29 Nisan 2015 Çarşamba

Survivor All Star: Bir evrim meselesi...


Adaların birleşmesiyle artık daha fazla hırgür ve sorun izlememizin olası olduğu bir sürecin içerisine girdi, Survivor All Star. Daha hırslı, daha mücadeleci ve daha kavgacı bir hal alacağı kesinken, bunun ada yaşamına nasıl yansıyacağı da merak konusu. Zira bir arada yaşamak zorunda kalmak, yarış ortamında 1-2 saat katlanıp bir sonraki yarışa kadar yüzünü görmemek değil. Durum böyle olunca da gelsin bir dolu gerilimler...

Yeni gruplaşmalar

Kendi içlerinde bile tam olarak birlik olamamış Ünlüler'in, içerisine dahil olan Gönüllüler ile bir gruplaşma içerisine gireceği kesin ve belirlenen taraflar, bundan sonra özellikle ada konseylerinin çok zorlu geçeceğinin habercisi gibi. Hangi grubun ferdi çoksa, ilk adayı o grubun çıkartma şansı baki olacak. Değişen kurallarla birlikte, ada konseyindeki oylamanın önemi azaltılsa da büyük çoğunluğa sahip grubun yüzdenin bir yerine eleme adayı sokacağı da kesin. Tabi gruplaşmaların nasıl şekilleneceğini tahmin etmek zor. Özellikle Turabi ile kim içli dışlı olmak ister, hiç bilemiyorum...

Sürpriz bir şekilde değişen oy sıralaması

Tabi bunlardan önce ben geçtiğimiz haftaya bir gitmek istiyorum. Hasan'ın birinci çıktığı SMS oylaması sonucunda, Acun Ilıcalı'nın o hafta çıkardığı kuralla Turabi'lerin ekmeğine yağ sürdüğü açık. Nadya'nın kazanması için kişisel dokunulmazlıktan feragat eden Turabi de onu söylemesini istedi mi bilemiyorum ama oradan Özlem'in elenmesi gerçekten büyük haksızlık oldu. En fazla mücadele verenlerdendi ve ilk haftadan beri her yarışta elinden geldiğinin daha iyisini sergileme eğilimi gösteren olarak, böyle bir sonu hak etmediği açık...

Hakkı yenen Özlem...

Benim takıldığım nokta, Özlem'in ismini Nadya'nın söylemesi değil. Artık hangi plan ya da kumpasın ürünüdür bilemeyeceğim. Takıldığım nokta, şimdiye kadar gayet üst sıralarda oylar alan Özlem'in nasıl olup da tam isminin söylendiği hafta en düşük ikinci oyu almış olduğuydu... O sıralamanın vazgeçilmez figürü Bozok birden üst sıralara çıkıyor, üst sıraların vazgeçilmezi Özlem alt sıralara iniyor. Ve şansa bakın ki bunlar, seyircinin iki gün sonra yayınlanacak kavgayı hissedip Bozok'a oy yağdırması neticesinde oluyor... Kusura bakılmasın ama geçtiğimiz haftaki SMS sonuçlarının doğruluğuna ne yazık ki inanmıyorum. Ağzı bir dolu küfür barındıran bir adamın birden oy yağmuruna tutulduğuna isterse noter belgesi önüme koyulsun yine de inanmam. Bu körü körüne düşündüğüne inanmak değil, artık güvenememe sorunudur... Bu kadar çok uçuk şey bir arada olmaz yani, olmamalı da. Hakkı yenen olarak Özlem'e geçmiş olsun diyorum. Umarım Ilıcalı yaptığı bu yanlışın özrünü, seni kanalında bir yapımın içerisine taşıyarak eder...

Değişen kurallar

Birleşme sürecine tekrar geri döndüğümüzde değişen kurallardan bahsetmek gerek sanırım önce... Birincisi, Sembol oyunu 5 hafta daha sürecek ve sonrasında kazananların tamamıyla bir final oynanacak. Sonucunda kazanan ise kalan 3 hafta boyunca dokunulmaz olarak finale adını yazdırmayı başaracak. Burada sembolü çok olanların daha fazla şansı olacak gibi ama yine de, bir sembolü olan biri kazanırsa ilginç olur. 

Diğeri de malum geçtiğimiz hafta Nadya ile başlayan kural. Artık SMS birincisi ve ada konseyinden çıkan adayın dışında bir de, kişisel dokunulmazlığı alan isim elenme adayı belirleyecek ve üçü içerisinden en az oyu alan aday yarışa veda edecek. 

Değişim değil, o evrim geçirme yalnız...

Bu hafta birleşme partisi öncesinde yapılan ada konseyinde en çok eğlendiğimiz nokta ise şüphesiz, erkek yarışmacıların aradan geçen zamanda geçirdikleri değişimi görmek oldu. Kiloları tartılan ve ilk geldikleri zaman ki ile karşılaştırılan yarışmacılar arasından, gözle görülür bir şekilde en fazla kiloyu vermiş olan Hasan birinci olarak çikolata ödülünü kazandı. Neden kadın yarışmacıların bu sürecini görmedik bilemiyorum ama onların da değişimini görmek güzel olurdu... Onlar yok ama erkeklerin aradan geçen zamanda nasıl değiştiğine bir bakalım derim ben...


Turabi... Yarışa başladığında 85 kiloymuş ve aradan geçen zamanda toplamda sadece 5 kilo vererek, %5'lik kilo kaybıyla 80 kiloya düşmüş. Adamın oranın ağası paşası olduğunu sırf buradan bile anlayabiliriz. Güzel güzel badeleri coconatları götürmüş belli ki. Çok fazla bir değişim de geçirmemiş. Uzayan saçları ve sakalları dışında aynı. Suratına bakmaya tahammül edemediğimden kaçırdığım noktalar da olabilir tabi...


Hilmicem... Yarışa başladığında 77 kiloymuş ve aradan geçen zamanda 8,4 kilo vererek, %9'luk kilo kaybıyla 68,6 kiloya düşmüş. Onun fiziğinde birisi için fazlaya yakın bir kilo olduğunu söyleyebiliriz. Uzayan saçı sakalı ve bronzlaşması dışında onda da çok büyük bir değişim olmamış. Tabi o zaman iyi bilirdik, şimdi kendisinden 'yancı' diye bahsediliyor. Bunu da kendisinin değişenler hanesine yazabiliriz zannediyorum...


Hasan... En büyük değişimlerden birini yaşayan şüphesiz ki Hasan oldu. Aradan geçen zamanda çok fazla kilo kaybı yaşadı ve bu da özellikle vücudu ve suratına yansıdı. Yarışa başladığında 107 kilo olan Hasan, aradan geçen zamanda 19,7 kilo vererek %18,4 kilo kaybıyla 87,3 kiloya düşmüş. İki fotoğraf arasındaki farka baktığımızda da aradan bir iki aydan daha fazla zaman geçmiş gibi bir izlenim doğuyor...


Bozok... En fazla kilo kaybı yaşayan isimlerden birisi de o oldu. Bana göre arada uzayan sakal dışında pek fark yok ama demek ki içten vermiş adam... Yarışa başladığında 90 kilo olan Bozok, 13,9 kilo vererek %15,4'lük kilo kaybıyla 76,1  kiloya düşmüş. Hakkında daha da bir şey yazmak istemiyorum...


Doğukan... Görünüş olarak en büyük değişimlerden birini de o yaşadı. Yarışa başladığında 76 kilo olan Doğukan, 12,6 kilo vererek %17,2'lik kilo kaybıyla 63,4 kiloya düşmüş. Fazlaca kilo kaybeden Doğukan görünüm olarak da oldukça değişti. Aynı Hasan gibi sanki 1-2 aydan daha uzun süredir orada yaşıyormuş gibi bir izlenim bırakıyor. Onu seviyor ve delicesine destekliyoruz!..


Yarışmadan Survivor olmayı kafaya koyan Anıl, kaybettiği kaslarından fazlaca kilo verdi bana göre... İlaçla mı şişirmişti kendini bilemeyeceğim ama şuan ki hali, ilk yarıştığı sezondakinden pek de farklı değil. İki resim arasındaki fark bile bunu açıkça ortaya koyuyor. Yarışa başladığında 90 kilo olan Anıl, 9,1 kilo vererek %10'luk kilo kaybıyla 80,9 kiloya düşmüş. Bakalım kendisi daha kaç hafta tek bir yarış oynamadan birinci olacak, merakla beklemedeyim...


Görünüş olarak en büyük değişimlerden birini yaşayan bir başka isim ise Pascal oldu... Yarışa başladığında 97 kilo olan Pascal, 13,7 kilo vererek %14 kilo kaybıyla 83,3 kiloya düşmüş. Bu arada saç ve sakal alıştığımızdan sanırım kendisine hiç gitmiyor... 


Değişim değil de daha çok evrim geçirme gibi gözüken Hakan ise yarışa başladığında 96 kiloymuş. Aradan geçen zamanda 12,7 kilo vererek %13'lük bir kilo kaybı yaşayan Hakan'ı sadece değişim geçirmiş olarak addetmek zor. Bu fotoğrafı durumdan haberi olmayan birine göstersen, bir iki ay değil en az 3 yıldır adada olduğunu rahatlıkla söyler... Aslında çikolata ödülünü bu değişimle kazanan o olmalıydı. En azından adama moral olurdu yani...

Bu değişimlerin bundan sonrasına ışık tuttuğunu düşünürsek, herhalde birleşme partisi öncesi çeki düzen verilmese özellikle de Hakan mağara adamına bağlardı zannediyorum. Hasan'ın daha fazla kilo vermesi sağlıklı mı onu da düşünmek gerekir...

Eski formatlarla nabız yoklama

Birleşme partisinden şahsen bahsetmeyi düşünmüyorum. Bahsedecek öyle kayda değer pek bir şey olmadı zira bana göre. İki gündür hem Var Mısın Yok Musun? hem de Yok Böyle Dans'la eski formatlarının nabzını yoklayan Ilıcalı, muhtemelen bu iki yarıştan birini gelecek sezon ekrana taşıyacaktır... Serenay'ın kesilen dansı, Hilmicem'in dans konusundaki başarısı ve Turabi'nin tam bir fecaat olan performansıyla akılda kalan bir gece oldu diyebiliriz. Ayrıca Hadise'nin de baya güzel göründüğünü not düşmeden edemeyeceğim. Tabi bakımdan geçip süslenen kızlarımızın bazılarının da...


Bakalım birleşmeden sonra adalarına gittiklerinde yapılan hiçbir şeyi bulamayan ve her şeyi sıfırdan yapmak zorunda kalan yarışmacılar için bundan sonraki serüven nasıl ilerleyecek. Yine haksızlar el üstünde, haklılar kapı ardında mı tutulacak göreceğiz... Ve tüm bu hengamenin sonunda kimin birinci olacağı da ayrı bir konu... Ilıcalı'nın birinciye vereceğini söylediği altından kupanın ise manevi değerinden çok maddi değeriyle ilgileniyorum ben. Zira kocaman bir şey ve hiçbir yere kolay kolay sığdıramazsın. En azından birinci olan satıp, ödülü olan parayı alana kadar onu yer... Böyle de önemli önerilerle dolu bir kimseyim işte, ne yaparsın...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder