1 Şubat 2015 Pazar

Kiraz Mevsimi: Sözlücüm...


İlk bölümlerde aldığımız tadın, bu kadar kısa sürede nasıl geri geldiğine şaşırarak izlediğim bir bölümle ekrana geldi dün akşam Kiraz Mevsimi. Hikayedeki akış, diyalogların gerçekçiliği ve en önemlisi de dram ve komedi arasındaki denge gerçekten şahaneydi... Özellikle bu denge çokça bozulduğu için izlemeyi bırakmıştım diziyi ve o bağın geri kurulması da imkansız gibiydi benim için. Ama artık aynı keyfi alabiliyorum ve bir dizinin yeniden parlayışını izlemek çok keyifli. Elbette bunda en büyük pay yeni senaristlerimizin, üçünü de en içten dileklerimle tebrik ediyorum...

30. bölüme gelirsek, büyük bir kaosun hakim olacağı izlenimiyle oturdum ekran karşısına. İçerisinde bir isteme sahnesi ve Öykü-Ayaz kavuşması vardı ama hayal olabileceğini sandıklarım gerçek, gerçek olmasını beklediklerimse birer hayalden ibarettiler... Bu ters köşeye insan haliyle seviniyor. Zira özellikle Mete ve Öykü arasındaki evlilik bağının, bir bilinmezliğe doğru ilerlemesi korkusunu derinden yaşamaktaydım. İkinci senarist grubumuzun aslında çok da nereye varacağını tahmin etmeden yazdıkları bu evlilik sahnesinde kabak, yeni senaristlerimize patlamıştı ama onlar güzel bir manevra alarak o kabağı çok lezzetli bir tatlıya dönüştürdüler... Bize de keyifle yemek düştü haliyle...

30. bölüm

Bölüm mahkeme sahnesiyle açıldı ve tam da Mete'nin arsızlığından beklediğimiz üzere, Öykü'den boşanmayı kabul etmedi. Herkes bunun şokunu yaşarken, bu şoka eşlik eden öfkesiyle Ayaz onu mahkeme salonundan çıkar çıkmaz attığı yumrukla yere devirip, hıncımızı almayı ihmal etmedi tabi. Mete'nin umutsuz bir vak'aya dönüşmesine gerçekten üzüldüğüm sahnelerdi ayrıca bunlar. Karakter iyice karakterinden ödün verdi zira ve bu da Ayaz'ın, Öykü'yü isteyeceği geceye kadar sıçradı bu anlarda... 


Ayaz onu isteme planından çoktan vazgeçmişti bile. Hatta yetmiyormuş gibi, gidiyordu da bilinmezliğe. Tabi Öykü dayanamadı arabaya atladı ve bir sinir harbi eşliğinde izledik onları. Sonrasındaysa bir kaza ve ayılmayan Öykü'ye bir şey olduğu korkusuyla yardım arayan Ayaz vardı karşımızda... Tam bu sırada ise bir şeyler olmaya başladı ve birden Öykü'yü yatağında bulduk. Bölümün başından beri izlediğimiz tüm sahneler geriye sarıldı ve ta ta hepsi rüyaydı!.. Meğersem bizim kız çoktan Mete'den boşanmış. Tabi rüyasının etkisinden çıkamayan Öykü'nün bu halleri, rüyasındaki bazı parçaların bir araya gelme ihtimalinin habercisi gibiydi...

Öykü rüyasının etkisi ve korkusuyla, rüyanın odak noktası mektubu aramaya başlar ve rüyasında olduğu gibi bulamaz. Mete'ye liseye giderken yazdığı bu aşk mektubunun, Ayaz'la arasının açılmasına sebep olacağını düşünmekte, haklı çıkmasıysa uzun sürmeyecektir... 


Öykü yana yakıla aradığı mektubun derdindeyken, Ayaz onu almaya gelir ve birlikte iş görüşmesi için bir modacının atölyesine giderler. Oldukça yoksul bir mahallede yer alan bu atölye, her ne kadar Öykü'nün hayallerine engel değildiyse de, Ayaz biraz şüpheyle yaklaşır görünmektedir. Atölyeden içeri girdiklerinde de, Öykü'nün karşısına kreasyonundan bir parça ilişir. Kendi çizimi elbisenin cansız mankenin üzerinde olduğunu gördükten sonra girdiği sinir harbiyle ise elbiseyi mankenin üzerinden çıkartmaya çalışır ama atölye çalışanının direnmesiyle bunu başaramaz. Ayaz'ın gözüneyse bu sırada duvarda asılı olan portreler arasından annesininki ilişir. Bu kıyafetin orada olmasının nedenini bu durumda annesine bağlayan Ayaz, duvarda tüm ünlü modacıların portrelerinin asılı olduğunu gören Öykü'nün hışmına uğrar elbette. Bu konunun Önem'le bir ilgisi yoktu gerçekten ama bambaşka şeyler saklıydı içerisinde...


Öykü çılgına dönmüş çizdiği kıyafetin orada olmasına sürekli veryansın ederken, atölyenin sahibi de gelir. Elbette etkili bir giriş olmaz ve Öykü ile Ayaz'ın hışmına uğrar. Tabi Mehmet de biraz arsız, önemsemez bile başkasının kıyafetinin orada olmasını... Yaşanan küçük gerilimin ardından bizimkiler orayı terk eder. Tam bu sırada da Öykü'nün telefonu çalar ve Önem hemen moda evine gelmesini ister. Ayaz'la birlikte moda evine gittiklerinde ise Önem'in yeni bir iş teklifiyle karşılaşmanın şaşkınlığını yaşar haliyle. Tabi önce yine Şeyma'nın asistanlığını yapacağını zanneder ama Önem, onun işten ayrıldığını söyler. Bu Öykü için geri dönüş vesilesi olmaz ve teklifi kabul etmez... Önem olanlar karşısında çılgına dönmüş, bizimkiler ise çoktan moda evini terk etmiştir... 


Sırada ise Öykü hanımı isteme girişimi beklemektedir. Sürekli tekrar tekrar gördüğü rüyanın etkisinden bir türlü çıkamayan Öykü, akşam gerçekleşecek isteme töreninden köşe bucak kaçmaya çalışıyordur ama başarılı olması mümkün değil elbette. Baş edemediğinde de kendisini odasına kitlemesi kaçınılmaz oldu onun için. Yaptırdığı saç stiliyle beni benden alan(!) Meral, onu oradan çıkmaya ikna etmeye çalışır ama başarılı olamaz. 


Ayaz ve sevgi ahalisi-Burcu, Sibel, Emre, İlker- eve gelip de onun odaya kendini kitlediğini duyunca bozulur ama Ayaz'ın, kapısını kırıp Öykü'yü odadan çıkarması çok da zor olmaz. Öykü üzerinde pijamaları mutfakta kahve yapmakla meşgulken, içeride de kız isteme acelesini bir türlü üzerinden atamayan İlker, kahve gelmeden Öykü'yü istemeye çıkacak kadar heyecanlı bir profil çizmektedir. Tam bu sırada ise evin kapısı çalar ve gelen Ayaz'ın evine gittiğinde öğrendiği kız isteme törenine son anda katılmaya karar veren Önem'den başkası değildir...


Haliyle herkes onu görünce şaşırır ama Önem, kendisine atılan bakışlara aldırış etmeden Ayaz'ın yanına oturarak kahvelerin gelmesini beklemeye koyulur. Onun geldiğinden habersiz olan Öykü ise elinde kahve tepsisi içeri geldiğinde, girdiği şokun etkisiyle irkilir. Onun orada olmasına kimse bir anlam veremezken, Monica'nın baskıları sebebiyle oraya gelen Önem; Meral'den onu ister... Bu sefer herkes bir başka şoka girer ve duyduklarından sonra Öykü de yere yığılır kalır. Bu sahnelerde ne kadar güldüğümü hatırlamıyorum bile... İstemenin ardından Önem ondan  moda evine geri dönmesini tekrar ister ama Öykü, yeniden reddeder. Bir de üzerine iş görüşmesine gittiği Mehmet'den konuyu açtığında Önem irkilir ve içerisine girdiği bu iki büyük sinirin etkisiyle evden ayrılır. Şok bir şekilde gelen ve aynı şok efektiyle giden Önem'in ardından sıra yüzükleri takmaya gelmiştir...


Önem aşağıya indiğinde, karşısında Mete'yi görür. Elinde Öykü'nün sabah bir türlü bulamadığı mektup durmakta ve aşktan kudurmaktadır!. "Beter olsun!" diye haykırdığımız bu sahnenin ardından, Öykü'nün verildiğini duyan Mete yukarı çıkar. Kapı çalmadan, hayalet misali tam da yüzükler takılırken içeriye girmiştir. Bu sahneye bir anlam veremedim ben ama hadi Önem giderken kapıyı bir hışımla açık bırakmış olsun... Mete elindeki mektubu, Öykü'nün çantasına koyar ve aslında bu sorununun tamamen ortadan kalktığının habercisiyken, Öykü'nün yersiz panikli girişimleri süreci daha dramatik bir hale getirecektir...


Önem ve Şeyma'nın yolları da Öykü'nün gittiği atölyeye çıkar ve Şeyma, Olcay sayesinde orada işe alınmışken, Önem de "oğlumun karşısına bir daha asla çıkma" tehdidiyle Mehmet'in karşısına dikilir. Batık bir modacı olan Mehmet'in, Ayaz'ın babası olma ihtimali bu sahnede devleşir ve aynı gün bir de Öykü'nün uğradığı atölye, bölümün en popüler mekanı oluverir... Mehmet, Öykü'ye kendi markasını yaratma vaadinde bulunur ve onun bu cazip teklifi reddetmesi imkansız bir hal alır. Tabi bunun üzerine onu asiste edecek kişinin Şeyma çıkması Öykü'yü çıldırtır. Şeyma, "çok değiştim" masallarını okurken, Öykü'nün buna inanıp inanmadığını göremeyiz. Göremeyiz ama tahmin edebiliriz, muhtemelen kabul edecektir!..


Yeni sözlü çiftimizin akşam yemeğine gidelim şimdi de... Birlikte yemek hazırlama girişimleri ve diyalogları ikilinin olası bir evlilik sonrası, çok keyifli sahnelerle karşımıza çıkacağını resmediyordu kesinlikle. Tabi onlar yemek hazırlama uğraşındayken, Burcu çıkagelir... Zira Mete kendisine, mektubu Öykü'nün çantasına koyduğunu söylemiştir... Arkadaş sanki Ayaz'ın pantolonun cebine koymuş. Bu ne heyecan, aksiyon, atraksiyon?.. Kendini Öykü'ye fark ettiren Burcu bunu söylediğinde onu da bir panik alır ve Ayaz, Burcu'nun varlığından haberdar olduğunda romantik akşam yemeğinin kaçınılmaz misafiri olmuş olur. İki arada bir derede çantaya koşup mektubu çıkartmalar, yere düşürmeler, köpeğin alıp kaçması, bunu gören Öykü'nün peşinden gitmesi ve Burcu'nun telefonda konuşurken sesli bir şekilde seslendirdiği "mektup" lafını duyan Ayaz'ın işkillenmesi derken, Öykü'nün köpeğin ağzından aldığı mektup Ayaz'ın eline geçer... 


Ve ta ta!.. Okudukları karşısında yersiz bir hayal kırıklığına kapılan Ayaz evden bir hışımla ayrılır. Peşinden de Öykü gider ve bölümün başına gitmiş gibi oluruz.. İkisi de arabadadır ve Ayaz kızgınlığına eş, son sürat hızla arabayı kullanarak Öykü'den hesap sormaktadır. Tam bu sırada karşılarına çıkan kamyonu son anda fark eden Ayaz direksiyonu kırar ve ikilinin arabanın içerisindeki debelenmeleri eşliğinde bölümün perdesi aşağıya akmaya başlar... 


Oldukça keyifli ve -ilk ve son sahneleri dışında da- matrak bir bölümdü izlediğimiz. Komedi ve dramın çok iyi harmanlandığı bölümün sonunda yaşananlardan sonra ne olacağı ise fragmanla ortaya çıktı. Öykü kazanın ardından hafıza kaybı yaşamıştır ama tek unuttuğu kişi Ayaz olur... Bunun altından bir hinlik çıkması kuvvetle muhtemelken, kendisini Öykü'ye hatırlatmak için ilk bölümlerden bu yana yaşadıkları güzel anları izlememizi sağlayacak Ayaz, resmen hafızalarımızı keyifle tazeleyecek. E bir dahaki hafta sonu çabucak gelsin o zaman...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder