini anlatan ikili İstanbul'a indiklerindeyse Fatih, Zeynep'e bir teklifte bulundu... Zeynep yolculuk sırasında babasının karşısına bebeğiyle çıkabilmek için 6 ay zamana ihtiyacı olduğunu söylemişti ve Fatih ona bu zamanı, kendisiyle birlikteymiş gibi davranarak geçirmeyi teklif etti. Zeynep önce bir afalladı ama en az onun kadar Fatih de çaresizdi, malum başında bir İrem belası vardı ve onu ancak bu oyun kendisinden uzak tutabilirdi... Her ikisi de zor durumdayken, birbirlerine yardımcı olmaya karar verdiler ve bundan sonrası, oyunun gerçeğe dönüşünün ilk adımlarıydı... 


Fatih'in evlerine vardıklarında böyle lüks ve şaşalı bir hayat beklemeyen Zeynep şaşkındı ve evden içeri ilk girdikleri andan itibarense olaylar başlamıştı... Evde Fatih'in dönüşü için düzenlenen bir kutlama varken, elinde bebeği içeride dolaşan Zeynep'e kimse anlam verememişti. Tabi planı hayata geçirdiklerindeyse, olaylar olaylar... Aile, özellikle de Fatih'in annesi Mukaddes bu birlikteliğe ölesiye karşı çıkacak saflardan birisiyken, evin geri kalan fertleri pek de şikayetçi değillerdi. Hatta, torunları sandıkları Selim'in adını öğrendiklerinde tümden yelkenler suya inmişti. Zira Selim, Fatih'in babaannesinin ölen kocasının ismiydi... Orada bir fire hariç her şey yolunda giderken, havalimanında Zeynep'in geldiğini gören ama tam da kaçtığı adamla yeniden ortadan kaybolduğunu düşünen Orhan, her şeyi mahvedecekti...

Zira hemen durumu dayısına yetiştirmiş ve olaylar çığrından çıkmıştı... Derin Şevket asabi kimliğiyle nam salmış, herkese kök söktüren bir balıkçıdır ve haliyle Zeynep'in kaçıp gitmesine oldukça sinirlenmiştir. Geri döndüğünde de evi yerine, kaçtığı adamla gitmesi iyice hiddetlendirir onu. Ertan sandıkları Fatih'i bir gün trafikte alıkoyar ve tekneye getirirler... Tabi tam da bu sırada hiçbir suçu olmadığı halde cezası kesilmek istenen Fatih, kurtulmak için ona bir torunu olduğundan bahseder. Şevket ise bunu duyduğunda, torununu getirmesi karşılığında onu öldürmekten vazgeçer... 


O Zeynep'i alıp evlerine götürdüğünde de, hiç beklenmedik gelişmeler yaşanır ve babasının kendisini hala affetmediğini gören Zeynep, evden çeker gider. Peşinden giden Fatih'le arabada bu sebeple kavga ettiğindeyse, anlaşmalarını bozup şimdi de arabadan iner ve bir taksiye binerek uzaklaşır. Fatih peşinden gidip, babasının barınağına sığınan Zeynep'i bulur ama bu sefer de Orhan çıkagelir ve yeni olaylar patlar. Zira Orhan, Sinan'ı dayısının talimatıyla kaptığı gibi kaçırmıştır. Daha sonra da onlar bebeğin kaçırıldığını zanneder ve günün sonunda Şevket, yeniden Zeynep ile karşı karşıyadır. Bu karşılaşmanın sonrasında, hiç de hoşlanmadığı Fatih'in ailesinden kızını kaçırmaya niyetlenen Şevket; bu girişimde trafik kazası geçirip hastanelik olmuşken, Gülsüm'ün fikriyle ondan Zeynep'i istemek için evlerine giden herkes de hastaneye gelmiştir. 

Zeynep'i hastanede isterler ama Şevket yine yapacağını yapar ve kısasa kısas düşüncesiyle, Fatih'in kız kardeşini yeğeni Osman'a ister. Tabi kısasa kısasın ikinci perdesi, kızını kaçıran kişi sandığı Fatih gibi kızı kaçırmak olur... Bu ise üçüncü bölümün bombası olarak hazırda beklemektedir... 

Eleştiri-yorum-


İlk bölüme oranla hikayenin yakalanması açısından daha az bahsettiğim ikinci bölüm, tam bir efsaneydi ve dizinin geçtiğimiz hafta aldığı birinciliği, bu bölümün pekiştireceğini düşünüyorum. Bunun yanında Zeynep'in nasıl birden Amerikan vizesi alabildiği ve orada geçerli bir çalışma izni bile olduğunu sanmazken, çocuğunu nasıl doğurduğunu vs. deşmiyorum hadi. Ama ilk bölümdeki ergen tavrının, ikinci bölümde sert Karadenizli kızına evrilmesinden çok memnun kaldım... Fatih'e gelirsek, kolay aşık olan bir karakter gibi ve neredeyse daha ilk karşılaşmalarında bakışlarından, aşk okunuyor gibiydi. Daha sonra bu durum pekişti ve evlilik oyunları, gerçek bir evlilik yolunda ilerlemekte şimdi. Zira Zeynep de artık ona boş değil... İki ana karakterimizden dışarı çıktığımızda ise kadroda hiçbir pürüz görmediğimi söylemek isterim. Yalnızca Mukaddes karakterinin biraz teatral canlandırıldığını düşünüyorum. Evet sahneleri komik ama daha gerçekçi olmasını, komik olmasına yeğlerim... 

Aşk Yeniden, şahane müzikleri ve özellikle de ikinci bölümüyle had safhada hissettirdiği romantik komedi havasıyla, bu sezon reytingleri siler süpürür... Dilerim bu enerjisinden bir şey kaybetmez ve ilerleyen bölümlerde bizi hem aşka hem de komediye bol bol doyurmayı başarır. Yolları açık olsun!..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder