26 Şubat 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Şimdi ne olacak?


Geçtiğimiz bölüm sonlara doğru açıldığından şikayet ettiğim Poyraz Karayel, bu bölüm başından sonuna heyecan ve gerilim doluydu... Sadrettin yüzünden hedef tahtasına oturtulan Zülfikar, Sefer ve Taş kafanın durumu büyük bir belirsizlik taşıyacakken; onlardan bağımsız olarak Poyraz'ı, bölümün sonunda özellikle beni hiç şaşırtmayan acı bir sürpriz bekliyordu...

Diziyi geçtiğimiz bölüm hem Ayşegül'ün, Poyraz hakkındaki her şeyi öğrendiği hem de Bahri'nin, Sadrettin'in işlediği cinayeti izlediği anda bırakmıştık. 8. bölüm ise tamamen bu iki konu üzerinde dönecekti... 

8. Bölüm


Bahri, izlediği görüntü karşısında şaşkınlığını ama daha çok da kızgınlığını koruyamıyordu. En çok da Kulaksıza yapılan onca şeyin sonrasında, adamın haklı olmasına içerlemişti. Kulaksız haklıydı ve o adamın bir de eline zarar vermişlerdi... Aklından tüm bunların geçtiğini çok rahat algıyabildiğimiz Bahri, şimdi de olağanca şiddetli bir ses tonuyla Sadrettin diye haykırıyordu. Tabi Sadrettin'in gelmesiyle okkalı bir tokat yemesi de bir oldu... Yaptığı şey sadece kendisine zarar vermiyordu çünkü, babasının onca zamandır koruduğu onuruna en çok da şerefine zarar getirmişti. Bu ölümleri haklı çıkarmaya çalışan Sadrettin'in, bir sonraki adımı ise Sefer, Zülfikar ve Taş kafayı ateşe atmak oldu. Dışarıda onun ötmesinden çekinen Sadrettin ve Zülfikar, şimdi Bahri'nin gözünde Sadrettin'den farklı bir yerde değildi. 


Bunca zaman onu kandıran insanlara bir daha güvenmesi zor görünüyorken, haksızlık yaptığına inandığı Kulaksızla yüzleşmek için Sema'nın tüm engellemelerine rağmen, tek başına evine gidiyordu... Oraya gittiğinde ise geçtiğimiz bölüm kendisine verilen kurbandan memnun olan Kulaksızın söylemleri karşısında, her şeyi açıklamaktan vazgeçmiş gibiydi. Orası muallakta bırakılmakla birlikte, altından bir şey çıkması da olası... 


Poyraz hayal kırıklığına uğrayan Ayşegül'e kendisini affettirme derdindeydi ve trafikte bir türlü onu durdurmayı başaramayınca da son çare olarak, Sinan ile birlikte evine gittiler. Kapıyı açmak istemeyen Ayşegül, sonunda inadı kırılıp açtığında; Poyraz ne derse desin ikna olmayacağı kesin gibiydi. Nitekim Poyraz'ın anlattıklarına bir türlü ikna olmuyordu ve son anda söylediği, "şimdi senin rüşvet almadığına ben nasıl inanacağım?" sözü gerçek manada Poyraz'ı yaraladı ve Sinan'ı da alıp evden ayrıldı. Bölümün başında konusu açılan bu rüşvet mevzusu ise bölümün sonunda en azından Poyraz penceresinde açıklığa kavuşacaktı... 


Bahri tarafından silinmekten korkan Sefer ve Zülfikar, malikanede Sadrettin'den hesap soruyorken, kocasına yaraşır bir eş olduğunu kanıtlayan Songül'ün tüm suçu Poyraz'ın üzerine atması beni hiç şaşırtmadı açıkçası. Odalarında bu olasılığı reddeden Sadrettin'in şimdi köşeye sıkışınca hemen kabullenmesi ise karakterine çok güzel bir göndermeydi. Tabi malikaneye gelen Poyraz bunu reddedip, üzerine bir de Sadrettin'in tam Kulaksızı yakalamışken yaptığı telefon görüşmesi sonrasında saldığını açıklaması günün en büyük gollerinden birisiydi... "Eğer seni bitirmek istesem, o zaman bitirirdim" diyen Poyraz'a, Sadrettin'in diyecek bir cevabı yokken; herkes bu duyduklarının şokunu yaşıyordu... Rezil Sadrettin... 


Sadrettin yeniden köşeye sıkışmıştı ama malum ki, kedi gibi dört ayağının üzerine düşmesiyle meşhur. Zira tüm bunlardan da sadece otelle ilişiğinin kesilmesiyle kurtuldu. Sefer ve Zülfikar ise Bahri'nin davetiyle oturdukları yemek masasında, "artık başınızın çaresine bakın" söylemini duymanın şokunu yaşıyordu... İkisi için tüm umutlar kesilmiş gibi görünürken, otel idaresini Poyraz'a verdiğini söyleyen Bahri, Sadrettin'in kuyruğuna yeniden bastı tabi... Önce onun gazını alıp, ardından da Poyraz'la konuşmak için dışarı çıktığındaysa kalbi tüm bu yaşadıklarına daha fazla dayanamadı ve yere yığıldı. Poyraz'ın haykırışları içerisinde herkes başına toplanmış, şimdi de hep birlikte onu hastaneye götürüyorlardı...


Kalp krizi geçirmemiş, küçük bir spazm atlatmıştı... Poyraz'ın, onun davet ettiği akşam yemeğine gitmeden önce apartman görevlisi aracılığıyla kendisine ulaştırdığı özel defterini okuyan ve gözyaşlarına hakim olamayan Ayşegül ise kendisine haber vermek için arayan Sema'nın telefonlarını bir türlü çıkmıyordu. Bu sefer Poyraz devreye girdi, babasının durumunu bildiren bir mesaj attı. Mesajı görür görmez Poyraz'ı arayan Ayşegül hemen hastaneye, ardından da doğruca yavaş yavaş kendisine gelmeye başlayan babasının yanına gitti... Durumunun çok mühim olmadığı ama bundan sonra dikkatli olması gerektiğini söyleyen doktora bu anlarda, "benim işime yaramıyor, kalbimi sökün ona takın" diyen Zülfikar ise yeniden gönül teline dokunmuştu herkesin... 


Ayşegül'ün ise odada hemen çıkmak isteyen babasına, bir süre hastanede yatması gerektiğini ve onun da başında bekleyeceğini söylediği anda, Bahri'nin yüzündeki ifade inanılmazdı... Neredeyse spazm geçirdiğine sevinir bir halde görünürken o, bir gün sonra eve gidebilecek kadar iyi durumdaydı... 


Eve geldiklerinde, Bahri karşısında Sefer ve Zülfikar'ı görünce yeniden çekip gitmelerini söyledi ve çaresiz evden çıkmışken ikili, Poyraz'la birlikte müştemilatlardan birine konuşmaya gitti... Poyraz, Mümtaz'a görüntülerle ilgili her şeyi anlatmış ve o da gidip otelin güvenlik müdürünü zorla konuşturarak, bunun altında Zafer'in avukatının olduğunu öğrenmişti. Şimdi tam ikisine bunları söylerken, içeriye egosunu bir türlü yanından ayıramayan Sadrettin girdi... Poyraz kendisi öğrenmiş gibi her şeyi anlatıp oradan ayrıldıktan sonra da, duydukları karşısında iyice Sadrettin'den tiksinen Sefer ve Zülfikar, "bir daha asla onunla işleri olmayacağını" söyleyip avukatı bulmaya gitti... 


Poyraz malikaneye döndüğünde onu gören Ayşegül, "eve gideceğini" söyleyerek ayaklandığında Bahri hemen Poyraz'a, onu eve bırakmasını söyledi. Sema atlayıp, "ben taksi çağırırım" dediyse de şimdi Poyraz'ın sürdüğü arabadaydı Ayşegül... Onunla ilgilenmiyor gibi görünürken, konuşmaya başlayan Poyraz'a tepki olarak arabayı durdurmasını söyledi ve aşağıya indi. Peşinden giden Poyraz, "artık babasıyla çalışmayacağını ve akşam gidip konuşacağını" söylüyordu ama gün dönüp de akşama çaldığında, tam da Ayşegül'ün karşısında Bahri'ye bambaşka şeyler söylemek zorunda kalacaktı...


Zira akşam malikanede Sema ile birlikte özel bilgi ve belgelerin yer aldığı kasaya gittiler ve kasa açıldıktan sonra o çalan telefonuna bakarken, Poyraz yerleştiriyordu koyulacakları... Bu sırada kasanın içindekiler dikkatini çekti ve eline aldığı zarfın içine baktı... Fotoğraflardaki kişi Mümtaz'dan başkası değildi, Poyraz girdiği şokun etkisiyle şimdi de üst rafta duran dinleme kasetlerine bakıyordu... Bu sırada Sema ondan Bahri'nin odasındaki çantasını isteyince durumu fırsat bilip, kasetlerden bir kaçıyla kasetçaları alıp çalışma odasına gitti ve orada onu büyük bir sürpriz bekliyordu... Başına gelen tüm felaketlerin sorumlusunun Mümtaz olduğunu öğrenen Poyraz, nasıl kullanıldığını flashbackler eşliğinde gözünün önünden geçirirken; yanına gelen Sema'ya çaktırmadan birlikte tekrar kasanın olduğu odaya giderek her şeyi yerine koydu... 


İçeriye geçtiklerinde, Ayşegül'ün de geldiğini gördük ve şimdi de Bahri ile Poyraz konuşmak için oturmuşlardı... Ayşegül de Sema ile birlikte her şeyi görüp duyabilecekleri biraz ötede otururken, Poyraz lafa girdi ve "Oğlumu geri almam için yaptığınız her şeye teşekkür ederim. Ve ben bundan sonra sonra size hizmet etmekten onu duyacağım, baba" dedi. Ayşegül neye uğradığını şaşırmış, Bahri ise olağanca gururlanmıştı... Poyraz ise göz göze geldiği Ayşegül'e, bakışlarıyla onurunu kurtarmak için bunu yapmak zorunda olduğunu haykırırken, bölümün perdesi aşağıya akıyordu...

Poyraz çok bilinmeyenli bir denklemin göbeğine oturdu kesinlikle şimdi ve ne yapacağına çok iyi karar vermesi gerektiğini biliyor. Bu süreçte de Bahri'nin yanında olması gerektiği kaçınılmaz.. Mümtaz'ın en başından beri bu işlerin tam da göbeğinde olduğunu tahmin ettiğimden, ben yaşananlara şaşırmadım açıkçası ve Poyraz'ın bu saflıkla nasıl polis yapıldığını da bir türlü anlayamıyorum... Ayrıca Sefer, Zülfikar ve Taş Kafanın durumu nasıl çözülecek hiç bilmiyorum. Avukatı bulup sorgulamaları neye çare olacak anlamadım. Zira bu yalan söyledikleri gerçeğini hiçbir zaman değiştirmeyecek... Açıkçası geleceğe dair her şey karanlık şuan dizide ve her hafta biraz daha aralanacak perdenin arasından yaşananlara göz atmak için meraklanmaktan başka yapabilecek bir şeyimiz yok... O zaman biz de merakla bekleyelim derim ben...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder