4 Nisan 2015 Cumartesi

İşte Benim Stilim: Nereden nereye...



Macerasına Bu Tarz Benim olarak başlayan ve daha sonra zorunlu sebeplerle ismi değişen ancak, hem içeriği hem yarışmacıları hem de jürisiyle pek de bir şeyin değişmediği bir yarış; İşte Benim Stilim... Show TV'de başlayan macerası Tv8'e taşınırken, beraberinde birçok sorun da götürdü ama Acun Ilıcalı'nın gözde yarışmalarından birisi olmayı hiçbir zaman kaybetmedi. Bundan sebeptir ki, geçtiğimiz sezonunda olduğu gibi henüz ikincisi bitmişken, üçüncüsü pazartesi günü ekranda olacak...

Bu Tarz Benim'ken nasıldı?

Malum olur ki, Show TV'nin bu sezon başında en çok ses getiren yarışması Bu Tarz Benim'di. Her an çıkan olayları, yarışmacıların birbirlerine dalaşmak için fırsat kollamaları, tüm bunları jürinin kışkırtması ve genelde de yersiz isimlerin el üstünde tutulmasıyla meşhurdu. Ne beslenmesi gerektiği moda ne de bir yarışma oluşu ilgilendiriyordu izleyenleri; "ne zaman kavga çıkacak, ne zaman jüri birini haşlayacak?"tı tamamen izlenme sebebi. İyi de reyting alıyordu ve transfer sesleri duyuldu inceden. Acun Ilıcalı'nın yeni kanalı için düşündüğü haberleri ortalara saçıldı. Önce ne doğrulandı ne de yalanlandı. Daha sonra bu söylemlerin sesi yükseldi ve tam da birinci sezonun bitimine 3-4 hafta kala kesinleşti. Taraflar anlaşmıştı aslında ama arkalarında küskün ve hırçın bir kanal bırakmışlardı... 

Show TV'nin verdiği mücadele

Show TV sürekli el değiştiren yönetimi ve kaynaklarının bir türlü sağlıklı zemine oturtulamaması sebebiyle aslında zor bir dönemden geçiyor birkaç yıldır. Hep bir bilinmezliğin içerisinde ve bu da haliyle kanalın izlenirliğine yansıyor... Onların da umut kapısı Bu Tarz Benim'di. Düşük bütçeli ama dev geri dönüşlü bir yarış; kim istemez ki?.. Bu yüzden de Tv8'e transfer edildiğinde kızıldı, sesler yükseldi ve tarafların birbirlerini suçlamalarını izledik uzunca bir süre. Söylenir ki, Acun Ilıcalı tam tamına 9 milyon lira'ya transfer etmişti kendilerini ve para için yapılan bu terk ediş koymuştu Show TV'nin o zaman ki yönetimine... Tüm bu harala gürelenin ayak sesleri ise birinci sezonun final gecesinde hissedilmişti. Kayıttan izlediğimiz final bölümünün ardından, sonuçların açıklanması için geçilen canlı yayında ne beş dakika önce kayıtta olan jüri ne de seyirciler vardı. Oldukça vasat ve sönük bir finalin ardından, o ekip Tv8'e geçmiş; Show TV ise başka bir mücadeleye yelken açmıştı. 

Mücadele tamam da, o format ne öyle?

Ben haksız bulmadım bu mücadelesini aslında, mükemmel de bir jüri oluşturmuşlardı ama olmadı, yürütemediler. Zira açılan mahkeme kararı sadece isim hakkını onlara veriyordu. O da bir milyon lira öderlerse... Bunun dışında konsepti moda olan ve yarışmacıların giysilerinin puanlanacağı bir yarış yayınlanması yasaklanmıştı. Onlar da çözümü format değiştirmekte buldular; ekrandan kopmamak için. Ancak o kadar felaket bir hale getirildi ki, bence mahkeme kararı diretmese de ekranda çok uzun soluklu olmazdı. Bilirkişinin hazırladığı her rapor, mahkeme sonucuna karşı gelindiğine işaret edince; erken bir final yapmak zorunda kaldılar. Eğer ilk haliyle kalabilseydi, o da tutardı. Ama yaptıkları zorunlu değişiklikle kusura bakmasınlar ekran kirliliğinden başka bir şey yoktu ortada...

Bu Tarz Benim oldu mu sana İşte Benim Stilim?..

Tv8'de yayınlanan Bu Tarz Benim'e gelirsek, Show TV'deki reyting ve ilgiyi mumla arıyordu başlarında. Yine birbirleriyle dalaşmaya müsait yarışmacılarıyla-bu Show TV'deki ön elemelerde bile çok net belli oluyordu- bir yerden sonra istenen sonucu verdi ama... Tabi onların da mahkeme kararı sonrası isimlerinden feragat etmesi gerekiyordu. Bu Tarz Benim, İşte Benim Stilim olmuş ve macerasını böyle sürdürmeye başlamıştı. Açıkçası transfer olduktan sonra bir süre hiç izlemedim. Tabi daha sonra çıkan olaylar ister istemez çekti, tam da arzu ettikleri gibi... 

Olay çıkartmaktan haz alan bir sunucu ve jüri

Bu sezonunda olay çıkartmaya herkes çok meraklıydı bence. Başta sunucu Öykü Serter olmak üzere, Kemal Doğulu ve Nur Yerlitaş'da yarışmacılardan geri kalmadı-Ivana Sert'i asla bir itiş kakışın içinde görmedim, hakkını asla yiyemem-. Yeri geldiğinde asıl haddi ve sınırı aşanlar da onlar oldu. Kusura bakmasınlar ama bu sezon hepsinin egosu tavan olmuş, karşısındaki insanları yerin dibine sokmaya şartlanmışlardı. Sonlara doğru düzeldiler ama benim izlediğim o orta kısımlarda, çokça kaybettikleri puanları bir daha asla kazanamadılar; kazanamazlar da... Ne olursa olsun insanlık onurunun ne kadar kutsal olduğu unutulmamalı. Hele hele karşısındaki insana kibirli derken, üstten bakışlarıyla kibrin en büyüğünü sergilediğini bilmekten aciz olmak bence korkunç bir dev aynası durumuydu. İnsan her zaman iğneyi önce kendisine batırmalı. Zira öbür türlüsü sadece komik oluyor...

Peki yarışmacıların neyi eksik ki?

Yarışmacılara gelirsek, onlar da az suçlu değillerdi elbette. Ekrana tutunmak için bin bir gereksizlik sergileyenler bile vardı içlerinde. Tabi hepsini bu gruba kesinlikle katmıyorum, bazıları oldukça oturaklı ve kendini bilen tiplerdi. Son düzlüğe kadar da, her iki taraftan isimlerle devam etti yarış. Hem kendini bilmezler hem de oturaklılar aynı karedeydi ama en çok kendini bilmezler korunuyordu. Daha çok söz hakkı veriliyor ve olay çıkartmalarının zemini hazırlanıyordu. Onlara bir şey diyen oturaklılar ise karşılarında önce Öykü Serter, ardından da Kemal Doğulu ya da Nur Yerlitaş'ı buluyordu. Bu minvalde öne çıkan isimler ise Özden ve Nihal'di. Her ikisi de yarışın benim izlemeye başladığım kısmından-öncesini bilemeyeceğim- elenene kadar bu tavırlarını sürdürdüler. Ve hepte korundular. Tabi planlanan kurguda sıra onlara geldiğinde de, acımadan gönderildiler...

Bir kurgu meselesi...

Kurgu dedim evet, tüm yarışmanın bir kurgudan ibaret olduğunu düşünüyorum çünkü. Yok kurgu değilse ve onlar oynamak zorunda olmadıklarından sükunetlerini koruyorsa eğer, buradan Çiğdem, Emel, İlbige ve Zeynep'e bunca şeye katlandıkları için tebriklerimi gönderiyorum. Hakkında nötr düşüncelere sahip olduğum Nazlı içinse pek bir şey demeyeceğim. Önce sonradan görme sanmış ve bununla içten içe çokça eleştirmiştim ama daha sonra aileden varlıklı olduğunu öğrenince, yetiştiriliş tarzını eleştirmenin bana düşmeyeceğini düşündüm ve nötr kalmaya karar verdim. Dilerim yaptırdığı ve sonra beğenmeyip şoförüyle modacısının kapısına attırdığı kanadın parasını öder. Unutmasın bugün haksızlık yapan, yarın haksızlığa uğramaya mahkum olandır...

"Büyük" final

Dün gece yayınlanan finale gelirsek de bence keyifli bir bölümdü. Başından ortalarına kadar kesintisiz izledim ama ne zaman ki jüri İlbige'yi eledi, o ara bir zap yapmadım değil... Parasının olmadığını sürekli vurgulayan bir kızın bu kadar kolay elenmesine kızdım çünkü. Giyimden, tarzdan anlamam ancak orada önemsenen en son şey onlarken, bahanenin yine onlar oluşu çok komikti. Allahtan dirayetli kız da, çok sarsılmadı. Tabi ablası olduğunu düşündüğüm kişinin, dudaklarından dökülen "sahtekarlar" sözü ekrandan çok rahat okundu...

Onların orada işi ne? 
Benim dün geceye dair anlamadığım şeyse, üçüncü sezon yarışmacılarının orada ne aradığı oldu. Yangından mal kaçırırcasına, onları gözümüze sokmalarını çözemedim. Öyle ki, veda edecek yarışmacılara dahi yer yoktu. Gidip jürinin arkasında sıralanmakta buldular onlar da çareyi. Tamam Survivor'dan onları tanıtmak için ayrı bir program çekemiyorsunuz anladım da bir görünüp gidebilirlerdi. Canlı yayında bile orada sıralanmış oturuyordu hepsi... Bu arada içlerindeki kaynana Semra'nın çok çektirdiği Sinem'i pek değişmiş buldum. Kaynana yarışmasından sonra bir çığır olmuş onun için moda yarışması. Tabi geçmiş üzerinden dökülecek defterlerin getireceği reytingi de kanal kaçırmadı... 

Ve birinci Emel... 

Sonuçlar açıklanmaya başladığında, Emel'in birinci olacağından emindim. Nitekim birinci olarak açıklandığında da hiç şaşırmadım.  Benim favorim Çiğdem'di bu arada ve sonuncu oldu. Üçüncü Nazlı, ikinci ise Zeynep'ti...

Yapılan "büyük" finalin ardından pazartesi, sanki hiçbir şey olmamış gibi yeni yarışmacılarla ekranda olacak yarış. Bir hafta dahi ara vermeyi gereksiz gördüler demek ki... Ne denir, reytingleri bol olsun. Ama adalet, hakkaniyet ve insanlara değer verme duyguları daha daha çok olsun. Para kazanılır, daha da popüler olunur ama çizilen karizmanın önünde hiçbir para ve popülerlik duramaz... 

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder