14 Nisan 2015 Salı

Survivor All Star: Turabi ve 'kankisi' Hilmicem...


İnsanın kendini herkesten, her şeyden üstün görmesi ne fena bir durumdur... Sadece kendi söyledikleri, istedikleri olsun mücadelesi vermekten daha büyük bir acizlik var mıdır dünyada?.. "En iyisini ben bilirim", kafasının kaybeden olmaya mahkum olduğunu insanlar hep acı dersler aldıklarında mı anlarlar?.. Peki ya, "Karşımdakine istediğim her şeyi derim ama o bana ağzını açıp tek kelime edemez" mantalitesi kadar çiğ bir şey var mıdır şu hayatta?.. "Dün neysem, bugün de oyum" derken, aslında dün de ne fena bir varlık olduğunu anlamaktan vede görmekten nereye kadar aciz olunabilir ki?..

Psikolojik bir vak'a olarak Survivor

Daha önceki yazılarımda da dediğim gibi, bu yılki Survivor tam bir psikolojik vak'a gibi ve insanların narsisizm doruklarındaki hallerini izlemek hiç de keyifli değil. Yaşadıklarından ders almayıp daha fenası olmak gayretini sergilemek ise üzerine çok da bir şey söylenmesine mahâl vermeyen bir durum... Açık konuşmam gerekirse, bu zamana kadarki en başarısız ikinci Survivor'ı izliyoruz bence... -Diğeri Merve Oflaz ve Hakan'ın yine yarıştığı Var Mısın Yok Musun? yarışmacılarının olduğu Survivor'dı.-

Efsane mi? O da ne?

Ne yazık ki ben haftalardır ortada sürekli vurgulandığı gibi bir 'efsanelik' göremiyorum. Bir tarafa güçlülerin yığıldığı, bir tarafaysa kurgulanmış gibi tek tek sakatlık yaşayan insanların doldurulduğu bir yarış. 'Efsane' olan tek tarafı da bu ve böyle bir 'efsane'likle kimse gurur duymaz herhalde?.. Gönüllüler takımının kızları da erkekleri de çok çok güçlüler. Ünlüler takımının ise ne kızları ne de erkekleri o kadar güçlü ve bu yüzden güç gerektiren oyunlarda kazanma ihtimalleri çok çok düşüyor. Bir de üzerine sakatlıklar binince her şey iyice arapsaçına dönüyor... 

Güç kadar önemlidir insanlık...

Her şey güç, fiziki istikrar ya da mücadele değil elbette... Bambaşka insani duyguların hakim olması gereken bir yanı da var bence Survivor'ın. Sadece yarışmak ve kazanmak ikileminde değil ve olmamalı da. O zaman ada yaşamına ne gerek var ki zaten?.. Sadece yarışlardaki performanslarını izleyelim gerisi de yayınlanmasın madem... İşte bu yüzden, yarışlarda gösterilen başarının ada yaşamında ve insan ilişkilerinde de aynı şekilde sürdürülebilmesi lazım. Senin için katran karası bir zehir taşıyorken, dünyanın en iyi yarışçısı olsan ne fark eder ki?.. Böyle olursa aldığın dereceyle kalırsın, arkandan konuşulansa sende olmayan özellikler olur yalnızca...

Turabi'nin hezimeti

Kabul edilmeli ki, geçtiğimiz haftanın ada konseyi bu zamana kadar izlediğimiz en gergin ve şiddetin en tepeye tırmandığı ilk konseydi. Başkalarının arkasından konuşan, yaptığı hareketlerle tahrik eden ve bundan gurur duyan Turabi'nin ise ikinci büyük hezimeti oldu... Begüm'ün attığı pası, Hasan gole dönüştürürken; Turabi elbette yaşananlardan hiç memnun değildi... 

"Kuruvas, kuruhasan mı? blah blah neyse işte, ondan..."

Kim Hasan'ın söylediklerinin hatalı ya da yanlış olduğunu söyleyebilir açık açık?.. Kim Turabi'nin, Hasan'ın anlattıklarından farklı birisi olduğunu iddia edebilir? Kim Turabi'yi gerçekten -ailesi dışında- 'iyi bir insan' olarak görebilir ki?.. Kusura bakmasın ama geçen sezondan daha fena olduğu bu sezon boyunca, onun olduğu ve boş beleş konuştuğu birçok anı kaydırıyorum ben izlerken-bitmek bilmeyen reklamlar sebebiyle kaydedip, sonra izliyorum-... Çünkü gerçekten boş konuşuyor... İşine geldiğinde marjinal görünmeye çalışırken, sıra halka oynamaya geldiğinde 'kruvasan' demekten aciz bir insan görünümü çizmesi bile Hasan'ın söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu kanıtlar nitelikte... Evet Turabi, kruvasan o. Kuruhasan değil!. Sen ki, İngilizcesi Türkçesinden on kat daha düzgün telaffuzlu bir kimsesin, dilin kruvasana nasıl dönmedi; gerçekten hayret ettim!..

Hasan'ın bugüne kadar koruduğu sessizliği, o kadar güzel dile geldi ki; ben kaydı geri sarıp sarıp izledim o anları. Ağlama kıvamına gelen, dışarı çıkmak için izin alan ve geri geldiğinde yine her zamanki üslubuyla gerginlik yaratmaktan başka bir şey arzulamayan Turabi ise benim gözümde yarıştan çoktan elendi. O ada konseyinden sonra, ancak partikülleri yarışıyor olabilir şu anda... 

Hilmicem'in hezimeti

Tabi tek sorunlu kişi de değil kendisi. Himayesi altına aldığı ve bu yüzden herkesin 'yancı' diye andığı Hilmicem var bir de... Hasan ona da bir güzel ayar verdi, oysa bu anlarda sakallarını ovuşturup ovuşturup ne kadar da sinirlendiği belli etti. Söz istediğinde de kankisi Turabi gibi boş beleş konuşup, Hasan'ı haklı çıkarmayı da ihmal etmedi... Hilmicem ülkeye döndüğünde, ikinci kez Survivor'a katıldığı için en büyük pişmanlığı yaşayan tek kişi olacak. Böyle çok kişi olacak ama en büyük hüsranı yaşayan olarak, hiçbirisi Hilmicem'e yaklaşamayacak... Tamamen kendine haksızlık ediyor, arkasından edilen -gözleri kör fanları dışında- lafların yarısını okusa zaten hayata küser. Ve döndüğünde daha dizi teklifi alır mı? Alsa da eskisi gibi popüler kalır mı?.. Hiç sanmıyorum ben... Yahu aynı anda baraka yapıyorlar Turabi ile ve onunla aynı emeği sergiliyor Hilmicem. Ama Turabi buraya, "anamın adını koyacam" dediğinde ağzını açıp; "ulan bunu birlikte yaptık bari benim annemin de ismini koyalım" demiyor, diyemiyor. Yan tarafa başka bir baraka daha yapıp, adını "Turbo Turabi GYM" koyarız diyor; Hilmicem, "kardeşim sen dövüşçü olmasan zaten marangoz olurmuşsun" demekle yetiniyor... Şimdi bu herkesin dillendirdiği gibi 'yancılık' değildir de nedir?.. Sen de şampiyonsun Hilmicem, neden Turabi' nin gölgesine ihtiyaç duyuyorsun ah bir anlayabilsem...

Su mu olmalı şekil alan, kap mı olmalı şeklini veren...

Sen Hasan'a, sırf Turabi biliyor diye diş bileyeceğine; önce "ben ne yapıyorum!?" de. Yoksa ülkeye geri döndüğünde, fanların dışında kimse olmayacak seni bekleyen. Arkandan söylenenler ise hep baki kalacak, bundan birkaç yıl sonrasında bile konusu açıldığında. Fişlettin kendini Türk halkına... Suya şeklini veren kap olmaktansa, kabın şeklini alan su olmayı seçerek; en büyük ayıbı da kendine ettin...

Bu saatten sonra eğer hala Turabi ve Hilmicem birinci olursa, bu ülke için de tüm umutlar tükenmiştir. Çünkü böyle insanların yüceltildiği bir ülke gerçekten kaostan besleniyor demektir. "Bununla koca bir ülkeyi nasıl olur da genellersin" demeyin; sizler de ne kastettiğimi çok iyi anladınız eminim...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder