18 Haziran 2015 Perşembe

Poyraz Karayel: Nasıl geçecek onca zaman?..


Öyle bir şok denizinden çıktık ki, bir yerden sonra verecek farklı tepkim kalmadı... Bir beklerken iki kötü cezasını buldu ama ikisine bedel olduğu muhtemel yeni bir kötümüz de peydah oldu. Nasıl biri olduğu tam bir giz içinde ama oğlu da içimizde... Şimdi nasıl geçer üç ay, eyyy Ethem Özışık sen söyle?!.

24. Bölüm -Sezon Finali-


Her şeyin karman çorman bir hâl almasının sebebi olan belgenin sahte olduğunu öğrenen Poyraz'ın, gidip Mümtaz'dan hesabını sormasından daha mantıklı bir şey yoktu ama o Ayşegül'le birlikte bir oyuncakçıda sabahlayıp, ertesi gün de hiçbir şey olmamış gibi davranınca bir garibime gitmedi değil. Poyraz bu, onun yaptıklarına akıl sır ermiyor mâlum. Antikahraman olmanın tüm gerekliliklerini başarıyla yerine getirdiği ise apaçık ortada. Bu durumda da olan Ayşegül'e oldu diyebiliriz. Sabahladıkları oyuncakçıdaki performansları ise yine her zamanki gibi şahaneydi. 




Ayşegül, önüne düşen bir Ninja Turtles oyuncağı ardından hem kendisini hem de bizi kardeşinin öldüğü güne geri götürdü mesela... Kardeşi 7 yaşındayken ona aynı oyuncaktan almış ve o da öldüğü güne kadar şans getirdiğine inandığı oyuncağı bir an olsun yanından ayırmamış. O sabah okula giderken de yanına aldığı oyuncak, öldükten sonraysa bir daha bulunamamış... Ayşegül oyuncağın başına ne geldiğini merak ederken, biz bölümün sonunda bu sorunun cevabını öğrendik... İşlerin daha da karmaşıklaşacağını, şuan içinde bulunduğu durumdan daha fenalarına gark olacağını tahmin edemezdik. Bakalım o gelecek sezon bu acı gerçekle yüzleştiğinde neler olacak?..


Poyraz'ın Ayşegül'ü kaçırması ardından daha da sinirlenen Bahri, ona hiçbir zarar vermeyeceğinden de adı gibi emindi. Aslında Poyraz'ın kendisini gerçekten sevdiğine de inanıyor ama işte mafya düzeni adam ne yapsın, illa çekip vuracak. Şanı nasıl yürür yoksa(!).. Poyraz'ın yardımına şimdilik onun ve Songül'ün sayesinde(!) elde edilen delillerle alınan gözaltı kararı yetişmişti ama yine bir cendere içerisine çekilecekti elbette...




Karakoldan Sadreddin'e hemen gözaltı kararı uçuruldu ve herkes gerim gerim gerilirken, bunu duyan Bahri her zamanki halinden pek de farklı davranmadı. "Aç açına gidilmez" diyerek, herkesi kahvaltı masasına bile topladı. Savcı, emniyet amiri ve Mümtaz'ın da içlerinde olduğu polisler malikaneye geldiğindeyse, özellikle Mümtaz cephesinde tüm ipler birden kopuverdi. Zira polisler evdeki aramada, Bahri'nin gizli kasasını da buldu ve içinden çıkan zarfta Mümtaz'ın Zafer ile olan pozları duruyordu... Malikaneye geldiğinde havasından geçilmeyen Mümtaz, birden ateş çemberinin ortasındaki isimlerden birisi oldu ve emniyet amiri ile savcı gördüğü fotoğrafların ardından onu hemen bu dosyadan el çektirdi. Mümtaz'ın başına geleceklerin resmi belirginleşmeye başlamıştı bile... Songül hariç herkesin gözaltına alınıp götürülmesi ise onun dizinin en ballı karakteri olduğu gerçeğiyle bizi yeniden yüzleştirdi. Kadın kedi gibi dört ayağının üzerine düşüyor sürekli. At koştursun malikanede şimdi...


Karakola götürülen Bahriler, karşılarında Poyraz'ı görünce elbette gerim gerim gerilip ayar vermeyi ihmâl etmediler. Onlar içeriye giriyordu şimdi ama ne Poyraz ne de asıl düşmanları Zafer için, galibiyet değildi bu... İlk ders alan Zafer oldu...


Açıkçası beklemediğim bir sondu yaşadığı. Onun saçmasalak planlarını bir sezon daha çekeceğimizi düşünüyordum ben. Son ana kadar, şüphelenmedim bile başına bir şey geleceğinden. Ama Bahri'nin içeri alınmasını kutlamak için çağırdığı karanlık kimselerin, sonu olduğunu kısa süre içerisinde o da biz de anladık... 






Elinde süt bardağı galibiyetini kutlarken, Bahri'yi arayıp dalga geçmeden duramadı. Yanında Bahri'nin yakın arkadaşlarının da oluşunu kullanarak, alayına da başlamıştı ki; birden o adamların ceplerinden bıçaklar çıkarttıklarını gördük. Ve sonrası tam bir seyir keyfi... Sırayla her biri Zafer'in muhtelif yerlerine bıçak darbelerini geçirdi ve Bahri'den aldıkları talimatın ardından, üzerine benzin dökerek kendi ateşinde cayır cayır yaktılar... Zafer defteri de böylece kapanmış oldu... Engin Benli'yi şahane Zafer performansı nezdinde kutluyorum. Kızı meselesinin yeniden hiç gündeme gelmemesini ise dip not olarak düşmek istiyorum. Kız ortada kaldı, ne olacak bakalım şimdi. Bu arada, her yeri sargılar içerisinde bir Zafer görmek istemiyorum gelecek sezon; ona göre...



Diğer ders sırası Poyraz'a gelmişti ama öncesinde, Bahrilerin görülen ilk davalarına katıldık. Çok fazla uzatmadan hakim, tutuklanmaları kararını verdi ve yine bindirildikleri polis minibüsüyle, hapishaneye götürülüyodular ki birden işler sarpa sarmaya başladı. Minibüsün şoförü aniden güzergahı değiştirdi ve buna karşı çıkan diğer polisi vurarak öldürdü-Bu tür sevkiyatları yapan Jandarma değil midir? Hadi mahkemeye polis minibüsüyle geldi, hapishaneye transfer niye yine onunla yapılmaya çıkıldı anlamadım. Neyse...-. Arkada bizimkiler ne olduğunu anlamaya çalışırkense, minibüs eli silahlı bir grup adamın önünde durdu... Onların önlerinde duran diğer adam ise kararlı bir ses tonuyla, ellerindeki Adil Topal dosyasını istediğini söyledi... Bu zat-ı muhterem, yeni kötümüz Adil Topal'ın bir numaralı adamıydı ve öldürmeye pek meyilli olduğunu, Sefer'in bacağına sıktığı kurşunla göstermeyi ihmâl etmedi... 



Bahri ile Sema dosyanın kendilerinde olmadığını söyledi ama ne çare, tam sonları geliyordu ki şoförün atlattığı polis ekibi onları buldu ve bir çatışma hali peydah oldu. Bahriler kaçmaya çalıştılar. Sefer de onlar için kendisini siper etme derdine düşünce, dört bir yandan kurşunlara maruz kalmak suretiyle ölümle dans etti. Tabi Zülfikar, Taş Kafa ve Sadreddin hemen yetişip, adamları hakladı. Bundan sonrasında ise sırada Poyraz'ın alması istenen ölüm dersi vardı... 




Yurt dışına gitmek üzere hazırlanan Begümler, Bahri'nin yakın mafya yoldaşı tarafından zorla alıkonarak; Poyraz'ın ellerine kolayca gelmesi için yem olarak kullanıldılar. Ayşegül'ün yurtdışına gitme fikrini öğrenen Poyraz'ın son anda havalimanına yetişmesi ve onu da bulması ardından her şey çözülecek zannederken, birden Sinan tarafından arandığını gördü. Açtığında ise karşısında, onları kaçırtan mafya babası vardı. Hâl böyle olunca Ayşegül'le konuşamadan, adamın evine gitmek zorunda kaldı. O Begümleri salmış, şimdi ise sırada Poyraz'ın cezasını kesmek vardı-ki birden Poyraz'ın kafasına silah dayayan korumanın başından vurulduğunu gördük. Daha sonra sırayla herkesin tek tek hedef alanına girdikten sonra vurulduğunu... Sonunda yaşayan canlı türü olarak evde yalnızca Poyraz kalmıştı. Herkesi paklayan sniper elinde telefonu, bölümün başından beri adı geçen Adil Topal'la görüşüyordu şimdi de. Poyraz'ın hayatta olduğunu söyleyerek toparlanıp gitti...



Poyraz yırtmış ve tam bu anın ardından, Ayşegül'ün içinde olduğu uçakta bitmişti. Ben hemen "Işınlandı herhalde" diye laf sokmacalı twit atmaya hazırlanırkense, o sahnelerin Ayşegül'ün hayâlinden ibaret olduğunu gördük. Ayşegül'ün içerisinde olduğu uçak, havalanmış ve onu kimsenin bulamayacağı bir ülkeye götürmeye başlamıştı bile...














Bundan sonrasında beklenmedik diğer gelişmeleri izlemeye koyulduk... Önce Mümtaz'ın polislikten men edildiğini, hemen ardından Poyraz'ın tekrar polis olduğunu öğrendik. Daha sonra tüm karakterlerimizi tek tek, içerisinde oldukları durumu yorumlarken gördük-Sefer'e de bir şey olmamıştı-. Poyraz'ın ise belinde silahıyla sahil kenarına oturup, onlara kendi buhranlarıyla eşlik ettiğini... 





Sonra Sema'nın olduğu koğuşun kapısı açıldı ve gardiyan bir ziyaretçisi olduğunu haber verdi. O görüşme salonuna gittiğindeyse karşısında Cevher oturuyordu. Poyraz'ın ona bir belge gönderdiğini ve onunla ne yapması gerektiğini görünce anlayacağını söyledi. Sema belgeyi aldı; bu Poyraz'ın polis olduğuna dair hazırlanan o sahte belgeydi. Arkasında da kocaman harflerle sahte olduğu yazıyordu. Çıkış biletleri elinde olan Sema haliyle oldukça sevinmişti...






Sonra tekrar Poyraz'a döndük ve iki yeni bomba gelişmeyle sarsıldık... Bahrilerden Adil Topal'ın dosyasını isteyen adamı, sahilde oturan Poyraz'ı izliyor ve ona "Oğlunuz Poyraz ..." Buyur?.. Evet, Poyraz'ın arkasından çokça saydırdığı babası Adil Topal'ın ta kendisiydi; hem de Bahri'nin gelecek sezondaki bir numaralı düşmanı olacak... Ve bir diğer bomba gelişmeyse, Bahri'nin oğlunu öldüren o yüksek dozda uyuşturucunun Adil Topal'ın emir verdiği adamının marifeti olduğuydu... Gittiğimiz flashbackte gördüğümüz bir diğer detay ise bölümün başında Ayşegül'ün kardeşinin ölümünden sonra bulamadıklarını söylediği Ninja oyuncağı adamın elinde duruyordu... Bu bomba üzerine bombanın ardından, sezon finali perdesi ardına kadar kapandı...

Üst üste o kadar şok yaşadık ki, yazının başında da dediğim gibi; bir yerden sonra verecek farklı tepki bile kalmadı elimizde... Poyraz ve Ayşegül ilişkisinin en büyük derdi daha yeni başlarken, Poyraz'ın babasıyla olan yüzleşmesi ve babasının kim olacağı soruları şimdiden akılları kurcalamakta. Şahsen benim aklıma gelen ilk isim Haluk Bilginer oldu. Ona karanlık adam olmak çokça yakışıyor ve Adil Topal olarak izlemek süper olurdu. Tabi bunu öğrenmek için daha birkaç ay beklemek zorundayız... Ondan önce yapmamız gereken şeyse teşekkür etmek elbette... Bunca haftadır verdikleri tüm emekleri için yazanın, oynayanın, yönetenin, çekenin ve tüm geri kalan ekibin eline koluna sağlık. Kısa süre sonra yeniden buluşmak dileğiyle...

Beklenen Kral

2 yorum :

  1. Şahane süper ötesi bolumdu ya bu 3 ay nasıl geçer ki şimdi. En çok da klişe sahnelerle bitmediğine sevindim. Sizi de ayrı tebrik ediyorum güzel a nalizleriniz icin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle zor geçecek zaman. :)

      Ayrıca beğeninize teşekkürler, sevgiler..

      Sil