23 Nisan 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Beklenmedik bir dönüş...


Yine bir sürü kıskacın aynı anda devreye girdiği sonuyla Poyraz Karayel, heyecanı tavan yaptı ama Bahri'nin kıskacının bu kadar kolay sıkıştırılmasına aklım bir türlü yatmadı. O kadar zeki insanların, Zafer gibi birinin tuzak kurmuş olma ihtimalini düşünmeden hareket etmeleri can sıkacak boyuttaydı...

Dizi geçtiğimiz bölüm, üç bomba nezaretinde sona ermişti. Birincisi Sema'nın babasının katiliyle yan yana gördüğü Sefer'i hesaba çekmesi, ikincisi Sadreddin ve Songül'ün doktoru öldürmüş olma ihtimali, üçüncüsü ve en büyüğü de içerisinde Ayşegül'ün olduğu Zafer'in arabasının Zülfikarlar tarafından silahla taranma ihtimali... Bu üç bombanın pimi çekilmiş ancak, bölüm başladığında hepsi birer su balonuna dönüşmüştü...

16. Bölüm

Sema'nın ilk bulduğu fırsatta Sefer'den fotoğrafların hesabını sormasından doğal bir şey yoktu ve Sefer, onun iyiliği için adama ulaşmasını engellemeye çalıştığını söylemekle yetindi. Tam aralarında hararetli bir tartışma yaşanıyordu ki, bu sefer de devreye Bahri girdi. Sema onun da aynı şeyleri söylemesinin ardından, konuyu kapatmış gibi görünüyordu. Ta ki, Sefer'e sarıldığı sırada cep telefonundan adamın numarasına ulaşana kadar... Sema bildiğin Sefer'in kendisine zaafından faydalanmış ve adama bir otobüs bileti ayarlayıp hemen yanındaki koltuğu da kendisi için satın almıştı... Babasının katili gelip de hemen yanına oturduğunda ise daha otobüs hareket etmeden kim olduğunu açıkladı. Bu nasıl bir deli cesaretidir hayret edilesi. Sema'ya hayran olmakla birlikte, öyle bir kadının çevremde olmasını istemeyeceğimi de belirtmek isterim. Düşünsenize her an bir kabusun içerisine çekebilir sizi... Bakalım adam kendisini azmettirenin Bahri olduğunu söyleyecek mi?..


Sadreddin ve Songül cephesinde ise bir cinayet seremonisi vardı... Songül'un taciz yalanı ardından küplere binen-ki kendisi ona binmeye yer arıyor- Sadreddin, doktorun evine gidip de adamı pataklamaya meylettiğinde daha önceki girişimlerinden farklı bir sonucun meydana geleceği belliydi. Nitekim biraz sonra doktor aldığı sert bir darbenin ardından yere düşmek suretiyle, başını da çarparak mevta oluvermişti. Sadreddin için adam öldürmek kolaydı da, hemen ardından çalan kapı zili beklenmedik bir gelişme olarak karşılarındaydı. 


Önce bir ne yapacaklarını bilemediler ve kadının zile basıp basıp gitmesini beklediler. Kısa bir sessizliğin ardından gittiğini zannederken onlar, bu sefer anahtar sesi geliyordu kapıdan. Hemen bir köşeye saklanan ikili, kadın içeri girip yerde yatan doktorun yanına geldiğinde kafasına bir vazo indirmek suretiyle onun da hakkından gelmişti. Ama elbette bununla yetinemezlerdi... Sadreddin ikilinin bu vaziyette olmasını bir kıskançlık krizinin sonucu olarak göstermek için, baygın kadının eline tutuşturduğu silahla bu sefer doktoru karnından vurdu ve sabah karakolda gelecekte başlarını yakması olası bir gerçek ortaya çıktı. Doktoru vurduğu şüphesiyle karakola getirilen kadın solaktı; ancak doktor sağ elle ateş edilmek suretiyle vurulmuştu... Şimdilik ufak bir su balonuyla kurtuldular ama bakalım gelecekte ikiliyi neler bekliyor olacak...


Ayşegül'ün de içerisinde olduğu Zafer'in arabasının hazin sonu gittikçe yaklaşırken, elbette kimseye bir şey olmayacağını biliyorduk ama bunun ucunun yine Zülfikar'a dokunmasına hakikaten üzüldüm... Telefonlarını Sema'nın öğüdüyle yanlarına almayan Zülfikar ve Taş kafa, Poyraz'ın kendilerine ulaşmak için verdiği mücadeleyi pas geçiyorlardı. Ancak tam bu sırada da minibüs ağırdan onlara doğru yaklaşıyordu ve hedef aldıkları aracı taramaya hazırlardı. Tam icraata girişiyorlardı ki, bir el silah sesi duyuldu. Vurulan Zülfikar, vuransa Poyraz'dı... Yanlarına gelen Poyraz hemen durumu açıkladı ve daha önce de kafasında vazo kırdığı Zülfikar'ın haşmetli atarıyla karşılaştı. Tabi onun çektiği bu kadarla sınırlı kalmayacaktı; zira hastaneye götüremeyecekleri için onu bir veterinerin kliğine götürmüş orada tedavi ettiriyorlardı... Hakikaten Zülfikar tam bir bahtsız bedevi yahu. Bir Poyraz, bir o çekmedikleri yok. Olanların üzerine bir de veterinerde tedavi olması eşsizdi. Yanlarına Canan'ın arayıp da gelişi biraz utandırdı onu ama yine usta bir manevrayla bu durumu da normalleştirmeyi başardı...


Zaferlerin cephesinde ise duyulan bir el silah sesinin kaynağını merak vardı... Minibüsün içerisinde silah sesinin kaynağını merak eden Ayşegül, durumun üzerinde pek durmadı ama şoför tam bizimkilerin yanlarından geçerken onları görerek, bölümün sonunda yaşanacak kaosun fitilini ateşledi. Yemeğin ardından, güzergahlarına varana kadar nasıl öğrenildiğini merak eden Zafer bir dedektörle depoyu arattırdı ve masanın altındaki dinleme cihazını buldular... Bundan sonrasında ise hep bizimkilerin kulağına iyi gelecek konuşmalar yaparak, kuracakları tezgahın zeminini hazırladılar...


Bahriler minibüste Ayşegül'ün olduğunu bilmiyorlardı... Zafer'in kızının yanında olduğunu Poyraz'dan öğrenmeleri ise bu büyük kaosu engellemişti ama her zaman onları düştükleri zor durumdan kurtaran olarak, Poyraz'ın bu kadar fazla tesadüfün içerisinde bulunması onları kuşkulandırmaya başladı. Nitekim yanına geldiğinde Bahri doğrudan ona bu konuyu açtı ve Poyraz da dinleme cihazı koyduğundan bahsedip, herkesin yeniden gönlünü almayı başardı-tabi Sadreddin hariç-. 





Tam bu anlarda ise çalışma ofisine ani bir baskınla Ayşegül girdi ve daha önce kararlaştırdıkları kasadan Mümtaz'ın kasetlerini alma planlarını devreye soktular. Oraya gitmeden önce hayalini kurdukları planlar tek tek elde patlamışken, işi sağlama almaya karar verdiler ve Bahri'nin Poyraz üzerine verdiği sözle olay çıkardılar. Ayşegül Poyraz'ı çalışma ofisinden çıkarıp da babasıyla hararetli bir kavganın içerisine girmişken, kasanın olduğu odaya giden Poyraz; Ayşegül'ün söylediği şifre kombinasyonlarından birini deneyip başarılı oldu, kasayı da açtı ama kasetler yerinde yoktu... 


Poyraz, Bahri'nin tam onu çalışma ofisine çağırdığı sırada kapının önündeki yerini almayı başarmış ve içeriye girdiğinde ise büyük bir sürpriz tam da karşısındaydı... Ayşegül'ü tatmin eden küçük muhabbetin ardından, "Hadi gidin" diye onları tam postalarken Mümtaz'ı sordu Bahri. Poyraz önce bir anlam veremedi ama daha sonra tam da aradıkları kasetleri eline tutuşturunca, bizimkiler elbette şaşkınlıklarını gizleyemedi. Sema'nın kasada bulduğu kasetleri dinlediklerinde, konuşmalarda Mümtaz'ın bahsettiği kişinin o olabileceğini düşünmüş ve ona da dinlemesi için veriyorlardı. Bahri'nin bir kez daha adamlığını izlediğimiz bu anlar Ayşegül'ün de hoşuna gitmişti... 



Poyraz'ın kasadan bir ihtimal diye aldığı CD ise eve geldiklerinde bambaşka bir duygu halini resmedecekti... Zira CD içerisinde Ayşegüllerin çocukken ailecek gittikleri bir pikniğin görüntüleri kayıtlıydı. Kendisi, annesi, ölen kardeşi, Sadreddin ve bu anları çeken Bahri... Ayşegül'ün bu duygu birikimlerinin sonucu gelecekte babasıyla sıkı fıkı bir ilişkinin sinyallerini veriyor benden söylemesi...



Ertesi gün ise bir kaos halinin ayak sesleri gelmişti... Zaferlerin oyun için dinleme cihazının yanında yaptığı konuşmalar, deponun yanında tüm bu anları dinleyen dedektifin de hoşuna gitmiş ve durumdan Poyraz'ı haberdar etmişti. Poyraz bu konuşmaların kaydıyla Bahri'nin yanına gittiğinde ise kurulan tezgahtan habersiz bin bir tehlikeyi izlemeye meylediyorduk... Zira tam da konuşmada geçtiği gibi Sema'nın telefonu çalmış ve Zafer'in avukatı Bahri ile baş başa bir görüşme talep ediyordu, onun için. Bahri ise bunu hemen kabul etti ve Sadreddin'in -ilk defa haklı olarak-, "Bu bir tuzak olabilir" sözüne aldırmadan buluşacakları mekana gitti. Tabi ne olur ne olmaz diye dayanamayan Sadreddin de peşinden gitmişti ama olacakları engelleyemedi... Zira Bahri yukarıda Zafer'i sözleriyle yerden yere çalarken, otoparkta duran arabasının bagajına ayarladıkları vale sayesinde Zafer'in adamları uyuşturucu paketleri yerleştiriyordu. 




Konuşma bitip de yine tek başına arabaya binip yola çıktıktan kısa süre sonra ise yolunu çeviren polislerin bagajda bulduğu eroin paketleri, bundan sonra zorlu bir sürecin Bahri'yi beklediğini resmen bağırıyordu... Bu kadar da kör göze parmak sokmak olmaz açıkçası... Zafer'in bu kadar kolay pes edeceğine inanması ve böyle önlem almaması gerçekten büyük bir saçmalıktı. O yüzden yaşadıkları için daha çok kendisine kızması gerekiyor bence Bahri'nin...





Poyraz cephesinde ise yüzleşme vakti gelmişti zamandan... Mümtaz'ı aradı ve Ünsal'ın evine gitmesini, onlarla bir şey konuşacağını söyledi... Bahri'nin yanından ayrıldıktan sonra ise oraya gelerek, önce kaydı dinletti ve içinde ne var ne yoksa kustu... Mümtaz ve Ünsal renkten renge girerken, hem Sinan hem de Canan duydukları karşısında şok yaşıyordu... Poyraz önce Mümtaz'a bir daha kendisini tehdit etmemesini, etmesi halinde bu kayıtlarla polislik yaşamını bitireceğini söyledi. Ardında da Ünsal'a, artık Sinan'ın kendi yanında kalacağını ve onu 15 günde bir ancak uzaktan görebileceğini, buna uymaması halinde kaydı basına servis ederek onun da kariyerini bitirmekle tehdit etti. 




Onlar çaresiz bu söylemleri kabullenirken, bir yanda Poyraz, bir yanda Ayşegül, ortalarında da Sinan oradan ayrılmak için ilerliyordu ki, Sinan birden karşısında gördüğü kişinin sevincine kapılıp; "Anne!" diye bağırarak koşup yanına, ona sarıldı. Poyraz da karşısında gördüğü manzara karşısında şaşkındı. Ayşegül ise Poyraz'ın ifadelerini süzerek durum tespiti yapıyor gibi görünmekteydi... Tam bu anda ise kamera gelen kişiye yöneldi... Dizinin başından beri adı geçen ama kendi görünmeyen Poyraz'ın Amerika'da alkol tedavisi gören eski karısı-Şebnem Hassanisoughi- gelmişti. Bu anlarla birlikte bölümün perdesi de aşağıya akmaya başladı...

Bahri'nin uzun bir tutukluluk serüveni yaşayacağını ya da hapse düşeceğini açıkçası sanmıyorum. Ancak kurtuluşunun nasıl olacağını çokça merak ediyorum. Umarım bu konuda yanılmam, açıkçası Bahri'yi hapishanede düşünemiyorum... Poyraz'a geldiğimizde ise şimdi ikili bir mücadelenin içerisine girmek zorunda kalacak. Bir yanda eski karısı bir yanda da Ayşegül... Sinan için sık sık bir araya gelmeleri söz konusu olacakken, o son sahnede ortaya çıkmasa ne de iyi olurdu diye düşünmekteyim. Şimdilik Mümtaz faktörü ortadan kalktı ama Ünsal'ın ekmeğine bu geliş yağ sürdü. Bakalım Ayşegül ile onu bu konu vesilesiyle nasıl bir süreç bekliyor... Ve son olarak bölümün yoğunluğundan bahsedemediğim Zülfikar ve Çiğdem meselesi var ki, yazıktır onlara bari kıymayın yahu... Gerçek kimliğini uzatmadan açıklayan Zülfikar'ın bu hareketinin bir artısı olması lazım. Çiğdem mümkünse uzatmasın... Bakalım, tüm bunlar ve daha fazlası için gelecek bölüm bize neler gösterecek...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder