21 Mayıs 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Ne oldu böyle?..


Şu zamana kadar izlediğim en kaotik ve en sıkıcı bölümdü diyebilirim rahatlıkla. Bazen zap yapmak dahi geldi içimden ister istemez... Bir bölümde bu kadar büyük değişimler nasıl izledik bilemiyorum ama gelecek haftaki bölümün başında, bu hafta izlediğimiz her şeyin bir hayalden ibaret olduğunu görsek pek sevinirim. Açık konuşmak gerekirse, eğer bölümün sonunda olanlar gerçekse Poyraz'dan bugün itibariyle nefret ediyorum demektir...

20. Bölüm


Bahri, Poyraz, Sadreddin... Bir bölümde tamamen karakter değiştirdiler ve onlarda görmeye alışık olmadığımız tavırlar izlemeye başladık. Özellikle Poyraz'ın, Songül'den hiçbir farkının olmadığı anlar çileden çıktığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Sadreddin'in bile Sema'ya değer verdiğini gördük ama ne Bahri ne de Poyraz'dan alışık olduğumuz bu karakter yansımalarını göremedik... Açıkçası şaşkınım, daha çok da Poyraz noktasında şaşkınım. İnsanlara kıyamayan olarak, sırf yakayı ele vermemek için Sema'nın üzerine oynamasını izlemeye katlanamadım...


Ya Bahri'ye ne demeli?.. Bunca zaman insanları bir kalemde silip atmak dışında, hiç mi bir şey öğrenmemiş hayattan?.. Mesela ortada bir yanlış anlama olabileceği ya da her şeyin iftira olma ihtimali neden birilerinin dayatmasıyla yatıyor aklına?... Bir de marifet gibi sevdiklerini bir çırpıda silmekle övünüyor. Tebrikler Bahri, sana en büyük notu vereceğim; kocaman bir 0!..


Sadreddin bile ne kadar dövündü Sema için... İnsanları -yine- bir çırpıda harcamasıyla ünlü Mümtaz, köstebeğin o olduğunu söylediğinde dahi inanmadı duyduklarına. Bir çırpıda silmedi Sema'yı... Her şey için çok geç kalınmış olduğunda da sürekli çırpındı babasını ikna etmek için, ne oldu böyle Sadreddin'e?.. Ne oldu Bahri'ye ve Poyraz'a?.. Nerede bizim tanıdığımız gerçek kişilikleri?.. Hadi Mümtaz ve Songül'e alıştık; başlarına bir şey gelmesin diye herkese iftira atmaya açıklar. Peki ya Poyraz'ın böyle olması nereden çıktı birden?.. Kendini bir ateş çemberinde hissetse dahi, böylesine kolay satmamalıydı Sema'yı. İftira atmamalıydı, tıpkı Songül gibi... Gerçek iki muhbir orada ayan beyan dururken Zafer'e karşı, çok kızgın olduğu halde Bahri'yi yücelten Sema olmamalıydı hedefteki isim... Bahri gözünün içine baktığında görmeliydi yalan söylemediğini. En azından bir şans vermeliydi... Bugüne kadar kendisi dahil insanlara kurulan kumpaslara kaç kez tanıklık etmişken hem de...


Bu noktada Sema da suçlu tabi biraz... Zafer'le olan buluşmasında, onu deyim yerindeyse yerin dibine soktu ve kendisini Bahri ile kıyaslayamayacağını yüzüne korkusuzca söylerken enfesti performansı. Peki ya neden Bahri evine geldiğinde, biraz daha alttan almayı denemedi?.. Tamam kızgın, bir çırpıda affedemez ancak en azından Zafer'in ona ne teklif ettiğinden bahsetse tüm bunlar yaşanmayacak, Bahri Mümtaz marifetiyle eline gelen belgeleri belki de daha çok sorgulayacaktı... 


Belki de yine sorgulamayacak, elindekilere inanacaktı... Zira bizim tanıdığımız adaletli Bahri yok bir-iki bölümdür ortalarda. Ayşegül'ün tam da dizinin başladığı zamandan beri bir türlü neden kinlendiğini anlayamadığımız halinin dışında o... Artık duyduğu nefrete ve kine ses çıkartamıyorum. Kızı yerine koyduğu birini bile bir çırpıda harcayan bir adamdan da, bu saatten sonra her şeyi bekliyorum. Zafer'le dengeleri iyi oturttular... İkisine de kocaman esefler...


Songül'e gelirsek, böylesi bir yılanlık görülmüş müdür bilmem... Kadın resmen başı derde girmesin diye önüne çıkan herkesi harcamaya yeminli. Her ne kadar Sadreddin'in başına bir şey gelmesini istemiyor görünse de, öyle bir şey gerçekleşse eminim ondan da şikayet etmez kesinlikle. Önce Poyraz'ın başını yakmaya çalıştı, baktı olmadı bu sefer de Sema'nın üzerine oynamaya çıktı. Ve istediği izlenimi yaratınca da birden 'ilgili' insan kesilip, Bahri'nin kestiği ceza karşısında göz yaşlarını tutamadı. Belki de Sema'ya değil de, onun yerinde olsa başına aynılarının gelecek olmasına ağlamıştır; şahsen böyleydiyse de zerre şaşırmam... Mümtaz, o ve Sadreddin'in her kötülüğü yapması ve cezasız kalmalarının sonu nereye dayanacak çok ama çok merak ediyorum...


Son kertede Poyraz, Sema'yı vurdu mu vurmadı mı belirsiz gibi... Şahsen vurduysa daha adını dahi anmam... Yatırıp geçtiğimiz bölümün sonunda olduğu gibi kesmeye çıksalar, "gık" demem... Buraya da, "yapılan haksızlık" asla ama asla yazmam. Açıkçası onu bu saatten sonra uğrayacağı haksızlıklarda her hâlükârda yazmam... Çünkü gerçekten bu bölüm ona çok sinirlendim. Dilerim Poyraz havaya ateş etmiş, Sema da o anın şokuyla düşüp bayılmış olsun. Onun ölmeyeceğinden eminim. Benim derdim o vurulduysa, Poyraz'dan cidden nefret edeceğim gerçeği... Haa bu arada Bahri yeniden kalp krizi geçirecek zaar, ne diyelim beter olsun...


Bir de bitirmeden, dizide vampirlere özenen karakterimizden bahsedeyim... Allah aşkına o nasıl bir içki içmek, içtikten sonra kendinden geçmektir Begüm?.. Yüz yıldır bir tabutta kilitli kalmış ve kurtulduktan sonra tövbeli gibi, kaçıp kaçıp en sonunda bulduğu ilk şah damarına dişlerini geçirmiş vampirlere benziyordun... Başka hangi konularda böylesin bilemiyorum ama dizginle kendini tatlım, vallahi adın çıkar yine yollarlar seni kliniğe benden söylemesi... 


Bak tam unutuyordum; Poyraz'ın hayat memat meselesi olarak gördüğü ancak, bugüne kadar bulunması için elinden geleni yaptığı(!) -doğruluğu belirsiz- polislik yaptığına dair belgeyi buldun ya hani?.. Hah işte onu, eğer Poyraz gerçekten Sema'yı vurduysa sonuna kadar kullan. Hatta ona tıpkı bir kadeh viskiye saldırdığın gibi saldır, yer gök inlesin!..

Beklenen Kral

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder