14 Mayıs 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Sema'nın seçimi...


Gerilimin dozunun biraz fazlaca kaçırıldığını düşündüğüm bir bölümle ekrana geldi bu hafta, Poyraz Karayel... Hem Sema hem de Poyraz cephesinde yanlış anlamalarla örülü bir sorun yumağı dururken, bu yumaklar genel işleyişi bozmasa ne de iyi olur diyenlerdenim bu arada... Özellikle de Sema konusunda karakterin bugüne kadar sergilediği tavrın dışına çıkılmaz umarım...

Diziyi geçtiğimiz bölüm sorunlu bir noktada bırakmıştık. Sema, Bahri'ye doğrulttuğu silahıyla babasını neden öldürttüğünü anlamaya çalışıyorken, içeriye giren Sefer olayın tüm ekseriyetini değiştirecekti...

19. Bölüm



Sema'nın Bahri'yi vurma cesaretini göstermesini karakterinin yapısından beklerdik ama yine de içerisindeki sevginin bunun önüne geçebileceğini düşünüyordum. Fakat öyle olmadı, Sefer'in ani bir hamlesiyle silah Bahri'den uzakta ama tam da çerçevede asılı fotoğrafında patladı. Burada ise Sefer'den gelen tokat her şeyi berbat etti benim nazarımda. Sema'nın nasıl bir süreçten geçtiğini en iyi bilen olarak davranışının karşılığını böyle vermemeliydi. Daha sonraki pişmanlığı ise bana göre samimi değildi.  Ne olursa olsun kabul edilebilir bir yanı yok o tokadın. Ya Bahri?.. "Sen nasıl benim kızıma el kaldırırsın!?" diye Sefer'in üzerine yürümesi gerekirken hiç de oralı olmadı. Demek ki cüsseyi namluya dayamakla olmuyormuş... Azrail'in ziyaretine üç kala gelen kurtuluş, onun nazarında tokadı mazur gösterdi... Yani hem Bahri hem de Sefer bölüme 1-0 yenik başladı ve bölüm sona erdiğinde fark daha da açılmıştı..







Tüm yaşananlardan sonra Sema'nın Bahri'yi dinlemek istememesini anlarım da, o kaza sahnesinden pek etkilenmediğimi söylemek zorundayım. Kaza yapmış gibi değil, sanki sızmış da Sefer ve Bahri onu uyandırmış gibi bir hissiyat söz konusuydu sahnede. O arabadan çıktıktan sonra hiç kazanın esamesi okunmadı zaten. Hadi hava yastığı başını korudu, ayağını dizini kolunu ne korudu bilemiyorum... 




Tabi bir de tam bu anlarda şansa oradan geçen Ayşegül ve Poyraz'ın gelişi vardı ki, aman da aman tuz biber ekti her şeyin üzerine... Babasına düşman olmaya fırsat kollayan Ayşegül, Sema'nın söylediği gerçeklerden sonra yeniden eski formuna dönmüştü. Bu sefer haksız değildi tamam, ancak Ayşegül'ün Bahri'ye diş bilemek için bahane aradığı gerçeğini de atlamamamız gerekiyor. Artık bakalım kaç bölüm bu husumet alır başını gider, Sema affeder de Ayşegül affetmez...

Sema affeder demişken, halen affetmesi gerektiğini sonuna kadar destekliyorum. Bahri'nin haklı bir gerekçesi var muhtemelen, özellikle Sema'nın huzur evinde kalan annesini ziyaretinde bunu derinden hissettirdi ama Sema oraya geldikten sonra, "Bu yaptıklarına pişman olacaksın" demek yerine, neden pişman olacağını söylese daha süper olurdu. Poyraz Karayel'in en sevdiğim özelliğidir konuları sündürmemesi umarım gelecek bölüm o nedeni hem biz hem de Sema öğrenir. Tabi bölümün sonunda izlediğimiz, Ayşegül'ün yanlış anlamasının sonucu neler doğurur onu da ayrıca göreceğiz...


Sinan'ı kaçıracak kadar gözü kararan Begüm ise bu bölüm yine sinirleri tavana çıkartmayı başardı. Bu kadar tutarsız ve herkese sataşma potansiyelindeki bir karakterde Poyraz ne buldu da evlendi bilmem... Bu bölüm bir de Sinan'ı, Poyraz'la yeniden bir araya gelebilmek için doldurmaya başladı. Hele çocuğun aklına bu fikri sokup daha sonra, "Şimdi düşünme bunları" demesi yok muydu; ıslak tuvalet terliğim nerede?!.. Tabi istediğini elde edemeyince de, "Küstüm oynamıyorum, oğlumuzu da kaçırıyorum" kafası... Ah Begüm, sen de o kafa var da Sinan'da da çakallık var babasının geniyle kazandığı. O öyle kolay pes edip de gelir mi beraberinde?.. 


Bu arada havalimanına giderlerken arabadan kaçan Sinan'ı telefonundan aramaya çalışmamaları, hele hele Polis'e gidip de sinyalinden yer tespiti yaptırmayı akıllarına getirmemelerine ne demeli bilemiyorum... Koskoca anneanne, dede ve anne iki yürüyüp arabanın yanına geliyor; geri gelmiştir diye. He canım he!..







Poyraz ve Ayşegül cephesinde ise bir gel-git vardı bölümün başında. Geçtiğimiz hafta Zafer'in gerçek kimliğini öğrenen Ayşegül, o sırada ayrıca bir de malikanede köstebekleri olduğunu duymuştu. Bu köstebek malum ki Songül ancak, Ayşegül dahil herkesin aklına gelen tek isim Poyraz oldu... Ayşegül daha sonra Mümtaz'ı takip etmeleri ve Zafer'in evine kadar uzanan "dosya" operasyonuyla Poyraz'a inanmıştı ama Bahri öncülüğündeki malikane tayfası inanmayı bir kenara bırakalım, onu yok etmeye uzanan bir süreci hazırlayacak kadar gözü karartmıştı...





Sadreddin'i anlarım da, Bahri'nin bir fotoğrafa tüm güveninin sarsılmasını anlamam güç. Yahu bugüne kadar kaç sefer senin için, oğlum/kızım dediklerin için canını hiçe saydı bu adam. Anlamadan dinlemeden kurbanlık koyun gibi yatırılır mı kesmeye?. Poyraz'a bir şey olmayacağından eminken, bu suni gerilimle bir yere varılamayacağını da not düşmek isterim...



Ayşegül'ün Sema'dan şüphelenmesi noktasında ise diyebileceğim pek bir şey yok. Yaşananlardan sonra Sema'nın, Zafer'in arabasına binip gittiğini kim görse aynı hisse kapılırdı. Sema dilerim yanlış anlama boyutunda kalır ve intikam işbirliği yapmaz Zafer'le. O zaman durum yanlış anlamadan çıkıp, ihanete geçiş yapacak zira. Umarım öyle bir hata yapılmaz ve Sema karakteri lekelenmez. Ne olursa olsun, Bahri ile en azından bir kere oturup konuşması gerekiyor. Zafer ile işbirliği yapan bir Sema görmek istediğimi hiç sanmıyorum...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Saniyesini bile kaçırmadan takip ettiğim tek dizidir yazılarınızda her hafta okuyorum ve tebrik ediyorum. İnşallah böyle devam etmez ilk bölümlerini büyük bir zevkle izliyordum ama son bölümler öyle olmadı bitmesini de istemiyorum ki umarım güzel bir şekilde devam eder yoluna

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki zamanla senaryonun gidişatından sapmalar olabiliyor. Bu toparlanılmayacak bir durum değil, yeter ki senarist tıkanmamış olsun. Zira tıkanıldığı andan itibaren izleyeceklerimiz bu bölümleri bile mumla aratacaktır inanıyorum.

      Ayrıca övgünüze ben teşekkür ederim, her zaman da beklerim. Sevgilerimle.. :)

      Sil