15 Şubat 2015 Pazar

Kiraz Mevsimi: Sevgililer Günü


Dün akşam sevgililer gününe özel bir bölümle ekrana geldi, Kiraz Mevsimi. Hem romantizm hem de bir dolu aksiyonun içerisinde, Ayaz ve Öykü'nün maceralarını izlemek ise pek güzeldi. Çiftimize özel bu bölümün, analizinde de sadece onlar olsun istiyorum ve bu yüzden, yazı boyunca onların sahnelerini okuyacağınızı baştan belirteyim...

Diziyi geçtiğimiz bölüm Ayaz'ın, Öykü için gökten temsilen indirdiği yıldızlarda bırakmıştık ve ikilimizin yeniden bir araya gelmesinden duyduğumuz sevinçle de bölüm sona ermişti. 

32. Bölüm

Bölüm geçen hafta bıraktığımız yerden başladı ve ikilimiz, yaşanan zorlu sürecin ardından yeniden kavuşmanın mutluluğunu yaşıyordu... Biraz sonra ise Öykü, ondan elektrik tasarrufu bahanesiyle ışıkları kapatmasını istedi ve bize kırptığı gözle, romantik sahnelerin mesajı verilmişti... Ayaz'ın ışıkları birden söndürmesi sonrası, karanlık içerisinde kalan Öykü zor da olsa bahçeyi geçmiş, eve gelmişti ki; asıl sürpriz tam karşısında duruyordu. 


Ayaz evin her yerini mumlarla bezemiş, şimdi de o romantizm dolu anlara; masallarla bezeli özel bir makarna tarifi eşlik ediyordu...

"Bir zamanlar ülkenin birinde bir prens varmış -makarna-, çok yakışıklıymış ve bir prensese deli divane tutkunmuş; sonra bir gün kötü bir cadı gelmiş ve bir büyü yapmış, sonra prenses prensi unutuvermiş. Hayatının tüm tadı kaçıvermiş, onsuz hayatı bir hiçmiş; aynı haşlanmış sade makarna gibi tatsız, tuzsuz ve eksikmiş. Sonra prensesin gülüşünü düşünmüş -tereyağı-, sonra gözlerini-krema-, sonra da sesini-o hardal sos olabilir-... Birden hayatın tüm tatları geri gelmeye başlamış-pişirilir-. Sonra sevgilisine ait her şeye karışmak ve onunla bütün olmak istemiş-makarna sosla buluşur-. Ama prenses olmadan makarna hala eksikmiş ve sonra prenses gelmiş-tuz- tüm güzelliğiyle, güzel gözleriyle prense bakmış-karıştırılır-. O zaman her şey tam olmuş-servise hazır-..."


Herhalde bir makarna tarifi ancak bu kadar farklı verilebilirdi. Ayaz romantikliğin doruklarında gezerken, çiftimiz mutlulukla dolu bu gecenin tadını çıkartıyordu... 


Sabah olduğundaysa, bambaşka sürprizler serisi bekliyordu Öykü'yü; zira bugün sevgililer günüydü... Burcu ile birlikte İlker'lerin restoranına gittikten bir süre sonra siyah takım elbiseli, kırmızı kravatlı birisi geldi ve Öykü'ye, Ayaz'ın sürprizini göstermek istediğini söyledi. Bu oraya getirilemeyecek kadar büyük bir sürprizken, Öykü dışarı çıktığında karşısında gıcır mı gıcır bir otomobil duruyordu. Adı İlyas olan bu takım elbiseli genç ise gün boyu ona özel şoförlük yapacaktı... Daha sonra Öykü arabaya bindi ve İlyas onu bir tango kursuna götürdü... 


Öykü ne olduğunu anlamlandırmaya çalışırken, tango hocası çoktan gelmiş ve ona ders vereceğini söylüyordu. İşinin gerçekten zor olduğunu söylediği tango hocasının pes etmeye hiç niyeti yokken, şimdi de hocanın Öykü'ye bahsettiği partneri gelmişti; Ayaz... İki yaramaz, her ne kadar hocayı çıldırtsa da, zehir gibi akılları sayesinde hareketleri hemen kapıvermişlerdi(!).. Kurstan çıktıktan sonra ise Ayaz ofise giderken, Öykü yeniden arabaya binmiş; İlyas'ta olan gün boyu gidilecek yerler listesinin sıradaki adresine doğru yola çıkmışlardı... 


Sıradaki adres kuafördü... Öykü arabadan inmeden önce, Ayaz'ın gökten yağdıracağı olası bir sürprize-çiçek- kendisini hazırlıyordu ama yağan sadece yağmurdu... En az Öykü kadar çok konuşan İlyas'ın bu sahnelerdeki şaşkınlığı görülmeye değerken, şimdi Öykü'nün kuaförle olan mücadelesini izliyorduk... Ayaz onunla da konuşmuş ve nasıl bir saç şekli yapması gerektiğini öğütlemişti ama Öykü, yapılan saçtan hiç memnun görünmüyordu. Tabi Ayaz'ın kendisine gönderdiği elbiseyi gördükten sonra şikayetleri bırakıp kendisini birden kuaförün güvenli kollarına bırakması, kimse için şaşırtıcı olmadı...


Kuaförün ardından çiftimiz yeniden buluşmaya hazırdı ve Ayaz yanında İlker'e aldırdığı gerdanlık ile arabaya bindiğinde, benzer bir sürpriz de onu bekliyordu. Zira Öykü de biz içerisinde ne olduğunu görememiş olsak da, ona benzeri bir kutu içerisinde hediye almıştı... Onların tam öpüşüp koklaştığı sırada ise arabaya, sevdiği kızın abilerinden kaçan bir adam bindi. Bizimkilerden korkuyla hemen gazlamalarını isterken, biraz tereddüt etseler de bu isteği geri çevirmediler... 


Bu özel günde onları kavuşturabilmek için, yapılacak düğün öncesi kızı kaçırmayı planlıyordu şimdi de bizimkiler ve gelin alayının olduğu mahalleye geldiklerinde de Öykü ve Ayaz çekilen halaya dahil olarak, planı başlattı... Öykü halay sırasında aniden damadı yeni fark etmiş gibi yapıp, evli olduğu ithamını ortaya atınca ortalığın karışmaması imkansızdı ve bu karışıklıktan faydalanan İlyas'lar gelini alıp kaçırdı... Kız kardeşlerinin kaçırıldığını gören abiler çılgına dönmüşken, hedef haline gelen Ayaz ve Öykü arkalarına bakmadan topuklamaya başladılar ve bu koşturmaca hiç bitmeyecek gibi göründüğü sırada, kahraman İlyas arabayla gelip onları tehlikeden uzaklaştırmayı başardı... İlyas'ın görevi sona ermiş ve vedalaşmıştı bizimkilerle ama birazdan tekrar ona işleri düşecekti...


Akşam olduğunda hazırlanıp, yemek yiyecekleri mekana gittikleri fayton üzerinde romantik dakikalar geçirirken çiftimiz; birden Ayaz'ın telefonu çaldı ve gidecekleri mekanda yangın çıktığını öğrendi. Tüm plan suya düştü diye karalar bağlamaya hazırlanırken o, şimdi sırada Öykü'nün hesapta olmayan sürprizi vardı... Fayton geldiği gibi geri dönerken, sabah vedalaştıkları İlyas da bir telefonla sevgilisini bırakıp yanlarına gelmişti... 


Gözleri bağlı bir şekilde arabaya binen Ayaz, ne olacağının merakı içerisindeyken; Boğaz'a geldiler ve Burcu ile Emre'nin açıkçası romantik gecelerini mahvedip, sevgililer gününü kutladıkları tekneyle Kız Kulesine gittiler... Öykü, nerede olduklarını algılamaya çalışan Ayaz'ın gözlerini sonunda açmıştı ve tam da şimdi bizi ateşli bir tango bekliyordu...


İçeriye girdiklerinde oldukça romantik, ışık oyunlarıyla bezeli bir tango gösterisi başlamıştı bile... Hem Ayaz'ın hem de Öykü'nün bir derste alimi oldukları(!) tango figürleri resmen ağlarken; yukarıdan yağan güllere, birbirleriyle buluşan dudakları eşlik ediyordu... Bu ateşli öpüşmeyle birlikte bölümün perdesi, aşağıya inmişti bile...

Tam sevgililer gününe yakışır bir bölümdü izlediğimiz. Elbette normal şartlarda deşilmesi gereken birçok olay örgüsü var ama sırf Kirazcanlar için çekilen bu özel bölüme çok da kulp takmak istemiyorum diyelim... Bu arada, İlyas karakterine hayat veren arkadaşın kesinlikle kadroya dahil edilmesi gerekir bana göre. Gerçekten ayrı bir renk kattı ve diziye büyük katkıları olabilir... Ve son olarak, fanlarına bu kadar değer verdiği için senaristlerimiz başta olmak üzere yapımcı Asena Bülbüloğlu'na tebriklerimi iletiyorum. Başka kaç yapımcı bunu yapar ki?..

Beklenen Kral

3 yorum :

  1. Bu dizi kalplere zarar onu söyleyim evde kalma sebebim ayaz olucak gercekte böyle ilişki varmı bu bir aşikar ama olsun ben kendimi dizi karakterinin yerine koyuyorum dün tangomu yaptım hediyemi aldım kalbim ağzımda carptimi çarptı .Kral bu güzel yorumunun üstüne ancak bunları yazdim iyiki varsınız diziler daha zevkli dizi ertesi daha keyifli oluyor artık kaleminize sağlık teşekkür ediyorum saygilar :-))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vay sen baya, Ayaz'ını beklemişsin dün gece... Ama hemcinsi olarak söylüyorum ki, öyle bir erkek olduğunu sanmıyorum evrende. :D Varsa eğer, sevgilisi ya da evlendiği kadın çok şanslı demektir. :)

      Asıl güzel yorumuna ben teşekkür ederim, sağol.

      Sevgiler... :)

      Sil
  2. Bencede yoktur dünyada ayaz gibi bir erkek

    YanıtlaSil