8 Mart 2015 Pazar

Kiraz Mevsimi: İddianın bedeli


O kadar yoğun bir bölüm izledik ki, kafam açıkçası kazan gibi. Hadi biz izlerken böyle olduk ya bu sahneleri yazan senaristlerimizin durumu nece olmuştur çok merak ediyorum. Bu arada senaristlerimiz demişken, bu hafta Eda Tezcan'ın da senaryo ekibine katıldığını yazayım. En son Aşk Yeniden'in ilk iki bölümünde kalemini konuşturan Tezcan'a, tekrar hoş geldin diyor; başarılar diliyorum. Kiraz Mevsimi'ne gelirsek, çok eğlendik, güldük, kızdık ama bölüm sonunda, daha çok üzülmek düştü her birimize. Tabi bir çoğunuz gibi bunun çıkmaz sokak olduğunu kesinlikle düşünmüyorum; dün geceki bölümün yeni olaylara ve heyecanlanacağımız sahnelere gebe olduğu açık...

Diziyi geçtiğimiz bölüm, Mete'nin kurmayı planladığı derin tezgahın tam da göbeğinde bırakmıştık. Bu tezgahtan, Şeyma'nın aslında yine bencillikle attığı bir adımla kurtulacağımızı düşünürken; geçtiğimiz analizde dediğim gibi, o an olmasa bile başka bir zaman ortaya çıktığında daha çok nasıl baş ağrıtabileceğini gördük bu bölümün sonunda...

35. Bölüm

Mete, Öykü ve Ayaz'ın tanışmalarından girdiği sözü; Ayaz ile olan iddiasına getirdiğinde, işlerin sarpa saracağı açıktı ama o yanındaki Şeyma faktörünü elbette atlamıştı. Zira kaydı açtığında girilen iddianın değil, Öykü'nün 12. bölümde Ayaz'a hazırladığı "Aşıklar Kavuşması"nın görüntüleri ekranda belirmişti... Mete'nin ne kadar erkek olduğunu ise onu lafı getirdiği yeri anlayan Ayaz'ın dışarı çıkardığı sahnede gördük. Öykü için her şeyi göze alıyor -sözde- ama işine gelmediğinde hop, çevir kazı yanmasın. Ona ne desem boş, çok iyi tanıdığımız karakterinden ancak bu kadar ödün verebilirdi...


Sonunda Öykü ve Ayaz arasındaki ilişkiye çomak sokmaktan vazgeçen Sakız ve Salih cephesinde ise her şey güllük gülistanlıktı malum; hatta Öykü'nün çeyizleri bile hazırlanmaya başlamıştı. Ta ki gelenekçi Sakız, herkesi zorla çeyiz alışverişine sürükleyene kadar... Açıkçası bu sahnelerde Sakız'ı gram yadırgamadım. Çeyiz alışverişi dendiğinde bunların hepsinin yapıldığını erkek halimle, ben bile biliyorum ama sosyete Önem; geçmişini unuttuğundan sorun çıkartmaya çok yakındı. Nitekim, bir süre sonra sorunun ağ babası pehdah oluverdi... Gittikleri bujitericide yaptıkları alışverişin parasını yarı yarıya ödemek isteyen Sakız'a, "durumunuz ortada" diye laf sokan Önem; biraz sonra onun gözlerine sıktığı parfümle neye uğradığını şaşırdı. Tabi altta kalamazdı ve o da bir kutu pudrayı Sakız'ın yüzüne boca etti. Sonuç ise tam bir hüsran olmuş, Sakız aradaki sözü bozmuştu... 


Her şey yeniden kaosa dönmüşken, yaşananlar sonrası İlker'le bir meyhaneye kafayı çekmeye giden Ayaz'ın; bir sonraki yaptığı Öykü'lerin evinin önüne gidip, onu sevdiğini herkese haykırmak oldu.-Bu sahneler öncesinde verilen, "alkollü araba kullanılmaz" mesajı da oldukça yerindeydi...- İlker ve Ayaz, Emre'nin ayarladığı kamyonun diyafonundan yol boyu, "Fesupanallah" şarkısını söyleyerek geldiler ama mahalleye vardıklarında Ayaz'ın kafası yavaş yavaş durumu çark etmeye başladı. Tabi İlker'in bir şey çark ettiği yoktu ve camdan sarkarak, "Öykü!" diye bağırması en azından beni şaşırtmadı. Onu içeriye zorla sokarlarken, biraz önce kapattıkları diyafonu totosuyla açan İlker; başka bir hengameye sebep olacaktı şimdi de...


Evde dışarı çıkmayı bırak, telefonla konuşmasına dahi izin verilmeyen Öykü; masum pozlarda meyve yerken evin içini dolduran, "Fesupanahhal" şarkısına Salih'in tepki vermemesi elbette imkansızdı. "Söke'de hiç böyle şeyler olmuyor"dan girdiği muhabbetin sonunda cama geldiğindeyse, onu bambaşka bir sürpriz bekliyordu... Zira şarkıyı kapatan bizim haşarılar, şimdi de o ve Sakız'a giydirmeye başlamıştı. Duydukları karşısında haliyle sinirlenen Salih, elinde şemsiye aşağıya indiğinde bizimkilerin girdiği şekil ise tam bir efsaneydi. En çok da o an güldüm zaten... 


Dışarıya zorla çıkarttığı Ayaz'ı şemsiyeyle dövmeye çıkan Salih'i her ne kadar Meral ve Öykü engelliyor olsa da kafasına bir tane yemesine mani olamadılar ve zar zor kamyonun kasasına atlayan Ayaz, kaçarlarken "Öykü'yü veriyor musun Salih dede?" diye haykırmayı ihmal etmiyordu. Salih ise elbette, "Vermiyorum ulan!" demeyi... Dimyata pirince giderken evdeki bulgulardan oldu resmen Ayaz...


Bu sahnelerin ertesinde ise onun için tek çare, Öykü'yü kaçırmak gibi görünüyordu... Burcu, Sibel, İlker ve "Sevgililer Günü" bölümünden hatırladığımız İlyas, bu planda baş aktörlerken, her birinin ortaya koyduğu oyunculuk mükemmeldi. Özellikle de, "Dizilerde eteri koklayıp birden bayılıyorlar" diyen İlker'in bunu yaparak bayıldığı sahne çok iyiydi. Akıl küpüsün resmen İlker... 


Burcu ve Sibel evde üzerilerine düşeni yapıyorken, sırada Ayaz'ın bir kargo arabası ve kıyafetiyle gel dediği İlyas vardı. Kargo arabası yerine süslettiği pembe bir gelin arabasıyla gelen İlyas, yukarı çıktığında Öykü'yü kargocu bahanesiyle aşağıya indirmesi pek de kolay olmadı. Zira Salih de peşine takılmış, aşağıya inmeye çalışıyordu. İşte tam bu anlarda, doğum sancısı tutmuş gibi bağırmaya başlayan Sibel çare oldu ona. Salih onun bağırışları ardından yanına dönmüş, İlyas da Öykü'yü aşağıya indirmişti... 


Tüm bu aksiyonun üzerine kaçma planını duyan Öykü, korkuyordu ama Ayaz attığı gibi sırtına gelin arabasına götürdü onu. Seslerini duyan Salih ve Sakız yeniden cama çıkmıştı ancak Ayaz çoktan gazlamış gidiyordu bile...


Öykü'nün pişmanlığı ise kısa sürdü. Birkaç dakika sonra, gelin arabasında olmanın tadını çıkartıyordu. Tabi bizim süslü gelin arabası, çorak bir araziye geldiklerinde yolda kaldı ve arabayı ittirmeye çalışan Ayaz'ın üstü başı tamamen battı. Şimdi de devreye, "Beyaz Doğan'lı bir kovboy" girdi. Bizimkilerin yanına gelip, evleneceklerini duyunca köyün muhtarı olduğunu ve onları evlendirebileceğini söyleyen adamın peşinden; muhtarlığa gittiler...


Biraz sonra da evlenmiş olarak, bir otele gelmiş ve odalarına yerleşmişlerdi. Tabi başlarındaki dertten habersizdi ikisi de. Zira Önem'in eline Mete'nin asıl izlettirmek istediği kayıt geçmiş ve izledikten sonra, Ayaz'ın tüm bu aşk gösterilerinin iddia sebep olduğunu düşünmeye başlamıştı. Aradığı Ayaz'dan istediği geri dönüşü alamayan Önem'in bunu öğrenmesi demek, bir süre sonra her şeyin ortaya çıkması demekti ve ikilimizin; oldukça naif ve birbirlerine olan aşkın her şehvetin önüne geçtiği sahnelerde önce kapıya jandarma dayanmış, ardından da Önem'in Ayaz'ı tekrar aradığı telefonu açan Öykü, gönderdiğini söylediği mesajda ne yazdığının merakına kapılmıştı... 


Muhtar olduğunu söyleyen çakma kovboyun aslında gerçek muhtarın aklını yitirmiş kardeşi çıkması sonrası, evli olmadıkları ortaya çıkan çiftimize baskına gelen jandarmanın ifade almak için aşağıya çağırdığı Ayaz; onları gerçekten kandırıldıklarına ikna etmeye çalışıyorken, yukarıda Öykü telefonun ardından aklına düşen mesajı okumakla okumamak arasında gidip geliyordu. Yaşadığı git-gel kısa süren Öykü okuduğu mesajın ardından, Önem'in ona kendisine göndermekle tehdit ettiği videoyu izliyordu şimdi de... 


Ayaz'ın ağzından dökülenler sonrası şoka giren Öykü, akan flakshbackle ilk bölümden bugüne yaşadıkları her şeyi tartmaya başlamıştı. Gözlerinden akan yaşlara mani olamazken o, Ayaz da jandarma meselesini halletmiş; yukarı çıkıyordu... Son kez Öykü'yü gördükten sonra ise bölümün perdesi aşağıya akıverdi... 

Muhtar ve otel faslını bu kadar kısa geçmemin sebebi, bölümün sonundan elbette. Zira insanın içinden gelmiyor derinlemesine anlatmak bu sahneleri. Ayaz'ın ilerisini düşünmeden girdiği o iddianın bedelini, şimdi ikisi birlikte ödeyecekler ve izlediği bu kayıt sonrası Öykü'nün kendi içine çekileceği açık... Tabi tüm bunları, açıkçası kızgın ya da kırgın olarak yazmıyorum. Bu olayın ardından kurgulanan gelişmeleri çok merak ediyorum sadece. Tamam, Ayaz ve Öykü bir süre muhtemelen kavuşamayacaklar ama Ayaz'ın farklı bir mücadelesini izleyeceğiz şimdi... Bunun için zaman gerekken, bölümün sonuna kapılıp da sakın genelini atlamayın derim. Evet, sonu kötü bitti ama şahane bir bölüm olduğu da gerçekti... Bakalım haftaya hem Öykü hem de Ayaz cephesinde bizi neler bekliyor olacak...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Elbette sonunda öğrenmesi iyi oldu her ne kadar üzülsekte ikisininde zor zamanlardan geçeceği açık öykü sökeye yada italyaya gitme kararı alabilir ama ayaz onu gerçekten sevdiğine nasıl inandıracak merak konusu heyecanlı korkulu ve çaba dolu bölümler bizi bekliyo sanırım :( :( :(

    YanıtlaSil
  2. Diziyi rezalet bir diziye çeviren senaristlere teşekkür ediyorum. Her bölüm çakma sahneler yazıyorlar. Klişelerden, klasik Türk filmleri sahnelerinden gına geldi. Hiç özgün fikirleri yok. Temiz bir aşkı drama çevirdiler. Hiç bir bölümünü kaçırmadığım diziyi artık izlemicem.

    YanıtlaSil