26 Haziran 2015 Cuma

Güneşin Kızları: Büyük bir karanlık


İlk bölümünün ardından yarattığı izlenime yaraşır bir ikinci bölümle ekrana geldi perşembe akşamı, Güneşin Kızları. Hikayenin gittikçe daha da ilgi çekmesi bir yana, karakterlerin sunuluş biçimindeki değişim inanılmaz. Bunun yanında, aralanan her sır perdesiyle Haluk'un etrafa yaydığı sis bulutları daha da koyu bir hâl alıyor. Kaç kişi gizli içinde, eyyy Haluk efendi...

2. Bölüm

Haluk'un Nazlı öncülüğünde uçakta yaptığı evlilik teklifi, Güneşlerin İzmir'den toptan İstanbul'a taşınmalarına sebep oldu. Elbette buna çokça bozulan olarak Rana'nın boş durması beklenemezdi. Haluk'un eski eşi Sevilay'ı devreye sokup, Güneş'in ondan soğumasını beklemesi ise yersizdi. Hadi onun bu niyetini anlarım da, Sevilay nasıl böyle bir şeyi kabul etti çözemiyorum. Bu adamdan delicesine korkuyorsun, bu deli cesareti niye be kardeşim?.. Sevilay'ın, Güneş'e kızlarıyla ilgili savurduğu çirkin ithamlar istediği karşılığı bulmadı ama Haluk'un gerçek yüzüne dair söylemleri kafasını karıştırmaya yetti. Güneş'in onun haddini bildirirken ki hali ise enfesti. Sert mizaç kesinlikle çok yakışıyor Evrim Alasya'ya... Bu mizacı biraz da Nazlı ve Selin'e karşı kullandırsalar enfes olacak. Onlara kızışının altı hep merhamet dolu, şımartıyor bu da ister istemez... 


Tabi asıl enfes olan kısım Haluk'un bu konuşmayı öğrenmesiyle başladı. Bir an Sevilay'ın boynunu kıt diyerekten kıracak sandım. Adam o kadar karanlık ki, ne yapacağını kestirmek oldukça zor. Tek tahmin edilebilen şeyse, evliliklerinin ardından Güneş'in çokça çekebileceği onun elinden...


Evlenmek demişken, nasıl evlilik teklifinin öncüsü oldu; evliliğin kendisinin de öncüsü olmayı başardı Nazlı... Kendi söylemiyle 'Haluk kişisinin' peşinden bir an olsun ayrılmayan ve ister istemez her seferinde Savaş'ın da başını belaya sokmakla yüz yüze getiren Nazlı, attığı her adımla en çok annesine zarar verdiğinden bir haber. Aslında sorunlar baş gösterdikçe her şeyi çözecek ama iş işten geçtiği için yapabileceği hiçbir şey olmayacak. Güneş'in Selin ve Peri ile alışverişe çıkması ardından evde kalan Nazlı, bahçenin bir köşesinde otururken Haluk'un telefonda biriyle samimi dozda konuştuğunu duydu ve bu andan sonraki aksiyon da annesinin başını yaktı... 


Önce ofisine giren, hizmetçinin kapıyı bilmeden üzerine kitlemesi üzerine Savaş'ı olayın içerisine çeken, ardından da arabasının bagajına saklanmak suretiyle bir kadınla buluştuğunu teyit edip; sözde Haluk'u köşeye sıkıştıran olarak, işin sonunda o çok arzuladığı evliliği ona kazandıran da Nazlı oldu. Buradan kendisine kocaman tebrikler... Bu saatten sonra daha kadının başına nasıl bir felaket getirir bilinmez. Ama Haluk'un onun başına bela olma ihtimali yüksek. Zira, Savaş'ın ortalarda olmayan ve öldüğüne inanılan sevgilisi Melis'in kolyesini buldu, ortaya çıkardı. O kolyeyi Güneş'e takmak zorunda kalan Haluk, onu Savaş'ın görmesi halinde köşeye sıkışacağından nasıl bir yol izleyecek merak edilesi. Bu süreçte Nazlı'nın başına bir şey gelir mi, onu da bekleyip göreceğiz... 


Bu arada geçtiğimiz haftaki yazımda da değinmiştim, o kızın başına gelenle Haluk'un ilgisi olabileceğinden. O yüzden bu duruma hiç şaşırmadım. Altında nasıl bir sebep yatıyor bakalım. En önemlisi, kızın ölüp ölmediği meselesi. Haluk tarafından alıkonmuş da olabilir. Bu durumda ortaya çıkması halinde filizlenen Nazlı-Savaş aşkı da çıkmaza girer. Kısacası, Nazlı'nın yaptığı her şey zarar ziyan... 

Belirtmeden geçemeyeceğim nokta ise Burcu Özberk'in performansının ilk bölümle âlâkasının olmadığı. Gayet başarılıydı bu sefer ve karakteri çok iyi yansıttı. Ayrıca, Savaş'la Nazlı arasındaki elektrik ekrandan taşmaya başladı. Bunda etkisi olan baklavalara hürmetler...


Nazlı ve Savaş cephesinde atarlı bir aşkın meyveleri yeşermeye başlamışken, Selin ile Ali cephesinde her şey arapsaçı modunda. Bunda ikisinin de suçu var tabi. Selin'in kendine güvenen halini çok çok sevdim. Hâlâ son sürat görgüsüz ama bu yönüyle, o özelliğini bastırmaya başladı. Ali'nin ise kendine bile itiraf edemediği hoşlantısı, ona acımasızca davranmasına sebep oluyor. Hem annesi hem de babası tarafından sevgi görmeden büyüdüğü çok belli olan Ali ile ara ara empati kurdum ancak bu onun küçük Haluk olduğu gerçeğini değiştirmiyor kesinlikle. Bunun yansıması olarak, kendisine diş bileyen Tuğçe'ye haddini bildiren Selin'e yaptıkları reva değildi. Birini sevmekten ve bu zamana kadar olduğu gibi karşılık görmemekten o kadar korkuyor ki, bunun ceremesini de bir süre Selin çekecek belli ki. Bunu yüzüne vuran Selin'e karşılık olarak elini cam masaya geçiren Savaş'a en yakın psikiyatri kliğinde randevu almayı teklif ediyorum, bu arada... 


Yine belirtmeden geçemeyeceğim, hâlen Sarıtaş'ın tepkilerinde biraz dengesiz olduğunu düşünüyorum. Bunu karakterinin psikolojik durumuna bağlayabiliriz ama kusursuz bir performans görmek de hakkımız. Onun dışında gayet iyi veriyor karakterinin hakkını. Hande Erçel ise geçtiğimiz bölüme oranla Selin'i daha başarılı giymiş. Tepkileri ve söylemleri gerçekten ilgi çekici ve Ali cephesinde ateşli bir karşılık bulacak kadar etkiliydi...

Gerçekleşen evliliğin ardından, Güneş için zorlu günlerin başlayacağını düşünüyorum ancak, Haluk'un takıntısının tam tersi etki gösterip, şimdiki gibi ona koşulsuz ilgi göstermesine sebep olması da mümkün. Ondan çıkartamadığı hıncı kapı arkasında kızlardan çıkartma ihtimali de. Belki de ben tam bir paranoyağım bilemiyorum. Bunların hepsini izleyip göreceğiz ama o müzikler yok mu o müzikler, onların diziye çok şey kattığı kesin. Hem jenerik müziği, hem de bölümlerin içerisine serpiştirilen müzikler enfes... Pek tabi, senaristlerimizin iki bölümdür konuşturdukları kalemleri de enfes... Dilerim kalemlerini hep böyle konuştururlar ve fenomen bir yapım olarak diziyi kış ekranında da izleyebiliriz...

Beklenen Kral

3 yorum :

  1. İlk bölümün bir kısmını ve dünkü bölümün neredeyse tamamını izledim. Artık yerli dizi takip etmek istemiyordum ama Güneşin Kızları bana diğerlerinden daha farklı geldi. İnsanda merak uyandırıyor ve bence şimdilik gayet iyi gidiyor umarım 12-13 bölüm sonra cıvık aşk, gençlik ya da entrika dizisine bağlamaz...

    Burcu Özberk'in ileriki bölümlerde daha iyi oyunculuk sergilemesini umuyorum çünkü kendisinde o potansiyel var.

    Tolga Sarıtaş hakkında ise diyeceğim hiç bir şey yok. Oyunculuğu bence 10 numara, zaten MY'de de çok beğeniyordum özellikle Cihangir'in ölüm sahnesinde "usta" denen nice oyuncuya taş çıkarmıştı. Ayrıca maşallah çok da yakışıklı çocuk, dünkü bölümü izlerken bir an "Acaba göz rengine photosop falan mı uygulamışlar" diye düşündüm. Allah nazarlardan saklasın çok güzel gözleri var. Neyse tekrar oyunculuğuna dönecek olursam; göründüğü üzere Ali zaten normal bir tip değil, mutsuzluğu ve içinde çok büyük fırtınaların koptuğu belli. Duygularını dışarı vururken yer yer doz aşımına gidebilecek bir tip, o cam sehpayı yumruğuyla tuz buz etme sahnesi de bunlardan biriydi. Ali'nin tepkilerine biraz dengesiz demişsin (umarım "sen" diye hitap etmemde bir sakınca yoktur) ama ben tepkilerini gayet uyumlu ve dengeli buldum. Yaralı bir çocuk oluşunun acısını birinden çıkararak kendini tatmin etme peşinde ve bunu yapabileceği kişi olarak kendisinden maddi durum ve statü bakımından daha aşağıda olduğunu düşündüğü Selin'i görüyor. Ama Selin de öyle altta kalacak bir tip değil. Ali'nin Selin'den nefret ettiği falan yok sonuçta kadroda ikisi eşleşmiş, bir aşk doğacaktır. Bu arada Selin'i oynayan arkadaşın yerine başka bir oyuncu olsaydı daha mı iyi olurdu şu an kestiremiyorum ama Selin'i pek sevmedim onu biliyorum. (Ne çok Selin yazdım değil mi...)

    Evrim Alasya, bir insan Nebahat Çehre'ye bu kadar mı benzer... Oyunculuğuyla alakalı ise şu an yorum yapmasam daha iyi olur neden? Çünkü dikkat etmedim =))

    Emre Kınay bu diziyle belki de hayatının rolünde. Ne idüğü belirsiz "Haluk kişisi"ni yeteneği ölçüsünde oynuyor adam, laf etmek düşmez. Şu an Güneş ve kızlarına karşı yumuşacık bebek popişi gibi bir adam imajı çizse de içinden bir Hulk çıkacak ve sanırım ilk muhatabı Nazlı olacak. Kız resmen kaşınıyor...

    Ben Savaş'ın sevgilisinin öldüğüne inanmıyorum. Dediğin gibi Haluk tarafından alıkonmuş olabilir. Ayrıca Savaş'ı oynayan arkadaş fizik olarak gayet iyi olsa da şu an gördüğüm kadarıyla oyunculuk bakımından ı ı...

    Eyyorlamam bu kadar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şahane bir yorum. Yeni yazımı yayınlamamın hemen ertesinde okumak çok iyi geldi. Değerli görüşlerin için teşekkürler...

      'Sen' diye hitap etmende hiçbir sorun ya da sakınca yok.

      Her zaman da eyyorlamaya beklerim, sevgiler.. :)

      Sil
  2. bu yaz en çok ilgimi çeken dizi. hem oyuncuları hem de hikayesiyle.

    YanıtlaSil