7 Nisan 2015 Salı

Survivor All Star: Efsaneden, harala güreleye...


Hakkı yenenlerin ve hak yiyip de rahatlıkla "maceralarına" devam edenlerin, hakaret edilenlerin ve hakaret edip de arsızlıkla üste çıkmayı marifet sayanların, emek verip bir şeyler yaratanların ve emek vermeyip de her şeye kusur bulanların yarışı demek ne kadar yanlış olur bu sene Survivor All Star için?.. Hangisinin içi boş kalır, doldurulmaya çalışılsa?.. Hangisi diğerine göre daha çok sırıtır, adaletli bir pencereden bakıldığında?..

İnsanlar ne yaptıklarının, dışarıdan nasıl göründüklerinin ya da görünebileceklerin, nasıl farkında olmaz gerçekten merak edilesi. Nereye kadar vereceğin mücadele dışındaki her şeyle gündeme gelebilirsin ki?.. Nereye kadar sadece kavga, dövüş ve itiş kakışı benimseyip, başkalarına caka satmayı sürdürürsün?. Nereye kadar şiddet uygulayıp da, şiddete maruz kalanı çakallıkla suçlarsın?.. Nereye kadar?..

'Efsane'den, 'harala gürele'ye

Psikolojik bir vak'a olarak bile yaklaşılabilir bu sene Survivor All Star'a ve durumdan, Acun Ilıcalı'nın da hiç memnun olduğunu zannetmiyorum. Çünkü ayar verdiği zamanlar sarf ettiği cümleler bunu çok bariz ortaya koyuyor. 'Efsane' diye nitelenen yarışın, sadece 'harala gürele' olarak ekrana yansımasından kimse memnun olmaz zaten. 

Turabi ve alamadığı dersler...

Misal Turabi... Onun sonunun Taner Tolga Tarlacı gibi olması çok yüksek bir ihtimal. Hatırlarsanız ona da bir sürü iltimas gösteriyordu Ilıcalı ama sonunda ne oldu, kapının önüne kondu... Çünkü bir yerden sonra verilen iltimaslar onun şirazesini kaydırmıştı. Şimdi aynısı Turabi'de de yaşanıyor. Acun Ilıcalı çok fazla iltimas tanıdı, onu reyting olarak gördü-görüyor- ve çoğu yaptığına ses çıkartmadı. Ses çıkarttığı zamanlarda da olabildiğince sıradan bir şekilde uyardı. Onun özellikle bu sezon toplu olarak tüm yaptıklarını başkası yapsa, muhtemelen çoktan diskalifiye edilirdi ama Turabi'nin payına yalnızca tüm yarışlardan bir hafta men olmak düştü. 


Bu sefer oldukça ağır da azarlandı ancak sonuç, yine iltimas... Diskalifiye etmeye cesaret edemiyor Ilıcalı, sırf reyting yüzünden. Dün ayar verip, bugün Hakan'a "çakal" dediğinde susması da ayrı bir tespitlik zaten. Orada Hakan'ın hiçbir suçunun olmadığını söyleyemez miydi sanki?.. Aynı anda bayrağı kapma mücadelesi veriyorsunuz ve saliselik bir farkla ikinizde yakalıyorsunuz. O gerilimle ikinizde yere düşüyor ve biriniz altta biriniz üstte kalıyor. Ve sen bayrağı almak için ayaklarınla adamın omzunu çiğniyorsun. Çakal olan kim Turabi?.. Ne yapmasını bekliyorsun, "Al abi ayıp ettin bayrak senin" demesini mi?.. Küçük dağları ben yarattım havasıyla, bulduğun her yere isminin baş harfinden logo yapıp basmakla olmuyor tam da Begüm'ün dediği gibi. Biraz da, "Ben ne yapıyorum?" diye sorgulaman gerekiyor kendini. Sorgulamazsın biliyorum ve bir daha sorun yaratırsan, yine korunursun sen de onu biliyorsun; zaten tam da ona güveniyorsun. 

Bunun dönüşü de var...

Ama bunun ada yaşamından sonrası da var ve Ilıcalı da genelde orada siliyor insanları; işte sanırım bunu bilmiyorsun... Şu var ki Ilıcalı birini severse arkasından itekleyip en tepeye çıkartacak, ülkedeki belki de tek insandır. Ama tam tersi, birisine hiddetlendiğinde nasıl yok ettiğinin en iyi örneği de 3T... Yani Turabicim, adada korunuyor, kollanıyorsun diye gerinme. Bu sefer yaptıkların pek yenilir yutulur cinsten değil ve ülkeye döndüğünde hayal ettiklerinden bambaşka şeyler seni bekliyor olabilir. Buna da sadece sen ve çevren üzülür... 

Sakatım, bana oy atın...

Yarışın en başında desteklediğim isimlerden birisi Anıl'dı. Ona yarıştığı önceki sezondan büyük bir sempatim vardı ama o da hayal kırıklığına uğratanlardan oldu çıktı... Ahmet'in, Merve Aydın'ın gölgesinde ve sadece onların düşünceleriyle hareket etmesi, verebileceği en yanlış karardı. Evet, birinci oluyor ya da seveni çok. Ama seveni kadar, yaptıklarından haz etmeyenler de çok. Şimdi de sakatlandı ve açıkçası tamamen grubunun hakkını yiyor bana göre. Evet sakatlanmak istemezdi elbette ama ayağında alçı daha nereye kadar sürecek ki bu -vermediği- mücadele?.. Yarışamıyor, yarışmadığı gibi susmak da bilmiyor. Kameralara oynuyor, toplu ortamlarda da oldukça alttan alan ve herkesin iyiliğini isteyen adam kesiliyor. Sanırsın kameraya konuşanla, tüm grup bir araya geldiklerinde konuşan kişiler aynı değil. Birinde aslan yüreği yemiş Anıl, diğerinde süt döken kedi masumluğunda bir Anıl. Peki hangisi gerçek Anıl?.. Ayağın sakatlandı ve bu yüzden birinci oldun. Elenmek istemiyorsun ve yine bu sakatlık üzerinden sevenlerinin yüreğine dokunmaya çalışıyorsun... Eee, hiç yarışmadan finale gitmeyi mi düşünüyorsun?..

Büyük haksızlık...

Hakan'ı asla ama asla tasvip etmiyorum ama bu konuda çokça haklı. Şuan ayağı alçılı, ne zaman çıkacağı belli değil ve olur da çıkar doktor da, "devam edebilir" derse yine oynayamayacak haftalarca. Hangi çatlayan ya da kırılan ayak alçıdan çıkar çıkmaz, eski formunda oluyor? Onun da en az 10 gün kendine gelmesi için baskıdan ve zorlanmadan uzak kalması gerekiyor. Etti mi sana 4-5 hafta oradan, iki hafta da oradan 1,5-2 ay. Eee? Anıl ayağını kırdı, hiç yarışmadı ama finalde... İnsan böyle finalde kalmaya utanır bence... O yüzden olması gereken en sağlıklı karar, Anıl'ın Türkiye'ye dönmesi kesinlikle... 

Yersiz bir sürü davranışla mücadele etmek

İnsanlar kilolu olabilir, herkes zayıf olacak diye bir kaide yok. Ama Özlem'e reva görülen davranışları izlemekten artık ben sıkıldım. Kadın sadece kilolu, hey!.. Aptal değil!.. Çocuğa anlatır gibi her yarış öncesi tek tek etapları anlatmalar, öğütler vermeler; döndürüp dolaştırıp, konuyu kilosuna getirmeler falan ne oluyoruz?.. İşin garip tarafı, Özlem de hiç ses etmiyor bu saçmalıklara. Aksine, her yarış sonrası hesap vermek zorunda hissediyor kendisini... Bilmiyorum o grubun geri kalanı kendisini ne zannediyor ama Özlem hepsinden daha dirayetli ve benim nazarımda finale kadar orada kalmayı en çok hak eden üç isimden birisi. Diğerleri, Hasan ve Doğukan...

Kaybedenlerden...

Bu listede bir dördüncü isim daha vardı; Berna... Geçtiğimiz sezon hakkının yenmesi sebebiyle, bu sezon ona beslediğim sempati tavandı. Ünlüler'e geçip, kendisini gösterme ihtimalinin daha çok artmasına da daha sonra sevinmiştim ama tam tersi şekilde bu ona hiç yaramadı. Çift karakterli ve bir öyle, bir böyle izliyoruz onu birkaç haftadır. Bir Merve Oflaz'ların yanında, Merve Aydın'ların arkasından atıp tutuyor, bir Merve Aydın'ların yanında Merve Oflaz'ların arkasından... Bir o gruba yamanmaya çalışıyor-evet yaptığı tamamen bu-, bir diğer gruba. Ve tam da bu, ekran karşısında izleyenlerin ona duyduğu sempatiyi yok ediyor. Şahsen ben de etti... Okuduğum yorumlar da gösteriyor ki, sadece benle de sınırlı değil bu. Su gibi girdiği kabın şeklini almaktansa, kap gibi içine akan suya şeklini vermesi gerektiğini umarım en kısa sürede anlar... 

Durum tespiti

Geçtiğimiz sezondan çok farklı bir Merve Aydın seyrettiğimiz, herkesin ortak fikri malum. Daha hırslı, daha gözü kara ve daha 'sorunlu'... Kusura bakmasın ama ben onun hareketlerini pek sağlıklı bulmuyorum... Gerildiği, üzüldüğü ya da kendince birilerine ayar verdiği anlarda sergilediği tavırlar, pek de sağlıklı bir psikolojinin ürünü gibi gözükmüyor. Bunu onu yargılamak ya da kötülemek için söylemiyorum, sadece bir tespit ve orada kaldığı sürece bunun daha da şiddetlenmesi olası. Almeda'nın elendiğinin öğrenildiği an sergilediği tavırlar, sadece 'büyük bir hüzün yaşamış olmak'la açıklanamaz. Herhalde büyük bir hüzün yaşayan insanların kendisini patakladığını hiç görmeyiz. Ağlamak, sayıklamak tamam da, kendi kendini pataklamak hiç normal değil. Onun dışında hakkında söylemek istediğim pek bir şey yok. Hali, tavrı ve her geçen hafta daha da geren tavrıyla, bence finale kalmayı asla ama asla hak etmeyenlerden kendisi...

Kaybedenlerden v.2...

Yarıştığı önceki sezon çok sevilen bir başka isim Hilmicem... Murat'la birlikte kurdukları bağ ekrandan taşarken, birinci olmasında ki ateşleyici sebeplerin en büyüğü de oydu. Murat'ın vedası ardından onun sevenlerinin de desteğiyle birinci olmuş ve bunun haklı gururunu yaşıyordu. Popüler de oldu, birçok önemli dizide oynadı. Hayran kitlesini de arttırdı ama en büyük hatayı, Survivor All Star'a katılmakta yaptı... Çünkü biz izleyenlere ve her ne kadar halen gözleri kapalı-yı oynayıp- onu destekleseler de sevenlerine, gerçekte hiç de bizim tanıdığımız gibi biri olmadığını gösterdi. Murat'ın yanında 'sevgi kelebeği'yken, Turabi'nin yanında 'Ali kıran baş kesen' oldu. Ki buna halk dilinde, 'yancı' deniyor... Kendisinden hiçbir üstünlüğü olmayan Turabi'nin peşinde, kendi karakterinden daha ne kadar ödün verecek bilemiyorum ama ona da Berna'ya önerdiğimi öneriyorum; su gibi girdiği kabın şeklini alacağına, kap gibi içine akan suya şekil versin...

Hafta elemesi

Bugün haftanın elemesi var ve malum olur ki, Gönüllüler'den birisi gidecek. Adı çıkan ilk isim Sahra'yken, karşısına kimin geçeceğini de SMS birincisi belirleyecek. Onca şeye rağmen yine Turabi ya da Hilmicem ikilisinden biri çıkarsa, Begüm. Olmaz da, en çok hak eden isim Hasan çıkarsa Taner ikinci elenmeye adayı olacak ve ikisinden birisi ada yaşamına veda edecek-diye düşünecektik normalde ama...-


Adaya geçtiğimiz günlerde giden, Instagram'da paylaştığı fotoğraflar ve gaflarıyla gündeme oturan Ali Eyüboğlu'nun yazdıklarına bakacak olursak; Sahra ile Begüm karşı karşıya geliyor ve elenen isim de Begüm oluyor... Bu gaf kriz çıkardı mı adada bilemiyorum ama Eyüpoğlu, daha sonra söz konusu fotoğrafları kaldırdı hesabından. Boş bir anına mı denk geldi, Sahra telefonunu ele geçirip trolledi mi ya da bunların hepsi bir taktik mi bilemiyorum ancak bunu Eyüpoğlu'nun bunca yıllık kariyerini düşündüğümüzde hiç ama hiç doğru bulmuyorum. Bakalım, söz konusu gaf doğru mu çıkacak ve yine bakalım, Ilıcalı bu konuda bir açıklama yapacak mı bu akşam...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder