5 Mart 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Kirli oyun


Zafer ve Sadrettin birliğinin ilk oyunuyla ekrana geldi dün akşam, Poyraz Karayel. Poyraz'ın dertleri bitmezken, her bölüm bir yenisi daha ekleniyor ve bu sefer olabilecek en büyük dertlerden birisi başında... Tabi üstesinden mutlaka gelecektir ama bakalım bunun için ne bedeller ödemek zorunda kalacak, günün sonunda...

Diziyi geçtiğimiz bölüm, Ayşegül'ün yaşadığı hezeyanda bırakmıştık. Kendisine Bahri ile konuşarak artık yanında çalışmayacağını söylemenin sözünü veren Poyraz, Mümtaz'ın kendisine kurduğu rüşvet oyununu öğrenmesiyle fikir değiştirmiş ve sözünün tam tersi bir sözle Bahri'nin yanında yer almıştı...

9. Bölüm

Ayşegül, Poyraz'ın söylediklerine şaşırmakta haliyle haklıydı. Kendisine verdiği sözü tutacağını düşünüyordu ama hiçbir şeyden haberi olmadığından, şimdi duydukları sadece daha çok sinirlenmesine sebep olmuştu. Bahri'nin duyduklarından sonra Poyraz'a olan güveni biraz daha artmışken, biraz sonra içeriye Sadrettin yüzünden onlara duyduğu güveni yerle bir olan ikili; Zülfikar ve Sefer geldi. Zafer'in avukatını yüzleşme için getirmiş, Sadrettin'le ortak çıkarları uğruna anlaştıklarını kanıtlamaktı dertleri ama avukatın yanına geldiğinde Bahri, hiç de onların beklediği gibi davranmadı. Avukatın, "Sırf Sadrettin'i korumak için aldım ve görüntüleri de ona verdim" yalanını yemiş görünüyordu. Adamın bırakılmasını isterken, Sadrettin kazandığı yeni zaferin tadını çıkartıyor; ikilimiz ise yeni bir hüsran yaşıyordu. Bahri'nin bu halinin altında başka bir neden olduğunu anlamak ise çok uzun sürmeyecekti...


Tam müştemilata avukatın yanına giderlerken telefonu çalan Poyraz, Selim'le konuştuktan sonra da yanlarına gitmedi; direkt malikaneye döndü. Zira Ayşegül ile yüzleşmesi gerekiyordu ve bu sırada Poyraz'ın haklı çıkışlarını izledik yeniden. Öğrendiği gerçeği anlatamazdı elbette, sadece böyle davranması için sebepleri olduğunu söylemekle yetindi. Ayşegül deşmeye çalıştığı sırada ise önce Songül, ardından da Bahri geldi yanlarına... Ayşegül'ün sorgular tavrı çok olağan ve böylesine bir fikir değişikliğini anlamak istemesi de normal. Ama sert karakteri sebebiyle genelde yaralayıcı konuştuğundan, Poyraz'ın canını daha çok acıtıyor... 


Canının sıkkınlığı ve neden kararının değiştiğini anlaması içinse, Bahri ile yaptığı konuşmasını dinlemek ona yetti. Poyraz'ı canı sıkkın gören Bahri'nin bir baba gibi onunla dertleşmesi ve ona sonuna kadar destek olacağının sözünü vermesi gerçekten olağanüstüydü. Tüm bu yapacakları karşılığında ondan tek isteği ise "rüşvet suçunu atanı bulduğunda, cezasını kendi elleriyle vermesi" oldu. Ayşegül bu konuşmayı hem korkulu hem de suçlu gözlerle izlerken, Bahri ile sarılışı ardından Poyraz'ın çaresiz bakışları; onu daha da suçlu hissettirdi ve eve gideceğini söyleyerek, kendisini Poyraz'ın götürmesini istedi. 


Bir şeye dikkat ettim ki, birlikte araba yolculuğu yaptıkları her seferinde birbirini yiyor Ayşegül ile Poyraz ve yeniden aynı şeyleri izliyorduk şimdi. Ayşegül babasının yanında başına gelebilecekleri, hatta onun uğruna ölebileceğini anlatırken; çok haklıydı bence. Tabi kafasının içerisinde dönen tilkiler sebebiyle zaten gergin olan Poyraz, ona çatıyordu. Klasikleşen, "arabayı durdurma, inme ve bağırış çağırış eşliğinde birbirine atar yaparak bir tarafın yürüyerek gitmesi" sahneleri ardından, sabah olmuştu...


Poyraz gece olduğu gibi yeniden karakola gitmiş ama bu sefer Mümtaz'ın arabasının içerisine gizlenmişti. Mümtaz gelip de arabaya bindiğinde ise silahını kafasına dayayıp sürmesini istemesi, hiç ondan beklenmeyecek bir şeydi. Nitekim o kendisinden beklenilmeyecek bu hareketle sadece içini soğutmak istemiş, zira bir süre sonra yaptıklarının şakadan ibaret olduğunu söylüyordu... Gözlerinden ateş fışkırırken ona "ne kadar güvendiğini ve her zaman abisi gibi davrandığını" söyleyen Poyraz'ın, biraz önce yaptığının suçlu bir kimse olarak şokunda olan Mümtaz; şimdi elinden geldiğince mütevazi davranıyordu. Üzerine bir de Poyraz kasanın yerini bulduğunu söyleyip, kamera kalemle şifreyi çözeceğinin telkininde bulununca değme keyfine Mümtaz'ın... Bunu söylemekle yetinmeyip, malikaneye döndüğünde yapmaya kalkan Poyraz'ın planının ne olduğunu ise ben çözemedim. Ona kasanın içindekileri vererek intikam alacağının değil, sazanlık yapacağının bilincindedir umarım... 


Şifreyi çözmek için onca çaba sergiledikten sonra kalemi Sema'ya kaptırması ise efsaneydi. Cin Sema'nın onun kameralı bir kalem olduğunu çözmüş olabileceğini ise sürekli kalemin peşinde dolanan Poyraz'a geri aldıktan sonraki bakışından yakaladık gibi. Ama Sema genelde hep bir açık bulmuş gibi baktığından, emin de olamıyorum ben. Onu da bir dahaki bölüm çözeriz muhtemelen... Geçtiğimiz haftadan bu bölüme sarkan konuya geldiğimizdeyse, önce şok geçirecek ardından da bir cinayete tanık olacaktık... 


Bahri, Sadrettin'in işlediği cinayetin görüntülerini izledikten sonra Kulaksızın yanına gitmişti malum; durumu anlatmaya. Bize gösterilen anlatmadan çıkmış olduğuydu ama kendisini affetsin diye, Sefer ve Zülfikar'ı korur gözükme derdine düşen Sadrettin'in onunla konuşması sonrasında, yeniden o anlara dönmüştük... Bahri, Sadrettin'in işlediği cinayetin görüntülerini Kulaksıza izletmiş ve ona tüm bunların, hatta kendisinin öldürülmek istenmesinin de arkasında Zafer'in olduğunu söylemişti... Kulaksız suçsuz birini oğlunu öldürdü diye vurmanın sinirini taşırken, hıncını Sadrettin'den çıkartmak istediği açıktı. Tabi tüm bunların altında Zafer'in olduğunu öğrendikten sonra hemen hedef değiştirdi ve Bahri ile aynı safta durmaya karar verdi...


Sadrettin'in evine gidip avukatla birlikte ona malikanede yaşananları anlatmasından sonra, akıl küpü Zafer kendisini arayan ve konuşmak istediğini söyleyen Kulaksızın her şeyi öğrenmiş olduğunu hemen anladı tabi. Bu kadar zeki bir karakter atomu parçalamaya çalışsa daha yararlı olur hakikaten dünya nesline, heba oluyor yazıktır!.. Sadrettin'in etekleri birden tutuşmaya başlamışken, çözüm basitti; Kulaksızı ortadan kaldırmak. Hem de bunu Sadrettin'in ayrıca ortadan kalkmasını istediği Poyraz aracılığıyla yapacaklardı... Dümen hemen kurulmuş, tezgah ise işleme konmuştu... Malikaneye gelen Poyraz'ın arabasını temizleme bahanesiyle, anahtarı isteyen çalışanlardan birisi torpido gözünde duran silahını aldı ve yerine başka bir silah bıraktı. O silahı Sadrettin'e teslim ettikten sonra ise işlem tamamdı... 


Kulaksız, Zafer'i öldüreceği yere götürürken, aslında şoförünü ayartan Zafer'in onu Poyraz'ın silahıyla öldürteceğinden habersizdi. Nitekim izbe bir depoya geldiklerinde, Kulaksız bilmeden sonunu hazırlıyordu... Şoförüne kafasıyla talimat verip silahı çıkarttıran Kulaksız, biraz sonra aynı silahın kendisine dönmüş olmasına daha şaşıramamıştı ki; silah patladı. Zafer'in beylik konuşmalarının ardından da silah bu sefer onu öldürmek için ateş aldı... İşlem bittikten sonraysa silahı şoförün elinden alan Zafer'in, ihanet eden birine güvenemeyeceğini söyleyerek kafasına bir kurşun sıkması şaşırtıcı değildi kesinlikle... İşte öyle gidersin b*k yoluna şoför efendi!.. 


Depoda tüm bunlar yaşanırken, Ayşegül'ün evinde kendini affettirme derdinde olan Poyraz; o konuda yol katetmişti ama şimdi yol katetmesi gereken bambaşka bir dert peydah olmuştu başında... 


Bahri cephesinde ise bir kavuşma vardı, oldukça sevindiğimiz. Sefer ve Zülfikar'ın efkarlarını dağıtmak için gittikleri meyhaneye gelen Bahri, "onlara kızsa da, bağırsa da ve hatta kovsa da hiçbir yere gidemeyeceklerini; çünkü evlatları olduğunu" söylüyordu. Sefer ve Zülfikar'ın gözlerinden mutluluk akarken, şimdi de Sadrettin'in istediği hiçbir şeyi yapmamalarını söyleyen Bahri tekrar böyle bir sorun yaşanmasının önüne geçmişti. Sinan'ın velayet davasının görüleceği ertesi gün de ise ekranda Kulaksızın öldürüldüğü haberini izliyorlardı hep birlikte. Onlar durumu aymaya çalışırken, olay yerinde bulunan silahtan haliyle Poyraz'ın parmak izi bulunmuş ve polisler peşine düşmüştü bile...


Mahkemede Sinan babasının gelmesini beklerken, Ünsal'ın ondan kendileri lehine konuşmasını istemesi boş bir hayaldi. Haliyle Sinan'ın da bu konuşma zerre umurunda değildi ve biraz sonra gelen Poyraz'ın kucağında mutluluk pozları veriyordu şimdi... Biraz sonra Mümtaz'ın gelmesiyle ise bizi yeni bir şok dalgası saracaktı tabi. Zira Ünsal ile birbirlerine bakışmalarından işkillenmişken, biraz sonra gittikleri tuvalette rüşvet iftirasının içerisinde onun da olduğunu öğrendik... Poyraz'ın teşkilattan biri söyledi dediği, "En yakınındakilerden birisi rüşvet planını tezgahlamış olabilir" sözü kafasını iyice kurcalayan Mümtaz, bunu Ünsal ile paylaştığında o da gerim gerim gerilmeye başladı. Onlar, her şey ortaya çıkarsa biteceklerinin veryansınını ederken; tuvaletten çıktıktan sonra çalan telefonuyla birlikte Mümtaz, cinayet silahında Poyraz'ın parmak izinin bulunduğunu öğrendi. Herkes duruşmaya girmişken, o öğrendiği bu bilginin şokuyla ne olacağını düşünmekle meşguldü. Tabi polis ekipleri de Poyraz'ı almak için adliyeye geliyordu... 


Mahkeme sırasında emekli Cevher komutanın çıkışları her ne kadar hakimi kızdırsa da, yanına giden Sinan'ın söyledikleri keyfini yerine getirmiş gibi gözüküyordu. Her iki tarafın avukatlarını son kez dinledikten sonra verdiği ara kararla ise hakim, velayetin hala büyükbabasında olmasını sağlamış ama hafta sonları Poyraz'da kalmasına izin vermişti... Ara karar için bu gelişme sevindiriciyken, mahkeme salonu dışında son gelişmenin etkileri görülüyordu... Mümtaz'ın yanına çağırdığı Poyraz, ne olduğunu anlamaya çalıştığı sırada gelen polis ekipleri onu Kulaksızı öldürme şüphesiyle gözaltına almış ve bu yeni çıkmazla birlikte bölümün perdesi aşağıya akmıştı... 

Poyraz'ın başına gelen bu durum yenilir, yutulur cinsten değil kesinlikle... Sadrettin ve Zafer'in bu kirli oyunları elbette amacına ulaşmayacak ama bunun yolu nereden geçecek oldukça merak edilesi... Cinayet işlendiği sırada Ayşegül'ün evinde olan Poyraz, Bahri'nin her şeyi öğrenme ihtimaline karşılık bunu söyleyemeyecektir ama onu korumak arzusuyla Ayşegül'ün durumu açıklamasını çok isterim. O mantıklı bir kurgulama yapar bu ziyaret için... Mümtaz'ın yanına gidecek cesareti gösteren kadından, böylesi bir cesareti de beklerim ben. Zaten silahta parmak izi bulunan Poyraz'ın elinde barut izine rastlanmadığında, bir şüphe ortadan kalkacakken; Ayşegül'ün "bendeydi" söylemiyle her şey açıklığa kavuşur. Tabi bunlar olursa, nasıl bir kurgu eşliğinde olur muallak. Yok böyle olmazsa, Poyraz'ı kurtaran ne olur; onu da bekleyip görmemiz gerekecek...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder