19 Şubat 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Affeder mi dersin?


Son sahnelere kadar ki sürede, açıkçası biraz sıkıldığım bir bölümle ekrana geldi Poyraz Karayel. Ya sıkılmaya müsait bir günümdeydim ya da gerçekten akmıyordu bölüm, çözemedim ama tabi bölüm sonu her şeyi unutturdu. İki büyük olayın açığa çıkması, bundan sonra hem Poyraz hem de Sadrettin cephesini oldukça zorlayacak. Ama o olaylardan birinin faili yanlış kişi sanılacak...

Diziyi geçtiğimiz bölüm Sadrettin'in, Poyraz'a kurduğu oyunda bırakmıştık. Bunun yansıması olarak hem Sinan artık babasını görmek istemiyor hem de Ünsal'ın velayet davasında ekmeğine yağ sürülüyordu. Tabi bu hemen pes edilecek bir konu değildi ve bu sefer devreye Bahri girecekti...

7. bölüm

Ayşegül, Sinan'ın telefonunun ardından hemen polis merkezine gelmişti ama içeri girdiğinde karşısında Sema'yı görünce, gerisin geri arabasına gitti. Burada vermesini beklediğimiz tepki, Poyraz ile arasında bir bağlantı kurmasıydı ama öyle olmadı. Ayrıldıklarını sandığı için, Poyraz'la yan yana gelmemek için gidiyordu... O bu kadar safken, bölümün sonunda gözünü açan yeniden Sema olacaktı...


Sadrettin yaptıklarından zerre pişman değildi malum. Zaten böyle bir süreç yaşansın diye yapmıştı her şeyi ve babasını karşısına almaktan zerre çekinmiyordu. Tabi şimdi karşısında bir de Poyraz vardı ve Selim'in yanında silahını çıkardığını öğrendiğinde saldırmaya da girişti ama aralarına Bahri girdi. Poyraz hala yatışmamışken, Bahri adliyeye sevk edilecek Sadrettin'e asla yardım edilmemesi talimatını verdi Sema'ya ama değişen bir şey olmayacaktı tabi. Adam kedi gibi sürekli dört ayağının üzerine düştüğünden, olayın akşamına tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalmıştı bile... 


Poyraz polis merkezinden çıktıktan sonra telefonda konuştuğu Ayşegül'ün yanına gitti. Ona telefonda karakola gelip de Sema'yı gördüğünden bahsedince biraz gerilmişti ama daha sonra şans eseri orada olduğunu düşündüğünü fark edince hemen o da durumu geçiştirdi. Restorana vardığındaysa, büyük bir saçmalama seremonisi izledik ondan... Zira, hem Sinan'ın kendisine darılması hem de Ünsal'ın bu yaşananları kendi lehine kullanacak olması yetmezmiş gibi bir de Sadrettin'in tüm bunlara sebep olmuş olması çıldırtıyordu onu. Hele o gevşek ifadeleri yok mu, ben olsam ben de hiddetlenirdim de Ayşegül'ün suçu ne?.. Kızı masaya daha oturur oturmaz haşlamaya başladı. Bağırma ve çağırmalarını saymıyorum bile. Sırf kendisine yardım etmek için orada olan Ayşegül'e bu yaptığı bence kabul edilemezken, kendisine en yakın kişi olarak onu gördüğünden bunu yaptığını tahmin edebiliyorum. Yine de kabul edilemez!.. Zaten Ayşegül de alttan almayarak tavrını gösterdi ve ona posta koyup çekip gitti. Tabi bu durumda Poyraz, daha da yalnız kalan taraf oldu...

Poyraz'ın yaşadığı üzüntüye yakından tanıklık eden isim ise Bahri'ydi. Malum özellikle geçtiğimiz bölümden sonra onu neredeyse kendisiyle eşit bir konuma getirmişti ve bu durumda da, değer vermemesi imkansızdı. Durum böyle olunca, Sinan'ı geri alabilmesi için Sema ile birlikte Ünsal'ın evine gittiler... 


Sinan da tüm yaşananlardan sonra oldukça mutsuzdu... Babasının böyle bir şey yapmış olmasına hala bir anlam veremiyordu, ona çok da kızgındı ama elinde tableti birlikte çekindikleri fotoğraflara bakmaktan da kendisini alamıyordu. Küçük afacanın bu sahnelerdeki özlem hissi çok kuvvetliydi. 


Onu uzaktan izleyip durumuna üzülen ve tahmin edileceği üzere Poyraz'ın arkasından konuşmaktan geri durmayan Ünsal ise kapının çalışı ardından gelen misafirlere şaşırmakla meşguldü şimdi. "Bu ne cürret" temalı sahneleri izlediğimiz bu anlarda, eve gelen Bahri ve Sema'nın oldukça naif bir konuşmayla sohbete başladığını söyleyebilirim. Tabi onlar alttan aldıkça, Ünsal üste çıkıyordu ve sonunda bu tavrı Bahri'yi oldukça kızdırmıştı. İkili hışımla ayağa kalktığında Bahri, "Meseleleri önce güzel yolla çözmeye çalıştığını ama olmazsa kendi bildiği yolla çözdüğünü söyledi." Buna karşılık Ünsal'ın cevabı, "Tehdit mi ediyorsun sen!" olunca Bahri'nin cevabı çok manidardı; "Ben kimseyi tehdit etmem, henüz o kadar ileri gidebilecek biri daha çıkmadı..." İnsan bunun üzerine ne diyebilir ki?.. Zaten Ünsal da bir şey diyemedi ve Bahri ile Sema bu anın ardından evden ayrılmış, uzaklaşırken onları bekleyen Selim'i fark ettiler... 


Bahri'nin, evde babası hakkında dediği şeyler onu hemen yumuşatmıştı ve bir suçu olmadığına artık inanıyordu ama yine de burnunu sürtmeye niyetliydi tabi... Onunla konuşmalarının ardından giderlerken, Sinan'ın telefonu çaldı ve "Efendim Ayşegül abla" söylemi hemen Sema'nın radarına girdi. Bahri'yi arabaya gönderen Sema henüz telefonu kapatan Sinan'a, Ayşegül'le ilgili sorular soruyordu şimdi de. Sinan ise bir bölüm önce babasının Ayşegül'le uyguladığı planı deşifre etti ve bunu öğrenen Sema, küplere binmiş bir şekilde hemen bir adamını arayıp Ayşegül'ün evine gönderdi...

Poyraz, sabahtan beri yaşadıklarının hala etkisinden çıkamamıştı. Şimdi de elini kolunu sallaya sallaya gelen Sadrettin'i gördüğünde iyice küplere binmekten kendisini alamıyordu. O yine olağanca gevşek modda takılırken, sinirine hakim olamayan ve onunla konuşmak isteyen Poyraz, Zülfikar'ın engellemek istemesine karşın peşinden gidiyordu. Sadrettin yukarı çıktığında ise onu bir bomba bekliyordu resmen. Zira Songül, Kulaksızın oğlunu öldürdüğünü deşifre eden CD'yi nereye koyduğunu bulamıyordu. İkisi bu konuda hararetli bir tartışma yaşarken, dışarıda Poyraz tüm bu konuşmalara tanıklık etmekle meşguldü. Tabi bu tanıklık etme, hiç suçu olmadığı halde bir sonraki bölüm suçlanmasına sebep olacak... Dışarı çıkan Sadrettin, zaten gerginken karşısında Poyraz'ı görünce içinde ne var ve yoksa kusmaya başladı. Tam Poyraz hamle yapacaktı ki, yeniden Zülfikar'ın engellemesiyle karşılaşmış ve çok da üzerinde durmadan çekip gitmişti evden... Zülfikar'ın geçtiğimiz bölüm gece kulübünde yaptıklarına rağmen hala nasıl bir bağlılıkla Sadrettin'i böyle koruduğuna bir anlam veremiyorum ben. Zaten bu adam babasının gözünden düşmüş bir lüzumsuz, sen neden arka çıkıyorsun ona; bırak sürünsün!..


Yaşananların gerilimiyle Poyraz, kendisini affettirmek için Ayşegül'ün evine gitmişti şimdi de... Ayşegül depresif modda film izlerken, cama vuran Poyraz'ı görünce tepkisini perdeyi çekerek gösterdi. Daha sonra balkon kapısını tıklattığında, dayanamadı ve kalkıp kapıyı açtı. İkilinin bol cilveleşmeli bu sahnelerinin ardından, sonunda Ayşegül onu affetmişti; hatta şimdi ilk defa öpüşüyorlardı da... Ve tüm bu anlara, Sema'nın gönderdiği adamı çektiği fotoğraflarla eşlik ediyordu... Bir insan giriş katta oturup da nasıl tül perde çekmez ben anlamıyorum... Villa falan da değil ki, kendi kapalı bir alanın var olsun. Bildiğin apartman dairesinin giriş katı, bu neyin cesareti yani?.. İşte sonra böyle basılır, yetmez üzerine bir de boy boy fotolarınızsınız. 

Ayşegül'e onu sevdiğini söyleyen Poyraz, artık aralarında yalan dolan olmasın düşüncesiyle sabah erkenden Mümtaz'ın yanına gitti. O sorgu sırasındayken içeriye daldığındaysa, muhtemelen gelecekte başını çok ağrıtacak bir süreç yaşanıyordu şimdi... Zira Mümtaz'a her şeyden elini eteğini artık çektiğini ve Bahri'nin de yanında çalışmayacağını söylerken, izleme odasında tüm bu anlar kayıt altına alınıyordu... Adım gibi eminim bunları Mümtaz ona şantaj için kullanacak ama bunu akıl edemeyen Poyraz, karakoldan çıkmış şimdi de Bahri'ye artık yanında çalışmayacağını söylemeye gidiyordu... Bu sırada evde Poyraz'ın hazırladığı kahvaltıyı eden Ayşegül ise Sema'dan gelen telefonun ardından apar topar oraya gitmek için yola çıkmıştı...


Poyraz ve Ayşegül çok yakın aralıklarla eve geldiler ama birbirleriyle yeniden karşılaşmadılar... Sema elinde adamının çektiği fotoğraflar resmen kıskançlıktan kudururken, gelen Ayşegül'e bir şey söyleyeceğinden bahsediyordu. Tam bu sırada ise Poyraz, Bahri'ye istifa ettiğini söyleyecekti ki o, "Biraz sonra söylersin, beni takip et" diyerek Poyraz'ı peşinden götürüyordu... 

Sema, Ayşegül'e restorandaki çatışmadan ve babasını kurtaran taksiciden bahsetmeye başladığında, Ayşegül bu konuşmanın ne anlama geldiğini çözemiyordu ama birazdan Sema o adamı, kendisinin çok yakından tanıdığını söyledi... 


O bunları söylediği sıradaysa, karşıdaki müştemilattan Sefer elini tuttuğu Sinan'ı çıkartıyordu ve oldukları müştemilatın ince perdeleri arasında onu gören Ayşegül'ü büyük bir şok dalgası kapladı. Onlar eve doğru ilerlerken, şimdi de evden önce babası ve arkasından da Poyraz'ın çıktığı görmüş, şok dalgası yerini büyük bir hüsrana bırakmıştı... 


Ve Ayşegül yaşadığı hüsranın, Sema ise onun gerçeği öğrenmiş olmasından duyduğu hazzın etkisindeyken; Poyraz karşısında gördüğü Sinan'a hasretle sarılmakla meşguldü... Bahri güzel yolla halledemediği meseleyi, kendi bildiği yolla çözmeye karar vermiş ve Ünsal'ın patronunu kafalamıştı. Bu durum karşısında çaresiz kalan Ünsal ise Selim'in orada olmasına izin vermek zorunda kalarak, "çaresizleri" oynuyordu. Tüm bunlar yaşanırken Poyraz, Bahri'ye bırakın yanından ayrılmak istediğini demeyi; diğerleri gibi "baba" demeye bile başlamıştı... 


Onların konuşması devam ederken, sonunda Sema ve Ayşegül müştemilattan çıkmaya karar vermiş; Ayşegül'ü karşısında gören Poyraz ise şimdi onun girdiği şoku yaşıyordu... Bahri onu Ayşegül'le tanıştırdıktan sonra içeri geçmişken, Poyraz kendini affettirme peşindeydi ama artık yemezdi... 


Bahri, Sema ile birlikte odasına geçmiş ve biraz önce masasında gördüğü CD'yi izlemeye hazırlanıyordu. O an izleyeceklerdi aslında ama hem Ayşegül hem de Poyraz'ın gelişleri, bunu sekteye uğratmış; beni de "işte şimdi gelip Sadrettin bulacak" endişesi kaplamıştı. Ama öyle olmadı... CD hala bilgisayarın içerisindeydi ve kayıt ekrana düştüğünde, Sadrettin'in façasını tutuşturacak anlar akıyordu... Herkes şoka girmiş, gördükleri karşısında şoktan çok nefret hissi uyanan Bahri ise ayağa kalkmış; olağanca şiddetli ve gür bir ses tonuyla "Sadrettin" diye haykırırken, bölümün perdesi aşağıya aktı... 

Son sahnelerine kadar sıkılmaya başlamışken, tam kendimi bulduğum an bir sonraki bölümü beklemek çok sıkıyor canımı. Şimdi bir hafta bekle ki, gelsin!.. Fragmanı anlatmayacağım ama sadece bu CD meselesini Sadrettin, Poyraz'dan bilecek ve asıl savaşları da o zaman başlayacak. Bunun yanında Ayşegül'ün, Bahri'nin kızı olduğunu öğrenen Zafer'in bundan sonraki hamlelerini çok merak ediyorum. Zira artık sadece aşık olduğu kadın değil, aynı zamanda düşmanının da kızı var karşısında. Daha önceki analizlerde de dediğim gibi, Zafer ona zarar vermez ama onun üzerinden hem Bahri hem de Poyraz büyük zarar görecekler... Tabi bunu da bize zaman gösterecek... 

Ve son bir şey; yazı içerisinde gördüğünüz fotoğrafları bir Smart TV uygulamasıyla çekiyorum ve genelde Twitter'da da paylaşıyorum. Attığım bu twitleri RT'lemek yerine, fotoğrafları alarak twitler atan Limon Film Kurumsal Twitter adresine ise buradan teessüflerimi bildiriyorum... Zira aynı sahneleri, milim şaşmadan yakalamış olamayız... Anlamadığım, RT'lemek nezaketini göstermek çok mu zor? Ne yani, illa fotoğrafların üzerine kullandığım tacı mı basayım?..

Beklenen Kral

3 yorum :

  1. Çok güzel bir yazı olmuş takipteyim aynen devam

    YanıtlaSil
  2. ayşegülün izlediği filmin adı nedir acaba poyrazın dediğinden hiçbir şey anlamadım

    YanıtlaSil