19 Haziran 2015 Cuma

Güneşin Kızları: İlk bakış


Yayınlanan ilk tanıtımıyla birlikte, tutması mümkün yaz dizilerinden birisi olacağını hissettirmişti aslında. Emre Kınay değer verdiğim bir oyuncu ve içerisinde yer aldığı yapımlara ayrıca bir sempati beslemem de bu sebeple kaçınılmaz. Onun özellikle hayat verdiği hiçbir karakteri birbirine benzetmemesi de bunda bir diğer etken elbette. Hakeza, Evrim Alasya'nın da yine Kınay gibi asla bir önceki ya da bir başka oynadığı karaktere benzemeyen oyunculuğu seyir keyfini katlayacak etkenlerdendi gözümde. Sorun sadece genç kadroydu benim için ve birinci bölüm sona erdiğinde de, sadece o noktada soru işaretleri kalmıştı geriye...

Kadro

Dizinin kadrosu, Emre Kınay (Haluk), Evrim Alasya (Güneş), Tolga Sarıtaş (Ali), Burcu Özberk (Nazlı), Berk Atan (Savaş), Hande Erçel (Selin), Miray Akay (Pelin), Meltem Gülenç (Rana), Funda İlhan (Sevilay), Teoman Kumbaracıbaşı (Ahmet), Süreyya Güzel (İnci), Sarpcan Köroğlu (Emre), İrem Helvacıoğlu (Tuğçe), Ege Kökenli ve Sarper Arda Akkaya'dan (Can) oluşuyor. Senaryo, Güneşi Beklerken'den tanıdığımız Deniz Dargı ve Cenk Boğatur tarafından kaleme alınmakta. Süreç Film imzası taşıyan dizinin yönetmen koltuğunda ise başarılı bir isim, Sadullah Celen oturuyor...

Ön Yargılar

Güneşin Kızları başlamadan önce sosyal medyanın gündeminde olan tek konu, isim benzerliği sebebiyle Güneşi Beklerken'in taklit edileceği bir yapım olduğu kaygısıydı. Özellikle, Güneşi Beklerken fanları tarafından daha ilk dakikadan bileti kesilmiş ve en uzak diyara yolcu edilmişti bile. Tabi ilk bölümle birlikte ortada sadece bir isim ve oyuncu benzerliği olduğu ortaya çıktı. Gözlemlediğim kadarıyla çoğu da ön yargılarından ötürü pişmandı. En güzeli...

Kısaca hikâye

Dizinin hikâyesini, güzel mi güzel Güneş öğretmenin birbiriyle tamamen zıt karakterlere sahip üç kızıyla tek başına verdiği hayat mücadelesinin, bir gün ultra zengin bir iş adamı olan Haluk tarafından gönlünün çalınmasıyla değişmesi olarak yorumlayabiliriz zannediyorum. Bu iyi bir değişim mi kötü bir değişim mi noktasında ilk etapta iyi yönde yanan lambalar, bölümün sonunda kötü yöne doğru kaymaktan kendilerini alamadılar..

Karakterler


Haluk karizmatik, zengin ve oldukça da ilgili bir kimse görünümünde ve haliyle ilgi duyacağı her kadını da elde etmek noktasında zorlanmayacağı açık. Bunun yanında bakışlarında hep bir derinlik olan, o derinliğin içerisinde de korkunçlu hikayeler gizliymiş gibi duran bir esrarlı tarafı da var-dı-. Güneş'e olan aşkı, onun için her türlü fedakarlığı yapmaktan çekinmeyecekmiş gibi bir haleti ruhiyeye sahip olması da parasından ve gücünden beklenmeyecek bir içtenlikti... Tabi ilk etapta böyleydi, ne zaman ki oğlu Ali babasının Güneş'le evleneceğini öğrenip hesap sormaya kalktı, işte o zaman o korkunçlu derinliğin de ayak sesleri duyulmaya başlandı. Çalışma odasının kapısını kitleyip Ali'ye baktığında, çocuğun başına bir şey geleceği belliydi. Nitekim birkaç sahne sonrasında kemerle üzerinde grafik çalışması yaptığını gördük. Ve bitmedi, bölüm sona erdiğinde Güneş'e olan ilgisinin aslında ilgiden çok bir takıntı olduğunu ve yıllardan beri onu yakından takip ettiğini öğrendik. Yani karşımızda hastalıklı bir psikopat duruyor gibi. Güneş'in sonu hayrolsun vallahi..


Güneş güzel mi güzel bir edebiyat öğretmeni... Birbiriyle apayrı karakterlere sahip üç kızıyla sürdürdüğü hayatı, Haluk'un dahil olmasıyla tamamen değişmenin eşiğinde ve her ne kadar Haluk paldır küldür her şey olsun bitsin istese de, o daha emin adımlarla ilerlemek derdinde. Özellikle İstanbul'a gelmek ve Haluk'un evinde kalmak noktasındaki çekinceli halini anlamak çok mümkün. Hele bir de Haluk'un ablası Rana'nın ona karadul imalarıyla örülü saçma sorular sorduğu ve davranışlar içerisinde bulunduğunu düşünürsek... Bu evliliğe en başından beri karşı çıkan olarak kızı Nazlı'nın attığı 'intihar' adımı günün sonunda her şeyi çözmüş gibiydi ama annesinin oldukça üzüldüğünü görünce, tam tersi bir girişimle gelin halayının baş aktörü olması kaçınılmaz bir sonu resmediyordu. Güneş'in derdi tasası da muhtemelen evlilikten sonra baş gösterecek..


Ali, Haluk'un oğlu ve tam bir zengin şeysi-anladınız siz-. Kendi kafasında olan arkadaşlarıyla her türlü pisliği ve görgüsüzlüğü yapmaya da açık. İlk dakikadan tüm antipatimi topladı diyebilirim. Yalnız Tolga Sarıtaş'ın tepkilerinde biraz daha ölçülü olmasını öneriyorum... 


Savaş, sert mizaçlı bir karakter. Haluk'un ablası Rana'nın -üvey- oğlu. Geçmişi biraz karanlık ve zamanında bir kızın ölümüyle suçlanmış. Tabi hali ve tavrından aslında suçsuz olduğu anlaşılıyor. Altından Haluk'un çıkmasından korkmuyor değilim. İlk bölümden Berk Atan'ın karakterin üstesinden geleceği izlenimini aldım... 


Selin, tam bir evlerden ırak vak'ası. Görmemişliğin dibinde sürünüyor. Güneş gibi bir kadın böylesine hayasız bir kız nasıl yetiştirmiş demekten alamıyorum kendimi. Herhalde karakterini edindiği sıralarda annesi okulda ek dersteydi... Hande Erçel'in zamanla karakteri daha iyi giyebileceğini düşünüyorum. Yalnız fazla kanırttığını belirtmek zorundayım... 


Nazlı, daha ilk sahnesinde beni benden aldı. "Erkek gibi kızım ama bir karış etek giyerim" kafasına sağlık. Selin'in tam tersi, asabiyet tavan. Sanırsın on leşi var, on birincisini gözlüyor. Bölümün sonunda, tam da Haluk'un kızı olacakmış demedim değil. Burcu Özberk'e karakterinin üzerine biraz daha düşmesini öneririm. En çok sivrilecek genç karakter o olacak belli ki, biraz daha özen süper olur... 


Ve son olarak Peri... Tam işte bu Güneş'in kızı diyeceğimiz tabiatta. Annesine karakter ve huy bazında çokça benziyor. Hani Rana, Güneş'e üçünü de aynı kişiden mi yaptın imasıyla patavatsız bir soru yöneltti ya?.. Hah işte, onu eğer bölümün sonunda sorsa kimse kızmazdı ona. Bu üç apayrı karakter, ancak bambaşka erkeklerin mahsulü olabilir gibi duruyor. Miray Akay karakterinin hakkını veriyor bu arada, tebrikler ona kocaman...

Eleştiri-yorum-

Dizinin en sevdiğim yanı, ilk bölüm diye herkesi tek tek tanıtmaya girişmeden hemen konuya odaklanılmasıydı. Bu konuda Deniz Dargı ve Cenk Boğatur'u kutluyorum. En çok gözüme batan sahneler ise gerçekçiliğinden zerre şüphemin olmadığı zengin çocuklarının ukala dünyası ve havuz sahneleriydi. Alıcan ıslak tuvalet terliğini hepsinin ağzına ağzına çalışıcan böyle. Ancak akıllanırlar belki... Onların gölgesinde Nazlı, Selin ve Peri nasıl bir evrim geçirir bilinmez. Şuan için bildiğimiz aşkların fitilinin ateşlenmeye başladığı. Nazlı-Savaş, Selin-Ali ve Peri-Can aşkları bomba olur mu bilmem de, karakterlerin birbirine uyumlu eşler bulması iyi oldu. Selin ile Savaş'ın çift olduğunu düşünsenize?.. Çocuk gerçekten katil olurdu herhalde... Bu arada Can karakterine hayat veren Sarper Arda Akkaya'yı bu sezon ekrana gelen O Ses Türkiye'den tanıyoruz. Orada genç kızların bağrış, çağırışları arasında az performans sergilemedi. Seni hınzır seni...

Sadede gelirsek, göze batan birçok nokta olsa da ilk bölüm için hiç de fena değildi... Zaten aldığı reytingler de bunu gösterdi. Tabi TOTAL ve AB'de tekrarının daha çok izlenmesi, işin ilginç yönü olarak hafızalardaki yerini aldı. Yalnız giyim kuşam konusunda sınıfta kalındığını belirtmek durumundayım. Özellikle, Haluk'a reva mı o giydirilenler demekten alamıyorum kendimi. Özen lütfen... Yer yer ekrana yansıyan ışık ve renk sorunları sebebiyle çekim kalitesine dokandırmak isterim ama Sadullah Celen saygı duyduğum bir reji üstadı. Dilerim sonraki bölümler bu sorun ortadan kalkmış olur. Yolun açık olsun Güneşin Kızları, bol reytingler...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Görseller gunesinkizlariizle.com fan sitesinden alınmıştır.

    YanıtlaSil
  2. Senaryo ve Oyunculuğu bakimindan boyle bir diziyi özlemişiz.Tüm oyuncular,canlandırdığı rollerin gerçek sahibi gibi olmakla beraber, tek elestirilecek yani Güneş rolünü canlandiran oyuncunun performansi..Bu kadar merkez bir rolde,mimikler,oyunculuk,verdiği duygu bu kadar zayif olabilir..Diğer ekip bu açığı kapatiyor...

    YanıtlaSil