7 Mayıs 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Haksız mı dersin?..


Sevgi ile nefret arasında gidip gelen Sema'nın çırpınışlarının gölgesinde bir bölümle ekrana geldi bu hafta, Poyraz Karayel. Dizide malum herkes başrol, her karakterin bir iç dinamiği var ve o dinamikleri tek tek derinlemesine keşfediyoruz. Üç haftadır da sıra Sema'da. Önce babasını öldüren adam hapisten çıktı, ardından o adamdan babasını öldürtenin Bahri olduğunu öğrendi. Şimdi ise hesap sorma vakti gelmişti...

Diziyi geçtiğimiz bölüm, hapisten müdür sayesinde gizlice çıkan Bahri'nin Zafer'i kurşun yağmuruna tuttuğu sahnede bırakmıştık. Ona bir şey olmayacağı barizdi de, nasıl olmayacağı noktasında yanıldım...

18. Bölüm



Zafer'in üzerinde muhtemelen kurşun geçirmez yelek vardır diye düşünmüştüm ben. Zira karakterin yüz ifadesinden hiç de vurulmuş gibi bir izlenim almadım. Bir de malum kötü ve kötüler kolay kolay ölmezler; en kolay seçenek o gibi duruyordu ancak, yanıldım... Zafer gerçekten vurulmuştu ama kefeni yırtması çok da uzun sürmedi. Ayılır ayılmaz da hinliklerine kaldığı yerden devam etme istikrarını sürdürmeye başlamıştı bile... Şimdi yeniden Bahri'den intikam alma girişimleri izleyeceğiz ondan. Bu sefer ellerindeki isim, başka birinin spermiyle hamile kalan Songül. Öldürdükleri doktorun hastalarıyla ilgili bilgiler incelenirken Sadreddin'in kısır çıktığı test sonucuna ulaşmak, Mümtaz için şimdilik Songül'ü kullanmak noktasında faydalı oldu ama unutmamalı ki onunla yola çıkan hedefine kesinlikle varamaz... Bakalım Songül hanımdan ne gibi hamleler izleyeceğiz... 




Tabi öğrenilen bir diğer gerçeği de atlamamak gerekir. Ayşegül uzun zamandır Zafer'in dibinde olup tüm gerçeklerden de bir o kadar uzakmış. Şimdi hiç efelik taslamayacağım ben Ayşegül'ün, Zafer'in gerçek yüzünü bildiğini düşünüyordum haftalardır. Malum ki zeki bir karakter o ve bu hafta fragmanlarda gerçeği öğrendiğini gördüğümde önce yanıldığımı anladım, ardında da hayal kırıklığına uğradım.. Tabi öğrendiğinde, -tam da benim haftalar önce ilk anladığını düşündüğümde yaptığı gibi- ondan uzaklaşma eğilimi sergilemedi. Girdiği şokun etkisinden çıkıp da hakkındaki her şeyi Poyraz'dan öğrenmesiyle birlikte, kendisini kullandığını düşündüğü Zafer'e savaş açmaya girişti. Bu savaşın Zafer nezdinde hiçbir işe yaramayacağı açıkken, umarım Ayşegül'ün başına ilerleyen bölümlerde bir zarar gelmez... Poyraz'ı da bu konuda boşlatmasalar süper olur...


Poyraz demişken, başındakiler yetmiyormuş gibi yeni bir baş belasına sahip olmasına ne desem boş... Bu Begüm resmen hastalıklı bir karakter ve alkol tedavisinden önce, şüphesiz sinir tedavisi görmesi gerekmekte. Annesini bile kendinden bezdiren bir kadın, -eski- kocasını elbette intihara dahi sürükler. Poyraz iyi yırtmış anlayacağınız... 


Begüm'ün tutarsızlığının faturasını ödeyen ise bu bölümde Sinan oldu. Anne ve babasının bir araya geldikleri her seferinde birbirleriyle kavga etmesinden bunalan Sinan, çareyi Ayşegül'e sığınmakta bulmuştu ki, kendisini babasına ihbar ettiğini öğrendiğinde oradan da kaçmaya meyletti... 







Eğer son anda peşinden koşan Ayşegül yetişmeseydi, anne ve babasının içerisinde olduğu araba tarafından ezilmekle burun buruna gelecekti... Sinan'ın küçük kalbine elbette kızamayız. Ancak öyle bir çocuğun böylesi bir tutarsızlık sergilemesi de olmadı. Bundan sonrasında onu anne ve babasının arasını yapmaya çalışırken izlersek de kesinlikle şaşırmayacağım. Yalnız bu uğurda Ayşegül'e cephe almaya çıkarsa fena halde kızarım!.. 


Tabi ondan önce kızılması gereken çok insan verisi var elimizde diziyle ilgili. Hepsini tek tek yazıp da kendimden geçmek niyetinde değilim ancak, bu bölüm diziye dahil olan kötümüze bir değinmek isterim... Malum birkaç bölümdür Zülfikar'ın fena halde tutulduğu Çiğdem ile gönül maceralarını izliyoruz ve artık tamamen birlikteler diyebiliriz. Ancak bu durum beklendik birinde, beklenmedik bir tepkiye yol açtı... Kızını düşünen her baba gibi, emekli emniyet amirinin Zülfikar'a acımasız yaklaşacağını biliyorduk zaten ama onun da karanlık bir dünyanın göbeğinde olduğunu tahmin edemezdik. Hele hele iç hatlarına girdikçe Zülfikar ile geçmişte çarpışan biri çıkmış olursa hiç şaşırmam... 


Taş kafaya elektroşok verip Zülfikar'ı ders vermek niyetiyle kaçırdıklarında bu meselenin kolay kolay halledilemeyeceği anlaşılıyordu ama o depo sahnesinde, Zülfikar'ın adamın sesini bir yerden tanıdığının birkaç kez üst üste vurgulaması geçmiş defterlerini açacağa benziyor. Yani Çiğdem ile aşkı büyük bir sallantının içerisine girecek ve bakalım o mücadeleden nasıl bir sonuçla çıkacak... Zülfikar'ın o kendisini tekmeleyen adamların ayaklarını uygun yerlerine en kısa zamanda monte etmesi ise bu konudaki ilk 'büyük' beklentim. Sonrasında da sırada Çiğdem'in pek değerli karanlık babası var elbette...


Beklentilere girersek de işin içinden çıkamayacağımız garanti. O yüzden en azından Sema'nın Bahri ile olan sürtüşmesinin uzun sürmemesini beklediğimi belirtmekle yetineyim. Aslında hakkı kadının, dediği gibi o olmasa belki de bu kadar iyi olanaklarla büyüyemez ve en iyi okullarda okuyamazdı ama en azından yanında babası olurdu... Sema'nın penceresinden baktığımızda, bu bölüm sergilediği hiçbir davranışı sorgulatacak bir yan bulamayız. Çocukluğundan beri tek arzusu bir gün babasının katilinden intikam olmak olan bir kadını, babasının katilini bulduktan sonra kim tutabilirdi ki?.. O yüzden de Bahri'nin azmettirdiği adamı neden içeride haklatmadığını bir türlü anlayamıyorum. Tamam sen kenar mahalle kabadayısı değilsin, her şeyi raconuna göre yapıyorsun anladık. Ancak bu her şey olarak genellenebilecek bir konu değil yahu, değil!











Tabi belki de o zamandan, zamanı geldiğinde hesabını vermeyi kararlaştırmış da olabilir; Bahri bu. Zira Sema'nın doğrulttuğu silahın namlusuna bedenini dayarken, böyle bir elektrik almadım değil. Ancak, babasını neden öldürttüğünü açıklamasını yaptığı bu harekete tercih ederdim. Nedeni nedir bilinmez ama yersiz bir şekilde Bahri'ye kıyamıyorum. O adamın böyle ezilip büzülmesine nedense katlanamıyorum ve böylesine kötü bir şey yaptırmış olmasına karşın, halen Sema ile arasının düzelmesini beklemekteyim... Bilemiyorum araları düzelir mi, düzelirse nasıl ve ne şekilde düzelir. Düzelmezse Sema ona neler yapar... Hiçbir zaman baba-kız enerjisi almadım onlardan ama bundan sonra almaya muhtacım. O yüzden çabucak aralarını düzeltin rica edeceğim...

Farkındaysanız Poyraz'dan dolaylı, Ayşegül'den ise çok az bahsettim yazı içerisinde. Dizinin sadece iki başrolü olmadığını bu yazıdan da rahatlıkla anlayabilirsiniz yani. Onlardan soyutlanıp, başka maceralara odaklanacağımız o kadar şey yaşanıyor ki, bazen onlar tamamen konu dışında kalıyor. Bu tek bir karaktere bağlı kalmamak noktasında büyük başarı ancak, uzun vadede dizinin dinamiklerine zarar verir mi üzerine düşünülmesi gerekir. Onu düşünmekte malum benim yapacağım bir şey değil. Ben kendimden kıstasla veriyi önünüze koydum efenim...

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder